Emre farklı bir şehirde ailesinin yanındaydı. Normalde İstanbul’da yurtta kalıyor ve üniversite okuyordu. Tatil henüz bitmediği için bir süre daha ailesiyle kalacaktı ama tatilin sonunda İstanbul’a dönecekti.
Aylar boyunca konuştuk. Aramızda çok güzel bir uyum vardı. Saatlerin nasıl geçtiğini anlamadığımız sohbetler ediyor, birbirimizin günlük hayatının bir parçası hâline geliyorduk.
Fakat İstanbul’a dönmesine son üç gün kala her şey değişmeye başladı.
Bana karşı daha soğuk davranıyordu. Mesajlarıma çok geç cevap veriyor, eskisi kadar ilgili görünmüyordu. Bunun nedenini bir türlü anlayamıyordum. Aslında sevgili değildik; ikimiz de birbirimizi yüz yüze görmeden kesin bir karar vermek istememiştik. Ama yine de bu ani mesafe canımı çok yakıyordu.
Günler geçtikçe içimdeki huzursuzluk büyüdü. Ona yazdım, aradım ve sonunda konuşma fırsatı buldum.
Bir süre havadan sudan konuştuktan sonra, aklımı kurcalayan soruyu sordum.
“Emre, bana karşı bir şey hissettiğine emin misin?”
Kısa bir sessizlik oldu.
Sonra verdiği cevap, beni adeta olduğum yerde dondurdu.