F: sence de konuşmamız gerekmez mi önce? H: konuşalım ama böyle değil. Hyunjin Lix'i masadan kaldırıp kucağına aldı, Felix şaşırsa da düşmemek için ellerini boynuna atarken bacaklarını da beline dolamıştı. Hyunjin yürüyüp sandalyesinin yanına gitti ve kucağında Felix ile sandalyeye oturdu. F: Hyunjin napiyorsun hani konuşacaktık! Hyunjin sırıtarak cevap verdi H: burada konuşalım işte. Lix biraz utansada birşey demedi, bağışını eğdi ve konuşmaya başladı. F: biraz hızlı mı oldu sanki sonuçta sadece iki kere konuştuk. Felix'in gözlerini kaçırıp söylediği şey Hyunjin'i sinirlendirmek yerine güldümüştü H: seni 3 yıl uzaktan izledim Lix. Sadece seni görmek için kitap okumayı sevmediğim hâlde her gün kütüphaneye gelir seni beklerdim. Okuldan aklıma kalan anlar sadece seni gördüğüm anlar. Benim hafızamda bir zamanlar sadece sen vardın kazanın bile bana unutturamadığı tek kişisin ve şuan karşıma çıkmışken duramazdım. Hyunjin'in sözleri Felix'i yeniden ağlatmıştı, Lix çabuk duygulanan biriydi. F: bana anlat lütfen, herşeyi öğrenmek istiyorum. Neden Avusturalya'ya geldiniz? Hayatında kimler var? Ve resim çizmeyi bıraktın mı? Son cümleyi söylerken sesi çatlamıştı. Hyunjin'in gülümsemesi soldu, hayatında hiç tanımadığı birinin olduğunu nasıl söyleyebilirdi ona ama yalan söylemek istemiyordu. H: kazadan sonra hafızamı kaybetmiştim annemler tedavi için buraya getirdiler beni. Belki kaza geçirdiğim yerden uzaklaştırırlarsa üzüntüm azalır diye düşündüler, onlar bilmiyordu senden uzaklaşmanın beni ne kadar üzdüğünü. Felix daha fazla dayanamayıp yüzünü Hyunjin'in boynuna gömmüştü, ağladığını görmesini istemiyordu. Hyunjin fark etmişti ama birşey demeden devam etti. H: ressam olmak istiyordum ama kazadan sonra her masaya oturduğumde çizebildiğim tek şey senin yüzündü. Seni çizdim ama asla sergilere girmedim. Senin o güzelliğini başkaları görsün istemedim, resmin başkalarının salonlarını süslesin istemedim, başka birinin seni benim gözümden görmesi canımı yakardı. Zaten babam da benim şirketin başına geçmesini istiyordu, dediğini yaptım. Felix hayran bakışlarla Hyunjin'e bakıyordu, onun sevgisini hakketmek için ne yaptığını düşünüyordu. Birden kendinden beklemediği bir şekilde dudaklarını hyunjinin dudaklarına bastırdı, küçük bir buse kondurup geri çekilmişti. Bu temas Hyunjin'i mutlu etse de kafasında yarınki davet vardı, babası yarın Rachel ile nişanlanacağını söylemişti ve bu haberin her gazetede olacağını biliyordu. Felix bunu görürse canı yanardı Hyunjin'in yeniden onunla oynadığını düşünürdü, hyunjin bunu istemediği için kendisi söylemeye karar verdi. H: birşey daha var.. ben yarın nişanlanıyorum. Duyduğu cümle ile Felix yerinde donmuştu, aklı yerine gelince hızla kendini geri çekti ve Hyunjin'in kucağından kalktı. F: Ne diyorsun ya? Ağzından bir tek bu çıkabilmişti, onun hayatında biri varken kendisini öpeceğini düşünmemişti. Hyunjin'de yerinden kalktı ve onu rahatlatmak ister gibi ellerini tuttu, Felix ellerini çekmeye çalışsa da başaramadı. H: sadece beni dinle herşeyi açıklayacağım, lütfen.. Her ne kadar Felix tereddüt etse de başını salladı, yıllar sonra bulduğu birini bu kadar kolay yeniden kaybedemezdi. Ama bu sefer masanın karşısında duran misafir sandalyesinde oturmuştu, bu Hyunjin'in canını sıksa da çok üstüne durmadan Felix'in karşısındaki misafir sandalyesine yerleşti. (Klasik ofis gibi işte büyük masa var bir tarafta patronun sandalyesi diğer tarafta iki misafir sandalye ve ortalarında bir sehpa var) H: ben nişanlanacağım kişiyi hiç görmedim, ortaklarımızdan birinin kızı ama daha önce şirkete geldiğini görmedim. Babam şirket için bunu yapmamı istedi bende onu üzmemek için kabul ettim çünkü senin bu şekilde karşıma çıkmamı beklemiyordum. Hyunjin'in her sözü ile Lix'in canı daha da sıkılmıştı. F: peki şimdi ne yapacaksın, önceden belirtiyim eğer nişanlanırsan benden birşey bekleme bir daha gözüne gözükmem. H: tabii ki de nişanlanmayacağım, kendi kararlarımı verecek yaştayım. Babamla bugün konuşacağım, senin de benimle gelmeni istiyorum. İşte bunu Felix beklemiyordu, şaşkınlıkla hyunjin'e baktı. F: hemen beni ailenin karşısına mı çıkaracaksın. Hyunjin uzanıp Felix'in sehpanın üzerinde duran ellerini tuttu. H: bence geç bile kaldık 7 yıldır seni bekliyorum, 7 yıldır aklımdaki tek kişi sensin. Şimdi karşıma çıkmışken seni bütün dünyaya tanıtmak, bu benim sevgilim diyebilmek istiyorum. Bunları söylerken Hyunjin'in gözlerindeki ışıltı o kadar güzeldi ki sanki bütün şehir karanlığa gömülse Felix Hyunjin'i gözlerindeki ışıltı ile tanırmış gibi geliyordu. Hyunjin de aynısını Lix'in gülümsemesi hakkında düşünüyordu, yüzüne bakmaya doyamıyordu, yüzüne yıldız gibi serpilmiş çillere dokunmak istiyordu. F: sen beni sürekli güneşe benzettin ya resimlerinde hep parladım ve resimlerin isminde hep güneş vardı. Güneş ay olmadan var olamaz, sen bu güneşin ayısın sen olmazsan ben parlayamam hiç benden gitme tamam mı. Hyunjin aklına gelen ile sırıtarak cevap verdi. H: hem güzel hem bu kadar güzel sözler söyleyen birini bulmuşken bırakmam, artık beni hep yanında bulacaksın.
Bölüm 5
Bölüm 5
Bölüm sonu
3 yorum
İlk okuduğum zaman ki gibi yine cokk heyecanlandimmm😭
İlk okuduğum zaman ki gibi yine cokk heyecanlandimmm😭
1YanıtBu kitaptaki hyunjin my type bu arada
1Yanıt
