TAKILMACA
Yorucu ama neyse ki sakin geçen bir dersin ardından öğretmenin dersliği terk etmesiyle birlikte öğle yemeği saatinde Emery ile birlikte derslikteydim.
‘’Ee hadi kantine gitmiyor muyuz?’’ Emery ayaklanıp bana bu soruyu yönelttiğimde başımı olumsuzca sallamak zorunda kalmıştım.
‘’Üzgünüm yemek için başka bir yere gideceğim...’’ Emery şaşırarak olduğu yerde kaldığında bir süre öylece durmuştu. Sonrasında ise konuştuklarımızı hatırlayarak güldü.
‘’Doğru ya! Şu mühendis çocuk. Onunla bir buluşman var! Peki öyleyse ben seni beklemedeyim ama artık daha fazla anlatmazsan peşine düşer ve yedi yirmi dört seni gözetlerim ona göre!’’ Emery’in söylediklerini başımla onaylayıp sonra da gülümsedikten sonra Emery’den küçük, kısa bir veda ile ayrıldım ve doğruca bahçenin yolunu tuttum.
Bahçeye çıkar çıkmaz beni Wilhelm karşılamıştı.
‘’Ee ne yiyoruz ya da hangi konu hakkında konuşacağız? Artık özgür olduğuna göre ve bana kalırsa…’’ Wilhelm apar topar söylediği bu sözlerin ardından bir anda üzerime yürüyerek beni duvarla arasına aldığında sırıtarak sözlerini sürdürdü.
‘’Yani bana kalırsa önce şu işi halledelim diyorum.’’ Wilhelm gülümseyerek önüme düşen saçları arkaya atıp yüzümü daha da belirgin kıldıktan sonra yüzünü daha da yüzüme yaklaştırmış ve gülümsemeye devam etmişti.
‘’Ben… Yani bu vampir çocuk… Karşımdaki… Bu insan hanıma… Büyük ihtimalle… Deliler gibi… Hastayım! Ah pardon… Aşığım! Aşkına hasta…’’ Wilhelm yanaklarımı elleri arasına aldıktan sonra duvara iyice sinmiştim.
Dudakları dudaklarıma şehvetle yaklaşırken bir anda izin verircesine gözlerimi kapayıvermiştim. Dudakları dudaklarımla buluştuktan hemen bir saniye sonra beni sertçe ittiğinde ağzımdan çıkan bir inilti dudaklarıma daha da sertçe baskı uygulamasını sağlamıştı. Alt dudağımda ani bir acı hissettiğimde ağzıma bir demir tadı gelmişti. Kendi kanımın tadı!
Wilhelm bir yanda beni öperken ve bir diğer yandan da dudağımdan akan kanları sonuna kadar sömürürken en sonunda nefesimin tükenmesiyle kendisinden ayrılmıştım. Nefes nefese kalakalmışken alınlarımız birbirine değmekteydi.
‘’Şimdi…’’ diye söze girdiğinde ve nefesi yüzüme çarptığında Wilhelm sözlerine devam etti. ‘’Artık senin için yiyecek bir şeyler bulmaya gidebiliriz.’’ Nasıl yani tüm bunlar kan için miydi yine!?
‘’Tabii seni okula bıraktıktan sonra da sıra bana gelecek… Benimde yemeğe ihtiyacım var, bir şeyler. Aslında tek bir şey. Herhangi birinden… Ama senden asla değil!’’ Wilhelm’in bu sözleriyle birlikte içim rahatlamıştı adeta. İstemsizce dudaklarım kıvrılmış ve yüzümde bir gülümseme şekli oluştuğunda Wilhelm’in bana uzattığı elini tuttum.
‘’Hadi gidelim öyleyse!’’ Gülümseyerek söylediğim bu söze karşılık Wilhelm de bana gülümseyerek bedenimi duvardan ayırdığında artık yemek için herhangi bir restoranın yolunu tutma vakti gelmişti.
İnsanların az olduğu bir yere gidene kadar elimi eli arasına alıp sıkıca kavradıktan sonra diğer elini de omzuma atarak yürümeye başlamıştı.
Biz buna genelde sahiplenici erkek tutuşu derdik ama ben buna direk sahiplenici bir vampir tutuşu diyecektim.
…
" Vampirlerin çok bir alternatifi yoktur sanıyordum? " Neredeyse lüksler içinde gezen bir restoranın içine girdiğimizde Wilhelm gülümseyerek bu sorumu cevapladı.
-Ah, tabii ki biz siz insanlar gibi çeşit çeşit şey yiyebiliyoruz ancak tek tadını aldığımız ve hoşumuza giden şey kan.’’ Demek insan yemeği de yiyebiliyorlardı. Aslında bu iyi bir şeydi. İnsanlar içinde kendilerini daha rahat gizleyebilmeleri açısından tabii.
" Yani insan yemeği yiyebiliyorsun ama tadını alamıyor musun? Çok acı olmalı!" Sözlerim adeta iğneleyiciydi ve o da bunun gayet de farkındaydı.
‘’Benimle dalga geçmesen iyi edersin yoksa karnımı seninle doyurmak zorunda kalırım.’’ Ah bu hiç de komik değildi tabii!
" Komik olmadığını biliyorsundur umarım." Wilhelm gülümseyip ağzına insani bir davranışlar fermuar çektikten sonra içeriye doğru elini uzatıp bana yolu gösterircesine bir beyefendilik taslayarak geri çekilmişti.
‘’Tamam, susuyorum. Ama sende şunu anla: Sana zarar vermek isteseydim bunca zaman beklemezdim.’’ Onun önüne geçip restorana girdiğimizde bizi kapıda bir garson karşılayarak masamıza kadar eşlik etti. Ardındansa menüleri bırakarak bizi baş başa bırakmıştı.
Bu masadaki ışıklar ve restoranın hoş müziği o anı o kadar romantikleştiriyordu ki. Hatta çiftler özellikle bu mekânı tercih edip baş başa vakit geçiriyorlardı. Tabii benim gibi yemek aşığı insanlar ise burayı tabii ki de öğrenci menüsü ile keşfetmişti. Ancak bugün öğrenci menüsü yerine kendime güzel ve pahalı bir şeyler sipariş edecektim. Bugünün özelliği ne diye sorarsanız aslında pek bir önemi yoktu benim için ama yine de... İçimden en güzel şeyleri yemek geçiyordu bu öğlen.
‘’Hazır mısın sipariş vermeye?’’ Wilhelm’in sorusuna başımı salladığımda Wilhelm tek bir el hareketi ile garsonu çağırdığında bende garson geldiği gibi siparişimi verdim. Garson tekrar siparişleri getirmek üzere gittiğindeyse Wilhelm’e döndüm. Etrafa normal bir insan gibi bakışlar atmaktaydı. Yüz hatlarında hiçbir kötü ifade yoktu. Hatta burayı sevmiş gibi de bir hali vardı.
‘’Mekânı sevmiş gibisin?’’ Wilhelm etrafta gezdirdiği bakışlarını bana çevirdiğinde hemencecik gülümsemişti.
‘’Tabii de öte yandan mekânı gözümde güzelleştiren şeylerin sadece bunlar olmadığını da söyleyebilirim sana.’’ Bazen kendisini bir canavar değil de bir insanmış gibi hayal ediyordum. Her şey o zaman ne kadar güzel olurdu değil mi? Normal bir hayat, normal bir sevgililik…
Wilhelm 'in derin bakışları ardından bakışlarımı hızlıca kaçırdım.
Gerçekten şu an biraz utanmış olabilirdim.
‘’Utanma. Benden sakın çekinme. Özellikle… Bu daha hiçbir şey biliyorsun değil mi?’’ Yerde sürünen bakışlarımı Wilhelm’e çevirip tekrardan gülümsediğimde garson da nihayet siparişlerimizi getirmişti. Ben de böylelikle Wilhelm’in sözlerine cevap vermek yerine bir kaçınma hareketi olarak önüme gelen yemekleri yemeye başlamıştım. Wilhelm ise sesini çıkarmamıştı aksine derinlemesine bakışlarla beni izlemekteydi. Bir süreliğine bakışlarımız kesiştiğinde elimdeki çatala bırakarak tekrar kendisine dönmüştüm.
‘’Ne oldu, neden beni izliyorsun?’’ Bu soruma Wilhelm sadece gülmüştü. Sonrasında da önümdeki tabağı işaret etti.
‘’Seni izlemesi daha zevkli. Sonuçta önümdeki tabaktan hiçbir lezzet alamıyorum.’’ Ve ben de Wilhelm’e kahkaha atmıştım.
‘’Öyleyse az pişmiş kanlı bir dana bonfile ye!’’ Sözlerime Wilhelm de kahkaha attığında başıyla da beni onaylamıştı.
‘’İyi fikirmiş aslında.’’ Gülümsedim ve ardından kısık bir ses tonunda söylenmeye devam ettim.
‘’İyi fikirdir tabii.’’ Gülümseyerek yemeğime geri döndüğümde tüm bu yemek yeme dönemi boyunca Wilhelm beni izlemişti. Ardındansa kendi tabağına bir bakış atıp yavaş yavaş yemeye başladı. Ağzında çiğnedikçe sanki daha da büyüyordu yedikleri ve sonrasında yüzün buruşturarak suratıma bakmaya başlamıştı.
‘’Saman yiyor gibi hissediyorum kendimi. Ve bu tavuğun hiçbir iyi tarafı yok. Kuru ve sert berbatmış! Sanırım ilk defa yemek kusacağım!’’ Wilhelm’in bu tepkisine kahkaha atarken peçetelikten bir peçete alarak kendisine uzattım.
‘’Al buna tükür.’’ Wilhelm elimdeki peçeteyi alıp ağzındaki parçacıkları hızlıca tükürüp peçeteyi de katlayıp masanın üstündeki görünmeyen bir köşeye bıraktıktan sonra tekrardan bana döndü.
‘’Vazgeçtim. Bunlar tamamen berbat! Zevkine değil, hevesine değil, isteğine bile değil bunu ben anca ceza niyetine kemiririm!’’ Kahkahalarım daha da arttığında Wilhelm sadece surat asmıştı.
‘’Bunu bir daha asla yapmayacağım.’’ Wilhelm söylenmeye devam ederken sadece gülerek yemeğimi yemeye devam etmiştim.
Benim de yemeğim bittikten sonra sanırım sırada tatlılar vardı. Kendime küçük bir köstebek pasta siparişi verip büyük bir iştahla yedikten sonra yemek işi artık tamamen bitmişti.
‘’Yemeğini bitirdiğine göre… Affedersin ama şu çöplükten çıkabilir miyiz artık!?’’ Wilhelm’in bu ani ruh ve yüz değişimi beni mahvetmişti. Hesabı isteyip ödedikten hemen sonra ben kahkaha atarak Wilhelm ise surat asarak mekânı terk ettiğimizde sonrasında doğruca okulun yolunu tutmuştuk. Dersin başlamasına on beş dakika varken daha yeni restorandan çıkmıştık.
Ve benim daha konuşacak meselelerim varken sadece on beş dakikamızın kalması moralimi fazlaca bozmuştu.
Neyse artık…
Bende okul çıkışı bu konuşma işini bir şekilde halledecektim.
…