- Küçük izimi gizlemek için boya yeterli mi sanıyorsun? Alın yazını silemezsin sonsuza kadar benimsin. Sıkılmadın mı? Her arkanı döndüğünde beni görmekten. Bunları senin iyiliğin için yapıyorum. Beni kabul et, ikimizde rahat edicez. Sabaha kadar çığlık atıcaksın. Sonra her sabah kusucaksın, karnın şişmeye başlayacak. Çocuğun, çocuğum olacak. Ama inatçısın bebeğim, çok inatçı.
Eli karnıma kaydı. Sevdi sanki çocuk varmış gibi. Nefret ettim bu andan, ondan , vücudumun her hücresinden , kendimden.
- Küçük bir işim var ondan sonra gidiyorum. Sen beni isteyene kadar durmayacağım.
Boynumda birkaç santim arayla başka bir morluk oluştu. Hepsini hissetmek zorunda kaldım. O gittikten sonra dakikalarca kustum. Kendime gelmem zaman aldı. Ağladımı gizlemeye çalıştım. Elim telefona sarıldı. Korkmaya başlamıştım. Kimi arayacağımı ne diyeceğimi bilmiyordum. Sadece bir an birini arayabileceğimi düşünmek istedim sanırım. Hiçbir yer güvenli değildi sanırım, sürekli dikkat etmek zorundaydım.
Taksi çağırdım, konumdan bakarak taksi yaklaşana kadar dışarı çıkmadım sonra koşarak kendimi taksiye attım. Evin dijital konumunu gösterdim. Başım çatlıyordu, uyumak istiyordum. Günlerdir uyumuyordum. Kanalizasyon faresi benden daha şanslıdır şuan. Saat akşam 7 olmuştu. Eve girdim. Salonda sohbet edip gülüştüklerini duyabiliyordum. Hızlıca odama çıkıp çantaları bir kenara attım. Sonra yatağa uzanıp öylece tavana baktım. Sonra bir şey fark ettim. Cebimde kare sert bir şey. Uyku ilaçlarım. O koymuş olmalı. Gerçekten ona güvenip ilaçları kullanmayı düşünmüyorsun değil mi? Daha iyi bir çözüm yolun var mı? Ona güvenmeyiz kim bilir içine ne koydu. Paket üzerindeki kapak açılmasın diye bantla duruyor. Belki ısıyla bandı zarar vermeden söküp geri yapıştırmıştı. Sikimde değil biraz daha uyumazsam halisinasyonlar görücem.
Tekrar düşünmeyi reddetip bir tanesini kuru yuttum. Etkisini hızlıca gösterdi. Uykuya dalarken ilk kez bu kadar huzurlu hissettim.
- Nazar uyanma vakti, kahvaltı hazır.
Omzumda bir el hissedince irkildim bedenim kendini geri attı. Kendimi ondan çektim. Acımasız gğldn suratı beklerken karşımda şaşkın bakan Modd'u gördüm. Bir oh çekerek kendimi yatağa bıraktım.
- Teşekkürler, beş dakika sonra kalkar gelirim.
- Sen bilirsin ama Özkan biraz daha yemek yemezsen seni atak bileğinden tutup sürükleyeceğinden bahsetti. Bizden sabır taşı olmamızı bekleme. Bir rutinimiz var.
Modd çıktıktan sonra kendimi yataktan itip banyoda yüzümü yıkadım ve üzerimi değiştirdim. Sonra saçımı dağınık bir topuz olarak topladım. Ve aşağı indim. Mutfağa girince masada abimin yanındaki boş sandalyeye oturup sessizce kahvaltı ettim. Bugün okula gidecektim yarında Bodrum'a gidecekmişiz. Konuşmaları dinleyerek sessizce kahvaltımı yaparken Anıl'ın sözleriyle kalbim tekledi.
- Şu bir süredir evin etrafındaki adamla ilgili bir şey var mı? Sürekli evi izlemesi tuhaf gelmeye başladı.
- Saplantılı hayranın biridir, sıkılınca gider. Ama en azından güvenliği arttırsak iyi olur gibi.
Mali sözlerini bitirdikten sonra peynirden bir dilim aldı. Artık iştahım yoktu.
Odama çıkıp üstümü değiştirdim ve çantamı hazırladım.
Kapı açıldı, Uzi'ydi. Yatağın kenarına oturdu yanını işaret etti.
- Otur.
Bir an tereddüt ettim oturduğumda Uzi parmağına biraz Krem sürdü. Sonra boynumdaki iki morluğa sürdü.
- Sevgilinle ne yaptığın inan umrumda değil. Ama daha dikkatli olmalısınız. Yoksa burası enfeksiyon kapar.
Sessizce bitirmesini bekledim. Kremi alıp çıktı. Krem cilt tonu eşitlemek için bir kremdi. Ve oldukça iyi iş çıkarmıştı.
O an düşünürken aklıma bir şey takıldı, acaba beni gerçekten seviyor muydu, yani saplantılı da olsa. Sonuçta ilaçları benim için bulup getirmişti. Uyumam için bana getirmişti.
Uzi aşağıdan okula bırakıcam seni hadi diye seslendiğinde çantamı alıp arabaya bindim. Haziran ayının başındaydık, birkaç hafta içinde okul bitecekti zaten neden okula gidiyorum ki şimdi. Her neyse siktir et.
Okula girince hiçbir yeri bilmediğimden uslu uslu abimi takip ettim. Binaya girip birinci kattaki kapısında kocaman "MÜDÜR YARDIMCISI" yazan bir odaya girdik. Uzi masada oturan adamla el sıkıştı ve masasının yanındaki iki sandalyeye oturduk. Adam kır saçlı kafasının üzerinde iki üç tel saç kalmış tiplerdendi.
- Evet, kardeşiniz okul kaydı zaten yapıldı istediğiniz gibi. 9-C sınıfına gidecek. Yeni sınıf arkadaşları ile de kolay kaynaşacaktır. Kardeşinizin yaşadığı şeyler elbette kolay değil ama biz burda öğretmenleri olarak onun bu durumu atlatmasını olabildiğince sağlamaya çalışacaz. Tabiki bunun için Nazar'ın da gayreti lazım. Okulumuza hoşgeldiniz.
Sen büyük büyük laflar ediceğine önce bana hitap ederek mi konuşsan diyorum. Öğretmenleri olarak yapıcağınız yardımı da tam olarak biliyorum, her fırsatta öğrencilere " bakın sizin kadar şanslı olmayan ailesinin yanında büyümemiş çocuklarda var" demek. Şu yaşıma geldim bir ilerisini görmedim yardımın. Ayrıca sömestr bitti ne kaynaşması valla hiçbiriyle muhatap olmam en köşede okurum kitabı yaparım çizimimi bana dokunmayan yılan bin yaşasın. Birde okul arkadaşı travmalarıyla mı uğraşıcam.
Ben düşüncelere dalmışken bunlar beni pazarlamış bile. Şu resmiyete bak amına koyim sanki kendine cariye satın alıyor.
Bugün uçan kuşa garezim var sabah sabah yatağın ters tarafından mı kalktım noluyor.
Müdür yardımcısı bunağının dediğine göre 9-C bir üst katta koridorun sonundaymış. Koridoru geçerken bir ürperti hissettim, okula gelmiş olamaz. Değil mi? Saçmalama ya yol geçen hanı mı burası. Öyle dangalakları içeri alırlar mı hiç.
- Evet gençler defterleri açalım yazmamız gereken bir kaç not var.
Bu o değil mi? O mu? Onun burda ne işi olabilir paranoyak oldun iyice. O puştun okulda ne işi var, özellikle öğretmen olarak. Hadi ama kaçmak için bahane arıyorsun zaten. Utanç verici hadi kendini tanıt kızım anından sonra kimin yüzüne bakıcan ki. Kapıyı çalıp Gel sesi duyulunca içeri girdim. Sesi nasıl bu kadar benzetebilir ki?
Öğretmen masasına bakınca kalbimin teklediğini başımın döndüğünü hissettim. Lütfen bu puşt benle taşşak geçiyor olsun.
O burda tam olarak burda.
- Sen Nazar olmalısın değil mi? Sınıfımıza hoşgeldin. Şurada Kaan arkadaşının yanı boş, 4. sıra. Geç otur bakalım. Defterini çıkar bugün fazla yazı yazmayacağız zaten.
Sessizce başımı sallayıp gösterdiği sıraya oturdum. Ellerimin titremesini durdurmaya çalışarak defter kalemimi çıkarıp yazmaya başladım. Söylediklerini düşünmüyordum bile sadece kağıda geçiriyordum.
Aniden Kaan denen çocuk kolumu dürttü. Ve fısıldadı.
- Bu kısmı yazmıyoruz, hoca yazdırdıklarının üzerinden geçiyor.
Salaklığımdan utanıp bir teşekkür mırıldandım ve kalemi bıraktım. Gevşek ağzıyla erkek keçiden süt sadığımın çocuğu sırıtıyordu. Pişmiş kelle. Şeytan diyor al şu kalemi gözüne sok. Kıvrana kıvrana enfeksiyondan gebersin piç.
Bir sakin olabilir miyiz. Sence olabilir miyiz?
Ders bittikten sonra çoğunluk sınıftan çıktı. Öğretmen konuştu.
- Gençler sizi birkaç dakika dışarı alabilir miyim, yeni arkadaşınızla bir şey konuşcam.