•
Geleli bir hafta olmuştu. Gün içinde işlerimle ilgileniyor ara sıra arkadaşlarımla görüşüyordum. Ancak şimdiden mutsuzluk beni esir almıştı.
Düşünmekten kaçındığım baskın ailem onların yanındayken engel olunamaz hale bürünüyordu. Bazen onlar yüzünden buradan sevdiğim şehirden kaçmamalıyım diyordum. Bazen de gelmeseydim diyordum.
Şu sıralar elim dergilere ve sosyete medyasına kaydıkça hep bir kenarda Kandemir görünüyordu.
Aman diyip savurmak istiyordum ama işte o adamda beni çeken bir şeyler vardı. Belki de ilk defa bana yüz vermeyen bir adam olduğu içindi. Emin değilim.
Bir diğer problem evde Yaren yılanı sürekli Kandemir hakkında düşler kurarak onu gündeme getiriyordu. Üstelik bunu annem ve teyzem destekliyordu.
Ben abartıyor olabilirim ama Yaren onu hayal etmeyi bile hak etmiyor ki!
Bu akşam ince düşünülmüş bir planım vardı.
Tesadüfe bakın ki Kandemir'in kuzeni Barış abimin yakın arkadaşıydı. İkisi buluşma planı yaptığında Barış abi arkadaşından Kandemir'i davet etmesini de istemişti. Yani onun ki masum bir iş sohbeti yapmaktı.
Fakat Afra bunu bana anlattığında benim düşüncelerim masum değildi.
O adamı tekrar tekrar görmek için yapmayacağım herhangi bir şey yok!
Sürekli gözümün önünde ve ben artık bunun olmasını istemiyorum. Bir kere daha görüp bana uygun olmadığını anlayacağım.
Planımız bu akşam onların gideceği restoranda bizim de yemek yiyecek olmamız.
Çoktan hazırlanmıştım. Aslında beyaz giyecektim de kızlar dalga geçmişti. Yok bir de gelinlik giyseymişim falan diye. Ne var yani beyaz giyseydim?
Zıt bir renge geçerek siyah elbiseyle hazırdım.
Hava bugün yağmurluydu. O yüzden üstüme elbisemin boylarında ceketi giyinerek erkenden evden çıktım.
Kimseye görünmemek moral bozukluğu yaşamamak demekti.
Restorana girerken nedenini bilmiyordum ama kalbim ağzımda atıyordu. İlk defa böyle bir heyecanla karşı karşıyaydım. Geçici olduğuna adım kadar eminim ancak şuanlık bu heyecan kanımı kaynatıyordu.
Kızlar benden önce geldikleri için direkt olarak etrafa bakmadan onları gördüğüm masaya ilerledim. Topuk sesimi duyan bir kaç adamın inceleyen bakışlarına aldırış etmeden ceketimi çıkartarak koltuğun kenarına yerleştim. Kenarda oturmamız iyi olmuştu buradan herkes görünüyordu.
-"Burada mı?"diye soluk soluğa sorarken gayet olağan duruyordum. Dik oturuşumla bacak bacak üstüne atıp tabaktaki peçeteyi çözdüm.
-"Hımm...iki masa ötede."dedi mırıldanarak Melin.
-"Gerçek anlamda hoşlanmadığına inandığın zaman bu çabamız boşa gidecek. Her zamanki gibi."
Afra şarap kadehine uzanırken bana bayık bakışlar atmıştı.
-"Muhtemelen."dedim ona hak verip.
Garson kadehimi doldurduktan sonra siparişlerimizi aldı ve gitti. En sonunda öylesine etrafa bakıyormuş gibi başımı kaldırdım ve gözlerimi gezdirmeye başladım.
Tam karşımdaki adam direkt bana bakıp ağzının kenarıyla tebessüm edince umursamayarak başımı çevirdim. Melin'in tarif ettiği masaya bakınca sadece yan profilini gördüğüm adam derin bir iç çekmeme yol açtı.
-"Adam alev alev kızlar." Dudağımın ucunu ısırıp başımı önüme çevirdim.
-"Yaşlı." Afra sürekli mantık yönünden baktığı için beni deli ediyordu. Ne var biraz hayal dünyasında kalsaydık?
-"Abartma kırk yaşında değil hoş."dedi Melin.
-"Aralarında on yaş var. Evet ona göre yaşlı değil ama Arven'e göre otuz beş yaş fazla. Bizim kızımız daha çıtır." Afra'ya öpücük gönderip gülümsedim.
-"Çıtır olgunlaşmak istiyordur belki.."dedim dudaklarımı büzerek.
Gülüp başını salladı.
-"Herkesin talep olduğu bir adama ilgi göstermek huyun değildir. Seni çok iyi tanıyorum canım."diyince ona hak verdim.
Ama bu seksi birisi olduğu gerçeğini değiştirmiyordu.
-"Evdekiler bile konuşuyorsa...doğru söylüyorsun. Sadece bilmiyorum çekici görünüyor."dedim sakince.
-"Neyse başka şeyler konuşalım."
Kızlarla her gün konuşuyor olsam dahi yüz yüze sohbet etmek ayrı oluyordu. Ayrı kaldığımız zamanların acısını çıkarmak için eğlenerek sohbet ediyor bolca dedikodu yapıyorduk.
Fakat gel gör ki ara sıra gözümün kaydığı adam her baktığımda kalp atışlarımı hızlandırıyordu. İster istemez yakınımda olsaydı nasıl olurdu diye hayal kuruyordum.
-"Barış bu tarafa geliyor." Afra başka yöne bakmadan masaya bakarak bu cümleyi kurunca yutkundum.
Artık yemekler bitmiş kahve içiyorduk.
-"Merhaba güzel karım ve baldızlarım." Karısının yanağını öpen Barış abiye tebessüm ettim.
Bende bundanım olsun istiyorum işte çok mu?
-"Merhaba enişte."dedik Melin ile aynı anda.
Elini Afra'nın sandalyesine yaslayıp dikleşti.
-"Bir şeyler içmek için başka yere geçiyoruz. Bize katılır mısınız diye sormaya geldim." Özellikle bana göz kırpınca utanmıştım doğrusu.
-"Yani bilemedim ki." Afra da direkt bana baktı.
Hafifçe öksürüp içimde tuttuğum havayı üfledim.
-"Şey gerek yok sanırım. Eve gitsem iyi olur."
Zoraki bir şekilde fazla göze batarak yan yana gelmek istemediğimi anladım. Biraz çekinmiştim çünkü emrivaki gibi olacaktı.
-"Saçmalama istersen. Bu iyi bir fırsat." Yanımda oturan Melin bacağımı dürtmüş gözlerini açarak söylemişti.
-"Katılıyorum." Afra da ilk defa olumlu konuştu.
-"Belki adam rahatsız olacak."dedim dişlerimi sıkarak.
İrite ortamlardan hiç mi hiç hoşlanmıyordum. Ama düşününce başka türlü de yan yana gelemezdik.
-"Yok ya niye olsun? Zaten şöyle bir saat takılıp dağılırız. Hadi o zaman kalkın."dedi Barış abi ve yanımızdan ayrıldı.
Ellerim titreye titreye ceketimi giymiştim. Masanın hesabını büyük bir ısrarla ben ödeyerek çantamı kapatırken beklenen grup yaklaşmıştı.
Sanırım onlar özel bir şekilde ağırlandığı için hesabı ödemediler!
Saçımı geriye ittirip çantamı omzuma astım.
-"Arven? Nasılsın uzun zamandır oldu görüşmeyeli."
Gülümseyerek elini uzatan kişi Kandemir'in kuzeni olan Rasim'di. Bunca zaman böyle bir kuzeni olduğunu bilseydim daha sık görüşürdüm.
Barış abimin yanında gördüğüm nadir anlarda sohbet etmişliğimiz vardı.
Elini nazikçe sıkıp geri adım attım.
-"İyiyim sen nasılsın?"
Eliyle çıkışı işaret edip bir yandan konuşunca nezaketen onunla yan yana yürümeye başladım.
İnanması güç ama bu saniyelerde hiç mi hiç o adama bakmamıştım.
Sonrasında da bakamadım. Barış abimin arabasına binmiş yola girmiştik.
-"Bakmadı mı hiç ya?" Genel olan triplere girmiş arabada ofluyordum.
-"Şöyle bir göz değdirdi yalan olmasın."dedi Melin.
Yanaklarımı şişirip ofladım.
-"Yani önünde ot olsa ona da öyle bakardı. Anlaşıldı."dedim dertli dertli.
-"Üzülme ya. Sen elini sallasan ellisi var."
-"Nerede var ya?" Beni teselli edişlerine homurdanarak karşılık verdim.
Güzel olabilirdim ama bu doğru erkeği kolayca bulmak için sağlam bir özellik değildi.
Araba kısa sürede kapısında güvenlikler olan bir mekanın önünde durdu. Bastığım yerde bacaklarım sallanıyordu.
Rüzgardan uçan saçlarımı yüzümün önünde çekerek arkamızda duran arabaya baktım. Şoför koltuğundan inen adam arabayı valeye bıraktı ve olduğumuz tarafa döndü. Onu izlerken yakalanmamıştım çünkü beyefendi bana doğru bakmamıştı.
Uyuz oldum ya.
-"Gözleri mi kör acaba?" Mırıldanarak harekete geçtim.
Kızlar da inince girişe yöneldik. Basamakları dikkatle çıkarken en önden gittiğim için düşmekten korkuyordum.
Belki rezil olursam ancak dikkatini çekerdim.
Müziğin gürültüsüne karışmadan telefonumun çaldığını duyunca merdivende kenara yaklaşıp çantamı açtım. Sırayla yukarı kapıya çıkıyorlardı.
Ekranda babamın aradığını gördüğüm an yüzüm düştü.
-"Geliyorum."dedim Afra'ya.
Son olarak yakınımdan geçen adam yüzünden nefesimi tutmuş aramayı yanıtlamıştım. Çok iyi kokuyor!
-"Efendim baba?" Bir kaç basamak aşağı indim.
-"Neredesin Arven?"
-"Barış abim ve kızlarla dışarıdayım. Bir şey mi oldu?"diye sordum. Ben bu şehire dönünce ebeveyn damarları kabarıyordu.
Belki de evdekiler dolduruşa getiriyordu.
-"Geç kalma. Sürekli sürekli her gece dışarıya çıkman da canımı sıkmaya başladı." Sessizce
ofladım.
Nerede her gece çıkıyorum acaba?!
-"Tamam baba gecikmem."dedikten sonra kapattım.
Muhtemelen Yaren evde uslu uslu oturmasıyla ilgili imalı cümleler kurmuş olmalıydı.
Yine keyfimi kaçırmıştı.
Telefonumu çantama sıkıştırıp içeriye girdim. Kalabalıkta ve neredeyse karanlığa yakın ortamda masalara göz attım.
U şeklinde koltuklarla çevrilmiş mekanda ortada canlı bir orkestra vardı. Uzun boyuyla ve geniş bedeniyle dikkatimi çeken Kandemir oldu. Yanında sosyal medyada gördüğüm reklam yüzü olan bir kadın vardı. Ayakta karşılıklı konuşuyorlardı.
Tenimden geçen üşüme hissiyle sertçe yutkundum. Önünde bulunduğu masada bizimkiler oturuyordu. Ağır adımlarla yanlarına gittim. Koltuğun ucunda Melin vardı. Onun yanına oturmuş Rasim ile konuşuyordu. Peşinde Afra ve Barış abim vardı.
Ben ulaşana kadar Barış abimin yanına Kandemir oturunca ayaklarım hareket edemez oldu.
Karnımı içeri çekip yanak içlerimi ısırdım. Zar zor son adımlarımı attım. Kızların bilerek bu şekilde oturduklarına eminim.
Mecburen koltuğun diğer ucuna oturup masaya çantamı bıraktım. Böyle bir adamın yanında tek yapabildiğim diken üstünde oturmaktı.
-"Ne oldu? Ne diyor Bekir amca?"
Barış abi hafif öne eğilip sormuştu. Kalbimin atış hızından soluklarım düzensizleştiği için dilimi döndürmek zorlaşmıştı.
-"Neredesiniz diye sordu."dedim uzakta durmaya çalışarak.
Adamın omuzları ve cüssesi öyle genişti ki ona sürünmeden oturacağım diye koltuktan düşecektim.
-"Anlaşıldı."dedi kaşlarını kaldırıp. Haliyle babamı tanıyorlardı.
Başımı belli belirsiz salladım. Yanında duran Afra hafifçe kaşını oynattı. Aklınca bana iyilik yaptıklarını düşünüyorlardı ancak ben öyle düşünmüyordum.
-"Ee ne içiyoruz?"
Masaya gelen bardaklardan viskiler beylere giderken ben önüme hafif alkollü bir kokteyli çektim.
Geriye yaslanmış insanları incelerken hafif öne eğimli duran adam sigarasını küllüğe yaklaştırmış konuşmayı sürdürüyordu.
Barış abiyle iş sohbeti yaparken Melin'in pek keyifli konuştuğu Rasim dışında sessizdik.
Dizimde duran elimi kucağıma çekip ayağımı sallamaya başladım. Topuklu ayakkabımın ucu Kandemir'in kumaş pantolonuna sürtününce mideme sert bir darbe aldım.
-"Şey..pardon." Yan gözle bana öyle bir bakmıştı ki yerimde sıçrayacaktım.
Vursaydın bir de yani!
Herhangi bir şey söylemeden yeniden Barış abime bakınca kaşlarımı çatarak önüme döndüm.
Delireceğim cidden.
Şuana kadar hayatımda karşıma çıkan her erkek gözümün içine bakardı. Bu adam gerçek anlamda benden hoşlanmamıştı. İnsan olarak yani.
Aradan bir kaç dakika daha geçmesiyle Kandemir telefonu çaldığı için kalkmaya yeltenmişti. Haliyle ona geçme alanı yaratma amacıyla ayağa kalkarak kenara çekildim. Kollarımız birbirine sürtünerek geçip gitti.
Şimdiye dek bu soğuk karakter karşısında hevesimin yitip gitmesi gerekirdi. Fakat aksine daha çok kalbim çarpıyordu.
Oturduğum yerde kalmış çakmağına elim gitti. Refleks olarak alıp parmaklarımın arasında döndürürken eline değmiş bir eşyayı tutmak bile heyecanlandırdı.
On beş dakikalık süre zarfında masadaki konuşmaya dahil olmuş gülerek dinliyordum. Sonra yanıma bir gölge düştü.
Kalkmak yerine sola doğru döndüm ve bacaklarımı çekmiş oldum. Geçtikten sonra tekrar önüme dönmüştüm.
-"Ben zaten olmayacağını söylemiştim."diyip kıkırdadım. Rasim dalga geçtiğimiz Barış abiye gülerek omzuna vurmuş çekilmişti.
O esnada çıplak bacağıma değen soğuk elle irkildim. Muhtemelen koltuğu yoklayan adam çakmağını arıyordu.
Nefesimi tutarak hala elimde olduğunu unuttuğum çakmağı göreceği şekilde uzattım. Parmaklarımın arasından alırken avuç içi elime değmiş geçmişti.
Usulca nefesimi üfledim.
-"İyi akşamlar." Kim bu şimdi?
Kandemir ona uzatılan eli uzanıp hafifçe tuttu ve elini çekti.
-"Teşekkürler."dedi tok sesiyle.
Kadınla arasında geçen bakışmayı izlerken buna son verip kollarımı göğsümde bağladım. O an kadın beni göz ucuyla incelemişti.
-"Buralardayım. Vaktiniz olursa bir şeyler içmek isterim. Görüşmek üzere." Kadın kırmızı rujlu dolgulu dudağını ısırarak Kandemir'e son kez bakmış gözden kaybolmuştu.
Masada herkes bu anı izlemiş olsa da bir şey sormadılar. Ki zaten sorulması yersiz olurdu.
Adamın etrafında kadın tükenmeyen bir varlık olmuştu. Bunu anladım. Sanırım o yüzden onlardan farkım olmadığı için ilgisini çekmemiştim.
Fakat şöyle bir mesele var ki bir erkeğin ilgisini çekmek için çabalamak bana uymuyordu.
-"Ben artık kalksam sorun olmaz değil mi? Siz devam edin ama kalkmayın."diye tamamladım cümlemi.
Hayalperest bir kadın olarak hayal kırıklığı yaşadığımı inkar edemem. Ve arkadaşlarım bunu gözlerimde görmüştü.
-"Ben bırakırdım seni."
Barış abime bakarak başımı iki yana salladım.
-"O kadar yabancı değilim ya."dedim gülerek ve ayağa kalktım.
Kalçamın altına kadar kaymış elbisemi nazikçe düzeltip ceketimi elime aldım.
-"Sen bilirsin bebeğim. Dikkat et." Masanın üstünden eğilerek Afra'yı öptüm. Ardından Melin'e sarılıp Rasim'e sevimli sevimli el salladım. Gülümseyip göz kırpmıştı.
-"Bende kalkıyorum artık halletmem gereken bir işim var. Sonra konuşuruz tekrar."
Vedalaşacağım esnada Kandemir'in kalkmasıyla duraksamıştım.
Barış abiyle tokalaşmış telefonunu ceketine atmıştı.
-"E Kandemir Arven'i bıraksın madem. Bu saatte yalnız gitme."
Dehşete kapılarak onaylamaz halde başımı sallamıştım ki Barış abimde aynısını Kandemir'den rica etti.
-"Yok hiç zahmet olmasın taksiyle geçerim."derken kesinlikle yanımdaki adama bakmıyordum.
Kızların yalnızca benim anlayacağım sinsi bakışları havada uçuyordu.
-"Olsun sorun yok. Zaten önce eve geçeceğim."diyen adam da benimle pek ilgilenmiyordu. Ondan rica edildiği için zorlukla kabul ettiği konuşmasından belli olmuştu.
-"İyi bari sağ ol Kandemir aklım kalmaz."dedi Barış abim.
Dudağımı kemirerek onlara iyi eğlenceler diledim.
Kan pompalayan kalbim şu saniyelerde yaşam belirtisi göstermeyi bırakmıştı.
Önünden yürüdüğüm adam peşimden gelirken hayatımda ilk kez böyle bilinçsizdim. Bedenimde belli belirsiz spazmlar gerçekleşirken stresten midem bulanır gibi oluyordu.
Kapının önüne geldiğimiz an elimdeki ceketimi sıkıca tuttum.
Vale koşarak arabayı götürmek için gitmişti. Gelen spor arabanın kapısını binmem için açan Kandemir beni şok etti. Kesinlikle bunu beklemiyordum.
Teşekkür ederek ön koltuğa oturdum. Çıplak sırtım soğuk deri koltukla birleşince tüylerim ürperdi.
Arabanın için saf bir şekilde kokusuyla bütünleşmişti. İçime çektikçe çekesim geliyordu.
Kendimi bu anda bulacağımı hayal dünyama sığdırmamıştım. Aklıma mı gelmişti sanki?!
-"Aslında ben giderdim. Teşekkürler yinede."dedim kısık tonda.
Normal şartlarda özgüvenli birisiydim ve böyle çekingenlik yaşamazdım. Bu adamın yanında ne konuşacağımı unutuyordum.
Çünkü sürekli benimle ilgilenir mi diye düşünmekten kafayı yemiştim.
-"Yolumun üstü."diye kısaca cevapladı.
Araba altımızda kayıp giderken tek eliyle direksiyonu kullanıyordu. Gözleri yoldaydı ve yüz kasları gergindi. Kemikli çenesi yüzüne öyle bir hava katmıştı ki her milimiyle kusursuzdu.
Yapılı fakat özensiz gibi duran saçlarıyla kirli sakalının birleşimi haklı olarak her kadına çekici geliyordu.
Yapabileceğimin en iyisini yaparak bu sersem halimden kurtulmaya karar verdim. Bir erkek istiyorsa bana gelirdi ben gitmezdim.
Sağ bacağımı sol bacağımın üstüne doğru atıp çıplak bacaklarıma vuran şehir ışıklarına göz attım.
-"O halde evlerimiz yakın sanırım."dedim sesimi umursamaz tutarak.
Sorgusuz sualsiz araba sürüşünden yola çıkarak evimi biliyor olduğunu anladım.
-"Evet."
Of.
Biraz konuş be adam!
-"Kemerini tak."
Konuşmasını beklemediğimden şaşırıp başımı kaldırdım.
-"Sen takmıyorsun."diye karşılık verdim.
Ne mana yani?
Bana yalnızca yan gözle ters ters baktı. Ağzının içinden homurdanışını duymamıştım.
Burun kıvırıp dediğini yaptım ve kemeri taktım. Yolumuz uzundu. Trafik de vardı.
Sigara yaktığını gördüğüm zaman nefesimi üfledim.
-"Camı açar mısın?"dedim rica ederek.
Duymamazlıktan geldi. Çektiği dumanı geri üfledi.
Sinir ediyor.
Kendi camımı üstten aralama çabamı kapatarak son verdi.
-"Yağmur yağıyor."dedi sertçe.
-"Bana yağacak sana mı yağıyor?"diye söylendim.
-"Kızım asabımı bozma."
Bak sen. Pek de asabi bir adam.
-"İçme o zaman. Saçlarıma siniyor duman pis pis kokuyor."dedim sakince mırıldanarak. Sesini yükseltince yerime sinmiştim. Aynı anda elimi saçlarımda gezdirip usulca kirpiklerimin altından onu süzdüm.
Sinirli bir gülüş görmeyi beklemiyordum. Başını cama çevirerek gülmüştü.
Kendi tarafındaki camı aralamasıyla dudaklarım yukarı kıvrıldı.
Yol boyunca bir daha konuşmadık. Sosyal medyada çok konuşulacak fotoğrafımızın çekildiğinden habersiz eve doğru giden yolu melül melül izliyordum.
•••
Merhabaaa ❤️
Nasılsınız 🖤
Sizi daha fazla merakta bırakmamak için elimden geldiği kadar yazmaya çabaladım.
İlk bölüm için yorumlarınıza tek tek dönemedim ama çok teşekkür ediyoruuumm
Karakter değişimiyle bir de bunu size sormak istedim.
Kandemir
Arven