/UYARI/ Bu hikaye BXB' dir bunu bilerek başlayın lütfen.
Ve bölümler daha uzun olacak bunu başlangıç gibi düşünebilirsiniz
Angst bitirmeyi düşünmüyorum.
İyi okumalar!
●●●
Hayatım boyunca ne zaman bir şeyi başarıyorum desem daha kötüsüyle karşılaştım. Ne zaman başıma daha ne gelebilir dediğimde daha beteri beni buldu.
Dışarıya karşı çok soğukkanlı kendinden emin ve zorunda kalmasa kimseyle konuşmayan, üvey babasının şirketi olduğu için şanslı sanılan biri olarak gözüküyordum ve bunu kendini beğenmişliğe yorumluyorlardı.
Ama ben öyle değildim ki. kim bilebilirdi 15 yaşımda hastalıklı bir ibne olduğumu öğrendikten sonra Allahın her günü taciz eden üvey bir babaya sahip olduğumu.
İlk başta sadece okşamaydı 16 yaşıma girdiğimde dudakları tenimde gezinmeye başladı küçüktüm ben.
18 yaşım... öz babam annemin onu boşadıktan sonra parası için Adnan şerefsizi ile evlendiğinin üstünden 4 sene geçmesine rağmen sindiremeyip önce anne dediğim o kadını sonra kendini vurarak öldürdüğü gün...
Herkes cenazede nasıl hayırsız bir evlat olduğumu konuşurken ben ellerimde kelepçe ve vücuduma inen kırbaç darbeleri ile hıçkıra hıçkıra ağlıyordum öz babamın
Yaptıklarının cezasını bana kesmişti.
19 yaşımda Okula diye çıkıp eşek gibi çalıştığım bir günün daha sonunda kapıda düz bir ifade ile beni bekliyordu. Gözlerimin içi titredi onun bu ifadesini en çok ben biliyordum. Gözlerindeki acımasızlık en çok benim gözlerimle buluşmuştu.
Tanınan bir adam olduğu için dışarıya ses gitmesin diye beni sertçe eve çekti.
Döverken çok bağırırsam ses çıkmaması için eve Ses geçirmeyen yalıtım taktırmıştı.
Kolumdan tuttuğu gibi sertçe duvara çarptı ve bağırarak konuştu,
"Nerdeydin lan sen? gecenin bir saati kendini kime siktiriyordun lan ibne!?"
O gün bana dediği cümle bana hastalıklı bir ibne olduğumu kabul ettirdi. Aslında ona karşı çıkabilirdim. Ondan daha güçlüydüm
Ama şerefsizin ekmeğini yiyordum. Şiddet konusunda rahattı ondan dayak yediğimi söylesem bile 1.76 boyunda kocaman adam Adnan bey'den dayak mı yiyor derlerdi.
Cinsel anlamda daha ileriye gitmeye çalıştığı 20 yaşıma girdiğim gün yani bugün. Öz babamdan kalan evi arabayı satıp banka hesabıma yatırmıştım o paranın bir kısmıyla gidecektim burdan gidiyordum bu şehirden.
Bunu hatırladıkça elimdeki valizi daha sıkı tuttum. İlk defa kendim için bir şey yapacaktım. Gidecektim burdan kurtulacaktım bu şehirden koskoca İstanbul dar geliyordu bana.
Üzerimdeki metal eşyalarımı, cüzdanımı ve
Telefonumu koyduğum kabı x-ray bandına bırakıp dedektör den geçerek eşyalarımı aldım.
Şimdi ise check-in yaptırmak için valizimle birlikte sıraya girdim.
Sıranın bana gelmesine daha vardı beklerken etrafıma baktım.
Birbirlerini sımsıkı saran sevdiğinden ayrılamayan insanlar, sevdiğine kavuşacağı için mutlu olanlar çoktu. Herkesin sevdiği vardı herkes seviliyordu ben ise herzamanki gibi yapayalnızdım kimsem yoktu beni düşünen kimse yoktu. kocaman bir boşluk hissettim öyle büyük bir boşluktu ki bir an nefes alamadım.
Duyduğum sesle kafamı kaldırdım.
"Kimliğinizi ve pasaportunuzu alayım mı artık?"
Bir elimi enseme atıp mırıldanarak konuştum "Ah tabii"
kimliğimi ve pasaportumu uzatarak
Gideceğim yeri ve saatini söyledim.
Adam kimliğime baktıktan sonra şaşkın bakışlarla bana baktı ve hızla ayağa kalkarak konuştu, "Doruk Aktan?"
İstemeyerek cevapladım sessizce
"Evet benim"
"Buyrun sıra beklemekle uğraşmayın demeyi çok isterdim ama Hava Yollarında kimseye torpil yapılmaz" diyerek kontrole devam etti.
"Böyle bir şeyi sizden beklemedim zaten" dedim düz bir ifadeyle.
"Kusura bakmayın"
"Bırakında ona ben karar vereyim"
Biniş kartımı vermeden önce valizimi tarttı ve bir sorun görmeyerek pasaportumu, kimliğimi ve biniş kartımı uzattı.
İkinci güvenlik ve bilet-kimlik sırasına girdiğimde derin bir nefes verdim sıkılmıştım artık. Hayır yani neydi bu kadar önemli olan alt tarafı İstanbuldan İzmir'e uçacaktım.
2. Kontrolden geçtikten sonra uçağın biniş kapılarına doğru ilerledim.
Çok fazla sıra vardı ve bu sıra gözümü korkutmuştu. İyiki serin bir hava vardı zaten buğday tenliydim güneşli hava beni kesin yakardı.
Sonunda sıra bana geldiğinde biniş kartımı ve kimliğimi uzattım. Ama benim işlemim diğerlerine göre biraz uzun sürdü kontrol yapan kadın kulağındaki küçük kulaklığa bastırarak birini çağırdı. 1 dakika sonra içeriden gelen adam ilk önce bana sonra konuşmak üzere olan kadına baktı.
"Galiba koltuk sırasında bir sıkıntı olmuş 2 kişiye aynı koltuğu vermişler"
Adam konuştu, "kaç kere dedim uçuştan bir gün öncesi şu koltukları kontrol edin diye"
"Özür dileriz efendim ne yapabiliriz?"
"Kucak kucağa otursunlar Ezgi ne dersin?"
Ezgi denilen kadın ellerini önünde birleştirerek sustu.
Adam elini beyazlamaya başlamış saçlarını çekiştirerek konuştu
"Daha ne yapabilirsiniz ki Ezgi? 27 senelik iş hayatımda böyle rezalet görmedim"
"Tekrar özür dileriz bir daha olmayacak.."
Arkadan gelen meraklı ve beklemekten sıkılmış mırıltıları duyuyordum dikkati üzerime çekmek beni rahatsız hissettirmişti.
Koluma tırnaklarımı geçirdim.
Adam derin bir nefes alarak konuştu,
"Tamam. Sen delikanlıyı first class'a götür parasını sizden keseceğim. herkes bekliyor hızlı ol."
"ama efendim-"
"Aması maması yok eğer hemen götürmezsen sadece senden keserim Ezgi beni deli etme"
Kadın başını eğerek konuştu
"Efendim tek boş yer Pars bey'in yanı ve rahatsız edilmekten hiç hoşlanmaz biliyorsunuz sırf bunun için yanındaki koltuğuda satın aldı"
Adam duraksadı.
"Tamam siz kontrollere devam edin. Biz aşşağıda konuşalımmı delikanlı?"
"G-gidemeyecek miyim?"
Kurtulamayacak mıydım buradan? O adama geri mi göndereceklerdi beni? Olmazdı olamazdı.
"Hayır hayır sadece küçük bir aksilik olmuş halledeceğiz" sırtıma elini koyarak yürüttü.
Umarım diye geçirdim içimden.
First class'a geldiğimizde etrafa baktım
tamam o adamın çocuğu olarak kayıtta gözüküyor olabilirdim ama beni çok göz önünde bulundurmazdı sadece arada iş arkadaşlarıyla yediği aile yemeklerine göstermelik götürüyordu. benimde işime geliyordu insanların içinde olmayı sevmezdim yani bu kadar lükse yeniydim.
Önümdeki adama baktım 5 dakika önceki kendinden emin halinden, duruşundan eser yoktu.
Sırtınını koltuğa yaslamış sadece koltuğun kenarlarına koyduğu kollarını gördüğüm adama doğru yaklaştı çekinerek.
"Pars bey.."
"Ne var yine? rahat olurum düşüncesiyle bindim her beş dakikaya bir biri geliyor istemiyorum bir şey. Gelmeyin artık"
Dedi dişlerini sıkarak.
Gözler'i hala kapalı olan adama baktım önemli biriydi galiba. Bu adamı bir yerde gördüm mü acaba diye bir süre düşündüm.
Yüzü tanıdık geliyordu sanki.
Hala gitmediğimizi anlayan adam bir sinirle gözlerini açtı, "ne istiyorsunuz lan!? defolun gidin artık"
Adamı azarladıktan sonra yüzü bana döndü.
Gözlerindeki afallamaya şahit olduktan 1 saniye sonra ustaca gizledi ve sorarcasına kaşlarını çattı. artık emindim bu adamı bir yerde görmüştüm o da benimle aynı düşüncedeydi galiba.
"Pars bey biletlerde bir sıkıntı olmuş ve hiç boş koltuğumuz kalmamış geriye kalan tek seçenek beyefendi'yi buraya yerleştirmek. eğer kabul ederseniz Size parasını misliyle geri ödeyeceğiz"
Derin bir nefes verdi, "neden sizin aptal çalışanlarınızın ihmalleri yüzünden ben rahatsız oluyorum?"
Gözlerimi kapattım. kalmıştım işte burada Adnan şerefsizi bu sefer öldürecekti beni.
Adam tedirginlikle konuşmaya çalıştı
"Pars bey-"
"Tamam" dedi bir elini kaldırarak
"Çıkabilirsin"
Adam iyi uçuşlar diyerek gitmişti arkasından izledim. Ne yapacaktım şimdi?
Kolundaki saate baktı, "Otursana uçağın kalkmasına 20 dakika var"
Şaşırarak ona döndüm "Ben mi?"
Bakışlarını gözüme sabitledi, "senden başka biri var gibi mi gözüküyor?"
"Siz..çıkabilirsin deyince ben kabul etmediniz sandım"
Diyerek yanına oturdum.
Ses vermedi.
Saat yaklaştıkça geriliyordum hiç uçağa binmemiştim başta bunu dert etmesemde son dakikalarda biraz tırsıyordum
Son kontroller yapılırken derin bir nefes aldım ve yanıma döndüm direkt olarak bana bakan adamı gördüm.
"Bembeyaz olmuşsun çocuk. Bi bu eksikti zaten" Dedi
derin bir nefes aldı ve yaslandığı yerden doğrularak tekrar konuştu.
"İlk defa mı biniyorsun?"
Kafamı aşağı yukarı salladım "ilk defa"
Kolunu kendine çevirdi ve saate bakarak konuştu
"Kapalı alan fobin veya yükseklik korkun var mı?"
Bakışları bana dönünce hayır anlamında salladım
"Sadece. ilk defa olduğundan.."
"O kadar korkmuyorum zaten-" demeye kalmadan uçak hareket etmeye başladı
Elimi hemen onun koluna atarak sıktım ve gözlerimi kapatıp başımı önüme eğdim
"Biraz... böyle durabilir miyim?" dedim mırıltıyla.
"Eğer korkunu azaltıyorsa neden olmasın."
"Korkmuyorum zaten. İlk defa bindiğimden böyle oluyor" diyerek gözlerimi açtım
Burnundan güler gibi nefes verdi.
Uçağın havalandığında karnımda değişik bir his oldu diğer elimi karnıma atarak kolunu daha fazla sıktım
"B-ben yapamayacağım" diyerek kemeri çıkarmak istedim. Ve istemekle kaldım kolumdan tutarak başımı mesafeli bir şekilde omuzuna yatırdı. Sadece başım onla temas ediyordu.
"Daha iyi hissettirir"
Bir anda kafamı tutunca Şaşırmıştım açıkcası. Kokusu tüm dikkatimi dağıtmıştı. Uçakta olduğumu unutturacak kadar güzel bir kokusu vardı bu kokunun ne olduğunu bilmiyordum duş jeli miydi?.
hayır, hayır bu çok yanlıştı bir erkeğin kokusu bana güzel gelemezdi.
Hızla kafamı kaldırdım ve
"Teşekürler" diyerek zaten mesafeli oturuşumuza biraz daha boşluk bıraktım sık bir şekilde nefes almaya devam ettim.
Anlayışla bana baktı "Bak. Niyetim kötü değil sadece yardım etmeye çalışıyorum"
Benden ses gelmeyince devam etti,
"Konuşmak ister misin? dikkatini dağıtır hem"
"Rahatsız olmaz mısın? O adama öyle söylemiştin"
"Siktir et o adamı şuan yardıma ihtiyacın var ve hissettiğin şeyi az çok tahmin edebiliyorum ilk bindiğimde bende korkmuştum."
"Ne zaman binmiştin ki?"
"12 yaşımdaydım ve pek de hoş geçmedi"
dedi zoraki bir tebessümle.
Şaşırdım açıkcası insanlara karşı mesafeli birine benziyordu
"Niye bu kadar şaşırdın?"
"Yok ona değil.. uzaktan çok soğuk ve sinirli gözüküyordun ona şaşırdım."
"Öyleyim zaten sadece senin yardıma ihtiyacın var"
"Benim yardıma falan ihtiyacım yok"
Dedim ondan taraftaki pencereye bakarken
"Ne yapacaksın İzmir'de?"
Hala dikkatimi dağıtmaya çalışıyordu.
Gerçekten ne yapacaktım ki İzmir'de ben? En erken saatteki uçağa bilet almıştım derince aldığım nefesi verdim.
"Bilmiyorum"
"Ne demek bilmiyorum?"
Neden bu kadar çok sorguluyordu?
Ne yapacaksam yapacaktım işte
Sessiz kaldım.
"Nereye gideceksin koskoca İzmirde tek başına? Ki ne yapacağını bilmediğine göre ilk defa gidiyorsun."
Tam olarak ona döndüm,
"seni ilgilendirdiğini sanmıyorum?"
"Benim koltuğumda oturuyorsan bilmem gerekiyordur. Ne yapacağın belli olmaz"
"Neyden bahsediyorsun sen? Kim olduğunu bile bilmiyorum"
Cebinden bir kartvizit çıkarıp uzattı,
"Pars. Pars Karahan"
Yavaşça elinden aldım,
Oha şirket Ceo'su muydu. efendim, efendim diyerek götünde gezmelerinden anlamıştım önemli biri olduğunu ama bu kadar da beklemiyordum.
"Ne yapacağım bunu?"
"Koskoca İzmir. Kaybolursan veya zorda kalırsan ara."
"Daha yeni kim olduğumu sorguluyordun ya sana zarar verirsem?"
"Düşmanımı gözümden tanırım ben, hem sen mi bana zarar vereceksin?"
"Benden sadece 10, santim falan uzunsun"
"Sence tek sıkıntı uzunluk mu? Bunu mu konuşacağız gerçekten"
"Neyse"
Önüne döndü ve gözlerini kapattı
"Bakıyorumda alıştın uçağa"
"Hı hım"
"İyi ozaman şimdi rahat rahat uyuyabilirim"
Ters ters baktım,
"İyi uyu rahat rahat"
Adam gözlerini kapattı
Doruk ister istemez adamı incelemeye başladı.
Kemersiz düz burnu vardı, ucu çok kalkık değildi yüzüne çok yakışıyordu Koyu kahverengi gözlerinin üstüne örtülen kirpikleri, ve siyah saçları ve esmer teniyle kusursuz görünüyordu. Geniş omuzları ve kaslı kolları giydiği takımdan bile belli oluyordu.
Uykusuz olduğu çok belliydi göz altları hafiften morarmıştı. Ve buna rağmen benimle ilgilenmişti.
Ben olsam uğraşmazdım açıkcası.
"Bana bakmaktan başka işin yok mu senin?"
"Hı?"
Cevap vermedi gözleri hala kapalıydı nasıl anladı bu herif.
Utançla arkama yaslandım itiraz etmemiştim çünkü bananeydi ki.
"Uyumadın mı hala 15 dakika geçti"
"Biri yanımdayken uyuyamıyorum. En azından denedim"
Sessiz kaldım korku falan kalmamıştı aksine mayışmıştım uykum vardı ve gece uyumadığım için uykuya direnemedim ve gözlerim kapandı.
Doruk onu yol boyunca izleyen bir çift gözden habersizdi.
》》》
İlk yazdığım hikaye olabilir ama bu konuda tecrübeli sayılırım yani bu zamana kadar çok okudum. bu hikayeyi en güzel şekilde işleyeceğime karşı hiç şüpheniz olmasın umarım bu yolda birlikte yürürüz.
bana tavsiye vereceğinizi umuyorum. Mesela hala aklım karışık ilahi bakış açısıyla mı yazayım yoksa 1. Kişi mi tam emin değilim. Ama başlangıç böyle oldu.
Benim acilen bir kaç yazarla iletişime geçmem lazım.
》》》
~Ceycey
-11.06.23-
/1780 kelime/
♡♡♡
Hoşça kalın
Takipte kalın.
♡♡♡