İçeriğe geç

Uyku Protokolü

Bölüm 3 · 5 dk okuma

Uyku Protokolü

Bölüm 3

BÖLÜM 3: YASAKLI BİLGİLER

Eylül gece boyunca uyuyamadı.

Masasının üzerinde duran notu defalarca okudu.

Kael’i bul.

Sadece iki kelimeydi ama sanki yüzlerce soru taşıyordu.

Kimdi Kael?

Notu kim bırakmıştı?

Ve en önemlisi…

Rüyasındaki varlıklar neden onu tanıyordu?

Sabah olduğunda gözlerinin altı morarmıştı. Annesi kahvaltıda ona birkaç kez iyi olup olmadığını sordu ama Eylül geçiştirdi.

Gerçeği anlatamazdı.

Çünkü kendisi bile anlamıyordu.

Okula gitmek için evden çıktığında telefonu cebinde titredi.

Bu kez bilinmeyen bir mesaj değildi.

Bir konum gelmişti.

Gönderen kısmında yine isim yoktu.

Mesajın altında tek bir cümle vardı.

“Cevapları istiyorsan buraya gel.”

Eylül birkaç dakika tereddüt etti.

Sonra konuma doğru yürümeye başladı.

Konum şehrin eski bölgelerinden birindeki terk edilmiş bir kütüphaneye çıkıyordu.

Bina yıllardır kullanılmıyordu.

Kapısındaki tabelanın harfleri bile silinmeye başlamıştı.

Eylül içeri girdiğinde ağır bir toz kokusu hissetti.

Raflar boştu.

Camların çoğu kırıktı.

Ama binanın en arkasında tek bir masa duruyordu.

Ve masanın üzerinde açık bir dizüstü bilgisayar vardı.

Sanki biri onu bekliyordu.

Eylül yavaşça yaklaştı.

Ekranda tek bir dosya açıktı.

Dosyanın adı:

UYKU PROTOKOLÜ

Eylül’ün nefesi kesildi.

Dosyayı açtı.

Karşısına yüzlerce sayfalık belge çıktı.

İlk satırda şunlar yazıyordu:

“Toplumun devamlılığı için bilinçaltı erişimi sınırlandırılmalıdır.”

Eylül kaşlarını çattı.

Bir sonraki satıra geçti.

“İnsan zihni belirli frekanslarda gerçekliğin dışındaki katmanları algılayabilmektedir.”

Kalbi hızlanmaya başladı.

Sayfaları çevirmeye devam etti.

Karşısına eski fotoğraflar çıktı.

Bilim insanları.

Laboratuvarlar.

Uyuyan insanlar.

Tarihler.

İmzalar.

Ve ardından her şeyi değiştiren cümle.

“Rüyalar bir zihinsel aktivite değildir.”

Eylül dondu.

Parmakları titremeye başladı.

Devamını okudu.

“Rüya olarak adlandırılan bölge, insan bilincinin erişebildiği farklı bir gerçeklik katmanıdır.”

Birden nefes almakta zorlandı.

Bu imkânsızdı.

Yıllardır herkese öğretilen şey yanlıştı.

Rüyalar beynin ürünü değildi.

Gerçekti.

Sayfalar ilerledikçe bilgiler daha korkutucu hâle geliyordu.

Yıllar önce insanlar bu katmana erişebiliyordu.

Bazıları burada uzun süre kalabiliyor…

Hatta bazıları iki dünya arasında gidip gelebiliyordu.

Fakat bir gün her şey değişmişti.

Belgede bunun adı geçiyordu:

İlk Temas.

Eylül satırları okumaya devam etti.

İlk Temas sırasında insanlar o tarafta yalnız olmadıklarını keşfetmişti.

Birileri vardı.

İnsan olmayan bir şeyler.

Belgelerde onlara isim verilmemişti.

Sadece bir kod kullanılmıştı.

Varlıklar.

İlk başta gözlemlemişlerdi.

Sonra iletişim kurmuşlardı.

Sonra…

İnsanları tanımaya başlamışlardı.

Eylül boğazının kuruduğunu hissetti.

Ekranı aşağı kaydırdı.

Yeni bir rapor açıldı.

Raporun başlığı kırmızı harflerle yazılmıştı.

GİZLİLİK SEVİYESİ: MUTLAK

“Varlıklar bireyleri tanıyabilmekte ve onları gerçek dünyada takip edebilmektedir.”

Eylül’ün aklına hemen kolundaki iz geldi.

Nefesi hızlandı.

Bir sonraki satırı okudu.

“Temas eden kişilerin büyük kısmı kaybolmuştur.”

Sonraki satır.

“Hayatta kalanlar aynı ifadeyi kullanmıştır.”

Eylül istemsizce ekrana eğildi.

Orada yazan cümleyi okudu.

Ve yüzündeki kan çekildi.

Çünkü cümle tanıdıktı.

Çok tanıdık.

Aynı söz.

Rüyasında duyduğu söz.

“Biz seni bekliyorduk.”

Tam o sırada bilgisayar ekranı karardı.

Eylül irkildi.

Sonra ekranda yeni bir görüntü belirdi.

Canlı kamera kaydı.

Bir oda.

Beyaz duvarlar.

Parlak ışıklar.

Ve içeride oturan genç bir adam.

Siyah saçlı.

Keskin bakışlı.

Yorgun görünüyordu.

Adam doğrudan kameraya baktı.

Sanki Eylül’ü görüyormuş gibiydi.

Sonra konuştu.

“Bu kaydı izliyorsan işler düşündüğümden daha kötü.”

Eylül nefesini tuttu.

Adam devam etti.

“Ben Kael.”

Oda sessizleşti.

“Şu anda muhtemelen cevap arıyorsun.”

Kael birkaç saniye sustu.

Sonra yüzündeki ifade değişti.

“Kötü haber şu ki cevapların çoğunu öğrendiğinde keşke hiç öğrenmeseydim diyeceksin.”

Eylül ekrana biraz daha yaklaştı.

Kael derin bir nefes aldı.

Ve son cümlesini söyledi.

“Çünkü rüyalar yasaklanmadı Eylül.”

Sessizlik çöktü.

Sonra Kael’in sesi tekrar duyuldu.

“Dışarıdaki şeylerden insanları korumak için değil…”

Yüzü karardı.

“…içerideki şeyleri korumak için yasaklandı.”

Ve görüntü kesildi.

Kütüphananın bütün ışıkları aynı anda söndü.

Karanlığın içinden bir ses yükseldi.

Bu ses insan sesi değildi.

Ve Eylül o sesi daha önce duymuştu.

“Artık çok şey biliyorsun.”

Bir çift göz karanlıkta açıldı.

Ve bu kez yalnız değildi.

Karanlığın içinde açılan gözler hareket etmiyordu.

Sadece bakıyordu.

Eylül olduğu yerde donup kaldı.

Kalbi göğsünü parçalayacakmış gibi atıyordu.

Kütüphanenin birkaç saniye önce sessiz olan havası değişmişti. Sanki görünmeyen bir şey binanın içine dolmuştu.

“Neredesin?” diye fısıldadı Eylül.

Cevap gelmedi.

Ama üst kattaki raflardan birinin devrildiği duyuldu.

GÜM!

Toz bulutları havaya kalktı.

Eylül irkilerek geri çekildi.

Telefonunun fenerini açtı.

Işık kütüphanenin karanlığını yarıp geçti.

Boş raflar.

Kırık camlar.

Yere saçılmış kitaplar.

Başka hiçbir şey yoktu.

Sonra ışık tavana vurdu.

Ve Eylül nefes almayı unuttu.

Tavanda yüzlerce işaret vardı.

Aynı sembol.

İlaç kutusunun üzerindeki sembol.

Rüyasında gördüğü sembol.

Bazıları yeni çizilmiş gibiydi.

Bazıları ise yıllar öncesinden kalmıştı.

Sanki buraya gelen herkes aynı şeyi bırakmıştı.

Bir uyarı.

Ya da bir mesaj.

Eylül elini sembollerden birine uzattı.

Parmakları değdiği anda başının içinde bir uğultu yükseldi.

Birdenbire görüntüler görmeye başladı.

Yüzlerce insan.

Uyuyan insanlar.

Hastane yatakları.

Laboratuvarlar.

Koşuşturan görevliler.

Çığlıklar.

Sonra bir kadın sesi.

“Bağlantı güçleniyor!”

Bir erkek sesi.

“Kapıyı kapatın!”

Bir başkası.

“Artık çok geç!”

Görüntüler bir anda kesildi.

Eylül dizlerinin üzerine çöktü.

Başını tutuyordu.

Bunlar anı değildi.

Kendi anıları hiç değildi.

Ama birilerinin anılarıydı.

Ve o onları görmüştü.

Ayağa kalkmaya çalışırken yerde bir dosya fark etti.

Biraz önce orada değildi.

Siyah kapaklı eski bir dosya.

Üzerinde beyaz harflerle şunlar yazıyordu:

YASAKLI BİLGİLER ARŞİVİ

Eylül dosyayı açtı.

İlk sayfada tek bir fotoğraf vardı.

Fotoğrafta yaklaşık on kişi görünüyordu.

Bilim insanları.

Doktorlar.

Araştırmacılar.

Arka planda büyük bir laboratuvar vardı.

Fotoğrafın altına tarih atılmıştı.

14 Eylül 2087

Eylül kaşlarını çattı.

Ama onu asıl şaşırtan tarih değildi.

Fotoğraftaki kişilerden biri.

En sağdaki genç adam.

Kael’di.

Ya da Kael’e inanılmaz derecede benziyordu.

Aynı yüz.

Aynı gözler.

Aynı saçlar.

Tek fark…

Fotoğraf en az yirmi yıl önce çekilmiş gibiydi.

Ama Kael hâlâ genç görünüyordu.

Eylül sayfaları hızla çevirmeye başladı.

Karşısına raporlar çıkıyordu.

Her rapor daha korkutucuydu.

Birinde şöyle yazıyordu:

“Rüya katmanında zaman doğrusal değildir.”

Bir diğerinde:

“Bazı bireyler yaşlanmayı yavaşlatmaktadır.”

Sonrakinde:

“Temas eden kişiler gerçeklik algısını kaybetmeye başlamaktadır.”

Eylül’ün boğazı düğümlendi.

En son sayfaya geldiğinde ise el yazısıyla yazılmış kısa bir not buldu.

Notun altında imza yoktu.

Sadece şu yazıyordu:

“Eğer bunu okuyorsan sistem başarısız olmuş demektir.”

“Rüyalar insanlardan saklandı çünkü insanlar gerçeği öğrenirse dünya değişir.”

“Ama asıl korkulan şey insanların öğrenmesi değildi.”

“Asıl korkulan şey onların da öğrenmesiydi.”

Tam o anda kütüphanenin bütün pencereleri aynı anda çatladı.

ÇAT!

ÇAT!

ÇAT!

Camlar örümcek ağı gibi parçalandı.

Eylül korkuyla geri çekildi.

Dışarıdan uğultuya benzeyen bir ses yükseliyordu.

Sanki yüzlerce kişi aynı anda fısıldıyordu.

Ama hiçbir kelime anlaşılmıyordu.

Sonra fısıltılar yavaş yavaş tek bir cümleye dönüştü.

Eylül duyduğu şeyi ilk başta anlamadı.

Ama tekrar edildikçe netleşti.

“Onu bul.”

“Onu bul.”

“Onu bul.”

Eylül’ün elleri titremeye başladı.

“Kim?”

Bir an sessizlik oldu.

Sonra bütün sesler aynı anda cevap verdi.

“Kael.”

Ve ilk kez Eylül şunu fark etti:

Kael sadece onu aramıyordu.

Rüyaların içindeki şeyler de Kael’i arıyordu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.