İçeriğe geç

Vahşet

Bölüm 2 · 5 dk okuma

Vahşet

Bölüm 2

2. Bölüm - Misafir

İnsanlar bazen sadece sevilmek ister , koşulsuz şartsız sevilmek. Bu bazıları için doğuştan gelen bir durumdur ama bazılarımız ise bunun için çabalar. Hem de hayatı boyunca sanki hayatındaki tek uğraş buymuş gibi.

Göz kapaklarıma değen ışık hüzmesiyle istemesemde zorla gözlerimi araladım. Gözlerime değen yabancı tavanla hemen yatakda doğruldum. Dün yaşadıklarım hemen aklıma uçuşuverdi. Sanırım arbada uyuya kalmıştım çünkü bu odaya geldiğimi hiç hatırlamıyorum. Yavaşça ayaklarımı yataktan sallandırdım. Gözlerimle odayı süzdüm. Eşyalar siyah tonlardaydı ve gayet ferahtı. Yavaşça ayağa kalktım ve banyo olduğunu düşündüğüm kapıyı araladım. Hemen elimi yüzümü yıkadım. Kısaca aynaya baktım. Ve o anda aklıma dün sırılsıklam ıslandığım geldi. Hemen gözlerimi üstüme çevirdim tabiki üstüm kuruydu ve yeni kıyafetlerle değiştirilmişti. Bunu kafama takmamaya çalışıp gözlerimi geri aynaya çevirdim. Saçlarımı gelişi güzel düzeltikten sonra banyodan çıktım. Üstümü de düzeltip odadan dışarı çıktım.

Mutfak ve salona indiğini düşündüğüm merdivenlere doğru yöneldim. Duvarlarda çok fazla tablo vardı. İçlerinden bazıları çok hoşuma gitti. Ben bunları düşünürken salona varmıştım bile. Salon da aynı şekilde siyah tonlardaydı. Bu sırada üçlü kanepede rahat bir şekilde elinde bir kitapla oturmuş onu gördüm. Yanına sessizce yaklaştım. Ben onun yanına giderken kafasını bile kaldırıp bakmadı. En sonunda tam onun önünde durdum. Kafasını yavaşça okuduğu kitaptan kaldırdı

" Otursana birazdan kahvaltı masası hazır olur. Yemek için senin uyanmanı bekledim."

Bunları söylerken yüzü çok ifadesizdi. Ben de onu anladığımı belirtmek için kafamı salladım ve yanındaki koltuğa oturdum. O ise kafasını geri kitaba çevirdi. Bir şeyler yapıyor gibi gözükmek için salonu inceliyormuş gibi yaptım. Ortam beni fazla germişti. Bu sırada kulaklarıma bir ayak sesi doldu kafamı o yöne doğru çevirdim. Adını bilmediğim adam da kafasını kitabtan kaldırabilmişti. Kapıda duran giyiminden anladığım kadarıyla evin hizmetçisiydi. Orta yaşlarda, hafif tombul ve şirin bir yüze sahipti. Bu kadını tanımasamda yüzüne yerleştirdiği o içten gülümsemesiyle içimi ısıtmıştı. " Koray Bey masanız hazır. " ve işte adını da öğrenmiş oldum. Koray ayağa kalktı

" Hadi gel "

Ben de arkasından yürümeye başladım. Odanın baştan sonuna kadar uzanan upuzun bir masa vardı. Burası evin diğer bölgelerine göre daha şatafatlıydı. Sanırım eve gelen misafirleri burada ağırlıyordu. Koray masanın en başına geçip oturdu. Benim servisim hemen onun sağ tarafına açılmıştı. Hemen ben de yerime oturdum. Masada her şeyden vardı. Koray bana dönüp " Ne yiyeceğini bilemedim o yüzden her şeyden koydurtum. Ama yine de istediğin başka bir şey varsa söyle getirsin. "

" Yok teşekkür ederim."

kafasını tamam anlamında salladı ve yemeye başladı. Ben de tabağıma biraz kızarmış ekmek koydum. " Dün pek konuşamadık. Dün senin için zor bir gündü sanırım. " Onun sözleriyle azcık uzaklaştığım anılarım tekrar gün yüzüne çıktı ve acıyla yutkundum. Kafamı tabaktan kaldırım Koray'ın yüzüne baktım. Gözlerinin rengi bugün gözüme daha hoş gözükmüştü. " Evet... dün benim için biraz zor bir gündü." Koray kafasını anladığını belli etmek için salladı. " Beni evinize davet ettiğiniz için teşekkür ederim. Dün etmeye fırsatım olmamıştı. " Mahçup bir şekilde gülümsedim. Kendimi bu evde çok yabancı hissediyordum. Buradan çabuk uzaklaşmak istediğim için kahvaltıyı biraz hızlandırmaya karar verdim ve ağzıma bir lokma attım. " Dün pek iyi gözükmüyordunuz . Belli ki gidicek bir yeriniz yoktu . O yüzden teşekküre gerek yok . " ve işte yine o acı cümle. Benim artık bir evim yoktu. Bütün iştahım kaçmıştı. Bu yüzden elimden çatalı bırakıp masaya koydum. Sandalyede arkama yaslandım.

Bu sırada salona bir adam girdi. Boyu Koray'dan biraz kısaydı. Uzun kumral saçları vardı. Yüz hatları keskindi ve yüzü Koray'ın aksine gülüyordu. Hızlı adımlarla Koray'ın solundaki sandalyeyi çekti ve oturdu. Tatlı yüzlü hizmetçi kadın ona da bir servis açtı ve uzaklaştı. Bu sırada ona baktığımı farkeden adam ilk defa kafasını bana çevirip baktı. Bu sırada içerde Koray'ın sesi duyuldu." Bu sabah erkencisin bakıyorum" Adam kafasını tabaktan kaldırıp " Biraz öyle oldu da misafir kim ? " diye sordu. O an orda kendimi çok fazlalıkmış gibi hissettim. Her şey bu kadar kötüye gidemezdi. Koray bana bakıp

" Birkaç gün burada kalacak "

O an birden kafamı Koray'a çevirdim. Sakin bir şekilde yemek yemeye devam ediyordu. Nasıl birkaç gün daha burada kalacaktım. Aslında durumumu değerlendirirsek bu benim de işime yarardı ama tanımadığım bir adamın evinde kalmak hiçte mantıklı gelmiyordu. Bu yüzden tam retdetmek için ağzımı açmıştım ki ne diyeceğimi anladığını belirtircesine bana dönüp " Sorun olmaz zaten ev çok büyük birbirimizi bile görmeyiz . " dedi. Bu sırada adını hala bilmediğim adam şaşkınlığını gizlemeye gerek duymadan araya girdi. " Ben hiçbir şey anlamadım şimdi o birkaç gün burada mı kalacak ama niye?" Bu soruların muhatabı direk Koray'dı. Bu sırada Koray bana dönüp " Ha.. Bu sırada adın neydi ? Sormayı unuttum." Adını bilmediğim adam bu sorunun üstüne daha da şaşırdı. Ben tam ağzımı açıp cevap verecektim ki sözümü kesti " Bir dakika... " Koray'a döndü. " Sen şimdi tanımadığın hatta ismini bilmediğin bir kızı evde misafir mi ediyorsun ?" Adını bilmediğim adamın niye bu kadar şaşırdığını anlamıyordum. Bu evde benden başka kimse misafir olarak kalmamışmıydı. Dur bir dakika eğer durum böyleyse. Aklıma gelen bu fikirle dehşete düştüm. Herhalde öyle bir şey olmazdı. Koray cevap vermeden hemen konuşmaya başladım." İsmim Vira... Vira Aksoy " sonunda ismimi söyleyebilmiştim. Koray bana baktı. Ona bakan gözlerim onun gözleriyle buluştu. Bu kısa süreli bakışmayı Koray hala adını bilmediğim adama çevirerek sollandırdı. Ve konuşmak için dudaklarını araladı." Dün eve dönerken karşılaştık. Yağmur yağdığı için ıslanmıştı ben de onu evine götürmek için ricada bulundum ama maalesef evi burdan biraz uzakmış. Ben de o yüzden Vira'ya benim eve gelmesini rica ettim o da kırmadı." daha sonra kafasını bana çevirip afif bir şekilde gülümsedi. O an içimde tatlı bir esinti oluştu. Beni arkadaşının karşısında mahcup etmemek için yalan söylemişti. Onun gülümsemesine karşılı verdim ve içten bir şekilde gülümsedim.

Adını bilmediğim adam bana döndü ve elini uzattı. " Tanışalım , ben Berke. " bana doğru uzatılmış eli sıktım ve afif tebessüm ettim. " Tanıştığıma memnun oldum Berke"

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.