Onur Can Özcan -intihaşk
Onur Can Özcan'ın şarkıları benim için çok özel, şarkıları bana Doruk'u anımsatıyor kısa zamanda mezarına gideceğim.
》》》
Pars'ın hastaneye dönmesinin üzerinden 4 saat geçmişti, odanın içindeki sandalyede oturuyordu, başını arkaya yaslayarak gözlerini kapattı, hastane kokusunu hiç sevmezdi bir an önce bu yerden çıkmak istiyordu, Doruk için eve doktor getirebilirdi.
Doruk'u 2 saat önce normal odaya almışlardı, bıçak organlarına zarar vermediği için durumu ağır değildi, gözlerini Doruk'a çevirdi, yüzü bembeyaz olmuştu, sağ yanağında ve sol gözünün altında morluklar vardı, çenesinin sağ tarafındaki yara bant ile kapatılmıştı.
Pars bakışlarını biraz daha aşağı indirdi, çıplak göğsü yara içindeydi, bel boşluğundaki morluk çok büyüktü, bıçak yarası büyük bir pamuklu bant ile kapatılmıştı, göğsündeki bantlar makineye bağlıydı.
Ayağa kalktı ve Doruk'un yanına yaklaştı,
Solgun yüzü ve aldığı belli belirsiz nefeslerle ölü gibiydi, fazla acı çekmesin diye uyutmuşlardı, yaklaşık 2 saattir uyuyordu, içeriye giren doktor ile hafifçe uzaklaştı, doktor elindeki dosyayı kapatarak sağ eline aldı, "hastamız hâlâ uyanmadı mı?" Diyerek Doruk'un kontrollerini yapmaya başladı.
"Hayır, sadece arada derin nefesler alıyor."
Pars'ın söylediklerinden sonra dosyayı doldurmaya devam etti, kafasını dosyadan kaldırmadan konuştu "bir nefes kesikliği veya herhangi bir durum oldu mu?"
Pars bakışlarını Doruk'a çevirdi
"Parmakları hareket ediyordu sadece."
Doktor kapıya yönelmeden önce konuştu, "kısa süre içinde uyanır merak etmeyin, uyandığında boğazı kuru olacaktır, ilk 2 saat sakın yiyecek tarzı şeyler vermeyin,
hastaya anestezi uygulandı, hiçbir şey yememesi lazım, eğer boğazı konuşamayacak kadar kuruysa boğazını ıslatacak kadar su verebilirsiniz, geçmiş olsun." Dedi ve ardından kapıyı kapatarak çıktı.
Pars, kalktığı koltuğa oturdu, Doruk'u özel odaya aldırdığı için kendisi içinde bir yatak vardı ama hastane yastığına yüzünü koymak istemiyordu, sonuçta tek kullanımlık değildi, sessiz ortam Pars'ın uykusunu getiriyordu, 2 gündür doğru dürüst uyuyamadığı için biraz dinlemeye karar verdi, kafasını arkaya yaslayarak gözlerini kapattı.
》》》
Doruk gözlerini açmaya çalıştı, başaramadığını fark edince telaşlandı gözlerini titretti ve tekrar açmayı denedi, göz kapaklarını hafifçe açtığında bir ışık gözlerini ağrıttı, etraf bulanıktı, görüntü yavaş, yavaş netleşmeye başladı, kendine gelmeye çalışıyordu.
Susamıştı, yutkunamıyordu etrafına bakınca koltuğun üst kısmına başını yaslamış Pars'ı gördü,
seslenmeye çalıştı, ama sesi mırıltı gibi çıkıyordu, öksürmeye çalıştı ama onuda yapamadı, boğazı çok kuruydu.
Ayaklarını hareket ettirmeye çalıştığında
sağ ayak bileği öyle bir acımıştı ki, boğazı kuru olduğu için ses bile çıkartamayan Doruk derince inledi bu bile boğazı yırtılmış gibi hissettirmişti, Pars duyduğu sesle gözlerini açtı ve Doruk'a çevirdi, uyandığını görünce yanına ilerledi.
"Uyanmışsın."
Doruk ne olduğunu anlamaya çalıştı, en son o sokakta bıçaklandığını hatırlıyordu, şuan bunları düşünemeyecek kadar susamıştı, gözlerini Pars'a çevirdi ve bir şeyler söylemeye çalıştı, ama o kadar sessizdi ki Pars anlayamadı, duymak için elini yatağa koydu ve Doruk'a yaklaştı, Doruk ani yakınlaşmayla kısa bir an konuşamadı bunu beklemiyordu Pars ile aralarında santimler vardı, kokusu iyi hissettiriyordu, gözlerinin tam içine bakan gözlerle bir an ne diyeceğini unuttu.
Serum olmayan elini yavaşça kaldırmaya çalıştı, eline çok ağır bir taş bağlanmış gibi kaldıramıyordu, diliyle dudaklarını yaladı ve konuşmak için hafifçe çenesini kaldırdı, Pars, konuşacağını anlayarak kafasını hafifçe yana çevirdi, Doruk'un dudakları Pars'ın kulağına değmek üzereydi.
"Su"
Diye sessizce fısıldadı, Pars Doruk'un söylemeye çalıştığı şeyi anlayarak yan taraftaki su şişesini açtı ve bakışlarını Doruk'a çevirdi,
"sadece 2 yudum tamam mı? normalde ilk iki saat birşey yiyip içmemen gerekiyor."
Doruk kafasını belli belirsiz sallayınca şişeyle yaklaştı ve suyu içirmeden önce bir eliyle kafasının arkasından destek verdi, suyu Doruk'un dudaklarına yaklaştırdı ve sadece 2 yudum içmesine izin verdi, şişeyi kenara koydu ve telefonu çıkardı, Serhat, 2. çalışta açtı,
Pars, konuşmasını beklemeden,
"Doruk uyandı, doktora haber ver." Dedi.
"Tamam Pars bey, haber vereceğim." Dediğinde Pars telefonu kapatarak cebine koydu, "Şimdi nasıl hissediyorsun?" Diyerek Doruk'la göz teması kurdu.
Su içtiği için boğazının kuruluğu geçmişti ama yinede konuşurken canı yanıyordu,
Kısık sesle konuştu "Daha iyi."
Pars biraz daha Doruk'a baktı sanki gözü dalmış gibiydi, bakışlarını Doruk'tan çekti ve,
"Tamam, yorma daha fazla kendini, doktor kontrol ettikten sonra uyu." Dedi.
Kapıdan içeriye giren doktor bakışlarını Doruk'a çevirdi
"hastamız daha iyi görünüyor, bakalım bir terslik var mı?" Diyerek Doruk'a yaklaştı ve kontrol etmeye başladı, bir yandan da konuşuyordu.
"Şanslısın, bıçak organlarına zarar vermemiş, eğer bir kaç santim ileriye saplansaydı böbreğini almak zorunda kalacaktık, sağ ayak bileğin kırık, kafanın arkasında üç dikiş var, ayağının altında ki yastıkları 2 gün boyunca çekmeyeceksin havada durması gerek, konuşarak kendini yorma vücudun çok halsiz, bu yorgunluğun geçmesi yaklaşık 5 gün sürer, bu süre içerisinde dinlenmekten başka hiçbir şey yapmaman lazım, yüzünde ve vücudunda ki morluk ve yaralar için krem yazdım, bunları hemen al ve kullanmaya başla."
Doruk hızlı ve seri konuşan doktoru kaşları hafif çatılmış şekilde dikkatle dinliyordu, Pars ise bakışlarını Doruk'tan başka yere çevirmiyordu.
Doktor devam etti, "Normalde ortalama 7 gün daha kalman gerekiyordu, ama Pars bey buna gerek olmadığını ve evde de kontrolleri sağlayabileceğini söyledi, eğer sende kabul edersen tedavi ve pansumanlarını doktor veya hemşire tarafından evde yapılacak."
Bu hem Pars, hemde Doruk için daha iyiydi,
Pars hastanelerden nefret ederdi, her ne kadar temiz gözüksede o kadar hastalık taşıyan insanlar gelip geçmişti garip bir kokusu vardı, aslında oldukça kötü bir koku değildi ama ağır ilaç kokuları birbirine karışınca Pars için tahammül edilemez bir koku oluşuyordu..
Hastaneler Doruk'u rahatsız hissettiriyordu, kalabalığı kokusu ve ortamı insanı daraltıyordu, evde olması onun için güzel haberdi.
"Sorun yok, eve gidebilirim."
Doktor dosyayı kapattı ve, "son kontroller yapıldıktan sonra çıkış işlemlerinizi aşağıdan yapabilirsiniz, geçmiş olsun." Diyerek odadan çıktı.
Doruk bakışlarını Pars'a çevirdi gözleri sanki Doruk'un gözlerinde bir şey arıyormuş gibi derince bakıyordu, ikiside birbirine öylece dalmış gibiydi, Pars kaşlarını çatarak bakışlarını çekti ve Doruk'a tek kelime etmeden çıkış işlemlerini yapmak için aşağı indi.
Doruk yalnız kaldığı odada kafasını yastığa yasladı ve gözlerini sıkıca kapattı, ilaçların etkisi azalmaya başladığından ağrılar kendini belli etmeye başlamıştı, uzun bir süre çalışamayacaktı, ayağı ve dikişleri varken bu çok zordu, içinde öyle büyük bir ağırlık vardı ki kelimelerle anlatılamazdı.
Mutlu olacağı günleri hayal bile edemiyordu,
Sahi? Doruk en son ne zaman mutlu olmuştu ki? Çocukluğunda Ailesini gururlandırmak, mutlu etmek için olmadığı biri gibi davranmıştı, biraz büyüdüğünde evde kavgalar olmaya başlamıştı, annesiyle babası hiç anlaşamazdı.
Boşandıklarında rahat bir nefes alacağını düşünüyordu, ama annesi tekrar evlendiğinde üvey babasının gerçek yüzünü görünce bu düşünce yok olmuştu,
15 yaşındaydı...
41 yaşında bir adam 15 yaşında bir çocuğa nasıl göz koyabilirdi ki?
Ailesinin öldüğüne üzülememişti bile,
Babasından hiç sevgi görmemişti hiç arkasında durmamıştı bir defa başını okşamamıştı, annesi bir defa sarılmamıştı, hiç oğlum dememişti.
Varlığını hissettirmeyen birinin yokluğunu nasıl hissedebilirdi ki?
O uçağa binmeden önce evden kaçmak verdiği en doğru karardı, ama şimdi sorguluyordu, Pars ani bir karar vererek evden atabilirdi, bu her an olabilirdi cebindeki para dışında hiçbir şeyi yoktu, kabullenmek istemese de Pars'a muhtaçtı.
Elinin altında ki çarşafı sıktı, bir bataklıkta gibiydi, yüzeye çıkmak için ne kadar çırpınsa o kadar batıyordu, bu onun kaderi miydi? Hiç düzelmeyecek miydi, 1 kere olsun huzurla hiçbir şey düşünmeden uyuyamayacak mıydı?
"Yeter" dedi, Doruk ilk defa isyan etti, ilk defa çabalamayı bıraktı ilk defa akışına bıraktı, ve umuyordu ki bu ilkler kendi sonu olmasındı.
Başını yastığa yaslayarak gözünü sıkıca kapattı ve yaşların süzülmesini engellemeye çalıştı
"Yeter dayanamıyorum artık"
Kapının açılma sesiyle göz yaşlarını silmeye çalıştı, Pars Doruk'un ağladığını görünce duraksadı,
"Ağrın mı var?"
Çaresizliği yüzünden ağladığını söylemek istemedi,
"evet biraz."
Pars Doruk'a yaklaşarak konuştu,
"Doktor çağırmamı ister misin?"
"Hayır, geçer birazdan çok ağrımıyor zaten."
Pars Doruk'un yüzüne bakmaya devam etti,
Gözlerinde saf acı vardı, yutkunarak bakışlarını Doruk'tan çekti acı dolu gözlerine bakmak kötü hissettiriyordu "Tamam,çıkalım o zaman. " diyerek bir kolunu Doruk'un sırtına dolayarak kalkması için destek verdi.
Pars'ın bu hareketi Doruk'un kalbinin hızlanmasına neden oldu, Pars'tan etkilenmek onu kötü hissettiriyordu sonuçta Pars erkekti ve belkide Doruk'un ondan etkilenebileceği aklına bile gelmemişti, homofobik birine benziyordu, hoşlandığını belli ederse kötü şeyler olabilirdi.
Pars'tan destek alarak yavaşça doğruldu dikişi canını yaktı ama bunu Pars'a belli etmedi bir an önce bu hastaneden çıkmak istiyordu.
***
Sonunda eve gelebilmişlerdi, Doruk bu eve oldukça çabuk alışmıştı, yalnız sevgisiz geçirdiği onca seneden sonra ufacık ilgi kırıntısına muhtaçtı bunu kabulleniyordu, Pars'ın konuşmasıyla gözlerini ona çevirdi, "Duş alacağım, eğer sende istersen yardım edebilirim, doktor yarana su değmezse sorun olmayacağını söyledi" diyerek koltukta oturan Doruk'a baktı, normalden daha sessizdi, sanki bir iç hesaplaşma yapıyor gibiydi, sık sık boşluğa dalıyor ve saatlerce düşünüyordu, Pars kendini Doruk'u izlemekten alıkoyamıyordu.
İlgisini çekiyordu ama bunun ilerisi olamazdı Doruk bir kuklaydı eğer kendine dur demezse Doruk'a kapılırdı bir kuklaya aşık olmayı asla istemezdi etkilenmesi gereken kişi Doruk'tu Pars'ın aklını ve kalbini koruması gerekiyordu yoksa bu planın suya düşmesi, babası ve şirket için iyi olmazdı Pars annesini babasının elinden kurtarmak için Doruk'un duygularıyla oynamak zorundaydı.
Doruk'un gözleri şaşkınlıkla büyüdü, "birlikte mi?" Pars kollarını göğsünde bağlayarak, "bu halde tek başına nasıl halletmeyi düşünüyorsun? ayrıca sadece duş alacağız seni yatağıma davet etmişim gibi tepki veriyorsun." diyerek sırıttı, bu cümlesinden sonra Doruk'un kulaklarına kadar kızarması hoşuna gitmişti.
"hadi gel işte, sıcak duş iyi gelir" diyen Pars'a döndü sıcak duşa gerçekten ihtiyacı vardı, ayağa kalkmaya çalıştı Pars hemen yaklaştı ve, "kendi başına kalkmaya çalışma canını yakıyorsun." dedi.
Doruk, kolunu ona sararak kaldıran Pars'a sıkıca tutundu, bıçak yarası acıyınca hafifçe inledi sıcak nefesi Pars'ın boynuna değiyordu, Pars yutkunarak iradesine sahip çıkmaya çalıştı yoksa bu işin sonu yatak olabilirdi.
Üst kata ulaştıklarında Doruk'u yatağa oturttu ve suyu ayarlamak için odanın içindeki banyoya girdi, suyu ayarladıktan sonra çıkarak Doruk'un yanına geri döndü, ayağa kalkmasına yardımcı oldu ve Doruk'un eşofmanını indirmesini sağladı işte şimdi bir bakıcı gibiydi, bu sinirini bozuyordu.
Annesini kurtarmak için bu oyuna katlanmak zorundaydı, ama daha yolun başındayken bile yaptıklarından büyük suçluluk duyuyordu Doruk'un hassas olduğunu görmüştü bu çocuğa hayatın 1 kere daha darbe vurmasını istemiyordu, eğer yapmazsa annesini birdaha göremeyecekti.
Annesini o şerefsizin elinden almak kolaydı ama babası annesini öyle bir manipüle etmişti ki odasından çıkmaya çekiniyordu bunu söylemek kolay değildi ama o katiline aşıktı.
Doruk altında sadece boxer varken Pars'ın karşısında duruyordu bu durum garip hissettiriyordu hissettiği heyecan mı yoksa gerginlik mi çözemiyordu
Pars su geçirmez bandajı Doruk'un yarasına kapattıktan sonra banyoya ilerletti, gömleğini çıkardığında Doruk'un bakışları Pars'ın vücudunda gezindi, sıkı kasları abartı değildi karın kasları o kadar ağız sulandırıcıydı ki sanki kalemle çizilmiş gibiydi adonisleri daha aşağısını merak ettiriyordu gözlerini Pars'a çevirdiğinde sırıtarak kendisine baktığını gördü, ve adamı yer gibi incelediğini fark etti utanmaktan sıkılmıştı artık, kendini rezil edip duruyordu.
Pars pantolonunuda çıkartarak Doruk'un yanına geçti, kendisi de Doruk gibi boxer le kalmıştı, üstlerinden akan su ikisinide ıslatıyordu, Doruk gözlerinin Pars'ın vücuduna kaymasından çekindiği için bakışlarını Pars'ın gözlerine sabitledi.
Pars kendi şampuanını alarak Doruk'un ıslanmış saçlarına döktü, ellerini Doruk'un saçlarına geçirdi ve köpürtmeye başladı o kadar yumuşaktı ki Pars ellerini Doruk'un saçlarından ayırmak istemedi, Pars'ın şampuanının kokusu bütün banyoyu sarmıştı, ikiside bakışlarını birbirinin gözlerinden ayırmıyordu.
Doruk'un saçlarını duruladıktan sonra yandaki lifi alarak duş jeli sıktı, ve yavaşça Doruk'un vücuduna sürtmeye başladı, şimdi tamamen Pars gibi kokuyordu, Doruk bundan asla şikayetçi değildi Pars'ın o ferah kokusunu sonsuza dek içine çekebilirdi.
Doruk'un ayakta durabilmek için daha fazla hali kalmamıştı ameliyat olalı çok olmamıştı ve gücünü tam toplayabilmiş değildi, bacakları ve yarası ağrıyordu, Pars bunu fark ederek Doruk'u yavaşça belinden kavradı ve kendine yasladı, "daha rahat mı? eğer çok ağrıyorsa çıkalım."
Doruk Pars'ın sorduğu soruya cevap veremedi, Pars'a o kadar yakındı ki nefesi nefesine karışıyordu, bu yakınlık aklını bulandırıyordu bakışları saniyelik olarak Pars'ın dudaklarına gözleri tekrar birbirleriyle buluştu, Pars'ın gözleri, Doruk'un dudaklarına kayan bakışlarıyla koyulaştı.
Hiç düşünmeden dudaklarını Doruk'un dudaklarına yasladı, ıslak dudakları Doruk'un sıcak dudaklarına karıştı, Doruk afallayarak hareketsiz kaldı dakikalar önce homofobik olduğunu düşündüğü adamın dudaklarını hissettiğine inanamıyordu saniyeler sonra olayın gerçekliğini kavrayarak Pars'a karşılık vermeye başladı, Pars'ın dudaklarını hissetmek kalbini öyle bir hızlandırmıştı ki nefesi kesildi.
Pars bir elini belinden çekerek Doruk'un ensesine koydu ve tamamen kendine çekti, işte şimdi tek vücut gibilerdi, Doruk'un alt dudağını içine çekerek öpüşünü derinleştirdi ufak inlemeleri ve öpüşmelerinin sesleri banyoda yankılanıyordu, Doruk elini Pars'ın göğsüne yasladı, kalbi hızlanmıştı Doruk bunu fark ettiğinde Pars'ın dudakları üstünde gülümsedi, bu dudakları ve hızla atan kalbi hissetmek içini titretti.
ikisinin de aklı durmuştu tek düşünebildikleri birbirine karışan dudaklardı, Pars öyle güzel öpüşüyordu ki Doruk aklını kaybetmişti, nefessiz kaldıklarında Pars dudaklarını yavaşça çekti ve gözlerini, nefes nefese kalmış ve utançtan bakışlarını kaçıran Doruk'a çevirdi.
Ters tepki vermemesi hoşuna gitmişti, Pars yüzünü iyice yakınlaştırdı ve gözlerini kapattı alnı Doruk'un alnına yaslıyken aradaki mesafeyi açmadı ikisi de sessizce aralarındaki yakınlıktan memnun bir şekilde duş başlığından akan suyun altında öylece durdular, bir süre sonra Pars daha fazla Doruk'un üstüne gitmek istemedi. "çıkalım. üşüyorsun"
Doruk kafasını hafifçe salladı ve önündeki sertliği saklamaya çalışarak duş kabininden çıkmak için bir adım attı ama sızlayan yarası yüzünden inleyerek Pars'ın koluna tutundu, Pars ani hareket etmesine sinirlenerek,
"dikkatli olsana, canını acıtıyorsun." dedi.
Derin bir nefes vererek Doruk'un çıkmasına yardımcı olduktan sonra havlunun birini Doruk'a uzatarak diğerini kendi beline sardı ve kapının önünden çekilerek Doruk'un geçmesine izin verdi.
Doruk'un aklı çok karışmıştı kalbi aşırı hızlanmıştı bu öpücüğün bir açıklaması olmalıydı öylesine bir öpücük müydü yoksa Doruk'a ilgi duyduğundan mı öpmüştü yutkunarak bakışlarını Pars'a çevirdi, boşluğa dalmıştı, Doruk onun yorulduğunu düşünerek konuştu,
"kendim giyinebilirim yardımın için teşekürler."
Pars bakışlarını Doruk'a çevirdi ve, "hareket ettikçe canın yanıyor nasıl yapacaksın?" dedi, Doruk mahcup bir ifadeyle başını eğince Pars derin bir nefes vererek Doruk'un yanına yaklaşarak omzunu tuttu
"Bak Doruk bıkmış gibi gözüküyor olabilirim ama bu tavırlarım sana karşı değil sebebi sen değilsin tamam mı? şirketle alakalı konular o yüzden çok takma seni kendi isteğimle eve kabul ettim bana yük olmuyorsun, aksine şu aralar şirketten eve gelmek için saat sayıyorum." dedi gülümseyerek, yalan söylemiyordu Doruk'un evde ki varlığı Pars'ı mutlu ediyordu, normalde geç saatlerde evde olan Pars şimdi gelebileceği en erken saatlerde evde oluyordu, Doruk bıçaklandığında öyle çaresiz hissetmişti ve kalbi öyle ağrımıştı ki bir şey olmasından çok korkmuştu kabul etsede etmesede kalbini bu çocuğa kaptırmış gibi görünüyordu.
Sınavlara hazırlanıyorum bölüm için çok sövmeyin asdfbhfghdh ay bazen kendimi polis akademisinde hayal ediyorum ve ders çalışırken hızımı alamayıp işi biraz abartabiliy
orumm herneyse yine çok uzattım ama burdan geleceğe bir soru sormak istiyorum, polis oldun mu?
~Ceycey
-20.03.24-
/Kelime sayısı 2192/
♡♡♡
Takipte kalın.
Hoşça kalın.
♡♡♡