Beynim zonkluyor imdat...
Kendimi yataktan doğrulmaya ikna edip etrafa baktım. Oda beyazlar içindeydi. Pahalı bir otel odası ama biraz daha garip pencereden dışarı bakınca suyun dalgalanmasını gördüm.
Bir yatak gıcırtısı duyunca o yöne baktım. Uzi vardı. Saçları tamamen dağılmış ,lacivert beyaz damalı pijamayla odanın diğer tarafındaki yatakta uyuyordu. Huzurlu ve neredeyse komik görünüyordu. Yüz üstü yatmış bir bacağı ve koku yatağın kenarından sarkıyor, diğer kolu yastığın üzerinde ağzı açık kalmış. Gülmemek için dudağımı bastırıp yataktan kalktım.
Valizden bir eşofman altı tişört alıp giymek için banyoya gittim. Tişörtü çıkarırken etiket göğsümün altında bir yere takılıp acıttı. Ani boğucu bir acıyla iki büklüm oldum. Tişörtü çıkarıp aynaya baktığımda Serhat yazısını gördüm. Vay orospu çocuğu, gancık eşeğin eşinden süt emsin hayvan oğlu hayvan yavşak.
Tişörtün kumaşı yara kabuğunu yırtmıştı. Kanın sıcakkığını hissedince hemen oraya peçete bastırdım. Sonra aklıma çantamdaki ağrı kesici geldi.
Üzerime diğer tişörtü geçirip kana bulanmasın diye götümü yırttıktan sonra oraya içerden peçete bastırıp çantama koşup ağrı kesici aldım.
Kapı aniden açıldığında ödüm koptu.
Kapıda Modd kocaman gözlerle bana ve elimdeki kana bakıyordu.
- Açıklayacağım, söz veriyorum açıklayacam. Ama sakin kal lütfen.
- Sana noldu bu ne?
- Şşş sakin ol. Ve sessiz.
Ayağı kalkıp Modd'u içeri çekip kapıyı kapattım.
- Sadece kurumuş küçük bir yara vardı. Ve tişört yaraya takılınca tekrar açıldı. Bu kadar tamam mı?
- Yarayı göster. Karnında değil mi?
- Hayır gösteremem zaten küçücük bir şey.
- Göster şu yarayı.
Sesi o emirden daha kesin notaya düşmüştü. Tişörtü yaranın olduğu yere kadar kaldırdım. Bir an hiçbir şey söylemedi.
- Hassiktir... Serhat kim? Böyle bir şeye nasıl izin verirsin? Uzi görürse ne yapmayı planlıyorsun. O adamın canına okuyacak. Enfekte olmadan önce sarmamız lazım.
Kolumdan tutup sessizce odasına götürdü ve dolaplardan birinden bir rulo bandaj çıkardı.
- Ne yazık ki buralarda krem veya mikrop kapmasını engelleyecek bir şey yok. O yüzden bandajla yetinecez. Acıtırsam söyle, aklını okuyamıyorum.
Bandajı sardıktan sonra yanıma oturup iç çekti.
- Neden sustun? Yeni görünüyor. Eğer enfeksiyon kapsaydı ananın amını tersten görürdün. İster beğen ister beğenme prenses. Ama bir şey olduğunda birine bir şey söylemen gerekir. Şöyle yapalım, biri sana bir şey yapıp yara bırakırsa bana grl tamam mı? Soru sormayacağım. Eğer bizim elimizde ölürsen Uzi bizi lime lime doğrar.
Hiç cevap vermedim sadece halı desenine baktım. Zaten diyebileceğim bir şey yoktu. Haklıydı. Ama birinin soru sormadan bana yardım edicek olması güzeldi.
O sırada kapı açıldı ve Mali girdi içeri.
- Aw, bir şeyi böldüğümü bilmiyordum. Sadece... Kahvaltı hazır. Birlikte gelirsiniz, aşk kuşları.
Aşk kuşları mı? Bu da neydi şimdi?
- Aşk kuşları?
- Mali kes şunu, saçmalıyorsun.
Modd bıkkınlıkla söyledi Mali ise sırıtıyordu. Bir sik anlamadım. Mali sırıtarak kapıyı kapatıp çıktı ben arkasından baka kaldım. Modd bıkkınlıkla iç çekti.
- Bu adam beni kanser edecek. Neyse kahvaltıya yukarı çıkalım mı yoksa ağrın var mı?
- Ağrı yok zaten gidelim.
Modd'la merdivenlerden çıkıp güverteye vardığımızda masa çoktan kurulmuştu - simit, peynir çeşitleri, zeytin, reçeller... ortasında da baklava gibi duran bir tepsi.
- Bunda fıstık var mı?
Mali başını kaldırdı.
- Var, neden?
- Alerjim var, ondan uzak durayım ben.
- Daha önce söyleseydin ya. Özkan eve dönünce evde fıstıkla ilgili ne varsa atalım.
Anıl'ın sözleriyle yüzüne baka kaldım. Bir dakika, ne?
- Buna gerek yok dikkat ederim.
- Öyle şey mi olur? Alerjin varsa yaşadığın evde ne işi var? Bu hafta sonu eve temizlik ve böcek ilaçlama gelecekti. Temizlik görevlilerine söyleyim biz gitmeden hallederler.
Ne?! Şaka mı bu? Oha oha yuh. Direkt fıstığın soyunu kurutsaydınız.