❗❗❗
Kitapta Şarkıdan bahsettiğim yerde kesinlikle şarkıyı açmalısınız. Bir gece bu şarkıyı dinlerken ben neden kitap yazmayayım dedim ve sonucunda bu kitap ortaya çıktı.💖
❗❗❗
<<<>>>
Gün daha batmadan gidecekleri yere ulaşmışlardı, manzara o kadar güzeldi ki Doruk arabadan çıkmasıyla donakalmıştı bir uçurumdaydılar, uçurumun aşağısı sahildi, kumsalın yakınında deniz dalgalanıyordu, ufuk noktası hâlâ mavi olsa bile güneş batmaya yakın olduğundan turunculaşıyordu, uçurum çimenlik olsa bile aşağısı kumdu, deniz kokusu ciğerlerine dolarken gözlerini kapattı ve dalgaların kıyıya vurmasını dinledi.
Bu sırada Pars Doruk'a odaklanmıştı, her hareketini izliyordu, bu çocuğu izlemek artık Pars'ın alıştığı bir şeydi, seviyordu işte izlemeyi bunu hiç sorgulamamıştı, gerçi bir şeyleri sorgulamayı bırakalı çok olmuştu.
Doruk, "Burası gerçekten cennet gibi."
Diyerek Pars'a döndü, Pars'ın zaten kendisini izlediğini fark edince yutkuntu, Pars'ın dikkatini başka bir yere çekmeye çalışarak,
"yere mi oturacağız?"
Pars hafifçe kaşlarını çatarak yere baktı, buraya sıklıkla gelirdi ve yere oturmak onu rahatsız etmemişti,
Başını Doruk'a çevirerek,
"Sorun olur mu?" Dediğinde Doruk başını iki yana salladı, "Benim için olmaz, senin için olur diye düşünmüştüm."
Pars cevap vermeden elindeki iki kadeh ile oturduğunda, Doruk'ta elinde içinde pizza dilimleri olan kutu ve bir şişe şarapla Pars'ın yanına oturmuştu.
Pars manzaraya daldığında kaçamak bakışlarla izleme sırası Doruk'taydı, her zaman dik tuttuğu çenesi ve geniş omuzlarıyla çok baskın duruyordu üstündeki gömlekten belli olan fiziği Doruk'un yutkunmasını engelliyordu erkeksi yüz hatları vardı, tüm bunlara yüzüyle orantılı bir burunda eklenince, Doruk'un ona her baktığında etkilenmemesi imkansızdı
alnına dokunan saçlar bile Pars'ın manzaraya bakan gözlerindeki koyu bakışları gizleyemiyordu Doruk'un gözleri dudaklarına kaydığında kasıkları hafifçe uyuşmuştu, çok öpülesi duruyorlardı, Doruk o dudakların sıcaklığını ve tadını biliyordu, bu onun daha fazlasını istemesine sebep oluyordu.
Pars, dışarıdayken evde olduğundan daha sert ve ifadesizdi, evde Doruk'a karşı kedi gibiyken, arkadaşlarına, Çağan'a veya bir başkasına değil Doruk'la konuştuğu gibi konuşnak, sırıtmazdı bile, arkadaşlarıyla tabii ki kendi aralarında ara sıra gülerdi ama ifadesiz gözleri her Doruk'a kaydığında sıcak bakışlara dönüşüyordu.
Pars hiç bir zaman aşk insanı olmamıştı, zaman kaybı olarak görürdü, Doruk'u tanıdıktan sonra, aşkın değilde aşktan önceki hayatının zaman kaybı olduğunu anlamıştı, hızlı ve birden olsa bile bu çocuk Pars'ı feci şekilde etkilemişti.
Şarap şişesini açtı ve kadehlere doldurduktan sonra birini Doruk'a uzattı, Doruk aldıktan sonra Pars, "Bakalım pizza iki saat uğraşmamıza değmiş mi?"
Doruk sırıtarak Pars'ın tatmasını bekledi, eliyle tuttuğu dilimin ucunu ısırırken bile karizmatik görünen adamla ne yapacağını bilmiyordu,
Pars lokmasını yutarak, "Bu pizza için formumdan çıkabilirim."
Isırdığı pizzayı Doruk'un ağzına uzatarak, "Denesene?" Dedi gülümseyerek, Doruk hiç tereddüt etmeden pizzayı ısırdığı yerden ısırdı, gözlerinin içine bakarak yuttu ve ağzına yayılan tat ile,
"Çok lezzetli olmuş, bunu sık sık tekrar etmeliyiz."
Sessiz geçen yemekten sonra Doruk mırıldanarak, "Buna alışmak istemiyorum." Dedi, bakışları Pars dışında her yerdeydi, Pars kaşlarını çattı, artık Doruk'un bu düşüncelerine
Alışmıştı, ne yapsa geri dönmeyeceğini o adamdan kurtulduğunu kabullendiremyordu.
Doruk bunları düşündükçe ağzındaki lokma büyüdükçe büyüdü, dilimi kutuya geri bıraktı. Pars derin bir nefes alarak, "Kabullen artık oraya dönmeyeceksin Doruk, bana güvenmiyor musun?"
Doruk buruk bir tebessümle,
"Sen benim en büyük şansımsın Pars."
Doruk'un omuzları Pars'ın omuzuna değiyordu, kafasını omzuna yaslamak istese de ters tepki almaktan çekiniyordu, Pars Doruk'a iyice yaklaşarak burnunu saçlarına değdirdi, güzel kokusunu içine çekerken konuşmadı.
İkisini de huzur kaplamıştı, Pars'ın yaptığı hamleyle Doruk çekinmesini bir kenara bırakarak başını onuzuna yasladı, "Buraya sıklıkla gelir misin?"
Pars bakışlarını manzaraya çevirdiğinde, "Genelde çok bunaldığımda, koskoca şehir bana dar geldiğinde, nefes almak için geliyorum."
Doruk kafasını yaslandığı omuzdan kaldırdı ve Pars ile burun buruna geldi, yutkunarak, "Sorun ne?" Diye mırıldandı, eğer tekrar buraya geldiyse bir sorun olduğunu tahmin ediyordu, Pars'ın şu son iki gündür farklı bakışları olduğunun farkındaydı, bir durgunluk vardı.
Pars çok yakınındaki Doruk'un gözlerine kilitlenerek, "Sen yanımdaysan sorun yok." Diyerek geçiştirdi, Doruk bunu anlayarak, "Var Pars, yokmuş gibi davranamazsın inan öyle yapınca içinde birikip seni sıkıştırır."
Pars gözlerini sıkıca yumdu, cevap vermeden kafasını başka tarafa çevirdi, Doruk yavaşça omuzuna dokundu, "Annen mi?" Diye mırıldandı, Pars boş bakışlarını Doruk'a çevirdi.
Doruk kendine dönmesi için tuttuğu kolu hafifçe sıktı, "Bu dönemler hiç geçmeyecek gibi gelir ama sen güçlüsün Pars, halledersin sana güveniyorum." Dedi
Pars bakışlarını Doruk'a çevirdi, onu böyle karşılıksız, hiç bir şey bilmeden teselli etmesi kalbini sıkıştırıyordu,her şeyi Doruk'a anlatıp rahatlamak istiyordu ama bazı şeyler kolay değildi, onu kendine bağladığını sanabilirdi, bu zamana kadar Pars'ı engelleyebilen kimse olmamıştı, çünkü bir zaafı yoktu, şerefsiz babası Pars ile baş edemeyince annesini el altında tutuyordu.
Belli etmese de Pars'ın yapabileceklerinin farkındaydı o yüzden annesini elinde tutup Pars'a koz oynuyordu, Pars bunun çok uzun sürmeyeceğini biliyordu, istese annesini alırdı ama bunu zorla yapmak istemiyordu, annesi orada kalmak istemese bir saniye durmazdı.
Doruk Pars'ın hâlâ konuşmadığını görünce, "Konuşmayacak mısın?" Dedi ve, sinirle kaşlarını çattı ve hızla oturduğu yerden Pars'ın kucağına çıktı, rahat bir pozisyon aldığında, "İyi, o zaman konuşana kadar kalkmam kucağından."
Pars afallayarak yutkundu beklemiyordu, düşmemesi için beline destek oldu, bakışlarını gözlerine çevirerek,
"Ömür boyu konuşmamaya razıyım."
Diyerek sabah aldığı öpücük sözünü yerine getirmek için dudaklarına yaklaştı, Doruk elini Pars'ın dudaklarına bastırarak, "Hayır, konuşana kadar öpmek de yok."
Pars kaşlarını çattı, ve dudaklarındaki avucuna öpücük kondurdu, Doruk elini çekti, Pars kabullenerek derin bir nefes aldı ve konuşmaya başladı, "Sorun annem.. demiştim ya çok hasta diye, işte tek sorun hasta olması değil."
Doruk, Pars'ın zorla konuşabildiğini hissettiklerinin onu zorladığını fark ederek rahatlaması için boynuna sokuldu ve bir elini yanağına çıkardı,
"Babam onu elinde tutuyor bana karşı kullanmak için."
Doruk'un yanağını okşayan eli bir anda durdu, "Ne? ne demek zorla elinde tutuyor Pars? Biliyorum polise gerek kalmadan halledebilirsin neden yapmıyorsun." Pars gözlerini manzaraya çevirerek acıyla kıstı, fısıldar bir sesle, "Sorunda bu ya zorla tutmuyor."
Doruk Pars'ın dudaklarına çok yakın olduğu için fısıldadığını duymuştu, isteyerek duruyorsa yapabilecekleri bir şey yoktu.
"Bittim Doruk, annem beni bırakıp o adamı seçerken 2. Kez düşünmediğinde bittim, gizlice babamın evine girip onu görmeye geldiğimde bana tek kelime etmeden babamı arayıp eve girdiğimi söylediğinde bittim. Bir kere başımı okşamadığını fark ettiğimde bittim her annenin böyle olmadığını öğrendiğimde bittim, tükendim Doruk
Hâla aptal gibi onun için çabalıyorum istediğim annem mi yoksa bir parça sevgi mi ayırt edemiyorum. bu aralar tıkandım tükendim, ben.. nefes alamıyorum."
Doruk başını hafifçe kaldırarak dudaklarına yaklaştı, fısıldayarak, "Ben seni seviyorum. Yetmez mi?"
Pars'ın, Doruk'un belinde olan eli sıklaştı, yutkunarak gözlerine baktı, "Sende dinleniyorum, nefes aldığımı hissediyorum Doruk.. nasıl yetmez senin sevgin? Bunu düşündün mü gerçekten? Her şey yok olsun sadece senin sevgin kalsın."
Doruk cevap vermek yerine Pars'ın nefes kesen suratını avuçlarının arasına alarak dudaklarını birleştirdi, Pars'ın kontrolü ele almasına izin vermeden öyle bir hırsla hissederek öptü ki aşkını dudaklarından Pars'ın ruhuna akıtıyordu sanki, Doruk alt dudağını ağızının içine alarak emdi ikiside öyle bir duyguyla dolup taştılar ki sadece hiç acele etmeden yavaş ama tutkulu öpücüklerin sesleri duyuluyordu.
Pars her şeyi akışına bırakmıştı, Doruk nasıl isterse öyle öpüyordu onu, Doruk yavaşça geri çekildiğinde, alnını alnına yaslayarak eliyle yanağını okşadı, çenesine ufak bir öpücük kondurdu, Pars'a yakın olmak kalbini ısıtıyordu, gözlerini Pars'ın gözlerine kilitledi, diğer elini kalbine çıkardı ve fısıldayarak. "Madem öyle, yok et herşeyi ben kalayım sadece burada.." diyerek Pars'ın kalbinin hizasındaki elini sıktı. Pars yutkunarak uzaklaşmasını izledi,
Doruk boş kadehleri eline alarak ayağa kalktı,boşta olan elini Pars'a uzatarak kalkmasına yardım etti. "Şimdi bütün dertlerini buraya göm ve eve gidelim Pars. Bir daha seni yıkılmış görürsem buradan sarkıtırım."
Pars ayağa kalktığında, "tehtitlerde başladığına göre senden korkmalı mıyım?" Dedi, öpücükle kendine gelmiş gibiydi. Doruk Pars'ın keyfinin yerine geldiğini görünce sırıtarak bekledi, Pars yanına geldiğinde kolunu Doruk'un omuzuna attı ve, "Gidelim üşümüşsün." Diyerek arabaya bindi.
Doruk'ta binince arabayı çalıştırdı ve arabayı döndürerek eve yol aldı, hava kararmıştı, Pars'ın rastgele açtığı şarkıyla Doruk duraksadı.
'Yarın olmaz bugün
Yarım olmaz bütün
Benim ol bu gece.'
"Bu şarkıyı biliyor musun?" Dedi.
Pars şarkıya odaklandı,
Ötesi mi var?
yalnızlığı yalnız Seninle aldattım,
kıskandı yıldızlar,
Aşka inanmayanlara
Seni anlattım
karardı ay
ilk defa dinlediği hoş şarkıyla, "Hayır daha önce dinlemedim." Diyerek şarkının ismine baktı,
"Onur can -İntihaşk mı?
Sen dinledin mi daha önce?"
Doruk başını salladı, "hemde çok.. bu adamın şarkılarını severim." Dedi yola odaklanmış Pars'a bakarken,
"Hmm yok mu konseri falan? Denk gelirsek gideriz belki, hep evde duruyorsun kapandın iyice."
Doruk bir an durdu, "Yok. Yirmi bir yaşında öldü." Pars anladım dercesine başını salladı, amacı sadece konuşmaktı sesi onu sakinleştiriyordu, varlığı gibi.
Geri kalan yol kısık sesle duyulan şarkı ve Doruk'un Pars'a attığı kaçamak bakışlarla geçti, araba sürerken yola odaklanmasına rağmen Doruk sıkılmasın diye konuşmaya çalışması Doruk'un hoşuna gidiyordu, arabayı ustaca kullanışı yutkunmasına sebep oldu, direksiyondaki elleri hareket ettikçe bakışı oraya kayıyordu, bu adam her işte mükemmel olmak zorunda mıydı?
Doruk Pars'ı fark etmeden incelediğini sanarken fark etmediği bir şey vardı Pars onun bakışlarını dikiz aynasından izliyordu.
'Bildiğin gibi değilim, sildiğin gibiyim hala
Seni sevmek intihar da, sevmemek ihtimal bile değil.'
<<<>>>
Eve geldiklerinde Doruk koltuğa oturmuş öylesine bir kanala bakıyordu, Pars Doruk için getirdiği cips kasesini yanına bırakarak, "Bizimkiler geliyor sorun olur mu?" Dedi, normalde pek cips yiyen biri değildi ama Doruk eve geldiğinden beri onun için alıyordu, bu tarz atıştırmalıkları sevdiğinin farkındaydı, Doruk omuz silkerek,
"Senin evin." Dedi, sorun yoktu onları sevmişti.
Pars kaşlarını çatarak Doruk'a baktı Böyle davranması hoşuna gitmiyordu. "Benim evim diye bir şey yok birlikte yaşıyoruz, istemezsen gelmezler." Dedi.
Doruk Pars'ın gergin sesini duyunca bakışlarını ona çevirdi.
"Tamam. Sakin, onları sevdim sorun yok." Dedi gözlerinin içine bakarak. Pars cevap vermeden Doruk'un yanına oturdu ve telefonunu eline aldı, Doruk göz ucuyla baktığında Barkın'ı aradığını gördü, Doruk koltukta dizlerini kendine çekti ve cipsten tırtıklamaya başladı, lezzetliydi Pars'ın seçimleri gerçekten güzeldi.
Telefon açıldığında Pars konuşmadan Barkın "Enişteden izin alabildin mi bari?" Dedi alayla, yan yana oturdukları için duyuluyordu, Doruk yutkunarak koltukta cips yemeye devam ederken, Pars,
"Sen kaşınıyorsun bu aralar." Dedi.
Korhan telefonu Barkın'dan çekti ve, "Oğlum sen bunu aramakla hata ediyorsun beni arasana, ciddi ettiği iki laf mı var bunun?" Dedi, Pars'ın konuşmasına fırsat kalmadan, Barkın'ın, "Ayıp oluyor ama." Dediğini duydu.
Pars araya girerek, "Hadi gelin bekliyoruz." Diyerek telefonu kapattı. Başını Doruk'a çevirdiğinde başını eğerek cipsle oynadığını gördü, birşey düşünüyor gibiydi, Pars bir kolunu omuzuna atarak Doruk'un kendine bakmasını sağladı, bir sorun mu var dercesine göz kırptı.
Doruk cips tabağını kenara bırakarak, "Hayır, sadece düşünüyordum." Dedi.
Pars anlamak istercesine kaşlarını çattı, "Sorun ne?" Doruk bir nefes aldı ve aklındakileri kelimelere döktü, "Bizimkiler yarın dışarıda buluşmak istiyor da. Nasıl gideceğimi bilmiyorum." Gerçekten gitmeyi ister gibi gözüküyordu.
Pars omzunu okşadı, "Dert ettiğin şeye bak, hallederiz sorun yok." Doruk'un belli etmemeye çalıştığı heyecanı tişörtünün ucunu sıkıca tutuşundan belli oluyordu, "Ben bırakırım sizi." Dedi.
Doruk, "İşin vardır uğraşmana gerek yoktu." Dedi, Böyle zamanlarda çok mahcup hissediyordu. Fazlalık gibi. Pars kaşlarını çattı, "Ben bırakacağım dedim Doruk zorlama, her şey normal gibi devam etsede dışarıdaki tehlikeleri göz ardı edemem seni tek bırakamam."
Doruk başını eğerek yutkundu, her şey o kadar güzeldi ki oldukları durumu unutmuştu resmen. Bakışlarını Pars'a çıkardı, "Bir şeyler oluyor ama söylemiyorsun değil mi." Dedi güçsüz bir sesle, konu buraya geldğinde Doruk'un bu hale gelmesi canını sıkıyordu.
Pars sustu. Gözlerine bakıyordu sadece, Doruk gözlerine bakarak, "Geçen.. haberlerde Restoranın sahibine ulaşılmadığı yazıyordu Pars. Bir şeyler biliyorsun değil mi?"
Pars elini Doruk'un elinin üzerine koyarak, "Bunları düşünme Doruk." Dedi. Doruk kaşlarını çatarak, "Bilmek benimde hakkım Pars, beni konunun dışında tutman hoşuma gitmiyor çocuk değilim neyin ne olduğunu bilmem lazım.."
Pars arkasına yaslandı ve derin bir nefes aldı, "O Hakan'ı bizimkiler bir kaç gündür misafir ediyor." Dedi gözlerindeki tehlikeli bakışlarıyla, Doruk kötü hissetti Pars'ın başının belaya girmesini istemiyordu,
"Pars bu suç."
o adamın yaptıkları kabul edilir değildi evet ama belkide onların elinde ölecekti bu Doruk'u korkuttu, yapmazdı değil mi?
Pars, Doruk'un yüzündeki endişe ve korkuyu görünce, belinden ve baldırından tutarak kucağına çekti, "Şimdi beni iyi dinle yavrum, sana bir söz verdim, zararı dokunan herkesi tek tek yakacağım, sana yaptıkları kabul edilemez. O şerefsizi Öylece bırakıp hayatına devam etmesine izin vermemi bekleme benden. İlk önce bundan başlayacağım, diz çöküp yalvaracak öldürmemi isteyecek.. sonra o üvey baban olacak o adam."
Doruk onun adını duyduğu an Pars'a tutunan elleri sıklaştı, adı bile yetiyordu, öyle bir canını yakmıştı öyle bir ruhuna sinmişti ki korku, adı bile titremesine sebep oluyordu, bütün umutları siliyordu, Pars Doruk'un gözündeki korkuyu görünce sıkıca gözlerini kapattı ve Doruk'u kendine çekti.
Gözlerini kısarak "Korkma, gözlerinde korkuyu gördüğümde o piçin cezası katlanıyor." Dedi öfkeyle, Doruk anlamasın diye bastırdığı her öfke gün yüzüne çıkıyordu, Hakan iki gündür depodaydı açlık susuzluk terbiyesi alıyordu, her saniyesi Pars'a zevk verirken her yanına uğradığında yalvarması içindeki öfke ateşine su serpiyordu, bugün Barkın ve Korhan'la son bir ziyaret yapacaktı sonra aldığı yerin kapısına atardı şerefsizi.
Doruk'un iç çekişlerini duyduğunda afalladı, ağlıyor muydu? "Doruk?" Yüzüne bakmak için geriye çekilmeye çalıştı, Doruk izin vermeyerek daha sıkı sarıldı, ağladığını görmesini istemiyordu, kafasını iyice omuzuna gömerek göz yaşlarını akıtmaya devam etti, "Korkuyorum.. beni senden alır diye çok korkuyorum. Oraya dönmek istemiyorum Pars, bir şey yap yalvarırım. Bir daha görmeyeyim onu dayanamam karşıma çıkmasına dayanamam." Diye Çaresizce sayıklamaya başladı.
Pars iyice Doruk'u sardı, kafasını boynuna gömerek kokusunu içine çekti, öfkesini kontrol etmeye çalışarak "Asla, asla bırakmayacağım, teni tenine değmeyecek Doruk'um.."
Doruk Pars'ın boynuna iyice yaslanarak sakinleşmeye çalıştı, ağlaması ve Pars'ın kokusu uykusunu getiriyordu. Derin nefesler alırken Pars belini okşuyordu.
Doruk'un başının üstüne bir öpücük kondurarak konuşmaya başladı, "Senden öncesinde hissiz olduğumu anladım, duygusuz adamın tekiymişim. kalbim hiç ritmini tüm vücudumda hissedeceğim şekilde atmamıştı." Doruk'u hafifçe kendinden uzaklaştırarak elini tuttu ve kalbinin üstüne yerleştirdi, Doruk resmen elinde Pars'ın kalbini hissettiğinde yutkundu, "Sesim hiç heyecandan titrememişti, Dudaklarım.. bir dudağa kavuşmak için kasılıp kavrulmamıştı." Bakışlarını Doruk'un dudaklarından zorla gözlerine çıkardı, "Gözlerim hiç bir kişiyi bu kadar çok aramamıştı."
Doruk içinde hissettiği kıpırtılarla dolu gözlerini Pars'a çevirdi, bu sefer korkudan değilde hissettiği duygu yoğunluğundan dolmuştu gözleri.
"Hissetmediğim bütün duyguları bana Yaşattın. benim, hislerimin, hayatımın doruk noktasısın."
Doruk'un ağzından bir hıçkırık kaçtığında, "Pars. ben.." dedi ama konuşamadı, o kadar duyguyu aynı anda hissediyordu ki vücudu garip tepkiler veriyordu. Üzüntü, kalp kırıklığı, heyecan, huzur. Bunların hepsini aynı anda hissedebilmek mümkün müydü? Pars dayanamayarak Doruk'un çenesini tuttu ve dudaklarına yaklaştı, fısıldayarak, "Bırak öpeyim seni. Birleştireyim ruhlarımızı." Dediğinde Doruk cevap vermeden azıcık mesafeyi kapatarak dudaklarını ve ruhlarını birleştirdi, işte şimdi yuvasını bulmuştu dudakları, Doruk kanayan kalbinin ilacını Pars'ın dudaklarında bulmuş gibi öpüyordu.
Pars Doruk'u iyice kendine yaslayarak yavaşça öpmeye devam etti, hissettikletini Doruk'a aktarırcasına öpüyordu, alt dudağını ağzına alarak emmeye başladı, Doruk'un ufak bir nefes alması için dudaklarını ayırdı iki nefes sonra tekrar alt dudağını içine çekti ve ısırdı Doruk'tan gelen inlemeyle hafifçe sırıttı, Doruk kaşlarını çatarak dişlerini Pars'ın dudaklarına geçirdi, istediği tepkiyi Pars'tan alamayınca acıyla inleyene kadar dişlerini bastırdı, Pars geriye çekilerek dudağından akan kanı sildi ve sırıtarak, "İntikam seven bir sevgilim varmış meğer?" Dedi.
Doruk'un takıldığı tek kelime, 'sevgilim' di yutkundu ve dudağını kanattığı için pişman oldu, kucağından kalkmak için hamle yaptığında Pars belinden tutarak engelledi, "Nereye?" Dedi, Doruk anında, "Peçete getireceğim kanıyor," dedi üzgünce dudağına bakarak, Pars kafasını arkaya atarak kahkaha attı, "Yaparken hiç de pişman durmuyordun?" Dedi, Doruk sadece gülüşüne odaklanmıştı, ne güzel kahkaha atıyordu öyle.
Doruk sessiz kalınca, Pars, "Sorun yok, hoşuma gitti." Dedi. Doruk başını tekrar boynuna yasladı ve anında geri kaldırdı, omuzunda ağladığı için Tişörtü ıslanmıştı, "Tişörtün ıslak. Yatamıyorum." Pars'ın keyfi yerine gelmişti tam tekrar alayla konuşacaktı ki, Doruk ellerini Pars'ın dudaklarına kapattı, "Eğer yine dalga geçersen giderim bak." Dedi.
Pars, avucunun içine öpücük kondurdu ve indirmesini bekledi, "Tamam bir çözümüm var."
Dedi ve tek hamlede tişörtünü çıkartarak koltuğa fırlattı, "şimdi yaslanabilirsin." Diyerek kollarını hafifçe iki yana açtı. Doruk şaşkınlıkla vücuduna bakıyordu doğrusu böyle bir hamle beklemiyordu, yutkunarak bakışlarını gözlerine çıkardı, Pars 'hadi' dercesine gözlerinin içine bakıyordu, Doruk göğsüne yaslanarak rahat bir pozisyon aldı, şimdi kokusu daha yoğun geliyordu.
Pars telefonunu eline alarak Korhan'ı aradı, açtığı an,
"Neredesiniz kardeşim?" Dedi, Doruk uykuya dalmak üzereydi, "Evdeyiz çıkacağız birazdan." Dedi.
Pars, "Gerek kalmadı yarın gideriz tamam mı?" Korhan sorgulamadan, "Tamam, başka bir işim vardı zaten ertelememe gerek kalmadı, bir sorun yok değil mi." Dedi.
Pars, "Hayır." Dediğinde vedalaştılar ve telefonu kapattı. Yüzünü hafifçe kafasını çıplak göğsüne yaslamış Doruk'a çevirdi. Uyuyakalmıştı duygusal patlama yaşamak onu yorgun düşürmüştü, alnındaki saçları geriye iterek, Doruk'u kaldırmadan taşıyabileceği bir pozisyon aldı ve sağlam tuttuğuna emin olduktan sonra kucağına alarak merdivenlere yöneldi. Odasının önüne geldiğinde kucağında Doruk varken zor da olsa kapıyı açtı, klima önceden açık olduğu için oda soğuktu.
Örtüyü Doruk'un üstüne çekti ve üşümesin diye klimanın derecesini yükseltti kendisi dondurucu soğuğu severdi ama Doruk'un üşümesini istemezdi, yanına uzandı ve örtünün altında girdi, ellerini başının altına koyarak ay ışığının aydınlattığı odada Doruk'u izlemeye başladı, sakin derin bir uykuya dalmış gibiydi, dayanamadı ve bir elini beline diğerini sırtına dolayarak kendine çekti, Doruk'un kafası göğsüne denk geldiğinde kollarından biri Doruk'un başının altındayken diğeri belindeydi, bacakları birbirine dolanmıştı, buz gibi odaya rağmen tenleri sıcaktı.
Pars'ın uyku problemleri sanki Doruk'un kokusuyla yok olmuş gibi deliksiz bir uykuya dalmıştı.
~Ceycey
- 13.07.24-
Kelime sayısı / 2661/
♡♡♡
Hoşça kalın.
Takipte
kalın.
♡♡♡