Sabaha kadar en az 10 kere uyanan Doruk zorluklarla gözlerini açtı.
buna da alışmıştı uyku düzeni yoktu. En son ne zaman deliksiz bir uyku çektiğini hatırlamıyordu.
Saate baktı 7:25 olduğunu görünce ayağa kalktı ve işini halletmek için bu kattaki banyoya girdi. İşi bitince Elini yüzünü yıkayıp salona döndü, oturmadan önce uyuduğu koltuğu topladı ve üst kattaki misafir odasına götürdü.
Tam merdivenlere yönelecekti ki koridorun sonundaki odanın kapısı açıldı ve içinden üstü çıplak bir Pars çıktı.
Oysa ki sessiz olmaya çalışıyordu Doruk.
İkiside birbirine öylece bakıyordu.
Doruk bakışları başka yerlere kaymasın diye adamın gözlerine sabitlemişti.
Pars sorgulayıcı bir şekilde kaşlarını çattı ve yeni uyandığını belli eden bir sesle konuştu,
"Böyle bakışacak mıyız?"
Dün Doruğun anlattıklarından sonra içindeki acıma duygusunu zor bastırıyordu.
"Ben. Uyanmışken uyuduğum koltuğu toparlayayım dedim."
Pars'ın gözünde belli belirsiz bir şefkat vardı,
"Tamam. İn hadi aşağıya. geliyorum ben."
Doruk gözlerindeki bakışı yine anladı dişlerini sıkıyordu artık. en nefret ettiği bakışla bakıyordu.
Doruk konuşmadan arkasını döndü ve merdivenlerden indi.
Pars derin bir nefes verdi. çocuk, bakışlarını anlamıştı..
Aşağı inmeden önce odasındaki banyoda hızlıca yüzünü yıkadı ve üstüne bir tişört geçirdi.
Aşağı indiğinde Doruk, kuruyan kıyafetlerini geri giymiş, Pars'ınkileri katlamış sessizce oturuyordu.
Pars gelince ayağa kalktı ve elindeki 800 tl'yi
uzattı
"herşey için çok teşekür ederim. Ve özür dilerim yordum seni oraya kadar."
Pars parayı almadı, "nereye bu saatte?"
"Bulacağım bir yer daha fazla rahatsızlık vermek istemiyorum sana."
"Buna nasıl karar verdin?"
Doruk anlamayan bakışlarla baktı,
"Anlamadım neyden bahsediyorsun?"
"Rahatsız olduğumu diyorum nerden çıkardın?"
"Sadece. Öyle işte bazen hissedersin."
Bağlı kollarını iki yana indirdi ve konuştu
"Yanlış hissetmişsin o zaman. sence seni istemesem şuan burda olur muydun?"
Doruk parayı tekrar uzattı, "benim için o kadar uğraştın. daha fazla vermek isterdim ama bu kadar nakit var eğer iban atarsan-"
Pars Doruğun sözünü kesti,
"paranı almayacağım. Sana söyledim, istemediğim hiçbirşeyi yapmam kimse beni buna zorlamadı kendim istedim."
Doruk sadece ona baktı. öylece birbirlerine bakıyorlardı,
Sonrasında Pars ayağa kalktı ve mutfağa yöneldi Doruk ise öylece bekledi ne kadar yardım edeyim demek istesede içindeki birşey engel oldu.
Pars'ın onu isteyip istemediğini bilmiyordu ama, belkide çocukluğundan beri hep arka plana atıldığı için böyle hissediyordu.
Hani bazen insanın içinde bir his olurdu ya, sanki bulunduğu ortamdaki herkese yük oluyormuş gibi hissederdin.
İşte Doruk tam anlamıyla öyle hissediyordu diken üstündeydi.
Oturduğu koltukta eğilip kollarını dizine yaslayarak parmaklarıyla oynadı sıkıntıyla.
Duyduğu sesle hemen ayağa kalktı ve mutfağa ilerledi.
"Doruk gel hadi."
Kapıdan içeri girince acıktığını hissetti biraz
Çok yiyemezdi zaten bünyesi alışık değildi düzenli yemeğe.
"Otursana."
Doruğun gözleri masaya dalmışken kafasını sallayarak oturdu.
Birlikte kahvaltılarına başladılar ama Doruk pek fazla şey yiyemedi 1 ince dilim ekmek, biraz domates ve peynir yemişti.
"Bu vücuda göre bayağı az yiyorsun." dedi Pars çayına uzanırken.
Doruk şaşkınlıkla Pars'a baktı.
Pars kendini açıklamaya çalıştı,
"Yani. öyle demek istemedim. Bu kadar az yiyen birisinin en fazla 60 kilo olması lazım."
"Ben bi 70 kilo varım ama?"
"Boyun o kadar da kısa değil çünkü."
Doruğun siniri bozuldu 176'ydı Doruk. Pars'ın kurduğu cümledeki -o kadar- kelimesi onu sinir etmişti,
Birşey demeden arkasına yaslandı.
Daha dün tanıştığı biriyle aynı evde aynı masada boy ve kilo konusunu konuşuyorlardı hayat garipti.
"Ben çıkayım dün birkaç ilana başvurdum zaten oralara bakacağım."
tam ayağa kalkacaktı ki Pars konuştu,
"Okuyor musun? Mezun olmak için küçük gibisin."
"Hayır. Gastronomi okuyacaktım ama o dört yıllıktı bende iki yıllık aşçılık okudum. Birde bir sene erken başladım okula Mezunum yani."
"Güzel. Gideceğin yer yakınmı? bizimkiler bıraksın."
Kabul etmeyecekti tabii ki de herkesin kendi işi vardı
"Yok sağol giderim ben o kadar da uzak değil."
Pars "Sen bilirsin." diyerek çatalını peynire batırdı.
Çok inatçıydı bu çocuk.
Doruk, "Görüşürüz."
Diyerek kapıya yöneldi.
Evden uzaklaştığında kafenin konumuna doğru ilerledi aslında gideceği yer buraya gerçekten yakındı, maaşı da iyiydi. Ve yorumlara göre temiz çalışıyorlardı.
Eğer anlaşırlarsa, aşçılarda eksik olmadığından garsonluk yapacaktı.
Pekte uzun olmayan bir yürüyüşten sonra kafeye ulaştı
Burası çok güzel bir kafeydi ve bayağı genişti umarım burayla anlaşırım diye geçirdi içinden.
Derin bir nefes alarak içeri girdi ve gözüne ilk çarpan siyah aşçı önlüğüyle arka kapıdan içeri giren çağın olmuştu. eldiveni ve önlüğüne çikolata sosu bulaşmıştı.
Çağın'da onu fark edince şaşkınlıkla kaşlarını kaldırdı "Doruk?"
Doruk'da şaşkınlıkla ona bakıyordu
Ne yani Çağın burada mı çalışıyordu?
Çağın şaşkınlıkla karışık bir gülümsemeyle Doruğa yaklaştı
"görüşürüz demiştin ama bu kadar çabuk beklemiyordum."
"Bende" dedi Doruk sadece.
"Sen otur bizimkiler gelir birazdan siparişini almaya."
Doruk konuştu "senin mi burası?"
Çağın bu sefer kahkahalarla güldü
"yok be oğlum nerede bende burayı alacak kadar para, aşçıyım burada ben."
Çağın saatine baktı ve tekrar konuştu,
"Otur sen hadi benim mutfağa gitmem lazım uğrarım yanına yine"
"Yok yanlış anladın ilan için geldim ben"
Şaşırma sırası Çağın'daydı
"Tesadüfe bak amına koyayım."
"Biraz öyle"
"Benim saatim geçiyor seni burada bıraksam?"
Doruk kafasını hafifçe sallayarak konuştu,
"Tamam o zaman sen işine bak bende patronunuzun yanına gideyim"
Çağın Doruğun omuzunu pat pat'ladı
"İyi şanslar."
Ne ara bu kadar yakın olmuşlardı? Sanki 2 yıllık arkadaşıymış gibi davranıyordu Çağın ona.
Daha fazla düşünmeyerek merdivenin başındaki görevliye yaklaştı
"Merhaba."
Görevli ona döndü ve, "buyurun?"
Dedi.
"Ben iş ilanı için geldim, burada çalışmak istiyorum."
Görevli ona döndü
"Tabii. Geçin üst kattaki 2. oda" diyerek merdivenleri gösterdi.
Doruk elindeki dosya ile yukarı çıkmaya başladı. biraz heyecanlıydı sadece.
Yeni bir hayat kuracağına inanmıştı Doruk.
Umarım bu sefer yanılmıyordu.
Kapının önüne gelince bir süre durdu. Derin bir nefes aldı ve kapıyı tıklattı, içeriden gelen gir komutuyla kapıyı açtı.
Kapıya uzanan eli titriyordu biraz.
Hızlı bir şekilde içeriye girdi önündeki ofis koltuğunda oturan adama selam verdi.
"Merhaba."
Adam elindeki kalemi bırakarak arkasına yaslandı ve çocuğu süzdü.
"Ne istiyorsun?"
"Ben ilan için gelmiştim." Diyerek elindeki dosyayı uzattı.
Adam bir süre çocuğa baktı ve elindeki dosyayı aldı ve inceledi.
Doruk yaşlı birini bekliyordu açıkcası,
bu adam en fazla 28-29 yaşındaydı.
"Hmm. demek aşçılık mezunusun..."
"Yaşına göre biraz erken değilmi Doruk?" Diye sordu adam.
"Okula 1 sene erken başladım"
Dedi detaya inmeden.
Adam gözlerinü kısarak yumruğunu çenesine yasladı ve uzakta bekleyen çocuğa karşı gülümseyerek konuştu,
"Otursana?"
Doruk bir şey demeden oturdu.
dediğini anında yapması hoşuna gitmişti adamın.
"Tamam kabul. Yarın gel başla" dedi
Çocuğa sırıtırken.
Doruk kaşlarını kaldırdı,
"Bu kadar çabuk mu?"
Adam kaşlarını çattı
"Ne zaman başlamak isterdin?"
"Hayır yanlış anladınız. Ben sadece bu kadar çabuk olmasına şaşırdım."
"Tamam. Yarın 08:30'da burada ol"
Doruk ayağa kalktı ve,
"Teşekürler, dediğiniz saate burada olacağıma emin olabilirsiniz."
Arkasını dönüp kapıya yöneldi Doruk ve aklına gelen şey ile adama döndü ve adamı kalçasını izlerken gördü. Neye bakıyordu bu adam? Yanlış görmüştü büyük ihtimal.
"Görüşürüz. Diyecektim."
Adam oturuşunu dikleştirdi ve,
"daha çok görüşeceğiz" dediğinde Doruk odadan çoktan çıkmıştı.
》》》
Aşağı indiğinde çok yoğunluk yoktu Çağın'da bunu fırsat bilerek, işini bitirmiş masada kahvesini içiyordu.
Doruğu fark edince karşısındaki sandalyeyi
Gösterdi.
Doruk karşısına oturduğu an konuştu,
"Ee ne oldu iş."
Doruk, belli belirsiz gülümsedi,
"Aldım."
Çağın gülümseyerek konuştu "çok sevindim artık bu gerizekalılarla tek başıma baş etmeyeceğim" dedi çalışanlara bakarak.
"Birde. Nasıl oldu? Normalde en iyi çalışanları seçmek için 40 saat soru sorar, ben dosya için üç defa gelip gittim o eksik bu eksik diyerek süründürdü beni."
Doruk konuştu, "ne? Yani sen aşçısın sonuçta. Ben basit bir garsonum."
Çağın arkasına yaslandı,
"Bilmiyorum ama çok sıkı bir disiplini var yinede dikkat et."
"Tamam ederim. benim gideyim artık." diyerek ayağa kalktı.
Çağın'da ayağa kalktı ve "bende içeri geçeyim birde buna söylenmesinler." Dedi bıkkınlıkla.
Mutfağa dönmeden önce tekrar konuştu Çağın, "yarın görüşürüz o zaman?"
"Görüşürüz tabii." diyerek arkasını döndü Doruk.
Çağın mutfağa, Doruk ise Pars'ın evine doğru adımladı.
》》》
Geldiği yoldan geri dönen Doruk elleri cebinde sessizce bir şarkı mırıldanıyordu.
Sonunda işi halletmişti geriye sadece kiralık ev bulmaktı ama İzmir'de ev bulmak o kadar da kolay değildi.
Tamam belki bir ihtimal bulsa bile on bin den aşağı kira yoktu ve zaten tüm gün çalışarak ordan alabileceği en fazla para o kadardı zaten.
İçine bir şey oturmuştu Doruğun. İzmir'de geçimin zor olduğunu bilseydi gelmezdi.
Geri dönmek istese bankada parası da yoktu. Kimlikte babası Adnan piçi gözüktüğü için bilgilerine daha kolay ulaşmıştı.
Yapacak bir şey yoktu artık.
Kira parasını bütün maaşıyla ödese de yine yetmeyeceği için ev arkadaşı bulması lazımdı.
Ve bunu yarına erteleyerek Pars'ın evine ilerledi rahatsızlık verecek diye korkuyordu
Ama başka çaresi yoktu.
Bahçenin giriş Kapısına geldiğinde güvenlik ona baktı, "Pars bey şirkette. bize emanet edilen bir anahtar var onla aç ve anahtarı geri getir"
Dedi düz bir sesle.
Doruk Pars olmadan eve girmek istemedi, bir şey kaybolursa veya zarar gelirse onu suçlamasınlar diye.
"Teşekürler ama benim bir işim vardı yeni hatırladım" Diyerek
evden çıktı ve biraz ilerideki pek kişinin uğramadığı kaldırıma oturarak telefonunu çıkardı ve İzmir'de ev arkadaşı arayan kişilere baktı.
Burada kime nasıl güvenecekti. O kadar çaresiz ve yanlız hissediyordu ki oturup burada hıçkıra hıçkıra ağlamak istiyordu ama gururu izin vermedi. Kimsenin karşısında ağlayamazdı Doruk.
Kimsenin karşısında küçük düşemezdi.
Bir süre daha içinde yanlızlığın getirdiği ağırlıkla öylece oturdu.
Ağlamıyordu ama gözlerinin dolmasını engelleyemiyordu,
Tam o anda kaldırımın biraz ilerisinde başı hafif yana eğik turuncu beyaz yavru kediyi gördü ve gülümseyerek elini yaklaştırmak istedi.
Ama anında karşı kaldırıma kaçtı çok ürkek bir kediydi, ondan uzaklaşan kedi uzaktan Doruğu izliyordu.
Doruk ona gülümsedi. Kedinin beyaz tüylerinin uçları kirlenmişti, yine de onu sevmeyi çok isterdi.
Kediyle bakışırken aralarına siyah bir araba girdi, Doruk kafasını kaldırdı ve camı açık olan arabanın içindeki Pars'ı gördü
Ve hemen ayağa kalktı, onun buradan geçtiğini bilmiyordu.
Pars, Doruğun dolu gözlerini fark edince kaşlarını çattı, yine niye ağlıyordu bu çocuk...
"Ne oldu."
Dedi gerginlikle.
Doruk cevap vermedi.
Pars derin bir nefes aldı ve konuştu,
"Arbaya bin."
Doruk itiraz etmeden arabaya bindi. daha fazla sinir etmek istemiyordu Pars'ı.
Doruk sessizce parmaklarıyla oynuyordu.
Kafasını kaldırdığında,
Pars'ın ters bir yönde gittiğini fark etti.
Anlamaya çalışır gibi kaşlarını çattı ve"Nereye gidiyoruz." dedi.
"Senin bana herşeyi anlatabileceğin bir yere."
Dedi Pars.
Aklı çok karışıktı. bu çocuğu ağlatacak şeyleri düşünerek kendini yiyip bitiriyordu biri bir şey mi demişti, yada daha kötüsü bir şey mi yapmıştı. yol boyunca gözünü önünden ayırmadı çocuğun ona kaçamak bakışlar attığını biliyordu.
Sonunda araba durduğunda dışarıya hayranlıkla bakan Doruğu izledi Pars.
Etrafında bir sürü çam ağacı olan güzel yuvarlak bir göldü burası.
ağaçların arasında ahşaptan bir ev gözüküyordu.
(Ahşap ev)
Doruk hızla arabadan indi ve bu manzaraya bakmaya devam etti gözleri parlıyordu Doruğun. buraya neden geldiğini unutuvermişti.
Her ne kadar çocuğun keyfini bozmak istemesede artık konuşmaları lazımdı.
Pars eliyle yan yatmış kütüğü gösterdi
"Gel hadi şuraya oturalım" dediğinde.
Doruğun yüzü birden asılmıştı.
Pars'ın siniri bozuldu. bu çocuğun mutsuz olması, sinirlenmesi için geçerli bir sebepti.
Oturduktan sonra Doruk derin bir nefes aldı. "En baştan başlayayım"
Pars sessizce yanındaki oğlanı izliyordu.
"Evden neden kaçtığımı anlatmıştım. İşte kaçmadan önce öz babamdan kalan evi arabayı satıp, bankasındaki tüm parayla birlikte kendi hesabıma geçirdim sonra bilet alıp İzmir'e uçtum ve otele gittiğimde o şerefsiz aradı."
Doruk başını öne eğip susmuştu elinin tersiyle sertçe göz yaşını sildi neden ağlıyordu ki şimdi? çok sinir olmuştu kendine normalde bu kadar ağlak biri değildi ki Doruk, iki ilgi görünce mi böyle olmuştu. kesik bir nefes aldı.
tam cümleye başlayacaktı ki omuzunda bir el hissetti. o elin sahibine döndü.
Doruğun gözlerinden çaresizlik okunuyordu.
Derdini anlatırsa Pars bir çözüm bulurdu mutlaka ama hala susuyordu çocuk. Doruğa bir şey oldu diye korkuyordu. Sonuçta adam ondan sorumluydu. Başına birşey gelmemesi gerekiyordu.
Doruk devam etti, "sonra. bana beni çok hafife alıyorsun dedi.. başta anlayamadım ama sonra kredi kartını komtrol et dediğinde..." hıçkırmamak için duraksıyordu.
Pars çocuğun omuzundaki elinin baş parmağıyla omuzunu okşadı, devam et dercesine.
"Bütün parayı alıp şerefsizlik olsun diye 5 tl bırakmış sadece."
Pars'ın kafası karışmıştı. "O zaman neden sabah evden gitmek ve benden ibanımı istedin?."
"Kredi çekecektim.."
Pars tekrar konuştu,
"Sence baban bunu düşünmemiş midir?"
Doruk kızarmış gözlerini göle çevirdi
"Bilmiyorum Pars, ben hiçbirşey bilmiyorum."
"İş görüşmesi ne oldu?"
Doruk geldiğinden beri ilk kez gözlerini Pars'ın gözlerine değdirmişti.
"Aldım işi."
Pars elini doruğun omuzundan indirmek istemiyordu. Eh Doruk'ta pek rahatsız gözükmüyordu.
"İyi işte, biraz da iyi yönünden bak, artık bir işin var."
Doruk duygusuzca Pars'a baktı, "benim hayatımda iyi diye bir kavram yok. Hergün daha fazla içine çeken bir bataklık var. Ne zaman bu bataklıktan çıkmak için çırpınsam daha çok batıyorum."
"Evet artık bir işim var ama oradan aldığım parayla İzmir'de ev tutmam imkansız.
Hadi küçükte olsa buldum ki oraya bile 9.000 isterler benim alabileceğim en fazla maaş zaten 9.500"
Saç diplerini çekiştirdi Doruk.
"evi alsam bile 500 tl ile Türkiye'de 1 ay nasıl geçineceğim?"
Pars bir süre düşündü yanlış karar vermekten korkuyordu. Aldığı kararını değiştirmeden bakışlarını Doruğa çevirdi ve konuştu,
"Bende kalacaksın."
Doruk şaşırdı,
"Ne?"
"Duydun. Zaten kocaman ev, sorun olmaz benim için."
"Olmaz ki öyle..."
Pars ayağa kalktı,
"Oldu bile, hem hadi geç oldu eve girelim artık."
Doruk kabullenmişti başka çaresi yoktu.
Ayağa kalktı ve Pars'ı takip etti.
Ahşap eve girdiklerinde Doruk esnedi, Pars tam uyumasını söy
leyecekti ki aklına gelen şey ile duraksadı
Doruk Pars'a döndü.
"Bir şey mi oldu?"
Pars başını eğdi ve parmaklarıyla iki gözünün ortasını yani burun bitimini sıktı.
"Bu evde sadece 1 yatak var"
》》》
♡Buda kedyy♡
Evet bu bölümde böyle bitti.
Duman dinleyerek yazmak yazma şeklimi değiştiriyor hahshshshdh
~Ceycey
-25.06.23-
Kelime sayısı /2106/
♡♡♡
Hoşça kalın.
Takipte kalın.
♡♡♡