İçeriğe geç

VAMPİRİSTİK

Bölüm 7 · 5 dk okuma

VAMPİRİSTİK

Bölüm 7

SIR

SIR

Gözlerimi yavaş yavaş aralayarak açtığımda tanımadığım bir odada tanımadığım bir yataktaydım. Yavaşça yataktan doğrulmaya çalışırken başıma saplanan ağrı ile kalakaldım.

Dün gece ne olmuştu!? Hiçbir fikrim yoktu ama şu an tüm anılarım bendeydi! Tabii gerçekse. Ama gerçek olmasaydı burada ne işim…

Dur bir dakika!

Hayır!

Düşündüğüm şey gerçekleşmiş olamaz!

Üstümdeki yorganı fırlatıp attıktan sonra dün geceden kalma kıyafetleri gördüğümde rahatladım.

Malum durum sorunu yaşamamıştım bu iyi haberdi.

Ama evimde de uyanmamıştım.

Yani dün gece gerçekleşmişti.

Önceki partide olanlar da öyle…

İşte bu da kötü haberdi.

Tamamen berbat bir haber!

Ve o an yatağın önünde belirmişti.

‘’Sen!’’ Bir hışımda yanıma geldiğinde sırtımı yatak başlığına dayayabilmek için doğruldum. O ise beni umursamamışça bambaşka bir şey söylemişti.

‘’Daha iyi misin? Dün gece… Kendinde değildin ben de bu yüzden seni evime getirmek zorunda kaldım.’’

Eli çeneme sürterken başımı hızlıca çevirip elinden kurtuldum.

‘’Kimsin sen!?’’ Dün gece olup biten her şey film şeridi gibi geçip giderken anılarım da geri gelmişti.

Çatlayan başımın ağrısıyla kendisine sığındığımda elleri belimi sarmış sonrasında da beni sertçe kucağına çekerek buraya getirmişti.

O gözler… O kanlar… Ölü bedenler… Her şeyin sebebi kendisiydi. Ve şimdi o kanlı elleri bana dokunuyordu.

Bir canavarın evindeydim.

Bir canavarın kolları arasındaydım.

Beni öldürmeyen ve koruyup kurtaran bir canavarın!

‘’Daha doğrusu nesin sen!?’’ Elleri tekrardan çeneme sürttükten sonra sertçe çenemi tutup gözlerine bakmam için yüzümü kendisine çevirdiğinde gülümsedi.

‘’Wilhelm Donovan. Vampirim.’’

…

Vampir…

Şu an da üstündeki bir vampir rahatlığı mıydı?

Gözlerim açık öylece suratına bakakalmıştım.

Vampir ha?

Kan emiciler. Canavarlar. Canavarların insana benzeyen hallerine verilen ad ‘’Vampir’’.

Vampirdi demek. O kan çanağı gözler, sivri dişler ve soğuk bedenler… Vampirlere aitti.

Parçalayan ve öldüren.

Tüm bütün bunları zevk için yapan.

‘’Artık biliyorsun işte.’’ Çok normalmiş gibi… Bir de gülerek söylüyordu. Ve tek sorun bu da değildi. Kendisini daha önce hiç görmediğim, ilk defa şimdi tanıştığım bir adamdı kendisi ve gayet de rahattı. Rahat tavırlar, rahat hareketler ve söylemler. Vampir olmak bunu mu gerektiriyordu gerçekten?

‘’Vampirlerin sırrına hoş geldin. Artık sen de bir sırdaşsın. Ve bunu canın pahasına koruman gerektiğini benim sana söylemem gerekmiyor değil mi? Elimde olsa tek bir anda unuttururdum her şeyi ama bil istedim. Telkin edilemeyecek kadar güçlü bir iraden var ve bu da seni kurban yapar. Hiçbir şey bilmiyormuş taklitlerine geri dön ve hayatta kal. Beni anlıyor musun, anlıyorsun değil mi?’’ İster istemez tüm bu upuzun konuşmasının ardından başımı sallamıştım. Eli çenemden ayrıldığında gözlerimi hızlıca kaçırdım.

‘’Birazcık dinlen istersen.’’ Sonrasında yataktan kalkıp beni tekrardan rahat ve nefes alabilir kıldığında derin bir nefes alarak gözlerimi tavana diktim.

Gerçekten dinlenmem gerekiyordu. Tüm bu dün gece olanlardan sonra hem de.

‘’Konuşmamıza sonra devam ederiz.’’ Ardındansa odadan çekip gittiğinde tamamen yapayalnız kalmıştım. Gözlerimi kapattığımdaysa aradığım yalnızlık beni uykuya daldırdığında güzel bir uyku çekip nihayet yorgunluğumu atmıştım.

…

İçime yayılan bir ürperti ile gözlerimi bir anda açtığımda beni izleyen bir çift göz ile karşı karşıya kaldığımda yorganı tekrardan üstümden atarak doğruldum.

‘’Günaydın!’’ Neydi bu gevşek tavırlar!? Neydi bu içimi yiyip bitiren ürpertiler!?

‘’Konuşmayacaksın tamam… En azından ismini bahşedebilirsin, benim gibi.’’ Oflayarak bakışlarımı daha fazla kaçırmadan gözlerime diktim.

‘’Adelia’’ Ama o ise adeta benimle dalga geçiyordu.

‘’Adelie.’’ Bıkkınlıkla nefesimi vererek tekrarladığımda bir hata daha yapmıştı, bilerek!

‘’Adeliade!’’ Dayanamayıp ismimi bir kez daha haykırdığımda cevap değişmemişti.

‘’Adelya!’’ En azından okunuşuna en yakın haliydi.

İç çekerek nefesimi verdiğimde sırıttı.

‘’Adelya… Güzel isim.’’ Bir hışımda yanıma geldiğinde korkarak geriye çekilmiştim ki yatağın ucuna geldiğimi fark etmemle Wilhelm’in üzerine yine Wilhelm tarafından çekilmem bir olmuştu.

‘’Yakaladım işte seni.’’ Gülümsemesi insanmışçasına yüzünde büyürken bakışlarımı delip geçici bakışlarından kurtarmak için kaçırdım. O ise beni halen daha serbest bırakmamıştı.

Dudaklarını yalayarak tekrar konuştu.

‘’ Bir daha da bırakmaya niyetim yok. Dün geceden sonra! Artık buradayım çevrende, yanında, burnunun ucunda… Seninleyim ve seni koruyacağım. Yanımda güvendesin, hiç olmadığın kadar!’’ Odada küçük bir sessizlik oluştuğunda bir anda konuyu değiştirip farklı bir konu açmıştı. Tabii vampirlerden hiç de uzak olmayan.

‘’Vampir avcılarını duymuş muydun hiç?’’ Şaşkınlıkla yüzüne bakmaya başlamışken saçlarımın uçlarıyla oynamış sonrasında da tekrar gülümsemişti.

‘’İşte onlar bizim en büyük düşmanımız. Bizi avlarlar, daha doğrusu sadece çabalarlar ama asla başarılı olamazlar. Yine de senin için bir tehdit oluşturabilirler. Sana ulaşmalarına asla izin vermem Adelya ama bil istedim.’’ Sanki… Sevgiliymişiz gibi. Sanki çok tanıdık çok yakın iki kişiyiz gibi. Samimi iki insan gibi… Nereden geliyordu bu yakınlık? Neyine güveniyordu!?

Hipnoz edilemeyeceğimi söylemişti. Peki ya bu hissettiklerim neydi?

Büyüsüne kapılıp gidiyor muydum yoksa?

Öyle olmalıydı çünkü bu hissettiklerim hiç mi hiç normal değildi!

…

‘’Gitmek istiyorum.’’ Yüzümde gezinen elini ittirerek kolları arasından çıktım ve sonrasında da yatağı terk ettim. İşte o an ne kadar perişan olduğumun farkındaydım.

Wilhelm… Vampir Wilhelm’in bakışları vücudumda gezinirken ellerimi göğsüme bağladım.

‘’Gidebilir miyim artık!?’’ Bakışları gözlerimi bulduğunda tekrardan yanıma gelmişti.

‘’Elbette…’’ Gözlerimden çok boynuma bakarken sonrasında derin bir nefes alarak ellerimden tutmuştu.

‘’Ayağının yerden kesilmesine hazır mısın? Hazır değilsen de artık hazır olmalısın, gidiyoruz!’’ Çığlıklarım rüzgârı kesip delip geçerken kendimi bir anda yurdun önünde bulmuştum.

Vampirler ve vampirlerin inanılmaz hızları!

İşte yine ve yine yurdun önündeydim ve yine yalnız başımaydım. Beni bırakır bırakmaz ortadan kayboluvermişti anında.

Arkasından öylece bakakalıp sonrasında da etrafa, sağıma ve soluma baktıktan sonra hızlıca yurda girerek odamın bulunduğu kata asansör ile çıktım.

"Kızım nerelerdesin sen ya!? Az daha gelmesen polise gidecektim!" Yurttaki odamıza girer girmez Emery'in bu kulak tırmalayan sesini duyduğumda hafif bir tebessüm etmiştim. Her zamanki Emery'di işte.

"Abartıyorsun." Diyerek içeriye geçtiğimde gözleri üstümdeydi.

"Çantan, nerede; sen neredeydin?" Emery'in aklı karışık bir şekilde sorduğu bu sorular beni de meraklandırmıştı aslında, gerçekten de benim çantam neredeydi?

Wilhelm Donovan, saf kan vampirin elleri arasında kalmış olmalıydı. Tabii parti evinden gittiğimizde elimdeymiş ise.

"Bilmiyorum, mekânda kaldı herhalde." Söylediğim sözlerin ardından Emery'in dudağı kıvrılmıştı.

"Ne oldu alkolü fazla kaçırıp biraz hızlı mı gittim yoksa ha?" Emery kendi söylediği sözlere gülmeye başladığında bende gözlerimi devirerek yatağın üstüne oturdum.

Haklıydı tabii kız. Başka hangi şartlar altında mekânı böyle terk edebilirdim ki değil mi? En azından onun düşündüğü kapasitede bu tam olarak böyle olmalıydı.

Saldırıya uğradığını ve bir kan emici tarafından kurtarıldığımı nasıl söyleyebilirdim ki!? Hele de daha yeni vampir sırrına ortak olmuş iken. Ya öl ya da yaşa. Sırrı taşırsam yaşardım. Sırrı taşımaya devam edersem Wilhelm beni korurdu.

Daha yeni tanıştığım bu adama olan güvenim nereden geliyordu bilmiyorum ama güveniyordum işte.

Ve Emery'e de gece hakkında hiçbir şey söylememe üzerinde de kararlıydım.

Emery'e dün gece hakkında hiçbir şey söylemedim.

Sır güvendeydi.

Bende ve güvende.

Birden fazla kişini bildiği şey sır olmamasına rağmen...

Vampir ırkının sırları bendeydi, bir insanda!

Bölüm sonu

2 yorum