Kahvaltımı yaptıktan sonra odama çıkmıştım. Onlar da gitmişlerdi. Bu kocaman evde bütün gün ne yapacağımla alakalı en küçük bir fikrim yoktu. Hizmetli kadın ben kahvaltımı yaparken bana başka bir oda hazırlamışdı. Bu oda diğer odaya nazaran daha büyüktü ve pencere denize bakıyordu. Açıkçası bu beni sevindirmişti. Kendimi bildim bileli denizlere karşı ayrı bir düşkünlüğüm vardı. Kokusunu içime çektiğimde baştan aşağıya huzur doluyordum.
Bunları düşünmeyi bıraktım ve eşyalarımın içinde olduğunu düşündüğüm dolabı açtım ve bingo! Gelirken tabiki hiçbirşeyim yoktu ama bana bir sürü kıyafet alınmıştı. Açıkçası bu durum beni biraz geriyor. Hiç tanımadığım bu adamın bana bu kadar iyi davranması garip. Off saçma şeyler düşünmemeliyim. Sadece bana yardım etmek istedi bu kadar. Hem dünyada demek ki iyi insanlarda var . Bunları düşünmeyi bırakıp beğendiğim kıyafetleri elime aldım ve banyoya girdim. İçerde kocaman bir küvet vardı. İçine su doldurmak için suyu açtım. Banyoda da bir sürü bakım eşyası vardı. Şanpuanlardan birini aldım ve dolmuş kuvvetin içine kendimi bıraktım. Sıcak suyun etkisiyle bir anda gevşemeye başladım. Üstümdeki tüm yorgunluk uçup gitmişti sanki. Bu huzurlu dakikaları bölmemek için kötü düşünceleri kafamdan kovdum. Biraz sonra onlarla ilgilenmek zorunda kalacaktım zaten.
İşim bittikten sonra durulandım ve üstüme bornozu geçirdim. Yatağıma doğru yürüdüm ve kendimi yatağa bıraktım. Yatak soğuk olduğundan bir an titredim. Daha sonra yatakta doğruldum ve üstümü giyindim. Saçlarımı açık bıraktım ev yeteri kadar sıcaktı bu yüzden kendiliğinden kuruyabilirlerdi. Şimdi asıl önemli olan ev konusunda kafa yormak zorundayım. Ne yapmam gerektiğiyle alakalı en küçük fikrim yok ama burda da o kadar fazla kalamam. Ama öncelikle bir iş bulmakla başlamalıyım. Maalesef en sonki iş yerimden annem yüzünden ayrılmak zorunda kaldım daha doğrusu kovuldum mu demeliyim.
-----☆-----
İş yerim çok şirin ve denize bakan bir yer buraya alınmak için çok uğraştım ama sonunda başardım.
Hemen işe başlamak için önlüğümü giydim ve dolu masalara doğru ilerledim. Genelde burası çok yoğun olmaz ama bu gün yoğun olduğu günlerden biri sabahın erken saatleri olmasına rağmen neredeyse bütün masalar dolu. Hızlıca diğer masalarında siparişlerini aldım. Bu sırada içeri çalışma arkadaşım Sude girdi. Kırmızı olan saçlarını açık bırakmıştı. Ona bu renk gerçekten yakışıyor. Üstü her zamanki gibi kendini gösteren kıyafetlerden biriydi . O benim aksime çok hayat enerjisi dolu biri ve biz herşeyimizle zıt olsak da çok iyi arkadaşlarız. Sude beni görür görmez yüzüne bir gülümseme kondurdu ve bana doğru koşup sıkıca sarıldı. " Günaydın ! " Kendimi ondan çekip gülümsedim onun bu enerji dolu hali hep bana iyi gelmiştir. " Günaydın " Sude etrafına göz gezdirdi ve anında yüzü düştü " Off ya ne kadarda dolu " Onun bu haline gülümsedim ve tezgahtan önlüğü alıp ona fırlattım. " Hadi, etrafı gördün bana yardım et . " mızmızlanarak önlüğü giydi ve sipariş almak için masalara doğru gitti. Ben de siparişleri masalara dağıtmaya devam ettim.
Ve bu sırada asla olmaması gerek bir şey oldu. Sipariş almaya gittiğim masanın birinde annemin arkadaşlarında biri oturuyordu. Ama maalesef siparişi almak zorunda kaldım ve istemesem de masaya doğru ilerledim. Belki bir ümit Sude'yi görürüm diye etrafıma bakındım ama onu göremedim. Bu yüzden her ne kadar istemesem de ayaklarımı sürüye sürüye masaya doğru ilerledim. Gerçek şu ki annemle aram pek iyi değil daha doğrusu hiç iyi değil. Kendimi bildim bileli annem benden nefret ediyor. Ama sebebinin ne olduğuyla alakalı hiçbir bilgim yok. Hayatımı hep onu mutlu edebilmek için çabaladım durdum belki bir ümit o da beni severdi. Küçükken annemin dikkatini çekmek için yapmadığım kalmamıştı. Ama daha sonralarında yani büyüdükçe onun beni seveceğiyle alakalı umudum git gide azaldı. Ve geldiğimiz son nokta kızını umursamayan bir anne ve ümidini kesen bir evlat.
Bunları düşünürken o kısacık yol tabikide bitmişti. Belki beni tanımazdı. Çünkü annem kızının varlığını reddettiği için çoğu arkadaşı benim varlığımdan bile haberi yoktu. Sadece yakın arkadaşları bilirdi ama şuan karşımda oturan bu kadının annemle ne kadar yakın olduğuyla alakalı en küçük bir fikrim yok. Kadın beni görür görmez önce yüzüne bir şaşkınlık yayıldı ama sonrasında hemen yüzüne bir gülümseme kondurdu.
" Aaa! Vira senin burda ne işin var ? "
Hayır olamaz. İşte bunun olmasında korkuyordum. Annem sırf onun arkadaşları beni çalışırken görmesin diye çalışmamı yasaklamıştı. Ve maalesef şuan başıma gelmişti. Daha kadına ne diyeceğimi düşünürken kadın konuşmaya devam etti. " Burada çalışıyor musun yoksa ? Annenin bundan haberi var mı ? Kızının böyle bir yerde çalıştığına memnun olacağını sanmıyorum. " Annem kendi çapında zengin bir insandı ve tabikide sosyeteden arkadaşları vardı. Bu yüzden benim çalışmamı gerektiren bir durum yoktu. Ama tabiki de ben , annem benden bu kadar nefret ederken ve yok sayarken onun parasını yemeyecektim. Yoksa tabikide bankamda her ay annem tarafından gönderilen paralar vardı. Kadına gülümsedim ve cevap vermek için dudaklarımı araladım.
" Ahh , tabikide annemin haberi yok ama zaten gizli tutuģum bir şey değildi. Sadece hayatın zorluklarını anlamak için çalışmaya karar verdim. "
inşallah dediğime inanacaktı yoksa gerçekten başıma büyük bir bela almış olurdum. Kadın bana baktı " Evet de senin bu hayat şartını anlamana hiç gerek yok ki hem annen de burda çalışmana memnun olmaz senin üstüne çok titriyor. " Ahh! Kesinlikle üstüme çok titriyor. Konuyu değiştirmek adına dudaklarımı araladım inşallah işe yarardı. " Kesinlikle haklısınız . Burdan çıkıcam. Ne yemek isterdiniz ? " Kadın bu işin ucunu bırakacak gibi durmuyordu. Yüz ifadesinden bu kolaylıkla seçilebiliyordu. Bu saatten sonra elimden tek ki. Annemin her ne kadar bu tavırlarına alışsam da yıllardı çalıştığım işten olmak bana zor gelmişti. Oradan uzaklaşmak istedim ve hızlıca kafeden çıktım. Annem de hemen benim ardımdan dışarı çıktı. Beni kolumdan yakaladı ve arabaya doğru itekledi. Annem şoför koltuğuna oturdu ben de onun ardından yan koltuğa oturdum. Annem hala sinirliydi ama genelde bana sinirli olduğunda bile benimle konuşmazdı. Bu sefer de değişen bir şey olmadı. Beni yok saydı ve konuşmadı. Buna alışmıştım artık, hayatımın çoğu bölümünde beni hep yok saymıştı ve ben de o beni farketsin diye didinip durmuştum.
Bakışlarımı anneme doğru çevirdim. Yüzünde hala bana olan öfkesinden izler vardı ama dışarıdan gören biri gayet sakin olduğunu iddia edebilirdi. Çünkü o kadar iyi saklıyordi ki öfkesini onu bu kadar iyi tanımasam ben bile inanırdım onun sakın olduğuna. Gözlerimi sıkıca yumdum ve kafamı cama doğru çevirdim. Daha demin yılardır çalıştığım işten kovulmuştum. Hayatımda bana tek iyi gelen ve beni mutlu hissettiren tek şeydi orada çalışmak. Şimdi dönemin ortasında iş bulmak çok zor olacaktı. Bu işi bile arkadaşım Sude sayesinde bulmuştum.
Bu sırada araba durdu ve annemin arabadan inişini duydum. Sıkıca yumduğum gözlerimi araladım. Şuandan itibaren yalnız kalmıştım. Annem çoktan odasına gidip kapıyı kitlemişti. Bundan emindim. Kapıyı açıp yavaşça arabadan indim. Evimiz iki katlı müstakil bir evdi.
Bahçede rengarenk çiçekler vardı. Bunları ellerimle dikmiştim buralara. Ben genellikle bu evde tek başıma yaşardım. Annem eve gelmeye bile tenezzül etmezdi. Geldiğinde bile hemen odasına kapanırırdı , şuan da olduğu gibi. Eve doğru yürümeye başladım. Hemen odama çıkıp günün yorgunluğu gidermek istiyordum. Aralık duran kapıyı ittim ve ardımdan kapattım. Benim odam üst katda bulunuyordu. Annemin odası ise alt katta diğer odalardan uzak yanlız bir yerdeydi. Odasından çıktığında bile benim yüzümü görmek istemezdi. Hızlı adımlarla odama gittim ve kapıyı ardımdan kitledim. Bunu neden yaptığımı ben de bilmiyorum tek bildiğim bunun bir alışkanlık olduğu. Küçükken kapımı kitleyip uyuduğumu hatırlamıyorum hatta aksine kapım açık uydurdum belki bir gün annem bana masal okumak ister diye.
Hemen üstümü çıkardım ve pijamalarımı giydim. Hemen yatıp uyumak istiyordum. Odamdaki banyoya girdim ve dişlerimi fırçaladım. Saçımı elimle düzelttim ve odama gittim. Kapının önüne attığım çantamdan telefonumu çıkardım. Sonunda her şey tamamdı artık yatabilirim. Yorganı kaldırdım ve içine girip üstümü örttüm. Elime telefonumu aldım. Sude 5 kere beni aramıştı ama telefonum sessizde olduğu için duymamıştım. Şuan Sude'yle konuşacak hiç halim yoktu tek istediğim uyumak ve aklımdaki düşüncelerden uzaklaşmaktı bu yüzden Sude'ye iyi olduğumu ve beni merak etmemesiyle alakalı hızlıca bir mesaj attım. Telefonumu komidine koydum ve gözlerimi kapadım.
Şuan tek ihtiyacım olan düşüncelerimden uzaklaşmak ve derin bir uykuya dalmaktı. Düşünmem gereken şeyleri kafamdan hızlıca kovdum onları yarın da düşünebilirdim. Bunun üzerine kendimi uykunun huzurlu kollarına bıraktım.
-----☆-----
İş ilanlarına bakmak için bir bilgisayara ihtiyacım vardı ama maalesef eşyalarım yanımda değildi. Bir anda üstüme bir hüzün çöktü , bir şeyleri çabalıyordum ama hayat sanki mutlu olmamam için elinden geleni yapıyordu. Hiçbir işim yolunda gitmiyordu. Bunları düşünmemem lazımdı bu yüzden hemen omuzlarımı dik bir duruma getirdim. Pes etmeyecektim. En azından Sude'yi aramalıyımdım . Beni merak etmiş olmalıydı. İçime derin bir hava çektim.
Dün omzumda bir çanta asılıydı neyseki onu evden çıkarken alabilmiştim. Gözlerimi sıkıca yumup açtım. Dün geceyi hatırlamak istemiyordum.
Eşyalarımı bulmak için odaya hızlıca bir göz gezdirdim. Çantam odadaki koltuğun hemen üstündeydi. Bu oda baya bir büyüktü. İçeride bir büyük ve bir küçük olmak üzere iki tane koltuk vardı. Hemen camın önündeydiler. Koltukların orda yine büyük bir televizyon vardı ve duvarlar boydan boya elbise dolaplarıyla doluydu.
Hemen koltuğa doğru yürüyüp kendimi koltuğa attım. Yanımda duran çantayı aldım ve içinden telefonumu çıkardım. Sude'nin adının üstüne tıkladım . " Vira! " kulağımı sağır edecek bir sesle bağırdı ve anında yüzümü buluşturarak telefonu kulağımdan uzaklaştırdım. "Vira ses ver . " nefesimi sessizce dışarı bıraktım ve telefonu kulağıma geri götürdüm.
" Sude sakinleş burdayım. "
" Ohh! Çok şükür. Başına bir şey geldi sandım Vira . İki gündür telefonlarıma cevap vermiyorsun. "
Duyduklarım üzerine dudaklarımın kenarı kıvrıldı. Bu kız ne kadar deli olsa da seviyordum. Arkadaştan öte kardeşim gibiydi. Onu daha fazla meraklandırmamak için dudaklarımı araladım. " Sakin ol iyiyim. Özür dilerim. Sana her şeyi en başından anlatıcam. Ama bunu telefondan yapmak istemiyorum. Bir yere gidip oturalım ve konuşalım. "
-----☆-----
O gün gözlerimi büyük bir gürültüyle araladım. Bu hayatımda ilk defa başıma geliyordu. Bu ev ben kendimi bildim bileli ölüm sessizliğine gömülüdür ve bu ses hiçte hayra alamet değildi. Hemen üstümdeki yorganı üstümden fırlattım. Aşağıdan bağrış sesi geliyordu ve işin tuhafı bu anneme aitti.
Telaşlı ve hızlı adımlarla odadan çıktım ve merdivenlerden aşağıya indim. Ve gördüğüm görüntü dehşet vericiydi. Annem eline ne geçiyorsa fırlatıyor ve çığlık atıyordu. Annemi hiç böyle görmemiştim. Hiçbir şeyi umursamayan ve duygularını büyük bir ustalıkla saklayan annem bunu umursamadan ağlıyor ve bağırıyordu. Bu gördüklerim gerçek olamazdı, o kadar dehşete düşmüştüm ki ayaklarım adeta yere çivilenmişti. Hareket edemiyordum. Bu sırada annem beni gördü. Gözü dönmüş gibiydi hızla üstüme doğru yürümeye başladı. Daha ben ne olduğunu anlamadan saçlarıma yapıştı. Canım o kadar çok yandıki dudaklarımın arasından çıkan iniltiye engel olamadım.
" Anne ne yapıyorsun! " diye bağırdım. Ellerimi saçlarıma götürdüm ve onları kurtarmaya çalıştım ama annem o kadar sert tutuyordu ki saçlarımı kurtaramadım. Annem sesimi duyduğu anda aniden gülmeye başladı ama normal bir gülüş değildi bu gülüş acıya bulanmış bir gülüştü. Aniden " Bana anne deme ! " diye bağırdı ve saçlarıma daha da çok asıldı. Artık dayanamaz bir acıya dönüşmüştü. Gözlerimden düşen yaşlara engel olamadım. Anneme ne oluyordu böyle. Beni saçımdan sürüklemeye başladı. " Anne! Dur ne yapıyorsun? " Benim de sesim artık çığlıktan farksız değildi . Ama annem beni duymuş gibi değildi. Sürüklemeye devam ediyordu. Çırpınmaya başladım ama ne kadar çırpınırsam annemin tutuşu daha da sertleşti.
Beni bir anda yere doğru attı. Bu ani hareketten dolayı dengemi sağlayamadım ve yere düştüm.
" Her şey senin yüzünden oldu! Sen olmasaydın bunların hiçbiri yaşanmayacaktı! "
Duyduklarım karşısında gözlerim kocaman açıldı. Ben ne yapmıştım ki ? Annemin hayatım boyunca beni sevmemesinin sebebi neydi ?
" Keşke annen olmasaydım ! Senin gibi bir çocuğa sahip olmasaydım ! Keşke ölseydin! "
Son dediği cümleyle vurulmuşa döndüm. Gözlerim doldu ve yaşlarımı serbest bıraktım. Kendimi bildim bileli annem beni sevmiyordu biliyordum ama benim ölmemi istediğini , bu derece benden nefret ettiğini bilmiyordum. Sessiz ağlayışlarım hıçkırığa dönüşmeye
Ellerim ve ayaklarım titriyordu ve gözlerimden akan yaşları durduramıyordum. Zorda olsa ayağa kalktım ve anneme bakmadan odama doğru ilerledim. İstenmediğim yerde daha fazla kalmbaşladı. Hayır ağlayamazdım. Tırnaklarımı sıkıca elime bastırdım. Bu gerçek olamazdı , bu bir kabustu. Evet! Bu bir kabustu. Annem her zaman bana kötü davranmıştı ama hiçbir zaman bana beni sevmediğini dile getirmemişti. Sıkıca gözlerimi yumdum ve zorlukla yutkundum. Gözlerimi geri açtım. Annem karşımda hala deli gibi ağlıyordu. Elimi zorlukla kaldırdım ve duvara yaslandım.
ayı planlamıyordum. Merdivenin trabzanlarına tutundum. Dünya sanki dönüyordu. Yukarı çıktım ve elime ilk gelen kıyafetleri giydim. Kapının önündeki çantamı aldım. Aşağıya geri indim. Anneme baktım hala yerde oturuyordu ve ağlıyordu. Onun yanına doğru ilerledim. Gidecektim burdan ama son kez annemle konuşacaktım. Yüzümdeki yaşları sildim. " Anne " diye seslendim ama kafasını kaldırıp bakmadı bile . İçimde büyük bir fırtına oluştu.
" Anne! ... Bana bak ! "
Kafasını bana çevirdi. Annemin yüzünde şimdi büyük bir tiksinti vardı. Sanki sesimi duymak onun midesini bulandırmış gibiydi. Ağlaması durmuştu.
" Anne! Ben sana ne yaptım! " Duran göz yaşlarım geri akmaya başladı.
" Anne , bana neden öyle bakıyorsun! Beni niye hiç sevmedin anne ? "
Artık hiç de sakın değildim, bağırmaya başlamıştım. Ama bu annemin hiç umrumda olmadı bana öyle büyük bir tiksintiyle baktı ki ben bile kendimden nefret ettim. Yanımdan geçip koltuğa oturdu. Burda daha fazla kalmayacaktım. Hızla kapıya doğru ilerledim. Ama o an arkadan büyük bir kahkaha sesi duydum ama bu üzüntülü veya korkunç bir kahkaha değildi.
Bu bir sevinç kahkahasıydı. Annem Yalçın Aksoy arkamdan sevinç kahkaları atıyordu , o benim gidişime çok sevinmişti. İçime tarifi mümkün olmayan bir öfke doldu. Bu öfke anında beni kendime getirdi ve kapıyı hızla çarpıp hızlı adımlarla evden uzaklaştım.