İçeriğe geç

Valentina Roza

Bölüm 38 · 6 dk okuma

Valentina Roza

Bölüm 38

Sebebi Kalp

Bazen bazı şeyleri neden yaptığımızı bilmediğimiz ne hissettiğimizden emin olmadığımız zamanlar olur yaa işte bu bölümde Valentina Roza da bir çok kişi gibi bunu yaşıyor. O zaman sizi bölümle baş başa bırakıyoruumm.

"Bazen yaptıklarının sebebi sadece kalptir.."

~Valentina Roza~

Boğazımdaki kuruluk canımı yakarken kendimi ağırlaşmış hissediyordum. Yıllardır uyuyormuş gibi hissederken odada benim dışımda birilerinin olduğunu duymaya başlamıştım. Gözlerim yapışmış gibiyken gözlerim kapalı yeni yeni anlamlı olmaya başlayan sesleri dinledim.

"İki gün oldu, neden uyanmıyor?" endişeli ses Ethana aitti. O ne zaman uyanmıştı ki? Ve ben nasıl iki gün uyumuş oluyordum? Zihnime düşmeye başlayan anılarla dinlemeye devam ettim.

"Vücudu isyan etmiş. Yeterli besin alınmaması bir yana aldığı yaralardan kan kaybederken uzun süre ayakta ve soğukta kalmış. Bu kadar uyuması normal. Ağrılarının azalması için merhem sürüyoruz. Vücut toparlanmaya başladığında kendiliğinden uyanacaktır. Üstelik yeni iyileştiniz majesteleri. Sizin de dinlenmeniz gerek." bu konuşan ise mucize bekleyen hekimdi.

"Çıkabilirsiniz." itiraz istemeyen Ethanın sesiyle beraber kapı açılıp kapanma sesi çıktı sonrası ise sessizlik..

O kadar uzun bir sessizlik olmuştu ki Ethanın da hekimle beraber çıktığını zannetmiştim.

"Neden uyanmıyorsun?" benimle mi konuşuyordu?

"Uyanman gerekiyor ki sana tüm bağlılığımı gösterebileyim. Valentina.. Kimliklerimiz aramıza duvar örmeden önce her şeyim olduğunu söylemiştim sana.. Ancak bana nefretle bakan gözlerin sana yeni bir adım atmamı engelledi. Sanki gözlerime parıldayarak bakan gözlerle bana nefret kusan gözler başkasının gibiydi.. Ben düğün töreninde seni asla bırakmamaya karar vermiştim ama sen o odadan çıktıktan sonra sadece Roza oldun. Ne Valentina ne de Maria sadece benden nefret ederek kalbimi parçalayan Roza oldun. Bana seçim hakkı sunmadın sadece seni sana fark ettirmeden sevmek kalmıştı benim payıma.. Çok korkuyorum sana bir şey olacak diye. Lütfen uyan.. İstersen beni öldür, istersen ölümüne nefret et ama uyan. Kalbimin parçalara ayrılması ruhumun ölmesinden daha iyi." ara ara durduğu sonra derin nefesler alıp devam ettiği konuşması gözlerimi açma isteği uyandırdı ama o kadar yapışmıştı ki gözlerim açılmıyordu. Boğazımdaki kuruluksa konuşmamı engelliyordu..

Sonra başından beri elime kenetlenmiş elini çekti ve bir kaç adım sesinden sonra kapı açılıp kapandı..

Avucum hiç olmadığı kadar boşlukta kalmış gibi hissediyordum. Parmak uçlarım karıncalanırken ne düşünmem gerektiğini veya ne hissettiğimi bilmiyordum ama tekrar elimi tutmasını istiyordum Güneşi beklemesek de elimi bırakmasın istiyordum.

Tekrar uyku bastırırken bu sefer yeniden kapı açıldı ve içeri her kim girdiyse konuşmasını bekledim.

"Senin için çok endişeleniyorum." kimdi?

"Yaptığın şeyler için o kadar minnettarım ki ne desem yetersiz kalacak bunu biliyorum." bu Kraliçe Adelaydı..

"Yakınlığınızı fark ettiğim ilk günden beri sizi kraliyet ailelerinin pis emellerinden uzak tutmaya çalıştım ancak başaramadım üzgünüm. Sizin hiçbir suçunuz yok iken geçmişten gelen sorunların sizin omuzlarınıza bırakılması haksızlık. Topraklar insanlardan fazla iken insanlara yetmemesi, suçsuz halkın ölmesi, göç etmek zorunda bırakılması, yoksulluk içinde yaşaması o kadar kötü ve anlamsız ki.. Geleceğe savaş içinde olan iki krallık değil de barış içinde yaşamayı öğrenmiş yardımlaşan iki krallık bırakmak sizin elinizde, sizin evliliğinizin elinde.." sonrasında yeniden kapı açılışı ve kapanışı..

Ayık tutamadığım zihnim yeniden uykuya daldı..

___________

Yeniden kendime gelirken yavaşça gözlerimi açtım bu sefer. Kafamı kaldırdığımda beklemediğim bir şekilde elimi kavramış olan Ethanın kolumun yanına başını yasladığını ve uyuduğunu görmüştüm.

Burası hekimin odası değildi çok daha büyük ve gösterişli bir odaydı. Üzerime temiz beyaz bir elbise giydirilmişti ve fazlasıyla büyük bir yatakta yatıyordum. Ethansa yatağımın yanına sandalye koymuş ve uyuya kalmıştı.

Bilincim yeni yeni gelirken cümleleri bir bir dolmuştu zihnime..

O kadar zor ikilemlerin içinde kalıyordum ki her gün farklı bir kararla uyanıyor farklı bir kararla uyuyakalıyordum resmen. Ethan'ın yüzüne baktığımda aklımın karışmasını sevmiyordum. Karışık ve bilinmeyen şeyleri sevmezdim ben ama ona her baktığımda büyük bir karmaşanın içine düşüyordum. Sonrasında korumam gereken kardeşlerim.. Sözler verdiğim halk.. Kurtulmam gereken Ethanın üvey olsa bile babası ve Kraliçe Adelanın eşi... Ne olacaktı şimdi? Her şey o kadar çıkmazdaydı ki bazen sadece zaman dursun istiyordum..

Şimdi zaman durabilirdi mesela. Ethan yüzündeki masum ifadeyle uyuyabilir, eli elimi tutabilir ben onu izleyebilirdim. Diğer her şey bu odanın dışında kalabilirdi ama olmuyordu işte bu imkansızdı. O gün söyledikleri aklımı karıştırırken onu neden kurtardığımı da bilmiyordum.

Söylediği gerçekti ondan nefret ediyordum ya da ediyor muydum? Kahretsin! Bir şey bildiğim falan yoktu. Elimi tutmasını istiyordum ama tutmamasını da istiyordum.

Beni sevmesini istemiyordum ama benden başkasını sevsin de istemiyordum.

Krallıkların barışması için hem annemin hem babasının ölmesi gerekiyordu belki kraliçe Adelanın bile.. Ki bu barış bizim sonumuz olurdu, gerçi şu anda da aramız iyi değildi.

Ethanın yavaşça açılan gözleri gözlerimle buluşurken önce gülümsedi sonra sıkıca tuttuğu elimi bıraktı ve yeni farkına varmışçasına şaşkınlıkla gözleri açıldı ve hemen doğruldu.

"İyi misin? Yani iyi misiniz? Ağrınız var mı? Susamış olmalısınız." o hızlı hızlı konuşurken yavaşça doğruldum ve uzattığı suyu azar azar içerek derin bir nefes aldım.

"Hekimi çağırayım."

"İyiyim." tek kelimeyle kendimi ifade ettiğimde durdu ve dediğimi tescillemek istercesine yüzümü inceledi.

"Herhangi bir şey getirmemi ister misiniz?" dediğinde başımı olumsuz anlamda salladım. Siz mi?

"Odama gitmek istiyorum." dediğimde tekrar sandalyesine geçti.

"Kraliçe Adela bu odayı ikimiz için hazırlatmış.." ne demek ikimiz için?

"Bunu kabul edemeyeceğimizi söyleseydiniz.." artık ben ve sen değil biz ve siz diyorduk garipti..

"Eğer bunu yapsaydım herkes bunun zorlu bir evlilik olduğunu öğrenirdi." zorunlu..

"Öğrenmeleri bir sorun mu?"

"Değil mi?" dediğinde tek kaşımı kaldırdım.

"Halk zaten bu evliliği istemiyor zorunlu olduğunu öğrenmeleri bir şeyi değiştirmez." dediğimde başıyla onayladı.

"Nasıl isterseniz."

"Kraliçe Fiona burda mı?"

"Gitmesi gerekti ama prenses Emilla burada. Bir kaç güne prenses Almira da burada olacak."

"Emilla neden burada?" dediğimde omuzları inip kalktı.

"Sen baygınken bir çok kez seni ziyaret etti. Yakın olduğunuzu söyleyince de ben ondan kalmasını rica ettim." ne yakınlığı? Asıl yakın olduğu sensin! demek istesem de diyemedim sadece güldüm.

"Neye gülüyorsun-uz?"

"Bu odada kalalım aynı Kraliçenin istediği gibi. Düşündüm de diğer türlüsü ona saygımız olmadığını gösterir." yüzü önce şaşkınlığını saklamazken şimdi ise gülümsüyordu.

"Siz nasıl isterseniz prenses Valentina." mutlu olduğunu gizleme gereği bile duymuyordu artık.

"Valentina değil, Valentina Roza." eğer onu düzeltmeseydim Roza olduğum gerçeğini unutacaktı ancak ben bunu unutmasını istemiyordum. Çünkü gerçekler unutulmaz sadece unutulmak istenir.

Yüzü eskisi gibi sert halini alırken bir şey demedi ve odadan çıktı.

Şimdi hemen hazırlanıp şu yakın olduğum kardeşimi görmeye gitmem gerekiyordu.

Yavaşça ayağa kalkarken odada göz gezdirdim. Büyüktü. Odanın büyük bir yatağı, süslü perdeleri ve uzun kapılı dolapları, birbirine bakan karşı karşıya olan iki çalışma masası vardı. Duvarlardaki gaz lambaları ve tablolarsa tamamen gösterişti. İşin garip yanı ise önceki odamda koltuklar var iken bu kadar büyük bir odaya koltuk koyma ihtiyacı hissetmeyip iki çalışma masası koymuşlardı. Bu yüzden odanın ortası boştu.

Yavaş adımlarla ilerlerken kapıyı açıp kapının yanında dizilmiş olan hizmetlileri içeri aldım.

"Hazırlanmama yardım edin." dediğimde hepsi hızlı hızlı ve başlarını kaldırmadan işe koyuldular.

Önce yıkandım, sonrasında kırmızı biraz kabarık bir elbise giydirdiler, saçlarımı zorla kabul ettirerek ensemde bağlamıştım zaten belime kadar uzamışlardı bir de bu saçı toplayıp başımı ağırtmalarına izin veremezdim. Sonrasında takılar, ayakkabılar derken artık hazırdım.

Üzerime muhtemelen kraliçe tarafından seçilmiş olan kırmızı kuyruklu ve fazla gösteriş meraklısı elbiseyi giydirdiklerinden beri rahatsızdım. Neyse ki dekolteli değildi göğüs kısmı ve sırt kısmı düzdü ve belime kadar tamamen tenimi sarıyordu ancak kolsuz ve kabarık olması can sıkıcıydı.

Hava soğuk muydu bilmiyorum ama üşüyordum bu yüzden açık kalan gerdanım, ensem, sırtım ve kollarım beni üşütüyordu. Kabarıklığı ise yorgun bedenimin taşımak zorunda oldu taş çuvalı gibi hissettiriyordu.

Dudaklarımı kırmızıya, yanaklarımla göz kapaklarımı pembeye boyadıklarında bu süs ve şatafatın nedenini anlamaya çalışıyordum. Güzel görünmüştüm onlar sayesinde ama hasta yatağından kalkıp süslenmek garipti işte.

"Özel bir gün mü?"

"Kraliçe Adela istediği için bu şekilde hazırladık sizi. Umarım beğenmişsinizdir majesteleri." diyerek kadın önümde eğildiğinde bir şey demeden elindeki kırmızı yakutlu tacı taktım ve odadan çıktım. Bana olan kinleri o kadar belliydi ki teşekkür edesim gelmemişti.

Şimdi gidip yakın olduğum kardeşim Emillayı görmek istiyordum.

Tamammen ona olan özlemim yüzünden..

Bölüm geç geldi üzgünüm. Okunma sayısı artıyor ve bu beni çok mutlu ediyorr ben ve ValEt çifti ilginiz için teşekkür ederizz..
Bölüm sonu

1 yorum