İçeriğe geç

UZAK

Bölüm 5 · 13 dk okuma

UZAK

Bölüm 5

Bölüm .5.

Memleketime döndüm ama...

YA BU MERSİN'İN SICAĞI NEDİR ACABA?!? KLİMA BİLE ETKİ ETMİYOR DEĞİL DIŞARI ÇIKMAK BALKONA ÇIKAMIYORUM. DUVARLA DERTLEŞİYORUM EVDE,

DERİM YUMUŞADI SICAKTAN. ÜÇ ÖĞÜN BANYO YAPMAKTAN KOLUMA BAKINCA AYNA GİBİ KENDİMİ GÖRÜYORUM ADAMLAR SİLAHLA GÜNEŞE ATEŞ EDİYORLAR BURADA YAA!

Oh tamam sinirimi çıkardığıma göre artık rahat rahat başlayabiliriz♡

》》》

Doruk içeriye girdiğinde gözleri Çağın'ı aradı, göremeyince üst katın merdivenderine doğru ilerledi, basamakları hızlı adımlarla çıkarak kata ulaştı ve yakasını düzeltti, bir önce ki kadar olmasa da oldukça gergindi,

Bunları umursamayarak kapıyı tıklattı ve beklemeye başladı.

İçeriden gelen "gir." Sesi ile kapıdan girdi ve ardından kapattı.

Zahit bey, Doruğun öylece dikildiğini gördükçe yüzünde ki alaylı gülüşü büyüdü.

"Yaklaşmayı düşünüyor musun?"

Doruk, adamın neden garip baktığını çözemese de yaklaştı ve masanın önündeki koltuğa oturdu.

》》》

Maaş işinde anlaştıktan sonra yarım saat kadar ne yapması gerektiğini anlatan bir konuşma sonunda aşağı indi ve sağda ki küçük odaya girdi,

Siyah önlüklerin olduğu askılıktan bir tanesini aldı, beyaz gömleği üstünde olduğu için askılıkta ki en son kimin giydiği belli olmayan gömleğe gerek duymadan odadan çıktı ve sipariş almak için masaların dolmasını bekledi.

Arkasına yaslandığı sırada yanına gelen Çağın'ı fark ederek ona döndü.

"Naber?"

Doruk olduğu yere geri yaslanarak kollarını göğsünde birleştirdi ve konuştu,

"İyi senden?"

Çağın'da Doruk gibi arkasına yaslandı ve konuşmaya başladı,

"Her zaman ki gibi, sabah uyan, işe geç kal, zorla git, geri gel ve uyu."

Doruk anlatış şekline hafifçe güldü,

"En azından bir düzenin var"

Çağın, soyu tükenmiş bir varlık görmüş gibi bakıyordu,

"Sen ciddi misin? Buna düzen denilmez, eşek gibi çalışmak için okumuşum resmen,

7 saat çalışmama rağmen maaşım oldukça düşük"

Doruk bunu biliyordu, sadece ilk günü olduğu için geç gelmesine izin verilmişti,

ama yarın en geç saat 8'de burada olmak zorundaydı.

"Evet kuralları katı olabilir, zaten bunu bilerek başlamadın mı?"

Çağın'da Doruk gibi arkasına yaslanarak pencereye baktı,

"Kendi isteğimle çalışmıyorum, bunu sana söylemeyecektim ama sahibi amcam olduğu için babam tarafından zorla çalıştırılıyorum, yanlış anlama işimi seviyorum sadece kendime ait bir yerde çalışmak tek hayalimdi, tabii ki iyi yanları da var geniş, güzel ve bayağı bilinen bir yer, ama hem düşük maaş alıp hemde olması gerekenden fazla çalışıyoruz."

"haklısın. ama iyi yanından bak, herkes burada aşçı olamaz."

Çağın'ın dudakları hafifçe yukarıya kıvrıldı,

"İşimde oldukça iyiyim, buranın sahibi amcam olmasaydı ve burada çalışmak isteseydim bu benim için zor olmazdı."

Doruk Çağın'ın işini severek yaptığını gözlerinin parlamasından anladı.

"İşini seviyorsun ama burada harcandığını düşünüyorsun, oldukça haklısın."

Çağın kaşlarını hafifçe kaldırarak konuştu, "Bunu kabullenmem 3 haftamı almıştı,

Sen beni iki cümlede özetledin, insan sarrafı falan mısın?"

"Bilmem, öyle miyim?"

Doruk, uzun zamandır ilk defa bu hafta kendi isteğiyle birileriyle konuşuyordu, zaten annesi bu adamla evlendiğinden beri bırak dışarıda öylesine gezmeyi insanlarla konuşmazdı bile,

Sadece üvey babası tarafından zorla götürüldüğü aile yemeklerinde sorulan sorulara kısa cevaplar vererek geçiştirirdi, insanlarla iletişime geçmeyi sevmezdi.

Uzun zaman sonra kendi isteğiyle konuşuyordu Pars ve Çağın

Samimi geliyorlardı, kötü amaçları yok gibiydi, sırf çıkar için gereksiz samimiyet kurmaya çalışanlara benzemiyorlardı, belkide artık dertleşeceği, birlikte gülüp ağlayacağı gerçek dostlar istiyordu, imkansız gibi görünse de deneyecekti.

Tabii bunu zaman gösterecekti.

》》》

Doruk, Çağın'a görüşürüz bile diyemeden kendini dışarı attı, değil yürümeye, konuşmaya bile hali yoktu.

Onca yolu yürümek yerine şu kaldırıma uzanmak daha cazip geliyordu,

Hızlı adımlarla yürümeye başladı,

Umarım ilk gün olduğu için böyledir diye içinden geçirdi.

Yol yürüdükçe uzuyordu sanki,

Bu gün o kadar yoğun geçmişti ki yarım saatlik öğle molası dışında 5 dakika oturamamıştı bile.

3 garson, 60 kapasitelik kocaman kafeye yetmiyordu zaten tıklım tıklımdı, üstüne sabah erken uyanması ve ilk günün gerginliği de olunca daha baskılı geçmişti.

Sabah yediği sandviçle günü geçirmesine rağmen bir an önce uyumak istiyordu,

Aslında öğle molasında yiyebilirdi ama dinlenmek daha çekici gelmişti.

Gözlerini kaldırımdan çekip etrafına baktı,

İstanbul kadar olmasa da İzmir'de oldukça kalabalıktı, önüne baktığında Pars'ın evine yaklaştığını gördü ve adımlarını hızlandırdı.

Bahçenin kapısından girip hızla eve doğru ilerledi, kapının ziline basarak bir adım geriledi.

Kısa bir bekleyiş sonrasında kapı açıldı.

Hava çoktan kararmaya başlamıştı, Pars kapıyı açtığında karşısında rengi atmış bir Doruk beklemiyordu.

Pars konuşmadan önce Doruk'u kısaca süzdü,

"Araba mı çarptı sana?"

Doruk bayık bakışlarla Pars'a baktı, alaycı bakışları yoktu, bir adım öne atarak Pars'ın çekilmesini bekledi, "yorgunum biraz."

Pars 2 adım gerilediğinde Doruk içeriye girdi, tam yukarıya yönelecekti ki Pars'ın sesiyle durdu,

"Aç mısın?"

Aslında acıkmıştı ama yemek yiyecek hali yoktu kafasını iki yana hafifçe salladı,

"Hayır sağol."

Yavaş adımlarla yukarı çıkarken tek düşündüğü uyumaktı.

Pars bir şey demeden kapıyı kapattı ve önünde ki kağıtları bir an önce bitirmek için

Kalktığı koltuğa geri oturdu.

Aslında çoğu zaman olduğu gibi bu işleri çalışma odasında yapabilirdi, ama arada ortam değişikliği iyi geliyordu.

Son belgeleri de okuduktan sonra bir sorun göremeyince imzalayıp ayağa kalktı ve derin bir nefes alarak boynunu esnetti,

Eve geldiğinden beri çalışıyordu.

Babası şirketten elini çekince bütün yük Pars'a kalmıştı o kadar ani olmuştu ki ilk aylar çok zorlanmıştı, düşünmekten gözüne uyku girmemişti.

Şirket ortamına alıştığında işler biraz daha kolaylaşmıştı, artık uyku düzeni eskisi kadar olmasa da düzelmişti.

Dosyaları toparlayıp çalışma odasına götürdü, masada bırakabilirdi, ama evde tek değildi ve bu dosyalar oldukça önemliydi,

Dosyaları kitaplığa koyduktan sonra çalışma odasından çıkıp kapıyı kilitledi, odasına gitmeden önce Doruk'u kontrol etti ve uyumak için odasına döndü.

》》》

İlk iş gününün ardından geçen 4 gün oldukça sakin ve normaldi, bu Doruk için şaşılası bir durumdu, uzun zaman sonra

ard arda bu kadar normal bir gün geçirdiğini hatırlamıyordu.

Bu gün haftalık izin günüydü ve gün boyu uyumayı planlıyordu,

çalışmaya alışıktı aslında, ama uzun bir aradan sonra hiç bu kadar çok çalışmamıştı,

bedeni yorgun düşmüştü.

Telefonu kaldırarak saate baktığında sabah 9 olduğunu gördü ve kafasını tekrar yastığa bıraktı, Yatağın içinde rahat bir pozisyon buldu ve gözlerini tekrar kapattı.

O sırada Pars koltukta bir ayağını titreterek gergince oturuyordu,

Bu böyle olmayacaktı çocuğu etkilemek için daha çok uğraşmak zorundaydı 1 ay'ı vardı böyle devam ederse bir ay'ın sonunda Doruk'un abisi yada arkadaşı olurdu ancak.

Aklına gelen şey ile ayağa kalkarak Doruk'un odasına ilerledi, iki kez kapıyı tıklattı, ses gelmeyince uyuduğunu düşünerek kulpu indirip içeriye girdi.

Yatakta uyuyan bedeni görünce

elini kulptan çekti ve Doruk'a yaklaştı tam koluna dokunacaktı ki durdu.

Dün akşamdan beri uyuduğu için dudakları kızarmış saçları önüne dökülmüştü odada sadece Doruk'un derin nefes sesleri duyuluyordu.

Pars, yutkunarak uyandırmak için üzerine eğildiği çocuğa baktı, ondan etkileniyor muydu? bu olmazdı, tamam. eşcinsel olabilirdi ama feminen takılıyordu, hiç Doruk gibisi ilgisini çekmemişti.

Saçmalıyordu,

Doruk sadece şirket için bir kozdu, saçma düşünceleri aklından uzaklaştırarak

elini Doruk'un koluna attı ve hafifçe sarstı,

Doruk, uyandığında şaşkın bakışlarla Pars'a bakıyordu, haklıydı da, sonuçta gözlerini açtığında burnunun dibindeki Pars'ı beklemiyordu.

Yeni uyandığı için boğuk çıkan sesiyle konuştu,

"Bir sorun mu var?

Pars geriye çekilerek hafifçe gülümsedi,

"Hayır yok. ama senin bir an önce kalkman lazım, daha sana İzmir'i gezdireceğim."

Doruk, Pars'ın değişen tavırlarıyla afalladı, birden bu kadar samimi olması normal miydi?

"Kalksana hadi."

Doruk cevap vermeden şaşkın bakışlarla kalktı, aslında niyeti gün boyu uyumaktı ve bu plan saniyeler içerisinde değişmişti.

Pars odadan çıkmadan önce konuştu,

"Hızlı ol, aşağıda bekliyorum"

Doruk bir süre kendine gelemedi, Pars'ın dedikleri aklına bir, bir düşerken anında ayağa kalkarak kıyafetlerini yerleştirdiği dolaba doğru ilerledi.

Doruk öylece dolaba bakıyordu,

gömlek giyse fazla abartı, eşofman tişört giyse fazla basit olurdu,

gömlekten de sıkılmıştı artık.

Bol pantolon ve ince bir uzun kollu alarak üstündekileri çıkarmaya başladı.

》》》

Arabaya bindiklerinde kısa bir sessizlik sonrası konuşan Pars ile ona döndü,

"Çok güzel bir mekana götürüyorum seni, kahvaltısı da manzarası kadar güzel."

"Öyle mi? Sağol."

Aslında Doruk biraz gergindi, umarım çok lüks bir yer değildir diye geçirdi içinden,

Çünkü cebinde Pars'a vermek istediği ama kabul etmediği 800'tl den sadece 500'kalmıştı.

Pars, aldığı ilgisiz cevap karşısında zoraki gülümsemesini soldurdu, çok isteksizdi,

acaba erken mi davrandım diye düşündü,

Doruk onun hakkında hiçbirşey bilmiyordu ki.

Biraz daha yakın davranmayı aklına not ederek arabayı park etti ve kapıyı açarak indiler.

İçeriye girdiklerinde Pars onları karşılayan adamlara bir şeyler söyleyerek büyük terasa yöneldi, Doruk'ta hemen arkasındaydı.

Geldikleri yer o kadar güzeldi ki gözlerini manzaradan çekemedi, tam uçurumun kenarında olan restoranın aşağısı denizdi.

Pars, hayran bakışlarla manzaraya bakan Doruk'a döndüğünde keyifle gülümsedi,

Bakışlarını Pars'a döndürmeden konuştu,

"Gerçekten mükemmelmiş burası."

Pars elleri cebindeyken bakışlarını terasa çevirdi,

"Öyle." Dedi ve devam etti,

"Oturalım artık."

Doruk kafasını sallayarak onayladı,

"Terasta mı oturacağız."

Dedi belli etmemeye çalıştığı hevesiyle.

"Evet."

Diyen Pars gelmeden önce ayırttığı masaya ilerlerken tekrar konuştu,

"Yürüsene hadi."

Pars'ın peşinden giderek karşısına oturdu ve

garson gelene kadar ikiside konuşmadı.

Doruk menüyü kaldırdığında göz bebekleri hafifçe büyümüştü, alt tarafı kahvaltıydı, bu fiyatlar da neydi.

Pars fiyatlara bakmadan iştah açıcı bir kahvaltı seçti bakışları Doruk'a dönünce

hâlâ seçmeye çalıştığını gördü.

"Yardım istermisin?"

Doruk'un bakışları Pars'a döndü,

Doruktan cevap gelmeyince menüyü tekrar açtı ve konuştu,

"Pastırma tarzı şeyler sever misin?"

Doruk yaklaşan garsona baktıktan sonra konuştu,

"Fark etmez."

Pars bakışlarını tekrar menüye çevirdi ve kapatarak kenara koydu, garson geldiğinde ise aynı menüden iki tane sipariş verdi ve arkasına yaslandı.

"Yeni iş nasıl gidiyor?"

Doruk bakışlarını Pars'a çevirdi,

"Şuanlık iyi. bir sıkıntı yok."

"İlk haftayı atlattıysan gerisi kolay."

"Umarım haklı çıkarsın."

garson geniş tabakları bırakarak çekildi,

"Başka bir isteğiniz var mı efendim?"

Pars garsona bakmadan konuştu,

"Yok. sağol."

Garson hafifçe kafasını salladı ve uzaklaştı Pars Doruk'a dönerek konuştu,

"Başlasana hadi"

Doruk tebessüm ederek eline aldığı çatalı hafifçe kaldırdı yiyeceğini belli edercesine,

Pars'ta, gülümsemesine aynı şekilde karşılık verirken arkasına yaslandı ve masada ki çatalı eline alarak yemeye başladı.

Sessizce geçen yemek sonrasında Pars hesabı istedi, Doruk cüzdanını almak için elini cebine atacakken Pars'ın kötü bakışlarına maruz kalınca vazgeçti.

Kendi hesabını da Pars'ın ödemesi mahçup hissettirmişti.

》》》

Restorandan çıkıp arabaya yaklaştıklarında Pars dalgınca konuştu,

"Nereye gidelim?"

Doruk, cidden bu soruyu sordu mu diye düşünerek Pars'a döndü,

"Bilmiyorum İzmir'e daha önce gelmedim."

Pars kendine alayla güldü ve Doruk'un duymadığını düşünerek konuştu,

"Sorduğum soruya bak."

Doruk duyduğu şey ile hafifçe sırıttı,

Soru gerçekten saçmaydı, arabaya bindiklerinde Pars çalıştırarak sürmeye başladı, nereye gideceklerini düşünüyordu.

Şirket ona kaldığından beri değil dışarıya çıkmak, evde vakit bile geçiremiyordu bazen yorgunluktan odasına bile çıkmadan kendini koltuğa atıyordu.

Çoğu şeyi kendine yüklemese bu kadar yorulmazdı, ama ipleri elinden bırakırsa bir daha tutamayacağını düşünerek çoğu işi kendi halletmeye çalışıyordu.

Pars gözlerini yoldan çekmeden,

"Aslında seni kordona götürmeyi düşündüm ama bu saatlerde genelde aileler, çocuklar, gençler falan bayağı kalabalık olur, eğer istersen eve gidelim akşam üstü geliriz ne dersin?" dedi.

Doruk kafasını salladı, "haklısın, akşam üstü gelmek en mantıklısı."

Sonunda Doruk'la iki çift laf edebiliyordu,

Öncesinde evet, hayır, fark etmez. diyerek geçiştirirdi bu büyük bir ilerlemeydi açıkcası, yolda olan bakışlarını Doruk'a çevirdi, kafasını sağa çevirmiş arabanın penceresinden dışarıya bakıyordu, daha doğrusu yansımadan Pars'ı izliyordu ama onun bundan haberi yoktu.

Pars'ta bir şeyler vardı ama çözemiyordu, birden bu kadar samimileşmesi garip geliyordu, bir kere akışına bırakmak, düşünmemek istedi, çok düşünmek yoruyordu.

Pars eve yaklaşırken konuştu,

"Çabuk sıkıldın galiba"

Doruk uzun sessizlikten sonra gelen sesle hafifçe irkildi,

"Dalmışım.

Pars arabayı park edip eve girene kadar ikisinden de ses çıkmadı,

Tek bir günü vardı ve bu günü uyuyarak geçirmek istiyordu, tamam gittikleri yer oldukça güzeldi ama uyumak Doruk'a her zaman daha cazip gelmişti.

İçeriye geçtiklerinde Doruk odasına ilerleyecekti ki Pars konuştu,

"Otursana biraz? Kahve yapacağım."

Uykuya ihtiyacı vardı ama kahve içerken kira hakkında konuşabilirlerdi,

"Oturayım o zaman."

Dedi, daha bir adım bile atmadığı basamaktan geri döndü ve koltuğa oturdu. Pars çoktan mutfağa gitmişti.

İçinde değişik bir his vardı, kendi bile bilmiyordu,

Doruk kendini bildiğinden beri insanlardan uzak dururdu, ama aynı şeyi şimdi söyleyebilir miydi? kabullenmese de Pars'ın varlığına alışmış gibiydi bu düşünceyi tedirgince aklından uzaklaştırdı, birinin yanında olmasına alışmamalıydı, sonuçta ne olursa, kim olursa olsun daha yolun yarısında kendiyle baş başa kalacaktı.

yalnız olmak ona yeterken birde yalnız ve aciz olmak istemiyordu Doruk'un birine bağlanması aşırı kolaydı eğer bağlanırsa gözü kör olurdu, hiçbir şeyi sorğulamazdı o derece güvenirdi bağlandığına, böyle olmaya devam ederse her şekilde kullanılırdı ki bunun sonu hep aynı biterdi. 2. Kez ihanete dayanamazdı, bunu gerçekten istemezdi.

Elinde iki kupayla içeriye giren Pars'la sanki duyacakmış gibi aklındaki düşünceleri uzaklaştırdı, Doruk'un yanına yaklaştı ve,

"balkona çıkalım" dedi.

"Balkon olduğunu bilmiyordum."

evin ön tarafında yoktu, arka tarafı da hiç görmemişti, ayağa kalktığında önünde ki adamla burun buruna geldi, göz bebekleri hafifçe büyürken geriye gitmek istedi ama bacakları koltuğa değince bu isteğinden vazgeçti.

Pars geriye çekilmiyordu aksine Doruk'un gözlerinin içine bakıyordu, işte bu etkilemek için büyük bir fırsattı, küçük bir adımla aralarında ki boşluğu doldurdu, Doruk yutkunarak Pars'ın gözlerinin içine bakmaya devam etti.

Kokusu çok yoğun geliyordu, ağır değildi ama hoştu, Doruk her solukta Pars'ın kokusunu almaktan rahatsız değildi, Pars diliyle dudaklarını ıslattığında bakışları Pars'ın dolgun dudaklarına kaydı ne yaptığını fark ettiğinde suçluluk hissiyle bakışlarını Pars'tan kaçırarak kafasını sağa çevirdi, neden bu kadar yakın duruyordu ki?

Doruk dudaklarına bakıp kafasını yana çevirdiğinde Pars'ın dudakları kıvrıldı, Doruk ondan etkilenmeye başlıyordu böyle devam ederse bir aydan kısa bir sürede kendine bağlardı bir adım uzaklaştı ve kupanın birini ona doğru uzattı,

"kahveler soğuyacak" diyerek merdivenlere yöneldi.

Doruk bir süre elindeki kahveyle ayakta öylece durdu, ne olmuştu az önce?

neden öyle yakınlaşmıştı birden?

aptal gibi adamın dudaklarına bakmıştı

Doruk umuyordu ki adam dudaklarına baktığını anlamamıştı eğer fark etseydi bu kadar sakin karşılamayacağını düşünerek içini rahatlattı.

aklındaki düşünceleri uzaklaştırmak için kafasını iki yana salladı ve Pars'ın peşinden yukarıya çıktı, Pars'ın odasının kapısını açık görünce balkona onun odasından gidildiğini anladı.

Odaya girdiklerinde Doruk gözlerini oldukça geniş olan odada gezdirdi diğer odaların aksine duvar açık griydi yatağın koyu gri başlığı odanın duvarına uymuştu, gerçekten güzel bir zevki vardı, beyaz dolabı duvarın içinde gömmeydi odanın içinde bir kapı daha vardı büyük ihtimal banyoydu, balkonun olduğu duvar camdı yatağın diğer tarafında ki oldukça büyük kitaplık kitap doluydu kendisi de kitap okumayı çok severdi hep böyle bir kitaplığı olsun isterdi ama hiç fırsat bulamamıştı, eskiden durumları iyi değildi sonrasında annesi bu Adnan şerefsiziyle evlenince onun parasını aşırı zor durumda kalmadığı sürece dokunmadan kendi kazancını harcamaya başlamıştı kitaplarda ki Bakışlarını Pars'a çevirince balkonun cam kapısında onu beklediğini gördü, hızlı adımlarla yaklaştı ve yanından geçerek balkona girdi, büyük değildi ama o kadar güzeldi ki bütün ömrünü burada geçirebilirdi, Hayranlıkla etrafına bakarken Pars'ın onu izlediğinden habersizdi.

Balkon evin arka tarafındaydı ve boşluğa bakıyordu, hiç ev yoktu insanlardan uzak tam kafa dinlemelik yerdi, hemen yan tarafı kaplayan koyu gri, iki kişinin rahatlıkla sığacağı oldukça yumuşak görünen bir koltuk vardı,

Elindeki kahve dolu kupayı koltuğun önünde ki küçük cam masanın üzerine koydu, Masanın ayakları yine koyu griydi, Bu adam koyu griye kafayı takmıştı.

Balkonun sol tarafında mini buzluk vardı, kapağı cam olduğundan içindeki içkileri görebiliyordu, hemen üstünde alt alta olan

2'li rafı gördü, muhtemelen balkonda okumak için alıp işi bitince sonra yerine koyarım deyip rafa bıraktığı birikmiş kitaplara baktı biraz dağınık olsada hoş duruyordu.

Yukarıda ki loş ışık ortama ayrı bir hava katıyordu.

Pars sessizce Doruk'un balkonu incelemesinin bitmesini bekliyordu,

daha oturmadan etrafa bakması beğenmiş olduğu anlamına geliyordu galiba,

Doruk, Pars'ın yanına oturdu, omuzları birbirine değince gerildi nedenini bilmiyordu ama garip hissediyordu, büyük ihtimal 5 dakika öncesinde Pars'la yaşanan yakınlaşma onu germişti.

Doruk gergince parmaklarıyla oynuyordu derin bir nefes alarak geriye yaslandı ve,

"Kira hakkında hiç konuşmadık..."

Pars bu konuyu konuşmak istemiyordu,

Onun paraya ihtiyacı yoktu, ama Doruk'un vardı sonuçta işe yeni girmişti ve elinde fazla para olduğunu düşünmüyordu Pars,

Ama Doruk'un kira ödemeden kalmayı kabul edeceğini sanmıyordu.

"5 bin yeter." Dedi kahvesinden bir yudum alarak, konu hemen kapansın istiyordu.

Doruk birden kafasını Pars'a çevirdi,

"5 bin mi? Bu evin kirası en az 20 bin'dir,

Seninle kalacağım için yarıya düşürsen bile 10 bin eder."

"Çok düşünme Doruk, ben böyle olsun istiyorum."

Doruk soğuk bakışlarını Pars'a yöneltti,

"Bana acıyorsun."

Dedi sertçe.

"Sana acıdığım falan yok, işinde yenisin ve senin o paraya ihtiyacın var, sadece yardım ediyorum, eğer çok istiyorsan akşam yemeğini sen hazırlayabilirsin."

Bu fikir Doruk'a mantıklı gelmişti, zaten kahvaltıyı hafta içi temizliğe gelen kadın hazırlıyor 1 gibi işini bitirip çıkıyordu,

Öğle'de Pars şirkette, Doruk'ta kafede çalıştığı için evde kimse olmuyordu,

akşam yemeğini hazırlamak Doruk için zor değildi, yemek yapmayı severdi.

"Tamam. olur."

Başta ikiside konuşmadan sessizce kahvelerini yudumlasalar da Pars'ın açtığı konuyla her şeyi bir kenara bırakıp konuşmaya başladılar, bir diğeri içeriye geçmek isteyinceye kadar balkonda oturacaklardı galiba.

Kordon bu günlük ertelenmiş gibiydi.

♡♡♡

Bu bölümü yazarken ilham olsun diye arkadaşlarla sahile geldim, Pars Doruk'u kordona götürecekti ama

Bizimkiler, "sen telefona bak diye mi geldik,

Bırak telefonu gezelim, kon

uşalım, bırakmazsan tribi yersin"

Adlı destanı okumaya başlayınca burada

kesmek zorunda kaldım.

Neyse, en azından başka bir zaman bizim ikiliyi baş başa bırakmak için bahane bulmam gerekmeyecek Allah'ım ne kadar zekiyim bu kadarı da fazla yaa akdhsjdhjd.

●Şu yıldıza bi dokunsana çok güzeell●

~Ceycey

-18.08.23-

Kelime sayısı /2690/

♡♡♡

Hoşça kalın.

Takipte kalın.

♡♡♡

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.