İçeriğe geç

UYUMSUZ

Bölüm 12 · 12 dk okuma

UYUMSUZ

Bölüm 12

On iki

•

Sahilde bir saat kadar kalmıştık. Ben artık evime gitmek istediğim için taksi çağıracaktım ki Kandemir buna müsaade etmemişti.

Üstümde pareo ile lüks spor arabada evin önündeydim.

Apartmana girmeden Kandemir'e döndüm.

-"Akşam görüşürüz."

Başını sallayıp elini boynuma doğru attı. Yaklaştığım zaman dudakları yine şakağıma değdi.

Gülümseyerek çekildim.

-"Görüşürüz."dediğinde arabadan iniyordum.

Bu gece gideceklerdi. Kandemir ne kadar daha kalırdı bilmiyordum. Arabanın gidişini izledikten sonra apartmana girdim.

İlk önce güzel bir duş aldım. Bekleyen işlerimin bir kısmını telefon görüşmeleriyle ve Türkiye'den gelen maillere bakarak hallettim. Uzaktan bir yere kadar oluyordu. Bir süre sonra mecburen şirkete gidip imza işleriyle ilgileniyordum.

Burada ben olmasam bile Bige yetiyordu.

Hayatımda yalnızca kariyerimi başarmıştım. Ancak tek başına hiç de tatmin edici olmuyordu.

Bundan sonrası nasıl yaşanırdı bilinmez ancak iyi düşünüp iyi olmasını diliyordum.

Akşam saatleri yaklaşırken ben uçlarını dalgalandırdığım saçlarıma kendi markamızdan olan güzel kokulu yağı sürmüş giyinmiştim.

Beyaz bol paçalı hafif transparan pantolonun üstüne yeşil renkte büstiyer seçmiştim.

Pantolonun altına yine beyaz ince bantları olan yüksek topuklu ayakkabıları giyerek odadan çıktım. Bige de benimle gelecekti.

İki saat önce eve gelmişti ve durmadan konuşmuştuk. Kandemir ile olanları anlatmazsam çatlardım.

Sırada kızlar vardı.

Altta bizi almak için bekleyen Kandemir'in olduğunu bilmek yüreğimi sancılatıyordu.

-"Hadi!"diye direttim. Bir türlü hazırlanması bitmemişti.

-"Biraz ayrı kalın canım ne bu böyle?"

Göz devirerek asansöre yürüdüm.

Dışarı çıktığımızda hemen önümüzde duran arabanın kapısını açtım. Kandemir koltuğu öne aldı. İlk Bige geçti. Ardından öne oturup karizmasıyla göz dolduran adama döndüm.

-"Selam."dedim mırıltıyla.

Dolu dolu bakan bakışları üstümde gezindi.

-"Selam."diyip dudağını hafifçe yalarken çoktan arabayı hareket ettirmişti.

Mideme kramplar giriyor!

-"Sende gidiyor musun bu gece?" Bige cevabını bildiği halde bunu sorunca dinlemeye koyuldum.

Kandemir dikiz aynasından ona ufak bir bakış atsa bile direkt olarak bakmamıştı.

-"Dört beş gün daha buradayım."

Hislerimi dolu dolu yaşadığım şu iki günden sonra onsuzluk nasıl gelirdi?

-"İyi bari."diye mırıldandı Bige.

Ona bakmak isterdim ama geriye dönmedim. Sabırsız bir telaşla koltukla zorla duruyordum.

İnsan gerçek bir mutluluk yaşayınca enerjisi daha yüksek oluyormuş.

-"Çok sıkılıyorum bu işlerden."

Oflayarak telefonuma gelen dosyayı incelemeye başladım. Anlamadığımdan değil ama daha hareketli işlerle eğleniyordum.

-"Babana devret istersen." Bige'nin alaylı sesine önce göz devirdim ardından kıkırdadım.

-"Yaren'e bağışlayayım istersen aile şirketi ne de olsa."dediğimde bu sefer o gülmüştü.

-"Kuzeninle ortak olmak isteyeceğimi hiç sanmıyorum." Anlamayarak Kandemir'e döndüm.

-"Nasıl yani?"

-"Ortak derken?"diye ekledi Bige de.

-"Babanla feshettiğimiz anlaşmadan sonra karşı ödeme yapamayacağı için hisseleri bende kaldı."

Bunu duymayı beklemiyordum. Şaşırdım ve bunu göstermekte çekinmedim.

-"Babamı umursadığımdan değil ama senin için önemsiz değil mi?"diye sordum merak ederek.

-"Neden?"

-"Ne neden?"dedim mırıldanarak.

-"Baban neden umrunda değil?"

Omuz silktim. Düz bakışları gözlerime değmeyince üşümüş hissediyorum.

-"Buraya ondan izinsiz kaçtım. Hisselerimi istedi vermedim. Bir kaç ailevi problemde eklenince görüşmüyoruz."dedim üstü kapalı şekilde.

-"Kaçmasaydı şimdi Arven'in düğününde karşılıklı göbek atıyor olurduk Kandemir." Bige boş boğazlık yapmasına rağmen beni güldürmeyi başardı.

-"Manyak."dedim sırıtarak.

Elbette ölürdüm de öyle bir şey yapmazdım.

-"Ee şimdi biz ortak mıyız seninle?" Yüzümdeki gülümseme bozulmadan sorarken dirseğimi aradaki bölmeye koyarak ona yaklaşmıştım.

-"Avukatım size bilgi verir Arven hanım." Dudağının kenarı belli belirsiz bir kıvrıklıkta görünürken küçük bir kahkahayla elimi kolunun üstüne koydum.

-"İş hayatında daha ciddiyimdir haberin olsun. Laçkalıktan hiç hoşlanmam."dediğim esnada gülmemek için ciddi konuşmaya çalışıyordum.

Ancak Kandemir benim aksime parlak dişlerini göstererek gülünce gülümsedim. Bakışlarını yoldan çekmeden elini kaldırıp parmağıyla çenemin kenarını nazikçe okşadı.

Arabayı durduğu yerde dikkatlice indim. Valenin gelişiyle anında yanıma yaklaştı. Belimi aynı sahiplenme hissiyle tutmasını beklemiştim fakat yapmadı.

Gömleğinin yakasını düzeltip Bige'nin gelmesini bekledi. Aynı anda içeri yürürken şehir ışıklarına eşlik eden bahçe mekanından içeri girmiştik.

Masalara koyulmuş ışıklar dışında çok fazla aydınlatma yoktu. Ama şehir öyle ışıl ışıldı ki zaten ihtiyaç olmuyordu.

Havuza bakan tarafta bizimkileri gördük. Bige arkamızdan gelirken masaya ulaşmıştık.

-"Güzeller güzelim." Atakan'a oturduğu sandalyenin arkasından sarıldığımda yanağımı öpmüştü.

-"Hoşgeldiniz hoşgeldiniz."dedi Barış abim.

Erkeklerin yüzündeki sima tam olarak Kandemir'le alay etmek için yapılmıştı.

Tebessüm edip kaçamak bakışlarla Kandemir'e baktım. Göz göze geldiğimizde yan yana duran sandalyelerden birini çekti. Usulca otururken utanmıştım.

Üstelik Rasim dudakları arasından çıkardığı kısık ıslık sesiyle iyice yanaklarımı kızarttı.

Kandemir yanıma onun yanına da Bige oturdu.

-"Bu gece neyin şerefine içiyoruz beyler?" Atakan beni şaşırtarak olaya dahil olunca ona gözlerimi irileştirerek baktım.

Garsonun doldurduğu şarap kadehini alıp havaya kaldırdı.

-"Siz kazandınız tamam kesin gevşekliği."diyen Kandemir ensesine elini atmış sertçe konuşmuştu.

Dudaklarımı birbirine bastırdım. Küçük çocuk gibiydi.

-"Kadehlerimizi kalbine yenik düştüğünü kabullenen dostumuza içiyoruz."dedi Barış abim anında.

Ya ama çok utanıyorum! Of!

Kızlar da en az benim kadar çekinerek gülmüşlerdi. Erkekler kadeh tokuştururken yan yan nefesimi hızlandıran adama baktım.

Sanki bana neler yaptırdığını gör dercesine bakıyordu.

-"Şaka bir yana umarım mutlu olursunuz."dedi Rasim.

Dudağımı kemirmeye son verip gülen gözlerle karşıma baktım.

-"Umarım."dedim inanç içerisinde.

Aynı esnada eli bacağıma kayan Kandemir ona bakmama neden oldu. Göğsüm heyecanla içe çöktü. Elimi kaldırıp elinin üstüne koyduğumda hiç tatmadığım bir güç ruhuma yayıldı.

Sanki hayata hiç yenik düşmemiş gibi,sanki artık her şeyi başarabilirmişim gibi.

Masada kızların içten gülüşüyle daha çok mutlu oluyordum. Benim için hatta bizim için gülümseyen kim varsa kat kat mutlu oldum.

-"Önce karnımızı doyuralım sonra sohbet."diyerek konuyu dağıttı Atakan.

Ona katılıyordum. Bugün doğru düzgün yiyememiştim.

Siparişleri verirken bile Kandemir'le el ele duruyorduk. Bu sefer elini elimin üstüne koymuş öyle duruyordu. Diğer elinde sigarasıyla benden aksi yöne dumanı üflüyor ardından bana bakıyordu.

Gözlerinin önünde olmak farklı bir histi.

Hep beni görmek ister gibi geliyordu.

Uzun ve derin soluklarımın nedeni deli gibi telaş heyecan karışımı hislerimdi. Yemeğe başlarken ellerimizi ayırmak ise can sıkıcı olmuştu.

Hem yiyor hem muhabbet ediyorduk. Bu gece uçakları vardı ama yine de olabildiğince vakit geçirmeyi planlıyorduk.

-"Artık Kandemir sık sık buraya gelir ya. Bizde takılırız peşine." Rasim kıs kıs gülerken masanın altında Kandemir'in tekmesine maruz kaldı.

Gülerek kokteyl kadehini elime aldım.

-"Evlenme hazırlığında kaçacağını pek sanmıyorum."dedim ona hitaben.

Durup düşündü. Sonra Melin'i dönüp kolunun altına aldı.

-"Ne kaçması ya hatta hızlı hızlı yapalım bitirelim hemen evlenelim."diyince hepimiz bir ağızdan güldük.

-"Bu kadar belli etme lan." Kandemir muhtemelen bel altı imalı bir gülüşle yine ayağını ayağına çarpmıştı.

Gülerek başımı çevirdim.

Gecenin sonunda yorgun yüzlerle dolaştığımız caddede gökdelenleri izleyerek yanımdaki adama yaslanıyordum.

-"Havaalanına gelmek istiyordum."dedim ayrılma vakti geldiğinde.

Hüzünlüydüm. Buruktum. Ailemin yerini doldurabilen yakınlarımdan ayrı yaşamak beni zorluyordu.

Ciddi anlamda yuva aile kavramları bende çok başkaydı. Sanırım görmediğim içindi.

-"Hiç gerek yok. Bir daha boşuna yorulma."dedi Barış abim.

Teker teker hepsine sarıldım. Neler hissettiğimi biliyorlardı. O yüzden çok konuşmadık.

-"Sizi seviyorum."diye mırıldandım arabaya binerken.

Kandemir, Bige ile beni eve bırakıyordu. Arabada sessizdim. Bir yanım onlarla gitmek istiyordu. Sanki geride yalnız kalmış çocuk gibi oluyordum.

Her ayrılıkta aynı boşluğu yaşardım.

Bugün duygularımı yoğun yaşadığım bir gün olmuştu. Arabadan inmeden önce Kandemir'e döndüm.

-"Bıraktığın için sağ ol. İyi geceler."dedim ve yavaşça dışarı çıktım.

Bige de inince direkt apartmana girdik. Nihayet yatağıma kavuşmuştum. Yatmadan önce telefonuma baktığımda mesajlardan birisi ablama aitti. Aynı evdeyken iletişimde olmasak da uzaktayken konuşmak gibi tuhaf bir kardeştik.

Mesajında gelmeyecek misin evde durumlar çok karışık yazıyordu.

Bu akşamı olumlu düşüncelerle kapatmak istediğim için yanıt vermedim. Düşünmemeye çalışarak kendimi uykuya bıraktım.

'

Sonraki üç gün Kandemir'i görmedim. İlk o aramıştı. Toplantıları görüşmeleri olduğunu söyleyerek meşgul olacağı bilgisini aktarmıştı.

Üçüncü günün akşamı evde regl sancısıyla halsizlik yaşadığımdan dolayı dışarı çıkmaya mecali yoktu. Bige de arkadaşlarıyla dışarıdaydı.

Ben kalbime yer edinen adamı özlemiştim.

Akşam yemeği teklifini reddettiğim için kötü hissediyordum ancak gerçekten dışarıya çıkabilecek enerjim yoktu.

Saat dokuza gelirken ona mesaj attım. Olumlu cevap yüzümü güldürdü.

Yattığım kiremit rengi l koltuktan kalkıp odama geçtim. Kapının girişinde direkt televizyonumuz koltuğumuz ve dev boy aynasıyla bitkiler yer alıyordu. Geniş alanın çıkıntı gibi duran bölümünde ise kahve köşemiz vardı çünkü bu çatıda mutfak yoktu. Salonda yer alan karşılıklı iki kapıdan biri bana diğeri Bige'ye aitti. Küçük sevimli bir dünya.

Sadelikten yana kullandığım odamda ilk önce hızlı bir duş aldım. Üşütmemek için klimayı kısmıştım ve regl dolayısıyla terlemiştim.

Beş dakikada yıkanıp çıktım. Hemen altıma külot giyindim ardından vücuduma vücut losyonu sürdüm. Buram buram yasemin kokarken saçlarımı da aceleyle taramış ıslak bırakmıştım.

Sütyen takmadan ince askılı pijama takımını giyerken aklımda Kandemir'in yanına yataktan kalkıp gitmem gelmişti.

Elim karnımda odanın içinde gezinirken saçlarımdan su damladığını fark edip havluyla ıslaklığını aldım ve havluyu banyoya attım.

Bizden başka gelen nadiren olduğu evimizde dağınık gördüğüm yerleri toparlayıp salondaki tavan aydınlatmasını kapattım. Koltuğun kenarında duran yuvarlak dekor sehpada yer alan kesme cam abajuru açtım. Yerde hasır fenere koyduğumuz mumu ve televizyon ünitesindeki bir kaç mumu daha yaktım.

Kalbim yerinden çıkmak üzereydi.

Kontrol amaçlı apartmana açılan kapıya baktım. Dubleks bir evdi ancak sürekli Bige'nin ailesini rahatsız etmeyelim diye acil durum kapısını biz ayriyeten kullanıyorduk.

Aynı anda telefonuma mesaj geldi. Koşup baktım.

En üst kat olduğunu söyleyen mesajı gönderip iki elimle küt küt atan kalbimi tuttum.

Kapı açık dururken son kez odama koştum. Yere saçtığım bir kaç kıyafetimi dolaba tıkıştırıp yatağımı el yordamıyla düzelttim.

Odamda çok eşya yoktu. Yatağımın karşısında boydan boya büyük bir dolap olunca karışıklığı kontrol altına alabiliyordum.

-"Arven?"

Geldi!

Odadan salona fırlayıp kapıdan görünen bedene ilerledim.

-"Hoş geldin." Fazla mı heyecanlı görünüyorum ya?

Geldiğinden beri iyice esmerleşmişti. Biraz olsun kalbime acıması yok muydu bu adamın?

-"Hoş buldum."derken ağır ağır konuşmuş gözleriyle bedenimi kontrol etmişti.

Heyecanlı bir iç çekişle ünitenin yanından olan evin merdiven kapısını çekerek kapattım. Ardından dış kapıyı kapatarak birlikte koltuğa doğru ilerledik.

Hayatımda ilk defa evimde erkek arkadaş ağırlıyordum. Ciddi anlamda ilk defa.

-"Ee ne içersin? Yani açsan yemek de olur." Omuz silkip güldüm ve saçımı kulağımın gerisine sıkıştırdım.

Koltuğumuzun köşe kısmına oturup hafif aralık bacaklarıyla kapladığı alana göz gezdirdim. Beyaz gömleğiyle bir harika dururken regl olmama rağmen kendini capcanlı hissettiren kadınlığıma içimden sakin olmasını söyledim.

-"Acelesi yok."

Başımı sallayıp sağa sola bakındım. Tedirgin adımlarla televizyonun altından kumandayı alarak açtım ve yanına ilerledim. Bacağımı altıma alarak ona doğru otururken tebessüm ediyordum.

Az önce koltukta bıraktığım örtüyü fazla hareket etmeden arkadan kendime doğru çekip belimin etrafına yerleştirdim.

-"Havale mi geçirmeyi planlıyorsun? Yoksa bunalıp soyunalım diye mi?" Sorusu üstüne şok olarak ona baktım.

Dilim dönmedi ki konuşabileyim!

Müstehcen sözleri ona daha çok yükselmeme neden oluyor!

-"Ya! Kandemir! Ne ilgisi var Allah aşkına?"derken utançtan renkten renge girdim. Orta cam sehpadan klimanın kumandasını aldım.

-"Karnım ağrıyor. Üşütmemek için kapatmıştım."diye izah ettikten sonra klimayı yükselttim.

Altımda topladığım çıplak ayaklarıma bakış atarak kolunu belime attı ve beni göğsüne çekti.

-"Hasta mı oldun bakalım sen?" Diğer eliyle yanağımı okşayınca tatlı tatlı gülümsedim. Alttan alttan vuran yoğun sancıları bastırabilen mükemmel bir adamın kollarındayken bu şansı kaybetmeyerek ellerimle göğsüne tutundum.

-"Regl dönemi."diye mırıldandım. Utanmıyordum ancak henüz o kadar da samimi olmadığımızdan biraz çekinmiştim.

Kirpiklerinin çevrelediği sıcak bakışları boynumda ve çıplak omzumda bir kaç saniye gezindi. Ardından beni iyice kendine çekerek göğsüne yatmamı sağladı. Sol bacağımı tutarak sarıldığı için bacağım artık onun bacağının üstünde duruyordu.

Yüzümü göğsüne yaslamış huzura ermiştim.

-"O yüzden mi çıplak duruyorsun?" Bu adamın kısa kıyafet kavramı yoktu. Çıplak olarak görüyor.

-"Yok sen geliyorsun diye soyundum."diyince aynı anda gülmemiz beni utandırdı. Göğsüne sokulup ferah kokusunu içime çektim.

Yapı bakımından adeta taşa yatsam aynı hissiyatı veren vücut yapısı nasıl oluyorsa yatağımdan daha rahat geliyordu.

Sesli bir soluk alınca tenimden karıncalanma hissi geçti. Omzumu kolumu okşayarak saçlarımın arasına dudaklarını bastırdı.

-"Şurayı şöyle kapatalım üşüme."diye mırıldandı erkeksi kalın sesiyle. Yaptığı ise tam olarak şu oldu. Parmak ucuyla yakası açılmış pijama üstümü askımdan tutarak yukarı çekmekti.

Gülmeden edemedim.

Yavaşça göğsünden doğruldum.

Omzuna tutunarak dikleştiğim için derin bakışları kısa bir an göğüslerime düştü. Hemen gözlerime geri bakınca o utanç dolu bakışlarımı değiştirdim.

-"Ne içmek istersin?"diye sordum.

-"Soğuk bir bira iyi olabilir."dedi ardından dilini dudağında gezdirdi. Dalgın halinin sebebi umarım ki göğüs dekoltem değildir.

Dudaklarımı büktüm.

-"Evde ne yazık ki alkol bulundurmuyoruz. Hüseyin amca kızıyor."dedim gülerek.

Kaşını havaya kaldırınca yeniden konuştum.

-"Bige'nin babası. Alt katta yaşıyorlar. Daha çok birlikte yaşıyoruz diyebilirim. Kahve ve çay servisimiz var."dedim.

Kandemir göğsünü şişirip nefesini üfleyerek elini usul usul belimde gezdirdi.

-"Yorma kendini sonra içeriz."

Başımı salladım.

-"İyiyim az önce ağrı kesici aldım. Canım Türk kahvesi çekiyor içer misin sende?"

Onaylayınca yanından kalktım. Beni izlediğini bildiğimden ellerim titreyerek makineye kahve koydum. Fincanları çekmeceden çıkartıp kahvenin pişmesini beklerken omzumun üstünden geriye baktım.

Ayağını dizinin üstüne atmış rahat bir pozisyon aldığı koltukta eli ensesine beni izliyordu. Baktığımı görünce bakışlarını kaçırır gibi olsa da yakalanması hoşuma gitmişti.

Önüme dönerek kahveyi fincanlara döktüm.

Fincanları götürüp yan yana oturduk. Bitirene kadar şirket hakkında bir şeyler konuşmuştuk. Onun iş hayatındaki ciddiyet ve yoğunluğundan haberim vardı. Babamın hisselerini ise tamamen kuralları doğrultusunda kendisine geçirmişti. Bizim şirketle ilgilenmesi için çalışanına çoktan vekâletini verdiğinden söz etti.

Vücudumdaki ağrı yatmamın sinyalini verirken tam olarak göğsüne sığınma hayali kurduğum adama yaklaşıyordum ki kapı çaldı.

Kalkarak gidip açtım.

Bige arkadaşı Sıla ile gelmişti. Yani benimde arkadaşımdı ancak o kadar yakın değildik.

İçeri güle oynaya girdikleri an salondaki bedeni görmeleriyle duraksadılar.

-"Misafirimiz olduğunu bilmiyordum." Bige kısık sesiyle alttan alttan imalı söylemişti. Sonrasında Kandemir'e gülümsedi.

-"Hoşgeldin! Nasılsın?"

Kandemir elini dizinde gezdirip başını salladı.

-"İyi diyelim sen?"

-"Biraz yorgun. Aramadan geldik kusura bakmayın."dedi ayakkabılarını çıkartırken.

Sıla'nın gözlerini hala ara ara Kandemir'e çevirdiğini görünce yanak içlerimi ısırarak salonun ortasına ilerledim.

-"Sorun yok bende sana söylememiştim."dedim Bige'ye.

O esnada ikisi de içerideydi. Sıla alık alık gülümsedi.

-"Bizi tanıştırmayacak mısınız?"derken aklında ne vardı acaba?

O beğeniyle süzen gözlerini oyarım.

-"Kandemir. Arven'in erkek arkadaşı. Sevgilisi yani Sıla'cım!" Bige bu sözleriyle beni hem utandırmış hem de rahatlatmıştı.

Sıla yılan bakışlarını gönlümü çalan adamdan hala çekmemişti.

-"Biz odada takılırız."diyen Bige'yi durdurdum.

-"Siz rahatınıza bakın. Biz geçeriz." Sıla'nın görebileceği hiçbir yerde Kandemir'i bırakmayacaktım.

Resmen kanım öfkeyle kıskançlıkla kaynıyordu.

Kandemir'e elimi uzattım. Gözlerini gören yabancı bir kadın dahi olsam bedenim ürperebilirdi. Ki şu an o bakışların sahibiyim.

Gözlerini benden çekmeden elimi kavrayıp ayağa kalktı ve sehpadan telefonunu aldı.

El ele kalbim ağzımda atarken odamdan içeriye girdik. Kapıyı kapattığımda ilk önce duvardaki apliğin ışığını açtım.

-"Eğer sorun oluyorsa...yani rahatsız olduysan?" Gitmesini hiç mi hiç istemiyordum. Nezaketen sormak zorundaydım. Buna katlanmak gibi bir zorunluluğu yoktu.

-"Sen olmuş gibisin."

Benimle eğlenen tavrına göz devirdim. İri bedenini yatağıma bırakıp yatak başlığına sırtını yasladı.

Kaç gece onu düşünerek bu yatakta uyudum?

-"Oldum evet. Ama işte dövüş yeteneği bende yok." Sırıtarak yatağa dizlerimin üstünde çıktım. Diğer tarafa geçip bağdaş kurdum ve laptopumu kucağıma koydum.

-"Bak sen.." Atik bir şekilde belime sarıldığı gibi beni kucağına çekmesiyle bacaklarının arasına oturur hale geldim.

Laptopu az önce kalktığım yere koyduktan sonra göğsümün altından kolunu dolayarak sırtımı göğsüne dayadı. Eğilip saçlarımın arasından boynuma sokulunca soluğum ciğerlerimde kaldı çıkmadı.

Ülkenin sayılı zenginlerinden biri olan adamı çatı katında küçük odama atmıştım. Hatta yatağımdayız.

Şaka değil. Nefes al Arven.

-"Nasıl böyle baş döndürücü kokabilirsin?"diye sordu boynumdan uzaklaşmadan.

Gevşemeye çalışarak nefesimi sessizce verdim. Başımı omzuna doğru yatırıp sıcak nefesinin tenime vuruşunu hissettim.

Bedenim ona tepki olarak üşüme hissi gösteriyordu. Dizlerimi karnıma çekerek elimi kolunun üstüne koydum ve ona bakmaya çalıştım. Yüzlerimiz çok yakındı. Burnunun ucu burnuma değerken dudaklarını sertçe yanağıma bastırdı.

-"Hislerinin saflığına inanabilir miyim?"diye sormaktan çekinmedim.

Dudaklarını yanağıma sürterken avuç içiyle karnımı okşuyordu. Ağrımı dindirdiğinden haberdar olabilir mi?

-"İnanmalısın. Aksi olsaydı burada olmazdım."derken sesi biraz sert çıkmıştı.

Yutkunarak gözlerimi kapattım ve çenesinin altına başımı sokarak öyle kaldım.

-"Böyle...tam olarak böyle kollarımda saklamak istediğim bir kadına rastlamadım. Hayatın temposuna o kadar kapılmıştım ki bana bir nefes olarak geldin. Burada...ruhunda yaşanılacak hayat varmış. Dahil olmaya çalışıyorum. İznin olduğu kadarıyla."

•

Merhaba herkese ❤️

Şöyle aşktan mahvolmalık satırlar dökeyim dedim elimden bu kadar geldi.

Umarım beğenmişsinizdir❤️

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.