'
Odanın içinde ileri geri yürürken bir yandan sosyal medyada dolaşıyordum. Arkadaş çevresi geniş olan birisiydim ancak öyle herkesle samimi değildim.
Yakın bir iki arkadaşım dışında kuzenlerimle daha yakındım. Onlar şimdi sanırım on kat aşağıda bahçeye organize edilmiş kutlamaya dahildiler.
Geldiğimden haberleri yoktu. Açıkçası aylardır gelmediğim için de hiçbiri arayıp sormamıştı. Ben ise sıkılmıştım. Biraz da ülkemi özlemiştim.
Ailemi çok özlememiştim ama yuvamı istiyordum.
Bugün aileme ait olan daha doğrusu soyadımıza eskiden beri ait olan derneğin kuruluş yıldönümü vardı. Bende gelmek için bugünü seçmiştim.
Otelden bir oda kiralamış burada hazırlanmıştım.
Gelmeden önce Dubai'den aldığım parıltılı taşlarla döşeli mini elbisemi giymiştim.
Ben Arven Nezir.
Ailenin en küçük üyesi bendim. En çok sevilen de diyebiliriz tabi olabilir.
Geçen ay yirmi beş yaşına girmiş bir kadın olarak ve ailesinden uzakta yaşan bir kadın olarak hala kısmen yönetiliyordum. Hayatıma müdahale edilmesi bir yerden sonra beni çıldırtıyordu.
Sırf bu yüzden iki yıldır Dubai'de yaşıyordum. Kıbrıs'ta üniversite mezunu olduktan sonra arkadaşım vesilesiyle bir işe girişmiştim. Elbette babamın desteği olmasa yapamazdım.
İlk başladığımızda küçük bir kozmetik şirketi olsa bile bu iki yılda bir marka haline gelmiştik. Bir kaç makyaj malzemesi ve cilt bakım ürünleriyle özel bir koleksiyona sahibiz.
En yakın arkadaşım Bige hala Dubai'deydi. İnternet üzerinden de satışlarımız vardı ama orada da ufak bir mağazamız bulunuyor. Üretim merkezimiz Türkiye de yer alıyordu.
Bige ailesiyle birlikte orada yaşadığı için bende bir kaç yıldır yanlarındaydım. Eğlenceli bir hayatımız vardı diyebilirim.
Ailem uzakta dahi olsa bana engeller koyabiliyorlardı. Ancak tamamen istedikleri bir çocuk olsaydım bu şehirden dışarı adım atamazdım.
Biraz dik başlı olabilirim kabul.
Beni de böyle kabul etsinler.
Yeterince oyalandığıma kanaat getirdim ve yatağın ucunda duran yüksek topukluları ayağıma geçirdim. Eteğimi düzelttikten sonra çantamı aldım ve koyu kahve saçlarımı geriye savurdum.
Türkiye'ye en son gelişimde annemle kavga ettiğim için neredeyse dört aydır buraya gelmemiştim. Sadece babam beni görmeye gelmişti. Babam her zaman bana karşı daha anlayışla yaklaşıyordu. Annem ise sadece kendi istekleri olsun istiyordu.
En son geldiğimde beni tıpkı ablama yaptığı gibi emrivakilerde evlendirmeye karar vermişti.
Başta çok gülmüştüm.
Ablam annemin dizinin dibinden ayrılmaya cesareti yoktu. Hep onu yönlendirmesine müsade ediyordu. Annem acımasız bir kadındı.
Bana bunu yapamazdı.
Ablam gözünün önünde eriyordu. Sevmediği bir adamla nişanlıydı ve hala sesini çıkarmıyordu.
Neyse. Bu akşam dönüşümün keyfini çıkaracağım.
Güzel bir akşam olmasını dileyerek odadan ayrıldım. Asansörle lobiye indim oradan arka bahçe kapısına yönelmiştim.
İlkbaharın ilk ılık akşamının olduğu zaman diliminde rüzgar yüzüme çarpıyordu. On basamaklı merdiveni yavaşça inerken geniş bahçeden yükselen gürültü çalan kemanı bastırıyordu.
Sütunlar ve yeşilliklerle çevrili bahçeye göz gezdirdim. Ailem gözüme çarptı. Kalabalık bir grupla şuh kahkahalar eşliğinde sohbet ediyorlardı.
Seher Nezir. Sosyetenin ilgi çekici kadınlarından biri olan annem. Siyah saten bir elbise giyiyordu. Boynundan omuzlarına doğru uzanan taşlarla kaplı bir büst takmıştı.
-"Oha! Arven?"
Atakan önüme düşünce anında gülümsedim ve ağırlığımı sağ ayağıma vererek boynuna atıldım.
Anneme benzemeyen biricik teyzemin oğluydu.
-"Ben geldim. Hoş geldim."dedim kıkırdayarak.
Belime doladığı kollarını çözerek geri çekildi ve yüzüme baktı. En son bir ay önce yanıma geldiğinde görüşmüştük.
-"Hoş geldin tabi ama niye haber vermedin?"
Omuz silkip önüme düşen saçımı geri ittirdim.
-"Sürpriz."diye mırıldanırken yeniden çevreyi göz hapsine aldım.
-"Gel bizimkilerin yanına geçelim."
Tanıdık insanlar tebessüm ederek selam veriyordu. Onlara aynı karşılı vererek gayet havalı bir şekilde yürüyordum.
Yan yana olan kokteyl masalarında önce dayıma sonra iki teyzeme sarıldım. Diğer kuzenlerim Afra ve Melin'e sıkıca sarılarak öptüm.
Biz böyle dört kişi birlikte büyümüştüm. En büyüğümüz Atakan'dı. Otuz yaşına girmişti. Kızlar ise tabiki benden büyük olarak yirmi yedi yaşındaydılar.
Aramızdan sadece Afra evliydi.
Benimde hayalim bir gün aşık olarak evlenmek olacaktı. Ancak nerede o günler?
İç çektiğim sırada kızlar elbiseme iltifat ederken annemler nihayet beni fark ettiler. İlk önce babama sarıldım. Ardından annemle sarıldık. Sarıldığı gibi kulağıma söylediği caydırıcı sözler dış görünüşüme yönelikti.
Açık saçık kıyafetlerden hoşlanmazdı. Daha hanım hanımcık kızları olsun isterdi. Ki ablamı buna döndürmüştü.
-"Merhaba nasılsınız?"
Gülümsediğimde gülümsettiğim yüzler özgüvenimi yükseltiyordu. Sima olarak bir kişi tanıdık geliyordu o da babamın eski bir dostuydu.
Onun dışında orta yaşlı iki çift ve genç bir adam vardı. Ortamın sıkıcılığından dolayı bunu belli etmeden onlarla tanıştım.
Ardından özlediğim kuzenlerimle birer içki almak üzere bar bölümüne yürümeye başladık. Afra'nın eşi Barış abi bize katılmıştı.
Bar taburesine kalçamı yaslayıp çantamı tabureye koydum.
-"Ee anlatın bakalım ben yokken neler yaptınız?"diye sordum.
Yakınlardan geçen erkeklerin ikinci kere dönüp bakacağı bir ışıltıda olmak hoşuma gidiyordu. Ama sorun şu ki benim tam olarak hoşuma giden erkek yoktu.
Asıl büyük sorunum. Biraz ayran gönüllü olmaktı.
Arabayla geçerken bile gördüğüm yakışıklı bir adama aşıkmış gibi hayaller kurabiliyordum. Bu benim yakışıklı beylere zaafımdan kaynaklanıyordu.
Ancak sorsanız doğru düzgün bir ilişkim olmamıştır. Basit ufak flörtler sonucu dış görünüşü kadar içi çekici gelmeyen erkeklerle uğraşamazdım.
-"Bildiğin şeyler. İş güç."diye yanıtladı Atakan.
-"Ablam nerede? Göremedim."dedim aklıma takılınca.
-"Müstakbel ailesi ile şu tarafta." Bahçenin diğer ucunu işaret etti Melin. Başımı öylesine sallayıp alkolsüz kokteylimden bir yudum aldım.
Alkol beni bir lokmada çarptığı için çok sık tercih etmiyorum.
-"Bu sefer hemen gitme Arven. Biraz zaman geçirelim kızım ya özlüyoruz." Omzuyla omzuma vuran Afra'ya gülümsedim.
-"Gitmeyeceğim üzülme."dedim gülerek.
Burada da mağaza açma fikrimizden bahsettim. Haliyle mutlu olmuşlardı.
Evli çiftimize evlilik hayatlarını soracakken bir kaç metre öteden geçen adama gözlerim takıldı. Aynı anda rüzgarın ürpermesine yol açtığı göğsüm havalandı geri indi.
Hayal miydi o?
Esmer teninde rengini seçemediğim ancak parlayan gözleriyle adeta kalp düşmanı bir adamdı.
-"Şu kim?"dedim çabucak.
Melin baktığım yere baktı. İlk göremedi sonra kaşları havaya kalkarak güldü.
-"Aman hiç de dikkatinden kaçmaz!"dedi alayla.
-"Of kızım gülme ya söylesene. Bu sefer kesin aşık oldum."dememle hepsi kahkaha atınca yüzüm düştü.
Vallahi oldum.
-"O adamdan sana iş çıkmaz bebeğim."diğer yanımdan omzuma iki kere vuran Afra canımı sıktı.
Hala görüş açımda olan adam bir elini pantolon cebine koymuş diğerini masaya yaslamıştı.
Smokini geniş bedeninde öyle muazzam duruyordu ki bir an çıplak nasıldır diye düşünmeden edemedim.
Biraz utan Arven biraz!
Sadece içimden böyle arsız biriyim. Bakmayın böyle.
Uzun boyuna kıyasla bir altmış bedenim yanında yok olurdu. Fakat nefes kesiciydi işte!
-"Hala cevap alamadım."dedim kısık sesle.
Adam bir yürüyüşüyle aklımı aldı ya.
-"Kandemir Barbaros. Ticaret piyasasını yerle bir eden adam. Şu son bir kaç yıldır ülkeye dönünce tozu dumana kattı."dedi Barış abi.
Gözlerimi adamdan çekerek bahçeye sırtımı döndüm ve Barış abiye baktım.
-"Ne iş yapıyor ki?"
Omuz silkip içkisini yudumladı.
-"Çok iş. En önemlisi mücevher ihracat devi oldu adam. Gemi filosu...tershaneler falan filan saymakla bitmez. Direkt olarak günlük ilgilendiği bir ajans şirketi var. Mankenler oyuncular elinin altından geçiyor. Milli değerimiz diyelim." Barış abi ile Atakan pis pis güldüklerinde yüzümü buruşturup dudağımı büktüm.
-"Sana daha aile babası bulacağız biz üzülme bebeğim." Afra saçımı okşayıp acıklı acıklı yanağımı öptü.
Oldu mu şimdi bu?
Sadece çok yakışıklı olduğu için ben biraz abarttım.
Gece boyunca kaçamak hülyalı bakışlarım o adamda gidip gelmişti. Bir ara babamla konuşması ile elim ayağım titremişti.
Her zaman beğendiğim erkekler olurdu fakat ilk defa böyle dikkatim dağılıyordu.
Şampanyanın kadehte dalgalanmasını izleyerek bayıltıcı sohbetlerle uğraşıyordum. Küçük bir an gözüm havuzun o yönüne gitti.
Barış abimin içinde bulunduğu üç kişilik grupta o adam vardı. Şaka mı bu?!
Afra nerede Afra?
Göğsüm heyecandan sıkışırken içinde bulunduğum kadın grubuna iyi akşamlar dileyerek Afra'ya doğru hızlı adımlarla ilerledim.
Duraksamadan koluna girdiğim gibi fazla dikkat çekmeyerek onu ilerlettim.
-"Yavaş be ne oluyor?"dedikten sonra etrafa bakıp gülümsedi.
-"Şu adamla tanışmak istiyorum Afra. Kocanın yanında duruyor."dedim dudağımı ısırarak.
-"Ya Arven canım benim o adam olmaz diyorum sana. Bir kere adam vurdumduymaz. Böyle burnu havada gibi bir şey çekilmez yani. Sosyetenin içine girsen öğrenirsin. Herkes bir ara onu konuşuyordu. Tek iyi özelliği serveti. E seninde paraya ihtiyacın yok. Aa hayatım! Bizde seni arıyorduk!"
Afra'nın hedefe ulaştığımız an değişen ses tonu ve mimiklerine küçük bir tebessüm ettim.
İçim alev alev olabilirdi ancak dışımda esen hoş rüzgarlarla havalı göründüğüme emindim.
-"Ya öyle mi? Sohbet ediyordunuz diye gelmedim." Barış abi bana kısık gözleriyle imalı imalı bakarken hiç çaktırmadan gülüyordu.
Bakmaktan tereddüt ettiğim adama aslında deli gibi bakmak istiyordum. Ancak yapmadım. Yanlarında bulunan diğer adamı ise şuan fark etmiştim.
Lanet.
-"Arven. Nasılsın?"
Mustafa. Annemin bana uygun gördüğü eş adayım. Normal şartlarda yakışıklı ve çekici bir adamdı. Ama benim göğüs kafesimde saklanan kalbimi hızlandırmıyordu.
Ben aşık olmak istiyordum.
-"İyiyim teşekkürler."dedim düz bakışlarla. Ardından gözlerimi havuza çevirdim. Ona çok bile konuşmuştum.
Görücü usulü benimle evlenmeye kalkan adamdı bu. Hangi devirdeyiz biz?
Ailemle tartışarak evden çıktığım zaman o da ailesiyle bizim evdeydi.
-"Ee şey...Kandemir beyle tanışmış mıydın?"
Barış abimin cümlesine Mustafa yüzünden yeterli sevinci yaşayamadım. Halbuki çaprazımda duran adamın kaliteli kokusu buram buram bana uçuyordu ve dizlerimi titretiyordu.
Başımı kaldırıp dudaklarımın üstüne uçmuş saçımı kulağımın gerisine sıkıştırdım.
Renkli gözlerle gözlerim değdi. Eğer şuan deprem olmuyorsa neden benim ayaklarımın altı kayıyordu?
Göğsümden çıkan titrek solukla herhangi bir mimik yapmadım. Sanki karşımda kimse yokmuş gibi durarak kirpiklerimi kırptım ve karnımı içeri çektim.
Resmen erkeklik hormonu bas bas bağırıyor!
Hala kolumda duran Afra tepkisizliğimi tebrik edercesine tırnaklarını tenime sürttü.
-"Arven uzun zamandır çöllerde yaşıyor nereden tanışacaklar Barış?"
Ay ne komik ne komik.
-"Senden sonra insan tanımak konusunda temkinli davranıyorum." Konuşurken hafif bir eğimle eğdiğim başımı kaldırdıktan sonra Barış abimin Mustafa'yı postalayışını izledim.
Aptal.
-"Ben geçiyorum artık size iyi akşamlar." Sesinin ürpertici güzelliğine dalıp gittiğim adam henüz tanışma fırsatımız olmadan gitti.
Bana bakmamıştı bile. Baş selamıyla Afra'yı selamlamış Barış abimin elini sıkarak gitmişti.
Ne yani hiç mi dikkatini çekmemiştim? İnsan nezaketen tanışmak isterdi.
-"Gitti adam Arven. Dünyaya dön."
Afra'nın dürtmesiyle omuzlarım düştü. Isırdığım dudağımı serbest bırakıp silkelendim kendime geldim.
-"Benden hoşlandığını anlamamış olabilir."der demez kahkahayı bastılar.
Öyle gülmüşlerdi ki kendimi tutamayıp kıkırdadım. Eve dönmeden annemin ısrarları üstüne bir kaç sohbete dahil olmuştum.
-"Yarın kahvaltı yapalım."
Kollarımı Melin'den çekerken başımı salladım.
-"Olur."
-"Bize gelirsiniz."dedi Afra.
Hepsiyle vedalaşarak otel görevlisinden bavullarımı getirmesini rica etmiştim. Evden gelen araba eşyalarımı alınca bende babamların olduğu arabaya bindim.
Yol boyunca annemin iğneleyici sözlerine maruz kalmıştım. Ailemize yakışmayacak şekilde kışkırtıcı bir elbise giydiğim için azar işitiyordum.
Dışarıdan gösterişli duran ancak içeriden pek de yaşanılası olmayan malikanemize girdim. Girer girmez teyzem bizi karşıladı. Annemin en güçlü ittifakı teyzemdi. Eşi öleli on yıl olmuştu ve o günden beri burada yaşıyordu.
Kızı Yaren tam bir yılandı. Evimize geldiklerinden beri iyi görünmek için yalakalık yapıyor arkadan iş çeviriyordu.
Bu ev beni boğmak için çok fazla sebep içeriyor.
-"Hoşgeldiniz. Nasıl geçti?" Bu geceyi nasıl olur da evde kalarak geçirirlerdi hiç anlamamıştım. Sormayacaktım da.
-"Arven? Sen nereden çıktın?" Yaren'e göz devirip merdivenlere yönelmiştim ki babamın boğazını temizlemesiyle durdum.
-"Kuzenin ve teyzene merhaba demeyecek misin?" Babam bu eve girince farklı bir adam oluyor.
Topuğum üstüne geri dönüp yapmacık şekilde tebessüm ettim.
-"Merhaba!"dedim ağzımın içinden.
Yüzleri bozulsa da gülümsemeye devam ettiler.
-"Ah canım benim. Güneş ne çok yakmış seni sanki sokakta yaşamışsın." Teyzeme diyecek lafım yoktu.
-"Buna bronzlaşmak deniyor teyze."dedim dilimin ucundan.
Elini savurup omuz silkti.
-"Neyse ne canım hoş olmamış."
-"İyi geceler ben yatıyorum." Samimiyetsiz sohbeti bırakarak üst kata çıktım. Koridorun en sonunda yer alan geniş odama giriş yaptım.
Evin geri kalanını değil ama odamı özlemiştim.
Girdiğim gibi bıraktığım şekilde görmek gülümsememi sağladı. On sekiz yaşına girdiğimde kendi istediğim gibi yeniden tasarlamıştım.
Elbette ki bunu kıskanan Yaren odama benzer bir oda yaratmıştı.
Tabiki benim zevklerimin yanından geçmemişti.
Odamda vakit geçirmeyi hep sevmiştim. Yatağımın karşısında kocaman bir televizyon ve onun yanında iki kişilik krem renkli bir koltuk vardı.
Yatağın olduğu duvarda ise büyük bir aynada ve iki kapı bulunuyordu.
Yavaşça giysi odamın kapısını açtım. Yıllar önce bıraktığım gibi boştu.
Birazdan eşyalarımı getirirlerdi diye düşünerek sadece çantamı bırakıp ve topuklularımı çıkarttım.
Tahmin ettiğim gibi ben banyoya girerken evin yardımcıları odama geldi. Kapıyı kilitleyerek ilk önce beni bekleyen mumlarımı yaktım.
Pekala kabul edelim ki en çok bu banyomda keyif yapmayı özledim.
Küvetin suyunu açtıktan sonra makyajımı özenle çıkarttım. Kendime bakmayı özenmeyi çok severdim. Bu yüzden de hep makyaj ve cilt bakım malzemelerine ilgim vardı.
Yirmiş beş yıllık yaşantımdan sonra hayat neyi gösterirdi bilmiyorum fakat ileride kocamı bulduğumda cildi yaşlanmamış bir eş olmayı hayal ediyordum.
Uzun bir küvet keyfi sonrasında nemli saçlarımla odamdan çıkmıştım. Amacım sert bir kahve içmekti.
Mutfağa giderken etrafta aile üyelerimi görmemek beni sevindirdi.
Yalnızca mutfaktan ses duymuştum. Yavaş adımlarla kapısına geldim. Yardımcılar gitmiş olmalıydı çünkü saat geç olmuştu.
Kim olduğunu anlamam uzun sürmedi. Kısa bir an içeri baktığımda sırtı dönük ablamı gördüm. Karşısında da Yaren vardı.
-"Ya Ayça abla nasıldı anlatsana biraz? Annem yüzünden gelemedim ki!" Birinin duymasından korktuğu belliydi. Sessizce konuşuyordu.
-"Yani pek bakmadım Yaren. Nerden bileyim. İlgimi çekmiyor." Ablam her zamanki umursuzluğuyla cevap vermişti.
Kimden bahsediyor bunlar?
-"Kandemir herkesin ilgisini çekiyor! Of bir kere konuşsak her şey tamam. Ama bir türlü olmuyor!"
Ne?!
Ne dedi o ne dedi?
-"Evlenecek bir adam değil o Yaren. Ayrıca seninle ilgileneceğini sanmıyorum." Aferin abla ilk defa doğru konuştun.
-"Ne demek istiyorsun pardon? Seninle bile ilgilenen birisi varken benimle olmaz mı sanıyorsun? Hah!"
Sinirden dişlerimi sıkarken Yaren önüme düştü. Omzuna bastırdığım gibi geri ittirdim.
-"Sen kimle alay ediyorsun? Benimle de etsene. Saçını başını eline veririm senin görürsün!" Direkt yakasına yapışmamla korkudan bayılacaktı.
Zaten korkağın tekiydi ama aptaldı işte. Annesi yanında olmadan bir halta yaramıyordu.
Üstelik Kandemir'i ağzına almıştı ve benim daha yeni platonik olduğum insandı.
Çok çaresiz bir durum kabul.
-"Enişteme söylerim! Çek ellerini üstümden pis vahşi."
Tam saçına yapışıyordum ki ablam araya girdi.
Aslında tırnaklarımı ve ellerimi böyle seviyesiz kavgalara sokmazdım. Ama bazen bazılarının canı bunu istiyordu.
Kahve içecek keyif de kalmamıştı.
Kandemir, Yaren'le tanışıp benimle tanışmadıysa ona çok küsecektim.
•••
Merhaba nasılsınız 🫶🏻
Yarım kalan bir hikaye sonrası buradan merhaba demek biraz buruk oldu.
Düşünceleriniz benim için çok önemli❤️
İlerisini düşünmeden yazmaya başladığım bir hikaye oldu ve nasıl ilerler henüz bilmiyorum.
Kandemir olarak şimdilik düşündüğüm bu beyefendi birazcık içime sinmiş durumda