Eve geldiğimde hızlıca duş alıp hazırlanmaya başladım. Kısa sürede hazırlandıktan sonra üstüme ceket alıp saate baktım. Saat 7 bence artık çıkmalıyım. Motosikletimin anahtarını alıp aşağıya indim. Konumu açıp yola çıktım.
Eve geldiğimde kapıdaki korumalar kapıyı açıp geçmemi beklediler. Koruma mı? Evleri niye bu kadar korunuyor? Biyolojik Ailem çok ünlüydü de benim mi haberim yoktu acaba. Bahçeden içeri girdiğim gibi motosikleti kapatıp telefondan Sepil Uyarı araştırdım. Harbi biyolojik ailem ünlüymüş lan. Yalnız bunlar her fotoğrafta 9 kişiler. Tamam hadi 2 kişi serpil hanımla gökhan bey 2 kişi tolgayla şu bana benzeyen çocuk diğerleri galiba kuzenim olucak. Yalnız erkek sayısı biraz fazla değil mi? Biyolojik babamın adı Gökhanmış bu arada.
Daha fazla bahçede durmak yerine motosikletten inip kapıyı tıklattım. Kapıyı çalışanlardan biri açıp bana baktı " hoşgeldiniz hanımefendi " dediğinde başımı sallayıp içeriye ilk adımı attım. Yanımdaki kadına baktığımda " Sizi salonda bekliyorlar .Gelin sizi salona götüreyim " dediği gibi yürümeye başladı. Önde kadın arkada ben salona gidiyorduk. Yol biterse inşallah salona gidicez . Bu ne büyük ev sanki cumhurbaşkanı yaşıyor. Ayrıca eğer evde o telefondaki erkekler yaşamıyorsa 4 kişi için bu ev büyük değil mi?
Salona en sonunda vardığımızda herkesin bakışları bize döndü. Ayı mı oynuyordu acaba herkes niye bana dik dik bakıyor.
Serpil Hanım yanıma gelip "hoşgeldin kızım . Almila da geldiğine göre masaya geçelim hadi " Serpil hanım elimi tutup beni arkasından götürmeye başladı. En sonunda masaya geldiğimizde elimi bırakıp masayı gösterdi " otur kızım" dediğinde gülümseyip herhangi bir yere oturdum. Yanıma tolga karşıma da bana benzeyen çocuk oturdu. Serpil hanımla Gökhan bey masanın başına oturduğunda masada daha 9 sandalyenin boş olduğunu gördüm.
Gökhan beyin " yemeğe başlayabiliriz " sesiyle herkes yemeğe başladı. Yemek yerken arada bana sorular sorup beni tanımaya çalışıyorlardı. Aslında şu bana benzeyen çocuk dışında samimi bir ortamdı. O çocuk bana ters ters bakıyordu ,hiç konuşmuyordu bile. Tolga bana dönüp "kendinden biraz bahsetsene " dediğinde başımı sallayıp söyliyeceğım cümleyi kafamda kurdum . " Almila Öztürk . 23 yaşındayım . 6 Haziranda Mardinde doğdum. 17 yaşına kadar mardinde ailemin yanındaydım. 17 yaşında gerekli sebepler den dolayı Mardinden ayrılıp Erzuruma geldim. 6 yıldır Erzurumdayım " diyerek mesleğimi söylemedim. Daha hepsine henüz güvenmiyordum.
Bu seferde Serpil hanım bana dönüp " Hangi meslekte çalışıyorsun " dediğinde gülümseyip Albayın yalanına devam ettim. Albayı ben görevdeyken iki kez aramışlar. Albayda onlara bir iş gezisinde olduğumu söylemiş. " Şirkette çalışıyorum " dediğimde tolga dönüp bir şey diyecekken serpil hanım bana bakıp " Kızım biliyorum daha yeni tanıştık ama ben kızımla ayrı yerlerde yaşamak istemiyorum eğer sende istersen bundan sonra bizim evde kalır mısın? "dediğinde şaşkınlıkla ona baktım. Çok şükür kendi evim vardı.
Daha ben cevap vermeden bana benzeyen çocuk atladı. " Bu kızı bir de evde mi görüceğim. Evden giderim daha iyi " dediğinde bende bir şimşekler çaktı. Sen kiminle dalga geçiyon lan yarrağım .İki kas yapmış birazda boyu uzun diye kendini bir şey zanneden pezevenk gel dövüşe yerlerin tadına baktırıyım.
Şu çocuğu dövmemek için Serpil hanıma dönüp " Sağolun ama benim zaten yaşadığım evim var . O yüzden hiç gerek yok hem kimsenin düzeni bozulmasın " dediğimde serpil hanım kararlı bakışlarımı görmüş olucak ki üzgünlükle başını salladı. Sonra aklına bir şey gelmiş olucak ki sinirlenip terliğini çıkardı. Lan noluyor birisi anne terliği yiyecek. Terliği bana benzeyen çocuğa atıp " Bartu ikizinle düzgün konuşun " dediğinde bu sefer ben güldüm. Ezik beta terlikten kaçamadı. Lan tolgayla bu çocuk ikizmiydi. Aslında benzemiyolar biraz ama olabilir ikizler her zaman benziyecek diye bir kayda yok.
Tolgaya dönüp " ikizinle hiç benzemiyorsun " diyerek bartuyu gösterdim. Tolga kahkaha atıp başını iki yana salladı " Bartu benim değil senin ikizin " dediği anda yerimde kaskatı kesildim. Lan ne diyordu bu. Bartuya baktığımda taşlar yerine oturdu. Ben bu yüzden bu çocuğa bu kadar benziyordum. Abi ikizim mi var benim çok kötü ya. Benden iki tane olması bok gibi bir his. Yemeğin devamı havadan sudan konuşmayla geçmişti. Herkes biraz kendinden bahsetmişti.
Yemek bitince bartu odasına çıktı. Tabi çıkmadan önce bana bakıp "seni bir daha evimde görmek istemiyorum. Ayrıca biz ikiz değiliz senin gibi birisi benim ikizim olmaktan geç kardeşim bile olamaz" demiş yukarı çıkmıştı. Amip beyinli çocuk ben sana çok meraklıyım zaten. Evinizde kalmak için yalvarıyorum ya zaten. Ergen. Salona geçip kahveleri içerken kesinlikle daha eğlenceli geçmişti. Bartu gibi aksi, kendini beğenmiş, ukala bir göt olmadığı için daha eğlenceli geçmişti.
Konuşmaya devam ederken çalan telefonumla cebimden çıkarıp telefonumu açtım. Kurter albay arıyordu. Ne oldu acaba. Telefonu açıp alo dediğimde kurter albayın yorgun sesini duydum.
" Alo . Kızım hemen bizim eve gel. Çağrı sensiz uyumuyor her yolu denedik illa da annem gelsin onunla uyucam diyo- "Anneeee " kurter albay konuşurken arkadan gelen çağrının sesiyle kahkaha attım. Eşek sıpası cidden ya. " Al işte bak . Al konuş anneyle " diyip telefonu çağrıya uzattı.
" Anne betim yayıma gelil mişin ?? seyi öyzledim" allahım ben bu çocuğu yerimm. " gelirim oğlum" dediğimde çağrının "yuppi" diyen sesin
duydum. Telefonu kapatıp kafamı kaldırdığımda herkesin susmuş bana bakıyor olduğunu gördüm . Tolga bana dönüp " evli misin ve çocuğun mu var?" dediğinde başımı sallayıp " ne evlenmesi ne çocuğu çağrı benim manevi oğlum sayılır " dediğimde rahatlamış bir nefes verdi.
Herkese bakıp " yemek çok güzeldi elinize sağlık ben kalkayım artık " diyerek ayaklandığımda. Serpil hanım üzgün gözlerle bakıp " biraz daha kalsaydın kızım " dediğinde başımı sallayıp "sağolun başka zaman artık " diyerek kapıya doğru yürüdüm. Tolga yanıma gelip " bırakayım mı seni ?" diye sorduğunda başımı sallayıp " motosikletimle geldim" dedim.
Tolga yanıma gelip bana sarılıp "kendine dikkat et en kısa zamanda tekrar bu eve geliyorsun ama geldiğin zaman burada yaşıyor olucaksın" dediğinde gülerek başımı salladım. Olmayacak bir şeydi zaten .Yalnız beni bu kadar hızlı kabul etmesini beklemiyordum. Ondan ayrılıp motosikletime bindim ve kurter albayların evine gitmeye başladım.
Eve geldiğimde çağrının beni kapıda beklediğini görünce hızlıca ona doğru koşup sarıldım. Yerim ben bunu yaaa. Kollarımın arasına girip gülmeye başladı. Onu öpüp cennet kokusunu soludum "oğlumm" dediğim anda gülerek bana daha fazla sokuldu. İkimizin sarılmasını ayıran Kurter albayın
" hiç bir zaman ben böyle karşılanmadım" diyen kıskanç dolu sesi oldu.
" Kıskan babası beni daha çok seviyor. Değil mi oğlum ?" çağrıya baktığımda başını sallayıp " evey " diyerek beni onayladı. Oynamak için saçlarıma almak istediğinde yetişemeyip bana baktı. Küçük parmaklarını avucumun içine alıp parmaklarını teker teker öptüm. Saçlarımı ona doğru uzattığımda küçük parmaklarını saçlarımın arasına dolayıp oynamaya başladı.
Selma anne bize bakıp " kızım kapıda kaldınız gelin içeri geçin " diyip kenara çekildiğinde eve hızlıca girdim. " kızım kusura bakma gece gece seni çağırdık ama kucağındaki şebeke seni görmek istiyorum diye durmadı " dediğinde gülüp çağrıyı bir kere daha öptüm.
" Ne kusuru Selma anne hem ben de özlemiştim oğlumu görmüş oldum " diyerek koltuğa oturdum. Kucağımdaki şebekeye bakıcakken boynuma yüzünü gömmüş saçlarımı sıkıca tutmuş bir halde uyuduğunu gördüm. Lan ne ara uyudun be oğlum.
Kurter albay şaşkınlıkla bana bakıp "uyuması için bir saat kucağımda sallayıp evi dolaştırdım ama uyumamıştı" diyerek çağrıya bakıyordu. " senin kokunda cidden bir şeyler var . Bu kadar hızlı uyuyamaz "
Çağrıyı uyandırmadan sessizce ayağa kalktım " çağrıyı yatağına yatırıp geliyorum" diyip odadan çıktım. Çağrının odasına girip küçük yatağına yatırdım. Rüzgarın yanına gidip odasına girdim. Ortalıkta görünmüyordu normelde ben geldiğim anda kapıda beni karşılardı.
Odasına girip rüzgara baktığımda boks torbasının başına geçmiş kulaklığıyla müzik dinlerken sertçe yumruk atıyordu. Eğer ki rüzgar boks yapıyosa bir şeye çok sinirlenmiştir. Hele ki bu kadar dalmışsa baya sinirlenmiştir.
Yanına gidip kulağındaki kulaklığı çıkardım . İrkilerek bana döndüğünde beni görünce ilk şaşırdı sonra sevinip hızlıca bana sarıldı. Ona sarılıp şaka amaçlı " ter kokuyon lan çekil yanımdan " diyerek gülerek söylediğimde daha fazla sarılıp "ben ter kokuyosam sen de kok" diyerek şakama uyum sağladı.
Onun elinden tutup yatağa oturttum . " Şimdi söyle bakalım kime sinirlendin. Yoksa sen durduk yere boks yapmassın" dediğimde olay aklına gelmiş gibi daha fazla sinirlendi. Biraz bekledikten sonra nihayet konuşmaya başladı.
" Kanka ben galiba aşık oldum "