İçeriğe geç

Üvey Asker

Bölüm 1 · 46 dk okuma

Üvey Asker

Bölüm 1

1. - 10. Bölümler

ÜVEY ASKER

Tanıtım

Selin Dikmen (Sarıoğlu)

23 yaşında

Bekar

Özel Kuvvetlerde Yüzbaşı

Öz sandığı ailesinden küçüklükten beri gördüğü şiddetlere daha fazla dayanamayıp asker olmaya karar verir o aileden sadece abisi olarak bildiği Ozan Dikmen ile görüşmektedir.

Ozan Dikmen

30 yaşında

Evli bir çocuk babası

Özel Kuvvetlerde Binbaşı

Ailesi ile iyi anlaşmakta ve kardeşi olarak bildiği Selini çok sever ve kardeşi olarak bildiği Selin ile aynı timde

Eşi Arzu ve kızı Asena ile Mardin'de lojmanlarda yaşıyor

Arzu Şahin Dikmen

30 yaşında

Evli bir çocuk annesi

Özel bir okulda müdür yardımcısı ve tarih öğretmeni

Eşi Ozan ve kızı ile Mardin'de yaşamakta

Asena Dikmen

4 yaşında

Ozan ve Arzu çiftinin çocuklarıdır

Arda Sarıoğlu

29 yaşında

Evli

Sarıoğlu şirketininin başındadır

Evin en büyük abisidir

Meltem Şahan Sarıoğlu

29 yaşında

Evli

Anaokulu öğretmenidir

Arda'nın eşidir

Mert Sarıoğlu

28 yaşında

Bekar

Mimardır

Ardadan sonra ikinci büyük abidir

Aras Sarıoğlu

27 yaşında

Bekar

Özel Kuvvetlerde Yüzbaşı

Mardin'e yeni gelecek timde tim komutan yardımcısıdır

Derya Sarıoğlu

19 yanında

Bekar

Üniversite öğrencisi

İstanbul'da ailesi yaşıyor

Kemal Sarıoğlu

50 yaşında

Evli

Kendi şirketlerini yönetiyor

Selma Sarıoğlu

49 yaşında

Evli

Moda tasarımcısı

Sıla Sarıoğlu (Dikmen)

23 yaşında

Bekar

İşsiz

......................................................

Minik bir tanıtım

1. Bölüm

Selam ben Selin Dikmen. Anne ve babasının şiddetlerinden kaçıp asker olan, UMAY lakaplı olan ben, lakabımdan dolayı teröristlerin aradığı ben. Kendimi tanıtayım 23 yaşında Özel Kuvvetlerden Yüzbaşı Selin Dikmen. Mardin'de çalışıyorum. Kara timinin komutan yardımcısıyım. Komutanımız da kim biliyor musunuz abim yani şimdilik gelecekte nasıl olur bilemem tabi.

Şimdi nerede miyim karargahtan çıktım ve evime gidiyorum. Karargah ile evim çok yakındı. Abimler gibi lojmanda kalmıyordum. Onun yerine iki katlı müstakil bir evde kalıyordum. Küçük bir bahçesi vardı ve aşırı korunaklı bir evdi. Küçük 4 yaşında bir yeğenim vardı çünkü ve hiçbir şekilde dur durak bilmezdi. Bunları düşünürken bahçe kapısına gelmişti bile. Hemen evin kapısına geldi ve sağ cebinden anahtarı çıkarıp deliğe soktu. Kapıyı açıp içeri girdim. Hemen üst kattaki odama çıkıp duşa girdim. Güzel bir duşun ardından üstüme rahat birşeyler giyip aşağı indim. Tam mutfağa girecekken kapı çaldı. Saate baktım. 20.09. Bu saatte abimden başka biri olmayacağı için direk kapıyı açtım. Ama kapıda kimse yoktu. Tam içeri girip kamera kayıtlarına bakacakken yerdeki zarfı gördüm. Hemen zarfı alıp içeri girdim. Aşağı depoya inip kameralara baktım. Evin çevresi gizli kameralar ile doluydu. Hemen birini açtım. Siyah maskeli bir adam gelip kapının önüne zarfı bırakıp zile basıyor ve hemen oradan uzaklaşıyor. Kamera kayıtlarını kapatıp salona geçtim. Tekli koltuğa oturup yayıldım. Zarfı açtım. İçinden siyah bir not kağıdı vardı. Hemen çıkarıp okudum.

Sevgili Selin Dikmen.

Tabi gerçek soy adın Dikmen ise. Neydi senin hikayen ailesinden şiddet gören ve onlardan kaçan sonra da asker olmaktı dimi. Ah ne güzel bir hikaye tam film gibi. Neyse ne diyorduk. Ah evet Dikmen. Aslında güzel soy isim fazla da başarılı bir soy isim ama Sarıoğlu kadar değil. Kimdi bunlar. Evet sizin düşman şirketiniz. Peki sen bu düşmanlığı iki üç yıllık zannediyorsun dimi. Aslında bu düşmanlık senin doğumundan bile öncesine dayanıyor. Sen şimdi evindeki tekli koltukta yayılıp bu mektubu okurken Sarıoğlu ailesine de bir mektup gidiyor. Ah ne kadar da film olayı gibi bir olay. Kim böyle bir şey planladıysa fazla film dizi izlemiş. Dur dur dur bunu ben planlamıştım dimi evet hatırladım. Çok güzel bir plan ama değil mi. Hayatını yakmışım hemde bir hiç uğruna. Ama bunu daha yeni anlıyorum. Sen benim askerlerimi öldürdükçe benim gözümde daha çok bir hiç oluyorsun. Asker kendine dikkat et git gerçek ailenin dizinin dibinde otur.

T.T

......................................................

Az bir bölüm oldu ama idare edelim gerisini daha çok karıştıracağım

2. Bölüm

Bu notta neyin nesiydi. Resmen bana üvey olduğumu söylüyor. Hemen oturduğum tekli koltuktan kalktım. Odanın içinde volta atmaya başladım. Böyle olmayacağını anlayınca bilgisayar odasına girdim. Hemen Sarıoğlu soy adını araştırdım. Başarılı bir aile, zengin ve çok fazla şirketleri var. Fazla basın ile ilgili haber vermeyi sevmiyorlar mış. Şirketlerine ait bir telefon numaralarını bulup telefona yarın aramak için kaydettim. Şükür ki Mardin'de de bir şirketleri varmış. Bu işi düşünmek yarın sabaha kalmış birşey olduğu için bilgisayar odasını kitleyip kendi odama çıktım. Ve direk yatağa yatıp uyudum.

...

Sabah 5 te kalkıp koşuya çıktım. Koşudan gelince kahve yapıp camın kenarına geçtim. Dışarıda çok insan yoktu. Karargah'a giden yol benim evimin önünden de geçiyordu o yüzden bazı askerleri görüyordum. Kahvem bitince odama çıkıp üstüme üniformamı giydim. Tabancamı bıçağımı ve gerekli herşeyi alıp evden çıktım. Karargah ile ev arası 10 dakikaydı ama yavaş yürürsen uzardı dakikalar. Yolda giderken akşamki mektubu düşündüm. Bunu düşünürken çoktan karargaha gelmiştim. Hemen dinlenme odalarına gittim. Abim hariç diğer tim üyeleri buradaydı. Bugün operasyon için yedek tim gelecekti. Büyük ihtimalle abim de albayla konuşmak için gitmişti. Hemen kendime bir çay doldurup Mustafa'nın yanına oturdum.

"Günaydın beyler."

"Günaydın komutanım."

"Günaydun komitanum. Ha nasılsınız da."

"İyiyim İdris. Sen nasılsın."

"Ha ben de çok iyiyimdir. Ama sizi biraz durgun gördim."

"Yok birşeyim İdris. Merak etme. Binbaşım nerede."

"Albay çağırdı." dedi Kaan.

Biz sohbet muhabbet ederken içeri bir er girdi.

"Fırat Yüce. Kastamonu. Emrinizdeyim Komutanım."

"Rahat asker." dedim. Büyük bir ihtimalle yeni tim gelmişti.

"Komutanım Anka timi gelmiştir. Albay Serkan ve Binbaşı Ozan sizi bekliyor."

"Tamam Fırat çıkabilirsin."

"Emredersiniz Komutanım."

Fırat çıkınca time döndüm ve elimle hadi yaptım. Onlarda hemen ayağa kalktılar. Hep birlikte helikopter pistinin orada sıraya girdik. Bizim hemen ardımızdan albay ve abim geldi. Abimde yerine geçince hepimiz duruşa geçtik.

"Rahat çocuklar. Birazdan Anka timi gelecek. Tim geldiği gibi toplantı odasına geçeceğiz."

"Emredersiniz Komutanım."

O sırada gökten inen helikopterin sesi yükseldi. Helikopter inince onlarda sıraya geçti. Anka Timinin komutanı olarak tahmin ettiğim kişi bir adım öne çıkarak kendini ve timi tanıttı.

"Gürkan Uygun. Rize. 1 binbaşı, 1 yüzbaşı, 2 üsteğmen ve 1 teğmen olmak üzere Anka Timi Emrinizdeyiz Komutanım."

"Rahat asker. Herkes toplantı odasına." deyip önden ilerledi albay. Bizde iki tim olarak arkasından ilerledik. Toplantı odasına gelince hepimiz yerlerimize oturduk. Albay herkesin yerleştiğini görünce projeksiyonu açıp konuşmaya başladı.

"Evet arkadaşlar. Bu gördüğünüz adam Seyd. Uzun zamandır peşinde olduğumuz it. Kod adı bilinmiyor. Fazla gizemli saklanıyor. 1hafta sonra bir davet verecek. Davette her iki tim de yer alacak. Ama bize evli bir çift lazım. O yüzden bu iş Seline ve bir kişiye daha düşüyor."

Abim hemen lafa atladı. "Komutanım eşim ve ben de katılabilirdik. Selin'e ne gerek vardı."

"Sen benim sözümün üstüne söz mü söylüyorsun Ozan."

"Estağfurullah Komutanım. Özür dilerim."

"Elbet bir bildiğim var. Sen tehlikede olsan bile eşin bir sivil ve ona zarar gelirse eğer neler olacağını çok iyi biliyorsun. O yüzden Selin ve bir kişiye daha ihtiyacımız var. Ama bu iş çok ciddi arkadaşlar. Seyd davet için gelecek herkesi araştırmış olacağı için gerçek bir evlilik gerek."

Ne yani ben şimdi görev icabı gerçekten evlenecek miydim. Ben bunu düşünürken karşı timin Komutanı konuşmaya başladı.

"Ben gönüllüyüm komutanım."

"Emin misin Gürkan. Bu iş çok ciddi. Davete kadar aynı evde yaşayacaksınız. Ve davetten sonra işiniz bitince boşanmayacaksınız çünkü ikinci bir operasyon daha var ve bu daha fazla uzun sürecek."

"Eminim komutanım. Ama bunu bir de Selin'e sormak istiyorum. O da beni istiyor mu."

"Benim için sorun değil komutanım."

"Evet o zaman bu iş tamamdır. Önümüzdeki dosyalarda görev dağılımı var sadece Gürkan seninki değişecek. Dosyan değişince gönderirim. Şimdi dağılabilirsiniz.

"Emredersiniz Komutanım." dedik ve odadan çıktık. İki tim olarak dinlenme odasına girdik. Kendime hemen bir kahve alıp her zamanki gibi Mustafa'nın yanına oturdum. Diğer timde diğer koltuklara oturunca tanışma faslı başladı. Bizim timde zaten Ozan abim, ben, İdris, Mustafa ve Kaan vardı. Anka timinde Gürkan Uygun (binbaşı), ve 1 yüzbaşı 2 üsteğmen, 1 teğmen vardı. Lafa abim başladı.

"Ben Ozan Dikmen. Kara timinin komutanıyım."

"Selin Dikmen. Kara komutan yardımcısı."

"Mustafa Uzun."

"İdris Yüce."

"Kaan Daş"

Şimdi diyeceksiniz sabahki er ile İdrisin soyadı aynı. Aslında uzaktan yakından hiçbir alakaları yok sadece soyisim benzerliği. Bizim tim kendini tanıyınca karşı tim başladı.

"Gürkan Uygun. Anka Timinin komutanıyım."

"Aras Sarıoğlu. Anka komutan yardımcısı."

Bir dakika o az önce Sarıoğlu mu dedi. Ne yani bu eğer ben gerçekten üvey isem abim mi oluyordu. Neyse daha hiçbir şey belli değil.

"Barış Yaka."

"Savaş Yaka."

"Bartu Işık."

Sonunda herkes tanıştığına göre bende artık şu mektup işini halledebilirdim. Bizim timin en kıdemlisi abim olduğu için ona dönüp.

"Albay ile görüşmem gereken bir konu var komutanım. Çıkabilir miyim."

"Çık." dedi. Abim böyle şeyleri merak etmezdi fazla.

Hemen çıkıp albayın yanına gittim. Kapıdaki askere selam verip kapıyı tıklattım. İçeriden gir sesi gelince biraz bekleyip yavaşça girdim. Hemen karşısına geçip temkil verdim.

"Selin Dikmen. Muğla."

"Rahat asker. Geç otur."

Rahat pozisyonunu alıp ayakta durdum ve direk söze girdim.

"Komutanım sizden bir isteğim olacaktı."

"Seni dinliyorum Selin."

"Sizden 2-3 saatlik bir izin istiyorum." albay önce biraz şaşırdı ben önemli birşey olmadığı sürece hiçbir şekilde izin kullanmazdım.

"Tabii ki git gel. Ama bir sorun yok dimi."

"Hayır önemli birşey yok komutanım. İzninizle." deyip odadan ayrıldım. Direk abimlerin yanına gittim.

"Benim 2-3 saatlik işim var. Albaydan izin aldım. Çıkıyorum."

"Bir sorun yok dimi abicim."

"Hayır yok." Kimseye bakmadan direk soyunma odasına gidip üstümü değiştirdim.

" Kimseye bakmadan direk soyunma odasına gidip üstümü değiştirdim

Yolda rahat edebilmek için bunları giydim ve karargahtan çıktım. Bakalım ben kimmişim.

......................................................

2. bölümde Allah'ın izni ile bitti

3. Bölüm

üyük bir şirketin önünde durdum. Baya gösterişli bir yerdi. Daha fazla dışarıda kalmadan içeri girdim. Danışmanın yanına gidip soğuk ifademle karşısına dikildim. Görevli kadın bilgisayardan başını kaldırıp bana baktı.

"Buyurun hanımefendi. Nasıl yardımcı olabilirim size?"

"Kemal Sarıoğlu ile görüşmek istiyorum."

"Randevunuz var mıydı?"

"Size randevum var ve Kemal Bey ile görüşmek istiyorum demedim. Direk görüşmek istiyorum dedim. Siz odayı söyleyin ben gider görüşürüm."

"Maalesef sizi içeriye alamam."

Yani illa ki askeri kimliğimi kullanmak zorunda mıydım anlamıyorum ki. Çantanın özel iç cebinden cüzdanımı çıkardım. Kimliğimi alıp danışmaya gösterdim. Kadın bozarıp kızarırken hızla konuştum.

"Bir daha daha dikkatli olun Yeşim Hanım." deyip içeri girdim. Odayı tam olarak bilmiyordum ama mutlaka birine sorarak bulabilirdim. Yanından geçen birini durdurup, "Kemal Sarıoğlu'nun odası nerede?" diye sordum. Adam hemen yerini tarif etti. Asansör'e gerek duymadan merdivenlerden en üst kata çıktım. Şirket 6 katıydı. Ama en üst kat teras olduğu için odalar 5. katta bitiyordu. Kemal Bey'in odasına gelince kapıyı çalıp içeri girdim. Ben içeri girince Kemal Bey ve asistanı olarak tahmin ettiğim kişinin yüzünde şaşkınlık vardı. Büyük ihtimalle içeriden gir emri almadığım içindir. Ama ben üslerim dışında kimseden emir almazdım. Kemal Bey asistanını göndererek bana bakmaya başladı.

"Kimsiniz hanımefendi?"

"Yüzbaşı Selin Dikmen. Ya da elimdeki mektuba göre Sarıoğlu. Siz söyleyin Kemal Bey ben kimim?"

Kemal Bey dedimlerime şaşırken ben direk karşısındaki koltuğa geçip elimdeki mektubu masaya koymuştum. Hemen mektubu alıp okudu. Yüzünde kızgınlık olarak adlandırdığım mimik ifadesi oluştu.

"DNA testi yapmak ister misiniz Kemal Bey."

"Evet." dedi kısık bir sesle.

"O zaman derhal yapılmasını istiyorum çünkü benim de bir işim var. Ve bu olayı mutlaka aileniz ile konuşun Kemal Bey. Ben 3. oğlunuz olarak tahmin ettiğim Aras ile konuşurum."

"Hayır herkes ile ben konuşmak istiyorum."

"Siz bilirsiniz. Yerim belli yarın bir uğrayın test için." deyip odadan çıktım. Burası çok boğmaya başlamıştı. Çıkmadan önce aldığım mektubu çantama atarken motorumun yanına geldim. Bu motorumu seviyordum. Simsiyahtı. Tam benim rengimdi. Bu bebeğim çok güzeldi.

Motoruma binip çarşıya indim

Motoruma binip çarşıya indim. Daha 1,5 saatim vardı. O saate kadar çarşıda gezebilirdim. Motorumu güvenli bir yere parkedip indim. Kitleyip çarşının girişine doğru yürüdüm. İçeri girince çok kalabalık olduğunu bir kez daha fark ettim. Yavaş yavaş ilerlerken bir kitapçıya girdim. Güzel kitaplar ve ayraçlar aldım. Kitap okumayı seviyordum. Boş zaman buldukça okurdum. Çarşıdan çıkıp motoruma bindim ve karargaha sürdüm. Gelince içeri girmek için kapıdaki er'e kartımı gösterdim. Motorumu güvendiğim bir asker'e verip dinlenme odasına yürüdüm. İçeri girince herkesin bakışı bana döndü.

"Selam beyler."

"Ve aleykümselam komitanum. Ha nereden böyle. Yine kitap almişsinizdur. Çarşiya mi indinuz."

"Birkaç işim vardı. İşim bitince de çarşıya indim İdris. Bir sorun var mı ya da bilmem gereken."

"Yarın nikah işini halledeceksiniz. Ve bu akşam beraber kalacaksınız." diye homurdandı abim.

Bakışlarımı Gürkan komutana çevirdim. O zaten bana bakıyordu. "Telefon numaranızı almam mümkün mü komutanım. Ona göre size evimin adresini yollayacağım." dedim.

"Birlikte geçeriz diye düşündüm."

"Eve geç geleceğim bu akşam. Yapmam gereken şeyler var."

"Ne gibi şeyler var Yüzbaşım."

"Özel işler Binbaşım. Eğer bilmeniz gerekseydi söylerdim. Şimdi alın telefonu yazın numaranızı." deyip telefonumu ona uzattım. Numarasını yazdı ve telefonu geri verdi. BİNBAŞIM diye kaydettim. Tam o sırada içeriye sabahki er girdi.

"Fırat Yüce. Kastamonu. Emrinizdeyim Komutanım."

Abim "Rahat asker. Söyle."

"Selin komutanıma bir mektup vardır. Onu getirdim komutanım." deyip mektubu elime verdi. "Çık asker." dediğim gibi Fırat ortalıktan kayboldu.

"Ha komitanum böyle mektup işlerii eskide kalmadi mu."

"Sus İdris."

"Emredersiniz Komutanım."

Mektubu açtım dün akşamki el yazısı ile aynıydı.

Ah ah Selincim. Haberi alır almaz direk yaşlı kurdun kollarına mı koştun hemen ne yazık ama o da seni kabul etmedi galiba çok kısa bir görüşme yapmışsınız hemen çıkmışsın dışarı. Ne o sen benim kızım değilsin benim kızım zaten var gibi şeyler mi söyledi yoksa sana. Neyse canım o sizin yeni ailenizde olan şeyler ben karışmam. Ama duyduğuma göre bir DNA testi istemiş. Yapın bakalım bir DNA testi ne çıkacak. Ya ben diyorum. Ama bana inanmıyorsunuz ki sen o yaşlı kurdun kızısın. Ama bu da size kalmış neyse şimdi senden birşey isteyeceğim. Zaten kolay birşey şimdi sen akşama kadar eve gitmeyip beni araştıracaksın ama buna ben izin vermeyeceğim yani boşuna uğraşma. Bak ne kadar kolay bir istek hadi yap bu isteğimi. Sana iyi günler Selin Sarıoğlu

T.T

Mektubu kapatıp cebime attım. Herkesin gözü bendeydi. Sessizliği bozan abim oldu.

"O ne Yüzbaşım."

"Önemli birşey değil komutanım."

"Sana önemli olup olmadığını sormadım. Sana o ne dedim."

"Mektuba benziyor." dedim alayla. Abim sinirden köpürme noktasına geldi ama ben onun başlayacağı lafı kestim. "Halletmem gereken bazı önemli işler var. İzninizle." deyip kimsenin birşey demesine izin vermeden odadan çıktım. Bugün izinliydim. Albay 2-3 saatlik olan iznimi bir gün yapmıştı. O yüzden motoruma binip karargahtan ayrıldım. Direk eve geçtim. İçeri girip koltuğa geçtim. Telefonu elime alıp Gürkan komutana mesaj yazmaya başladım.

SELİN: *KONUM*

SELİN: Yedek anahtarı Kaandan alırsınız Komutanım.

SELİN: Geldiğinizde evde olmayabilirim. Dinlenmek için yukarı kata çıkıp soldan 2. kapılı oda da dinlenebilirsiniz.

SELİN: İyi günler.

BİNBAŞIM: Tamamdır Yüzbaşım.

BİNBAŞIM: İyi günler.

Telefonu kapatıp yukarı çıktım. Odama girip hemen sıcak bir duş aldım. Yaklaşık 10 dakikalık bir duşun ardından çıkıp odama geçtim. Dolabın önüne gelip birşeyler aldım. Spor yapacağım için abartmadım.

(O küçük çanta yok onun yerine siyah bir sırt çantası var

(O küçük çanta yok onun yerine siyah bir sırt çantası var.)

Sırt çantamıda aldım. İçine spordan sonra gideceğim yer için de kıyafet aldım. Ve evden ayrıldım.

......................................................

Yeni bölüm de geldi.

Okulum olduğu için çok aktif değildim.

Kusura bakmayın yani o yüzden.

Şimdi bir kaç soru soracağım sizde lütfen tahminlerinizi yapın.

? Sizce Selin bu mektup işini ne yapacak.

? Sizce Selin spordan sonra nereye gidecek.

? Sizce Selin bu mektup işini abisi sandığı Ozan'a anlatacak mı.

? Sizce Gürkan ile Selin'in arasında neler olacak.

Benim sorularım bunlar bu kadar. Eğer bir tahmininiz olursa lütfen yorum olarak sorularıma cevap verin. Beğenirsenizde oy verin.

Sizi seviyorum. ❣️✨

4. Bölüm

KEMAL SARIOĞLU

Selin gittikten sonra mektubu aklıma tekrar tekrar getirdim. İmza da T.T yazıyordu. Bu karısı Selma'nın ilk kızlarına hamile olduğu zamanki dost sandıkları düşmanları Turgut Turhan dı. Bu adam böyle birşey yapmış olamazdı değil mi. Ne demişti Selin '3. oğlunuz olarak tahmin ettiğim Aras Sarıoğluna ben söyleyeyim isterseniz' demek ki oğlunun gittiği yeni tim Selin'in olduğu timdi. Büyük oğlum Arda şirket toplantısı olduğu için İstanbul'a gitmişti. Hemen Ardayı aradım.

"Alo baba birşey mi var. Yine Sıla mı sorun çıkardı."

"Ah hayır oğlum. Neredesin sen."

"Uçağa biniyorum."

"Derhal Mardin'e geliyorsun."

"Uçağın kalkmasına daha 1 saat var baba. Birşey mi oldu."

"Özel uçakla gitmedin mi oğlum sen söyle pilota kaldırsın uçağı. Akşam yemeğinde herkes evde olacak."

"Tamam baba. Ben diğerlerine haber veririm."

Telefonu kapatıp işlerine geri döndüm.

...

Akşama doğru şirketten çıkıp eve geldim. Arabadan inip evin kapısını çaldım. Hizmetli kapıyı açtığı gibi içeri girdim. Herkes yemek salonunda olduğu için oraya gittim. Arda, eşi Meltem, Mert, Aras, Derya, ve biricik eşim Selma yemek masasında oturmuş beni bekliyordu. Direk yerime geçtim. Gergindim. Bunu aileme söylemek zordu.

"Sıla neredeyse çabuk onu çağırın." dediğim sırada içeri Sıla girdi. Yerine oturup bana döndü.

"Yine ne oldu acaba." dedi. Onu takmayıp konuşmaya başladım.

"Bugün şirkette herşey yolunda giderken biri geldi."

Aras "Kim geldi."

"Bir kız 23 yaşında ve asker."

Aras kısık şekilde "Selin Yüzbaşım." dedi. Ama kimse konuşmadığı için sesini herkes duymuştu.

"Selin Yüzbaşı mı kim bu Aras ve baba." diye sordu Mert.

"Birlikte operasyon yapacağımız timin komutan yardımcısı. Bugün Ozan komutandan izin alıp çıktı. Yaklaşık 2-3 saat sonra geri geldi. O geldikten yarım saat sonrada ona bir mektup. Siyah bir mektuptu. Okuyunca yüzü sinirden patlama noktasına geldi. Ozan komutan kimden diye sorsada söylemedi. Senin yanına gelen kişi Selin Yüzbaşım mıydı baba."

"Evet Selin Yüzbaşın benim yanıma geldi ve bana bir mektup gösterdi içinde yazanları sizede göstermek isterdim-"

Lafımı zil sesi böldü. Hizmetli kız yanımıza geldi.

"Efendim kapıda bir hanımefendi var. Sizinle görüşmek istiyormuş."

"Al içeri Zehra." dedim. Bildiğime göre kimseyi beklemiyorduk. İçeri giren kadın ile kaskatı kesildim. Aras hemen ayağa kalkıp temkil verdi.

"Aras Sarıoğlu. Muğla. Emret Komutanım."

"Aynı rütbedeyiz Yüzbaşım. Bana temkil vermenize gerek yok."

"Kıdem olarak benden üstünsünüz komutanım. Ayakta kaldınız buyrun oturun lütfen."

"Oturmaya gelmedim. Size göstermem gereken şeyler var." dedi direkt bana bakarak.

"Salona geçelim."

Sanki kendi eviymiş gibi direkt salonu buldu ve baş köşeye kuruldu. Bu kadın çok kıvrak zekalıydı.

SELİN DİKMEN (SARIOĞLU)

Sporum bittiği gibi soyunma odasına gidip üstüme başka şeyler giydim.

Sporum bittiği gibi soyunma odasına gidip üstüme başka şeyler giydim

Hafif göğüs dekolteli olan tulumumu giydim. Ve oradan ayrıldım. Aslen Muğlalıydık. Ama doğumum burada Mardin'de olmuştu. Doğduğum hastaneye sürmeye başladım direkt.

Hastaneye gelince danışmaya geldim. Danışma tanıdıktı bu iş kolay olacaktı. Danışmadaki arkadaşım Demir'in yanına gittim. Benim geldiğimi görünce direk ayağa kalkıp yanıma geldi ve hemen sarıldı. Demir iyi çocuktu. Yanlışı olmazdı.

"Hoşgeldiniz Selin komutanım."

"Hoşbuldum Demir."

"Hangi rüzgar attı buraya seni."

"Senden 1998 yılında doğan bebeklerin doğum belgelerini istiyorum."

"Vermek için başhekim den ve hastane sahibinden izin gerek. Ama hastane sahibi zaten baban olduğu için direk veriyorum."

Evet hastane babamındı. Yani babam olarak bildiğim kişinin. Demir arşive kadar gidip geleceğini söyledi. 5 dakika sonra elinde 2 dosya ile geldi.

"Bu kırmızı dosya ilk 6 ayın dosyası, bu mavi dosya da son 6 ayın dosyası."

"Sağol Demir." Hemen dosyaları alıp danışmadaki koltuklara geçtim. Doğum günüm 16.08.1998 olduğu için mavi dosyayı açtım. Adımın olduğu yeri bulunca aile bilgilerine baktım.

Selin Sarıoğlu

16.08.1998

Baba adı Kemal Sarıoğlu

Anne adı Selma Sarıoğlu

ARh pozitif

Bu bilgilerin kopyasını çıkardım ve altına hastane iznini yapıştırdım. Burada işim bitince Demir'e teşekkür edip arabama bindim. Arabayı Sarıoğlu villasına doğru sürdüm. Gelince arabadan inip kapıyı çaldım. Dışarıda fazla koruma vardı. Ama Aras ile konuşmak için geldiğimi söylince direk içeri almışlardı. Kapıyı bir hizmetli açtı.

"Buyurun hanımefendi kime bakmıştınız."

"Kemal Bey ile görüşmek istiyorum."

"Tabii ben söyleyeyim sizde bekleyin." deyip içeri gitti. 5 dakika sonra beni beklediklerini söylemek için geldi. Hemen içeri geçtim. Konuşmak istemiyorum diyince salona geçtik hep beraber. Baş köşeye oturup herkesin yerleşmesini bekledim. Çantamdaki iki mektubu da Kemal Bey'e verdim. O benden ikinci mektubu aldı. Birinci mektubu da Arda Sarıoğluna verdi. Araştırmıştım bu aileyi. Arda mektubu alıp okumaya başlayınca çantamdan bu sefer doğum belgesini çıkardım. Ve bunu da Selma Hanım'a verdim.

"Ben Selin Dikmen. En azından öyle zannediyorum. Ellerinizde olan kağıtlara dikkatli bakın çünkü bunlar çok önemli bilgiler." Kağıtlar tek tek bütün Sarıoğlu ailesinde dolaştı. Son olarak Sılada durdu. Herkesin gözü ondaydı.

"Sonunda öğrendiniz şu bilgileri." dedi kısık sesle. Bunu Aras ve ben duymuştum.

"Anlamadım Sıla. Sen biliyor muydun yani." dedim sakin sesimle.

"Ay tabii ki biliyordum Selin."

"Selin Hanım. Tamam mı Selin Hanım diyeceksin karşında kim olduğunu bilmeden konuşmayacaksın. Yaptığının cezasınıda elbet çekeceksin." dedim sinirli sesimle. Sesim artık ne kadar sinirli çıktıysa herkes bana dönmüştü. Selma Hanım ağlıyordu. Daha fazla bunu çekemeyeceğimi anlayınca kağıtları alıp ayağa kalktım. Belgeyi ve mektupları çantama koydum. Tam yürümeye başlayacağım sırada isminin Derya olduğunu hatırladığım kız gelip belimden sarıldı. Bedenim kaskatı kesildi. Ne yapacağımı bilemedim. Ellerim havada kaldı. Aras ayağa kalkıp Deryayı benden kurtarmak isteyince elimle onu durdurdum. Sus işareti yaptım. Derya bişeyler mırıldanıyordu. Onu dinlemek için kafamı boynuna doğru eğdim. 'gitme' diyordu.

......................................................

? Bundan sonra ne olacak.

? Sıla ne gibi bir ceza alacak.

Sizi seviyorum. ✨❣️

5. Bölüm

( 5 saat sonra gece 02.00 )

Arabadan inip evin kapısına ulaştım. Biraz çakır keyiftim. Derya'nın bana sarılmasının üzerine Mert kız kardeşini benden kurtarmış ve kovmuştu. Evet evet bildiğiniz kovmuştu. Bende istemediğim yerde durmamıştım. Hemen oradan ayrılıp sahil kenarına sürmüştüm. Sabah çarşıdan gelirken markete uğradığım zaman aldığım biraları tek tek içmiştim. Denize bakmıştım. Hiç konuşmadan. Saat 01.30 olunca da eve sürmeye başlamıştım. Şimdi saat 02.03 tü kapıyı açıp içeri girdim. Salonun ışığı yanıyordu. Gürkan Binbaşım gelecekti. Büyük ihtimalle oydu. Üst kata çıkıp üstümü değiştirdim. Gri bir eşofman takımı giyip mutfağa girdim. Kendime bir kahve yapıp salona geçtim. Gürkan komutanda salonda tekli koltuklardan birinde oturmuş telefona bakıyordu. Bende üçlü bir koltuğa yan bir şekilde yatar pozisyonda oturdum.

"İçtin mı sen?"

"Evet." dedim tek düze bir sesle.

"Bu saate kadar neredeydin."

"Sporda oradan sonra hastanede ve sonra başka bir yerde."

"Hastane mi birşeyin mı var."

"Hayır."

"Peki hastaneye neden gittin."

"Demiri görmeye."

"Demir kim."

"Çok soru sordunuz komutanım."

"Ben yarından itibaren senin eşin olacağım. Neler çevirdiğini bilmem gerek."

"Dediğiniz yarından itibaren. O yüzden yarından itibaren beni merak edin."

"Evde olduğumuz sürece bana siz diye hitap etmene gerek yok."

"Peki."

"Birbirimizi tanısak nasıl olur."

"Bilmem. Beni mi tanımak istiyorsunuz."

"Belki. Anlatsana kendini bana."

"Ne anlatayım şimdi. Selin Dikmen ya da soy adım her neyse işte oyum."

"Bir dakika soy adım her neyse de ne demek."

"Üvey çıktım." deyip ufak bir kahkaha attım ve Gürkan komutana baktım. O zaten bana bakıyordu.

"Nasıl öğrendin."

"Mektuplardan."

"Ozanın haberi var mı."

"Yok."

"Söyleyecek misin."

"Nikah kaçta." diye konuyu değiştirdim.

"17.00"

"Tamam. Ben odamdayım." deyip oturduğum yerden kalktım. Elimdeki kahve fincanını mutfağa bırakıp odama çıktım. Yatağa geçip yattım. Hafif çakır keyif olduğum için biraz sonra zaten uykuya daldım.

...

Sabah 5te kalktım. Bahçede kulübe gibi bir yer vardı. İçeride spor aletleri olduğu için direk oraya gittim. 1 saat spor yaptıktan sonra eve geri döndüm. Ben odama çıkarken binbaşımda odadan çıkıyordu.

"Günaydın Binbaşım."

"Günaydın Yüzbaşım."

Ben odama geçip hazırlanmaya başladım.

Üstüme kabanımıda alıp aşağı mutfağa indim

Üstüme kabanımıda alıp aşağı mutfağa indim. Kahvaltı sofrası hazırdı. Gürkan komutanda çay koyuyordu.

"Ben sabahları kahvaltı etmem komutanım. Sadece çay ya da kahve içerim."

"İçtima da enerji gerek Yüzbaşım."

"Ben genelde içtimalarda olmam. Evrak işlerini bana kitledikleri için."

"Bu sabah içtima bende ve ben sizinde olmanızı istiyorum Yüzbaşım."

"Peki. Olurum. Size afiyet olsun işlerim var. Karargahta görüşürüz." deyip evden çıktım. DNA testi için hastaneye gittim. Ben gittiğimde Kemal Bey zaten oradaydı.

"Nerede kaldın Selin doktor bizi bekliyor."

"Eşim ile kahvaltı yapıyordum Kemal Bey. Bir sorun mu var."

"Ha-hayır yok."

Bundan sonrası hızlı gelişti. Doktorun odasına çıkıp kan örneklerimizi verdik. 2-3 saate çıkacağını söyleyince bende sonuçları karargaha göndermelerini söyledim. Ve karargaha sürdüm. Karargah'a gelince daha 10 dakikam vardı. Hemen soyunma odasına gidip üstümü değiştirdim. Üniformamı giyip bahçeye içtima alanına çıktım. 2 Tim de zaten oradaydı sadece Ozan abim ve Gürkan komutan yoktu. Yanlarına girince hazır ola geçtiler.

"Rahat beyler. Günaydın."

"Günaydın Komutanım."

Mustafa'nın yanına oturup muhabbete ortak oldum.

"Ee ne konuşuyordunuz."

"Nikah'ı konuşuyorduk." dedi Mustafa. İfadesiz yüzümle onlara baktım. Ciddi misiniz der gibi. Gayet ciddiydiler.

"Ne olmuş nikaha."

"Birşey olmadi komitanum. Sadece öylesine konişirduk."

"İyi." Tam o sırada Gürkan komutan geldi.

"Herkes içtima alanına. Selin önemli evrak işleri varmış Ozan komutan seni odasında bekliyor."

"Emredersiniz Komutanım." deyip abimin odasına çıktım. Kapıyı çalıp gir emri alınca içeri girdim.

"Bu evrak işini tamamla Selin. Odanda masama sabah bir evrak işi daha bırakmıştım onu da tamamla. Nikaha kadar hepsi bitsin."

"Emredersiniz Komutanım." Evrakları alıp odama geçtim.

2 saatin sonunda bütün evrak işleri bitmişti. Saat 09.16 idi. İçtima bittiği için diğerleri dinlenme odasındaydı. Evrakları toplayıp dolaba koydum. Hemen dinlenme odasına gittim. Kapıyı açıp içeri girince herkes buradaydı. Hafif bir baş selamı verip Kahve alıp cam kenarındaki tekli koltuğa oturdum. Muhabbeti dinlemeye başladım.

"Ha komitanum canimuzi çıkardinız da." dedi İdris.

"Şikayet'in mı var asker." dedi Gürkan komutan.

"Estağfirullah Komitanum."

"Güzel."

Kapı çalınca içeri Fatih girdi selam verdi.

"Selin komutanım ve Aras komutanım bu size."

"Ortak bir şekilde mi." dedi Ozan abim.

"Evet komutanım."

"Ne o asker."

"Dikmen Özel Hastanesinden bir belge."

"Bizim hastaneden bu. Selin neler oluyor."

"Ver." dedim Fırat'a hemen belgeyi verip dışarı çıktı. Arasta o sırada yanıma gelmişti. Zarfı yırtıp masaya koydum. İçinden çıkan sonucu okumaya başladım. Selin Dikmen ve Kemal Sarıoğlu arasında %99 bir kan bağı bulunmaktadır. Bu zaten belliydi. Kağıdı Arasta okuyunca yerine geçti. Kağıdı masaya attım ve ayağa kalkıp camı açtım. Abimde kağıdı okumuştu ki hemen itiraz etmeye başladı.

"Hayır hayır sen benim kardeşimsin Selin. Birşey desene sen benim biriciğimsin. Birşey de Selin bu ne Allah aşkına bu ne nereden çıktı bu." hemen önümü döndüm. Direk abimin kolları arasına girdim. Ağlamıyordu ama kendini sıkıyordu.

"Ben senin kardeşinim abicim. Ben sadece senin kardeşinim. Başka kimsenin değil."

"Öylesin değil mi." dedi. Küçük bir çocuk edâsıyla.

"Öyleyim." deyip ayrıldım ondan. Kafa sallayıp odayı terk etti. Abimin koltuğuna çöktüm bende. Bakışlarımı Aras'a çevirdim. O boş duvarı inceliyordu.

"T.T imzalı kişi kim Aras."

"Turgut Turhan."

"Neyimiz oluyor."

"Çok eski bir aile dostumuz."

"Sıla o kim oluyor bu masalda."

"Turgut ile sonradan iş birliği yapan kişi."

Bu kadar cevap yeterliydi. Kafamı Gürkan komutana çevirdim kafamla dışarı işareti yaptım. Hemen ayaklanıp odayı terk ettik. Otoparka gelip arabalarımıza bindik. İkimizde birşey konuşmamıştık. Hızla eve sürdüm. Mesafe zaten kısaydı. Birde boş yolda hızlı sürünce saniyeler içinde evdeydim. Hemen arabadan inip evin kapısına geldim. Cebimden anahtarı çıkarıp kapıyı açıp içeri girdim. Arkamdan Gürkan komutanda girince kapıyı kapattım. Kabanımı çıkarıp. Alt kata indim. Sadece parmak iziyle açılan kapıyı açıp içeri girdim. Burası mühimmat odasıydı. İçeriden silah dolabına doğru yürüdüm. Hızla dolabı kendime çektim. Dolabın arkasında gizli bir kapı vardı. Şifreyi girip kapıyı açtım. Gürkan komutanda hiçbir şey demeden arkamdan geldi. Buradan yukarı çıkabiliyorduk ya da dışarıyı izleyebiliyorduk. Hemen köşedeki bilgisayarın başına geçtim. Dış kapının gizli ve açıkta olan bütün kameralarını açtım. Takip edildiğimizi biliyordum. Hemde ilk günden beri. O yüzden 2. mektupta nerede olduğumu biliyordu bu adam. Gürkan komutan arkamdan geldi. Büyük bilgisayar ekranına bakmaya başladı.

"Ne yapıyoruz Selin."

"İzle."

Biraz sonra bir adam geldi ve kapıya bir mektup bıraktı. Ama bu sefer zili çalmadan direk gitti. Gürkan komutan ekrana öylece bakıyordu. Biraz şaşkındı.

"Bu adam o karargahta bahsettiğiniz adam mı."

"Bilmiyorum. Ama o adam buradan şu anda çıkamaz."

"Nasıl."

"Bu odaya bir tehlike olmadığı sürece girmem. Girdiğim zamanda gördüğün gibi şifre ile giriyorum. Şifre bu kapının şifresi değil aslında. Dış güvenlik şifresi. Ben bu odaya o şifre ile girdiğim anda bahçe kapısı kapanıyor ve eğer bahçede olan biri varsa direk yakalıyor."

"İlginç sistem. Peki o adam şu anda nerede."

"Yer altında."

......................................................

? Sizce yer altı dediği yer neresi.

? Adam kim.

? Nikah işi nasıl olacak.

6. Bölüm

"Nasıl yer altında." dedi Gürkan komutan. Biraz şaşkındı. Bu sistemin nasıl var olduğu ile alakalı şeyler düşündüğüne emindim. Bir de yer altı mevzusu vardı.

"Beni takip ederseniz görürsünüz." dedim.

Ve bu odadan da çıktım. Giriş katına gelip kapının önünde ki yeni mektubu aldım. Arka cebime koyup üst kata çıktım. Sağdan 3. kapıyı açtım ve içeri girdim. Burası özel güvenlik odasıydı. Evde bazı odalardan fazladan fazladan vardı. Burası da onlardan biriydi. Odanın içinde bir asansör vardı. Asansörün yanına gittim. Parmak izimi okutup bindim. Hemen arkamdan Gürkan komutanda bindi.

"Çok değişik bir sistem kurulmuş. Peki bu sistemi kim kurdu." dedi.

Ses çıkarmadım. Yani bir nevi sorusunu görmezlikten geldim. Zaten gelmemiz gereken kata gelmiştik. Asansörden inip karşımdaki kapıdan içeri girdim. Burası bir nevi işkence odası gibi birşeydi. Adam karşımda sandalyede bağlı oturuyordu. Başında da iki tane korumamız duruyordu. Arkamı dönüp Gürkan komutana baktım. Ama o adama bakıyordu. Önemsemedim. Adamın dibine gidip yüzündeki maskeyi çıkardım. Adam baygındı. Eh vizede ayıltmak düşer. Oturduğu sandalyenin yanındaki içi buzlu sulu olan kovayı adamın başından aşağı boşalttım. Adam çırpınarak uyandı.

"Sabit tutun şunu." dedim. Başındaki korumalara. Hemen adamı sabitlediler. Adam bana ve arkamdaki Gürkan komutana dik dik baktı. Sonra yüzünde bir sırıtma belirdi.

"Vay vay vay. Kimler buradaymış ya. Gürkan Uygun ve Selin Sarıoğlu. Siz çok güzel bir çift olmuşsunuz."

"Kapa çeneni."

"Niye gerçekleri öğrenirken öyle demiyordun."

"Gerçekleri öğrenirken seninle irtibat kurmadım ki."

"Ah Selin yazık değil mi sana kocaman bir hayat çöp ve yalan."

"Adın ne sana öyle hitap etmek istiyorum."

"Turgut Turhan."

"Ha şu meşhur Turgut Turhan sen miydin ya."

"Ben meşhur mu olmuşum. Niye haberim yok."

"Çünkü benim elimdesin."

"İddialı bir kadınsın. Sevdim."

"Sen mümkünse beni sevme. Hiç anlamadım mı sanıyorsun takip edildiğimizi. Ya da dinlendiğimizi."

"İddialı olduğun kadar zekisin de."

"Peki senin haberin var mıydı."

"Neyden."

"Senin emrinde çalışan bütün adamların bir Türk Askeri olduğundan ve senin bütün planlarını karargaha bildirdiklerinden."

"Bilmiyordum. Ama senin sayende öğrendim. Peki sen biliyor musun."

"Neyi."

"Herşeyi adamlarıma anlatmadığımı."

"Herşeyini ortaklarına anlatırsın, adamlarına sadece emirler verirsin, çok önemli bir iş olduğunda da Sılayı kullanırsın. Uyuşturucu ticareti sırasında kullandığın gibi."

"Sen herşeyi biliyorsun. Peki ben niye buradayım."

"Herşeyi kabul ettin biraz önce biliyorsun dimi."

"Anlatmadıklarım da var."

"Ah ben unuttum dimi. Neydi kadın, hayvan ve uyuşturucu ticareti yapıyordun sen. Ve buna süper 3lü diyordun."

"Bunları öğrenmen imkansız. Sıla zaten benim elimde kimden öğrendin bunları."

"Yine kabul ettin."

"Evet ettim. Artık ne yapacaksan yapta bitsin."

Tam o sırada arkamdaki kapı açıldı ve içeri polisler girdi.

"Başarılı bir operasyon oldu Selin Komutanım. Tebrikler."

"Teşekkürler."

Gürkan komutanın elinden tutup yukarı çıkardım. Operasyon odasına gelince asansörden indik. Giriş kata gelip o yeni mektubu elime aldım. Hemen içini açıp okumaya başladım.

Oyun burada bitmedi Selin.

T.T

Bunu da evden çıkan polis arkadaşlara verdim ve saate baktım. Saat 15.57 idi. Yaklaşık bir saatimiz vardı. Gürkan komutana döndüm.

"Sizi de yordum. Ama operasyon emri çıkmamıştı ve kıdemli olan kişi de sizdiniz."

"Sorun değil Selin. Hazırlanmak için odama çıkıyorum. Sende hazır ol lütfen."

"Tamam."

Birlikte yukarı çıkıp odalara dağıldık. Hemen odamdaki banyoya girip sıcak bir duş aldım. Sıcak duşumun ardından gardırobun önüne geçtim. Nikâh karargahta kıyılmayacağı yani nikah dairesinde olacağı için bir elbise güzel giderdi.

Nikâh karargahta kıyılmayacağı yani nikah dairesinde olacağı için bir elbise güzel giderdi

Beyaz yırtmaçlı elbisemi giydim. Asker olmama rağmen nerede ne giyeceğini iyi bilen biri olarak dolabım güzel şeyler ile doluydu. Makyaj masasına geçip güzel bir makyaj yaptım.

Beyaz topuklu ayakkabılarımıda giyip saate baktım

Beyaz topuklu ayakkabılarımıda giyip saate baktım. 16.30. yarım saat vardı. Büyük ihtimalle biz dışında herkes oradaydı. Yanıma siyah kabanımı alıp odadan çıktım. Aşağı kata salona indim. Gürkan komutan arkası dönük bir şekilde tekli koltuklardan birinde oturuyordu.

"Nerede kaldınız Yüz-" deyip bana döndü. Lafı yarıda kalmıştı.

"Hazırım Binbaşım. Çıkalım mı."

"Nereye."

"Nereye istersiniz." Kendine yeni gelmiş olmalı ki direk dış kapıya gidip evden çıktı. Tek bir araba gidersek güzel olurdu. Direk onun arabasına gidip ön koltuğa oturdum. Benim binmem ile arabayı çalıştırdı. Nikah dairesi çarşıdaydı. Ve çarşı benim evime 40 dakikalık bir uzaklıktaydı. Ama Gürkan komutan hızlı sürdüğü için 20 dakikada orada olmuştuk. Arabadan inip nikah dairesine giriyordum ki birden elimden tuttu. Ve içeri koşar adımlarla girdi. Kapıda İdris bizi bekliyordu.

"Uuu komitanum. Siz olmuşsiniz."

Kimseyi dinlemeden salona girdik. Herkes oturmuş bizi bekliyordu. Hemen sandalyelere oturduk. Nikah memuru şahitleri çağırınca, benim şahidim Mustafa ile Gürkan komutanın şahidi Bartu da yerlerine geçti.

"Evet. Evlenmek için nikâh dairesine başvurdunuz. Bizde hiçbir mani göremedik.

Siz Selin Sarıoğlu (bu arada küçük bir not düşeyim şuraya Selin'in soy ismi DNA testi sonuçları çıktığı gibi değişti.) hiçbir baskı altında kalmadan Gürkan Uygunu eş olarak kabul ediyor musunuz."

"Evet."

"Siz Gürkan Uygun Selin Sarıoğlunu hiçbir baskı altında kalmadan eş olarak kabul ediyor musunuz."

"Evet."

"Sizlerde şahitlik ediyor musunuz."

"Evet."

"Evet."

"Bende belediyemizin bana verdiği yetkiye dayanarak sizleri karı-koca ilan ediyorum."

İmzalar atıldı. Tebrikler kabul edildi. Şimdi arabada kucağımda uyuyan Asena ile oturuyorduk. Gürkan komutan abimle konuşuyordu. Birkaç dakika sonra abim yanıma gelip Asenayı kucağımdan aldı.

"Birtanem bişey olduğu zaman ara olur mu."

"Tamamdır."

Gürkan komutanda arabaya binince konuşmaya başladım.

"Sarıoğlu'nun evine gidebilir miyiz."

"Gideriz de ne yapacaksın orada."

"Sıla hâlâ orada onu alıp karakola gitmemiz gerek."

"Sılayı biz operasyondayken başka bir operasyon ile karakola götürmüşler. İfadesi alınmış fakat birşey anlatmamış. O yüzden yarın gidip sen alabilirsin."

"Sahile sür o zaman."

.....................................................

? Bölüm nasıldı.

? Süpriz bir operasyon gerçekleşti. Peki onu nasıl buldunuz.

? Sizce Gürkan ve Selin arasında neler olacak.

? Bu 1 haftalık operasyondan sonraki olacak uzun süreli operasyon nasıl yapılacak sizce.

Sizin sorularınız varsa buyrun sorun.

7. Bölüm

Gürkan Uygun

Nikah bittiği zaman tebrikleri almıştık ve şimdi Ozan ile konuşuyorduk. Selin Ozanın kızı Asena ile arabada bekliyordu. Büyük bir operasyon gerçekleştirmiştik. Selin her ne kadar beni seyirci yapsada sanki bütün herşeyi ben yapmışım gibi operasyon tebriklerini de bana kitliyordu.

"O ev artık güvenli değil Gürkan. Ben kardeşimi o evde yaşamasını istemiyorum her ne kadar sen yanında olsanda mutlaka tek başına kalacak."

"Biliyorum. Yeni bir eve taşınmak zorundayız. 2. operasyonda neler olacak belli değil. Albay ile konuşup bu durumu halledeceğim. O evde öyle sorgu odası olduğunu biliyor muydun."

"Hayır. Açıkçası duyduklarıma göre sorgu değil işkence odasıymış. Aletler varmış."

"Oyuncak gibi birşeydi onlar gerçek değildi."

"O ev sadece iki katlı olarak biliyordum. Sağ tarafı kimseye kullandırmazdı Selin. Kendisi dışında kimse o tarafa geçsin istemezdi."

"Sırlar. Çok can yakar Binbaşım. Sıla Dikmen ona ne oldu."

"Sizin operasyon ile birlikte onun kaldığı yere de bir operasyon gerçekleştirmişler. Karakola götürülüp ifade alınmış. Fakat birşey anlatmamış."

"Selin Yüzbaşı mutlaka ifadeye girmek isteyecektir."

"Yarınki ifadeye çağrıldı. Öğleden sonra beraber gidin."

"Tamamdır." Bunlar Ozan ile son konuşmalarımız oldu. Selin'in tarafına geçip kızını aldı ve kendi arabasına gitti. O da çok yıkılmıştı. Bende hemen arabaya bindim. Selin direk konuşmaya başladı.

"Sarıoğlu'nun evine gidebilir miyiz."

"Gideriz de ne yapacaksın orada."

"Sıla hâlâ orada onu alıp karakola gitmemiz gerek."

"Sılayı Arda abinler karakola götürmüş. İfadesi alınmış fakat birşey anlatmamış. O yüzden yarın gidip sen alabilirsin."

"Sahile sür o zaman."

Önce üstünü süzdüm. Açık yırtmaçlı bir elbise giymişti. Ama yanına uzun kabanını aldığı için dert etmedim sürmeye başladım. Yolda markete uğrayıp içecek şeyler aldım. Sahile geldiğimizde çok fazla insan yoktu. Hemen bir yere park edip indik arabadan. Selin önden giderken bende arkadan biralar ile geliyordum. Ters döndürülmüş bir sandalın yanına gelince yere çöküp sırtını sandala yasladı bacaklarını öne uzatıp oturdu. Bende yanına oturdum. Hava fazla soğuk değildi. İkimizde konuşmadık. Biraları içtik ve denizi seyir ettik. Kaç saat orada oturduk bilmiyorum ama Selin hafiften sarhoş olmuştu. Bende birşey yoktu. Onun gibi fazla içmemiştim.

"Biliyor musun. Hastaneden bazı raporları alıp Arasların evine gitmiştim kanıt için. Herkes herşeyi öğrenince Derya sarılıp bırakmak istemedi. Ama Mert Deryayı zorla alıp beni evden kovmuştu. O gün de buraya geldim."

Ah Mert ah asker olsan bu kadar ketum ve kaba olurdun. Ne diye kızı evden kovdun ki.

"Mert öyle yapmamak istememiştir Selin. Mutlaka bir açıklaması vardır."

"Yo yo yo. Ben ondan birşey beklemedim zaten. Sadece kovmasaydı yeterdi. Gelipte mallarının üstüne çökmedim. Sadece Derya gitme diye ağladı ona için gitti. Sıla ona çok şey yaşatmış olmalı."

"Eve gidelim artık Selin."

"Ev güvenli değil. Lojmandaki boş bir eve gidelim şimdilik."

Bu kadın sarhoşken bile çok mantıklı düşünüyordu. Selin ayağa kalkmaya çalıştı ama sarhoş bünyesi buna izin vermedi. Onu kucağıma alıp arabaya taşıdım. Arka kapıyı açıp yatırdım. Öne geçip lojman yerine buradaki evime sürmeye başladım. Evim şehrin başka bir ötesinde olduğu için 45 dakika sonra evdeydik. Evin çevresi korumalar ile doluydu. Selini tekrar kucağıma alıp eve taşıdım. Burası 2 katlı bir evdi. Geniş bahçesi korunaklı duvarları vardı. İkinci kattaki misafir odalarından birine selini yatırıp odama geçtim. Duş alıp hemen yatağa yattım.

...

Selin Sarıoğlu

Sabahın ilk ışıkları ile uyandım. Başka bir ev, başka bir oda, başka bir yataktaydım. Başım ağrıyordu. Akşam Gürkan komutan ile sahile gidip içmiştik. Sonrası yoktu. Büyük ihtimalle benim evim güvenli olmadığı için onun evine gelmiştik. Yataktan doğrulup odanın içindeki banyoya gittim. Elimi yüzümü yıkayıp işlerimi halletim. Odaya geri dönünce camın kenarındaki Gürkan komutanı fark ettim.

"Günaydın Yüzbaşım."

"Günaydın Binbaşım."

"Gardıropta kardeşimin kıyafetleri vardı. Kendine göre bulursan giy ben aşağıdayım." dedi ve odadan çıktı. O çıkınca direk gardırobun kapağını açıp içine baktım. Çeşit çeşit kıyafet vardı. Siyah pantolon ve sarı bir bluz giydim.

Dolabın ayna kısmında saçımı bir kez daha düzelttim

Dolabın ayna kısmında saçımı bir kez daha düzelttim. İşim bitince aşağı kata indim. Merdivenlerden inince siyah temalı bir yer beni karşıladı.

Merdivenlerden inince siyah temalı bir yer beni karşıladı

Ev Amerikan tarzı idi merdivenlerden inip mutfağa geçtim. Herşey hazırdı. Birkaç şey atıştırıp sofrayı topladık. Salona geçip oturduk. Saat daha çok erkendi. Ve işin başlamasına 1 buçuk saat vardı. Yarım saat sonra çıksak yetişirdik. Koltuklara oturunca Gürkan komutan konuşmaya başladı.

"Senin evin güvenli olmadığı için benim evime geldik. Fakat benimki de çok şehrin başka bir ucunda kalıyor. Şehir içinden yeni bir yer tutmamız gerek ama önce Albay ile konuşup 2. operasyon hakkında bilgi almak gerek."

"Güzel düşünmüşsünüz. Başka bir iş yoksa işe geçelim." deyip kapıya yürüdüm. Portmantoda asılı olan kabanımı alıp giydim. Ve dışarı çıktım. Ev büyük bir arazide idi. Bahçesi çok geniş ve korunaklıydı. Her tarafta koruma vardı. Kapının önündeki arabaya gidip bindim. Çok geçmeden Gürkan komutanda gelince karargaha geçtik.

...

Karargah'a gelince herkes içtima alanında toplanmıştı. Soyunma odasına gidip hazırlanıp bizde alana geçtik. Bugün yine Gürkan komutan başımızdaydı. Dünkü içtima da ben yoktum ve neler yaptı tam olarak bilmiyordum. Ama fazla zorlamaz gibime geliyordu.

...

Sözümü geri alıyorum. Anamızı ağlatmıştı resmen. 100 koşu, 150 barfiks, 75 mekik, 90 şınav ne ya. Kendiside yapmıştı ama hiç zorlanmamıştı. Ve bana resmen eziyet çektirmişti geçen içtimada olmadığım için. Şimdi ne mi yapıyorduk hepimiz barfiks çubuklarındaki işi bitmiş parkura geçiyorduk. Şükür ki parkur zor değildi. Herkes yerini alınca düdüğü çaldı ve hepimiz önce sürünmeye sonra çubukların üzerinden atlamaya başladık. Yaklaşık 1 saat sonra herşey bitmişti. Ama bizde bitmiştik. Olduğum yere yattım. Herkes aynısını yaptı. Gerçekten çok yorucuydu. Gürkan komutan sanki sabahtan beri hiçbir şey yapmamış gibi başımızda dikiliyordu.

"Asker kalk." Hepimiz bir anda olduğumuz yerden fırlayıp hazır ol'a geçtik.

"Güzel bir içtima oldu. Dinlenin hepiniz 2 saat sonra toplantı var." deyip yanımızdan ayrıldı.

Bizimkilere baktım. Hepsi çardaklara gidiyordu bende onlara gözükmeden Gürkan komutanın peşinden gittim. O odasına girince bende kapıyı çalıp içeri girdim. Daha yeni içeri girdiği için kapının önünde ayaktaydı. Kapıya dönünce beni gördüğü zaman rahat bir nefes verdi. Büyük ihtimalle Albay filan zannetmişti.

"Birşey mi vardı Yüzbaşım."

"Karakola gidip ifadeye girmemiz gerekiyordu ya Binbaşım."

"Ha evet çıkalım o zaman."

.....................................................

? Sizce Sıla bazı şeyleri anlatacak mı.

? Bölüm hakkında ne düşünüyorsunuz.

? Gürkanın evini nasıl buldunuz.

? Selinin tarzı nasıl.

? Sizin sorularınız varsa lütfen buraya sorun.

Sizi seviyorum ✨❣️

8. Bölüm

Öncelikle bir açıklama yapmak istiyorum. Çünkü fazla gereksiz mesajlar aldım. Bunlar benim canımı fazla gereksiz olmalarıyla sıktı.

Selin 23 yaşında ve nasıl yüzbaşı oldu. Ben istedim oldu. Çok birşey biliyorsanız siz yazın ben okuyayım.

Bir yılda 3 terfi nasıl aldı konusu. Size başta dedim ki bu kadın UMAY ve birçok terörist tarafından aranıyor öldürülmek için. Yani bu demek oluyor ki bu kadın bir çok terörist öldürdü. Birçok işte başarılı oldu.

Bakış açımı eleştirmişsiniz. Benim bakış açım bu arkadaşlar ben değişmem. Oyuncak değilim ben.

Siz mi anlamıyorsunuz ben mi anlatamıyorum bilmiyorum ama ben böyle devam edicem. Siz de isteğiniz gibi algılayın.

Şimdi bölüme geçicem.

İyi okumalar.

.....................................................

Yola çıkmış ve karakola gidiyorduk. İkimizde de ölüm sessizliği vardı. Açıkçası konuşmak için çok konu olsada son olanlar iki günde bizi çok yormuştu ve artık taakitimiz kalmamıştı. Yaklaşık 30 dakika sonra karakola gelip baş komiser ile ile konuşmuştuk. Şimdi sorgu odasına gidiyorduk. Kapıya gelince Gürkan komutana döndüm.

"Tek girmek istiyorum."

"Bu olamaz Selin Yüzbaşım."

"Tamam. Ama sadece ben konuşacağım siz asla karışmayacsksınız."

"Burada emirleri ben veririm."

Daha fazla sinirlenmemek için sorgu odasına dan diye bir giriş yaptım. Sıla sandalyede elleri kelepçeli bir şekilde oturuyordu. Kapı sesini duyunca bakışlarını masadan bana çevirdi. Gözlerinde bir an şaşkınlık ve korku geçti. Ama hemen kendini toparladı. Çok iyi bir oyuncuydu. Adımlarımı masanın diğer ucundaki sandalyeye yönlendirdim ve oraya oturdum.

"Nasılsın Sıla."

"Her suçlu ne kadar iyi olabilirse."

"He yani bir suçun olduğunu kabul ediyorsun."

"Suçum olmasa burada ne işim olsun."

"Burası sadece suçluların bulunduğu bir yer değil ki. Yanlış anlaşılmlar da olabiliyor bazen dimi."

"Selin açık konuş."

"Bana emir verme yetkisinin az önce Gürkan komutanda olduğunu öğrendim biliyor musun. Yani senin emrini dinlemiyorum."

"Sana birşey itiraf etmeyeceğim."

"Ben sen bana birşeyler itiraf edesin diye gelmedim ki sohbet için geldim. Ama madem bildiklerin var o zaman seve seve anlatırsın."

"Yoksa."

"Bilmem sen düşün onu da biraz."

"Tamam anlatıcam. Ama birşey yapmayacaksınız."

"Sen hele bir anlat."

...

Karakoldan çıkmış şu anda çarşıdaydım. Gürkan komutana işimin olduğunu söyleyip yanından ayrılmıştım. Ama fazla bir vaktim yoktu. Hemen çarşıdaki bir emlakçıya girdim.

"Ooo hoşgeldiniz komutanım. Nasıl yardımcı olabilirim size."

"Yeni bir ev alacağım."

"Tabi nasıl birşey olsun."

"Konak."

"Tek kişi bir konakta rahat edebilir misiniz."

"Küçük birşey olsa yeterli zaten."

"Karargah'a en yakın konak orta bir konak."

"Alıyorum."

"Ama bir baksaydınız."

"Gerek yok. Bu akşam taşınacağım haberiniz olsun."

"Anahtarlar tam değil konağa gidip almam gerekenler var Selin Komutanım ben size karargah'a yollarım."

"1 saat içinde elimde olacak."

Deyip oradan ayrıldım. Bir taksi bulup ona bindim.

"Karargah'a" dediğim zaman şoför bey amca garip garip baktı ama sonra ikiletmeden sürdü. Kısa bir süre sonra karargaha gelince parayı ödeyip içeri girdim. Saate bakınca herkesin toplantı odasına gitmek için hazırlandığını anladım. Bende hemen toplantı odasına gittim. Kimse yoktu fakat 2 dakika sonra herkes gelmişti. Albay da gelince toplantı başladı.

"Gürkan ve Selin operasyondan bir gün önce izlenmeye alınacaksınız. Bu yüzden dolayı mutlu aile imajı çözmeniz gerek."

"Emredersiniz Komutanım." dedik aynı anda.

"Ozan sende davette olacaksın. Fakat tek başına olarak o davete katılacaksın."

"Emredersiniz Komutanım."

"Diğerleri davet gecesi girişte isimler tek tek alınacak. Bu yüzden dolayı çok dikkatli olmalısınız. Aras sende davette olacaksın. Ama senin işin biraz daha farklı sen Seyd'in yeni yatırımcısı olacaksın. O yüzden Seyd'in sana güvenmesi gerek. Elinden geleni yapacağını sanıyorum."

"Emredersiniz Komutanım."

"Detaylar zaten dosyalarda vardı. Sadece bir kez daha üstünden geçmek istedim. Sorusu olan var mı."

Gürkan komutan hemen söze atıldı. "Benim var komutanım."

"Buyurun Binbaşım."

"Bildiğiniz üzere Selinin villa tarzı ve buraya yakın olan evi güvenli değil. Biz de yeni bir eve geçme kararı aldık ama öncesinde bu operasyondan sonraki bir diğer operasyon nasıl olacak ona göre bir ev bakmak istiyoruz."

"İkinci operasyon büyük bir operasyon olacağı için bir konak tutmanız gerekebilir. Konağın büyüklüğü fazla olmasa da olur sadece ikiniz yaşayacaksınız."

"Anlaşıldı komutanım."

"Başka bir şey yoksa çıkabilirsiniz."

Önde albay olmak üzere hepimiz çıktık. Saate baktığımda daha çok olduğunu gördüm. O yüzden odama gidip evrak işlerine boğuldum. Biraz sonra kapı çalındı ve gir emri almadan biri içeri girdi. Kapıya başımı döndürünce Gürkan komutan olduğunu gördüm.

"Ev bakmamız gerek Selin Yüzbaşım." Tam birşey diyecektim ki bir er içeri girdi.

"Selin Komutanım bu anahtarları emlakçı Halit Abi bıraktı."

"Çıkabilirsin."

"Bunlar ne anahtarı Selin."

"Yeni konağımızın."

...

Karargaha getirilen konak anahtarını Gürkan komutana verdikten sonra işlerime geri dönmüştüm. O bugün erken gidecekti eve ve benden önce evde olması demek bazı eşyalar konusunda evi düzenlemesi demekti. Tabii ki bu da benim işime geliyordu. Son kalan evrakları da imzalayıp masaya bıraktım. Dolaptan üstüme yeni kıyafetler giyerek dışarı çıktım. Tam kendi arabama binecektim ki arkadan bir korna sesi geldi. Sesin geldiği tarafa dönünce biraz şaşırdım. Çünkü karşımda Mert Sarıoğlu duruyordu. Hızlı adımlar ile yanına gittim.

"Kimi bekliyordunuz Mert Bey."

"Sizi bekliyordum Yüzbaşım."

"Bir sorun mu var."

"Hayır sadece Derya sizinle vakit geçirmek istiyormuş." Dudağının bir kenarı havaya kalktı. Derya sakin bir kızdı. Evin en küçük kızı benim de öz ve en küçük kardeşimdi. O günden sonra hiç konuşamamıştık ama çevresinde olan korumalar sayesinde herşeyini biliyordum.

"Önemli bir operasyon'a hazırlanıyoruz. Bu süreç bittiği zaman onunla görüşürüm. Eğer bir telefonu varsa bana telefon numarasını vermeniz yeterli olacaktır." deyip telefonu uzattım. Alıp numarayı yazıp geri verince bende hemen kaydettim.

"Operasyondan sağ çıkabilme ihtimalin yüzde kaç."

"%50."

"Tamam iyi akşamlar size."

"Size de Mert Bey."

Konuşma bitince arabamın yanına gidip hemen bindim. Yeni evim karargaha orta düzeyde bir mesafedeydi. 20 dakika sonra konağın önüne geldim. Avlunun ışığı yanıyordu. Anahtarım olmadığı için konağın kapısını çaldım. İçeriden kapıyı Aras açtı. Açıkçası onu burada görmeyi planlanıyordum. Açılan kapıdan direk içeri girdim. Herkes buradaydı. Sarıoğlu ailesi, tim, yengemler, Asenam. Özel bir gündü de benim mi haberim yoktu.

"Hoşgeldiniz. Ama burada neler oluyor."

O sırada herkesin arkasından gelen Gürkan komutanı gördüm. Elinde koskocaman bir pasta ile.

.....................................................

Bölüm nasıldı.

Hafta içi olmasına rağmen yazıp paylaşıyorum eksikler ve pürüzler olabilir. O yüzden şimdiden özür dilerim.

Benim bir sorum yok ama sizin varsa lütfen sorun.

Sizi seviyorum. ✨❣️

9. Bölüm

Ne kadar uzun olur bilmiyorum ama yapıcam birşeyler.

Yorum yapın ve ⭐ atın lütfen.

Şimdiden teşekkürler.

İyi okumalar.

Elinde pastayla önüme gelen Gürkan komutanla biraz şaşırdım. Bugün benim doğum günümdü. Ve ben bunu unutmuştum.

Gürkan komutan herkesin arkasından çıkıp yanıma geldi.

"İyi ki doğdun birtanem."

Dediği şey ile kaşlarımı çattım. Ama sonra etrafta Sarıoğlu ailesi olduğu aklıma gelince hemen yüzümdeki ifadeyi düzelttim. Arkadan Derya'nın sesini duyunca gülümsedim.

"Abla hadi dilek tut."

Abla bu kelimeye çok uzak kalmıştım. Ama bu uzaklık bu hasret sanki biter gibi geliyordu.

Düşüncelerimi bir kenara itip önümde duran pastaya odaklandım.

Her şey güzel olsun diyip pastanın mumların üfledim.

Bir adım geri giderek etrafa baktım. Tam o sırada bacaklarıma bir çift kol sarıldı. Başımı aşağı indirip kim olduğuna baktım. Asenayı görünce hemen aşağı eğildim.

"İyi ki doğdun hala." dedi. Benim eğilmemi fırsat bilip kollarını boynuma doladı.

Asena benden ayrılınca Ozan abim gelip o beni kolları arasına aldı.

Böylece tim (Gürkan komutan hariç) ve yangemle de sarıldık. Sırada Sarıoğlu ailesi vardı. Derya koşup hemen sarılırken diğerleri hüzün ile bakıyordu.

"İyi ki doğdun abla iyi ki benim ablamsın."

O da kollarımdan ayrıldı. Sarıoğlu ailesinden başka bir atak gelmediğini görmem ile bir adım geriledim. Ama bir kişiyi unutmuştum. Gürkan Komutan. Sarıoğlu ailesine oynamamız gerekiyordu. O yüzden hızla yanıma geldi. Gözleri izin ister gibi bakıyordu. Gözlerimi bir kere açıp kapattım. O da anlamış olacak ki belimden tutup beni kendine çekti. O bana kollarını belimden sararken ben kollarımı boynuna doladım. Kafamı göğsüne gömdüm. Üstüne siyah bir takım gitmişti. Ama çok yakışmıştı. Göğsünden gelen kokusu çok hoştu.

Bugün çok fazla düşündüğüm için bunları da bir kenara bıraktım. Tam ayrılacaktım ki kulağıma fısıldadı.

"Tam arkanda bir keskin nişancı var ve hedefi sensin. Seni vurması için bir yerden tanıması gerek."

Dedikleri ile herşey tepetaklak olacak gibime geldi. Ama o benim aksine sakindi. Sarılmamızı bitirip arkama geçti. Hedefe kendisini aldırdı. Ben ona şaşkınca bakarken o çok doğal bişeymiş gibi bakıyordu.

Asena annesinin kucağında "Hâlâ hediyelerine baaak çok var." dedi. Parmağı ile gösterdiği yere baktığımda bir sürü hediye vardı. Ama bunu düşünecek şeyde değildim. Tam arkamda bir keskin nişancı vardı. Ve asıl hedef ben iken Gürkan komutan hedefe kendini koymuştu. Hemen Gürkan komutanın yanından ayrılıp Ozan abimin yanına gittim. Kulağına eğildim.

"Tam şu anda Gürkan komutanın arkasında bir keskin nişancı var. Hedefi şu anda kim bilmiyorum. Ama derhal indirilmesi gerek."

Dediğim şey ile biraz duraksadı. Sonra kafasını salladı. Onay vermesi ile avlunun ortasına geldim.

"Herkes keyfine baksın ben hemen üstümü değiştirip geliyorum."

Herkesten onaylar bir ifade alınca kafamı Gürkan komutana çevirdim. Kafam ile işaret verince beni anlamış olmalı ki harekete geçip yanıma geldi. Onun yönlendirmesi ile bir odanın önüne geldik.

"Burası ortak odamız. Ama istemezsen başka odaya koyarız eşyalarını. Kimse şüphelenmesin diye buraya getirdim seni."

"Şimdilik idare ederim."

"Hedefte Aras var şu anda. Kimi hedef alacaklarını tam olarak bilmiyorlar. Dikkat et ben aşağı inicem sende hızlı ol."

Kafa sallayıp içeri girdim. Dolabın yanına gidip sade birşeyler seçtim. Dışarıdakiler yabancı değildi.

(Çanta yok)

(Çanta yok)

Üstümü giyip silahımı yanıma aldım. Büyük ihtimalle hedef onlar o için önemli değildi. Asıl amaçları can yakmaktı. Camın kenarına geçip dışarı baktım. Keskin nişancıların orada olmadığını görünce şaşırdım. Hızlı adımlar ile dışarı çıkıp aşağı indim. Herkes kendi halindeydi. Gürkan komutan kenarda oturmuş telefona bakıyordu. Yanına gidip oturdum. Kısık bir sesle konuşmaya başladım.

"Nişancılar yoklar."

"Ozan halletti."

Kafa sallayıp anladığımı belirttim. Yanıma Derya gelene kadar orada sessizce oyalandım.

"Abla benim hediyemi açsana."

"Nerede hediyen."

"Dur getireyim."

Elinde küçük bir kutu ile yanıma geldi.

"Biraz küçük ama çok güzeldi. Umarım seversin."

Ona gülümseyip kutuyu açtım. İçinden çok şık baget bileklik çıktı.

Bu çok güzeldi ama bir o kadar da pahalıydı

Bu çok güzeldi ama bir o kadar da pahalıydı.

"Güzelim bu çok güzel ve şık. Fakat çok pahalı değil mi."

"Ben istedim ama Mert aldı."

Mert Sarıoğlu neyin peşindesin sen.

Gürkan Uygun

Yanımda hediyesini Mertin aldığını duyan Selin biraz durgunlaştı. Mert ile araları iyi değildi. Gerçi diğerleri ile de arası iyi değildi. Ama Selin ılımlı bir kadındı.

"Hayatım iyi misin." diye sordum.

Kafasını bana çevirip salladı. Sonra ayağa kalkıp Deryaya sarıldı. Kulağına bir şeyler fısıldadı fakat ben duymadım.

Uzaktan Sarıoğlu ailesi Selin ve Deryayı izliyordu. Onların içinde kalıyordu ama cesaret edemiyorlardı. Selin Deryadan ayrılıp Asenanın yanına gitti. Bende burada oturmanın bir çözüm olmadığını bildiğim için timin yanına gittim. Herkes kendi halindeydi. Benim geldiğimi gören Aras yerinde dikleşti.

"Rahat millet rahat olun."

"Komutanım birşey sorabilir miyim?"

"Sor Aras."

"Selin Yüzbaşı iyi mi?"

"İyi neden sordun."

"Derya ile konuşurken bir anda durgunlaştı. Derya yanlış birşey mi söyledi."

"Derya bana yanlış birşey söylemedi. İyiyim ben Aras merak etme."

Arkamdan Selin'in sesini duyunca hafif ona döndüm. Kucağında Asena ile yanımıza gelmişti.

"Tamamdır yüzbaşım."

"Hâlâ bu abiler kim."

Bizim timi tanımıyordu Asena.

"Bu abiler benim yeni arkadaşlarım."

"Adları ne."

"Bak bu Aras abin, bu Barış abin, bu ikizi Savaş abin, bu da Batu abin. Gürkan komutanı zaten tanıyorsun balım dimi."

"Evet tanıyorum. O senin eşin değil mi hâlâ niye komutanım diyorsun."

Selin bu soruyu beklemiyor olacaktı ki sustu.

"Bebeğim tabii ki de eşim fakat şöyle bir gerçek var ki o benden rütbeli bir Komutan. O yüzden ona komutanım demem daha doğru olur."

"Tamam hâlâ. Benim uykum geldi."

"Güzelim annene söyleyelim gel bakalım." Yanımızdan ayrılınca Savaş söze atladı.

"Çok akıllı bir çocuk."

"Öyledir. Herşeyi bilir. Ozan komitanuma da çok düşkündür."

"Babacı bir kız. Güzel."

Sohbet normal ilerliyordu. Selin yanımıza geldi ve nedense operasyon ile ilgili konu açtı.

"Operasyonda kimin ne görevi var biliyorsunuz dimi."

"Evet komutanım."

"Güzel orada bir toplantı yapılacak ve biz önceden koyduğumuz ses kayıt cihazından herşeyi dinleyeceğiz."

Tam İdris birşey diyecekti ki el hareketleri ile olayı anlatmaya başladı. Şu anda dinleniyorum. Bilerek konuyu açtım. Kimse birşey belli etmesin. Herkes sessiz onayını verince konuşmaya devam etti.

Dinleme cihazı büyük ihtimalle Derya'nın ona verdiği pırlanta baget bileklikteydi. Ve bu yüzden Mertten şüpheleniyordu. Aras da olayı çözmüş gibi kafasını konağın dışında bir yere çevirdi. Evde gizli kameralar vardı şimdi bende oraya çevirsem kuşkulandırırdım. Herkes gidince bakardık.

Ben bunları düşünürken Selin herşeyi baştan planlamış gibi anlatıyordu. Büyük ihtimalle zaten baştan planlamıştı.

Aras Sarıoğlu

Selin benim biricik kardeşim ben 27 yaşımda olmama rağmen çok zor yüzbaşı olmuştum fakat o daha 23 yaşında idi ama çok başarılı bir yüzbaşıydı. Aslında bu yaşında bu rütbeye gelmesi zordu fakat başka şeyler olduğu aşikardı. Bugün onun doğum günüydü. Tam olarak 24. yaşına girmişti. Biz ondan önce çıkıp buraya gelmiş her yeri süslemiştik. Derya da çok gelmek isteyince annemler onu kırmayıp gelmişti. Fakat Selin ile iletişime geçmemiş bir kenarda oturmuşlardı. Mert benden bir yaş büyüktü. O da Selinin abisiydi fakat Selin den hiç haz etmiyordu. Bu yüzden buraya hiç gelmemişti. Arda abim çok ısrar etmişti fakat işim var diyip geçiştirmişti. Derya Seline hediyeyi verince biraz durgunlaşmıştım bu hediyeyi Mert almıştı. Derya'nın o kadar çok parası olmadığı için. Biraz önce Selin yanımıza gelmiş ve operasyon hakkında konu açmıştı.

Kimse anlamıyordu çünkü genelde operasyon ile bilgileri karargahta konuşurduk. İdris tam birşey diyecek iken dinlendiğini söylemişti. Üstündeki hiçbir şeye dinleme cihazı takılmazdı. Biri hariç. Derya'nın verdiği pırlanta baget bileklik. Derya daha 19 yaşında bir kızdı bunu asla yapmazdı. Fakat Mert bunu yapardı. Yaş olarak büyüktü ve bu hediyeyi alması zaten bir mucizeydi. Selin'e alınacağını biliyordu çünkü.

Olayı çözmüştüm fakat şimdi ne yapabilirdim ki. Kafamı kaldırıp konağın dışında bir yere sabitledim. Orada herkesin gözünden kaçmış bir keskin nişancı vardı. Başında ki adam Mertti. Çok iyi saklanıyordu. Bu evdeki gizli kameralar bile onu görmüyordu. Mert bir haindi. Ve bu ülkede hainlere yer yoktu.

.....................................................

Bir sonraki bölümü ınstagram bölümü yapayım mı yoksa ilerleyen zamanlarda mı yapayım. Lütfen cevap verin ona göre yapacağım.

10. Bölüm

Bu arada bir açıklama yapacağım. Bu iki kardeşin aynı timde olma gibi birşeyler demişsiniz bu iş ilerleyen bölümlerde ortaya çıkacak ve Selin'in rütbesi de aynı şekilde ilerleyen bölümlerde nasıl yükseldiği konusunda bazı şeyler ortaya çıkacak

İyi okumalar

.....................................................

Doğum günümün üzerinden iki gün geçmişti bu iki günde dinlendiğimizi bile bile o pırlanta baget bilekliği takmıştım. Bu çok riskliydi fakat bunu albay ile konuşunca içimizin rahat olmasını söylemişti. Nedeni ise bileklikte ki bütün kayıtları değiştirmeleriydi. Bu iki günde çok fazla toplantı yapmıştık. Operasyon yarındı ve önemli bir operasyondu. Risk her zaman vardı.

Şimdi Gürkan komutan ile beraber çarşıya gidiyorduk. Yarınki operasyon için almamız gereken kıyafetler vardı. Araba çarşının girişinde durunca ikimizde indik.

"Bence ayrı ayrı gezelim işimiz bitince ortak bir yerde buluşuruz."

"Tama hayatım öyle yapalım."

Dinlenmek çok kötüydü. Alışamamıştım şu tabirlere.

Gülümseyip yanından ayrıldım. İstikamet her zaman gittiğim mağazaydı. Mağaza yakındı 5 dakika sonra önündeydim.

Beni gören bir çalışan hemen yanıma geldi.

"Komutanım hoş geldiniz."

"Hoşbuldum Fundacım."

"Size nasıl yardımcı olabilirim."

"Bana davet için bir elbise gerek."

"Tabii buyurun şuraya oturun ben elimizdeki örnekleri getireyim."

"Tamamdır." diyip oturma grubuna geçtim. Önümdeki kataloğu alıp incelemeye başladım. Biraz sonra Funda elinde birkaç askı ile yanıma geldi.

"Bunları kabine yerleştiriyorum."

"Tamamdır. Daha getireceğin yoksa giriyorum."

"Şimdilik yok. Eğer beğenmezseniz yeni kataloğu getireceğim."

"Tamam tatlım."

Tam kabine girecekken Fundaya döndüm. "Funda."

"Buyurun Selin Hanım."

"Mağazayı kapattıralım."

"Hemen hallediyorum komutanım."

Bunu hep yapardım. Güvenlik önemliydi. Peşimde çok düşmanım vardı. İçeriye girip birine zarar verebilirdi. Ve bu onları riske atmak olurdu. Ben de bunu göze alamazdım.

Kabine girip elbiselere bir göz gezdirdim. Rengarenk elbiseler vardı. İlk elime gelen elbiseyi giymeye başladım.

İlk elbise siyah büzgülü ve yırtmaçlı bir elbiseydi.

İlk elbise siyah büzgülü ve yırtmaçlı bir elbiseydi

Kalbinden çıkıp aynanın karşısına geçtim. Funda da hemen yanıma geldi.

"Güzel olmuş fakat siz bun içinde rahat edemeyebilirsiniz komutanım."

"Doğru diyorsun Funda."

Kabına girip yeni bir elbise giydim bu seferki kırmızıydı.

Kollarımı ve belimi tam saran sol bacağımın tarafında büyük bir yırtmacı vardı.

Kollarımı ve belimi tam saran sol bacağımın tarafında büyük bir yırtmacı vardı

Tekrar aynanın karşısına geçtim.

"Çok yakışmış Selin Hanım."

"Evet ama mavi bir elbise daha gördüm. Onu da deneyeceğim."

"Tabii ben diğerlerini alıyorum o zaman."

"Siyah olan paket yapılsın diğerleri kalabilir."

"Tamamdır." diyip kabine benden önce girdi. Elinde elbiselerle kasaya gitti. Bende hemen kabinde tek kalan mavi elbiseyi denemeye başladım.

Uzun bir elbiseydi beli tam bedenime oturuyordu.

Son kez tekrar aynanın karşısına geçtim

Son kez tekrar aynanın karşısına geçtim. İçinde rahat edebiliyordum. Önemli olan da buydu.

"Çok yakışmış Selin Hanım."

"Sağol canım. Bunu ve az önce ki kırmızı elbiseyi de paket yapalım lütfen."

"Tabi efendim bekliyorum."

Kabine girip hemen üstümü değiştirdim. Kendi kıyafetlerimi giyip elbiseleri elime aldım. Kalbinden çıkınca elbiseleri Fundaya teslim edip hem elbise ücretlerini hemde kapattığım süre boyunca olan miktarı ödeyip mağazadan çıktım. Ayakkabı almak için bir ayakkabıcıya girdim. Siyah bir çift ayakkabı alıp oradan da ayrıldım. İşlerim bitmişti. Telefonumu çıkarıp Gürkan komutana yazmaya başladım.

YÜZBAŞIM: Komutanım benim işim bitti. Sizin de bittiyse eve geçebiliriz.

BİNBAŞIM: Bitti Selin arabada bekliyorum.

YÜZBAŞIM: Tamamdır komutanım

Konuşmadan çıkıp hızlı adımlarla arabanın olduğu sokağa girdim. Gürkan komutan elinde telefon ile arabanın önüne oturmuş bekliyordu. Etrafta gözlerimi gezdirdim. O an bir metalin yansımasını fark ettim. Dikkatlice o tarafa baktım. Bir keskin nişancı Gürkan komutana silah doğrultmuştu. Hedef oydu. Ve nişancinın parmağı tetiğin üzerindeydi.

Hızla koşmaya başladım. Elimdeki paketleri yere atıp koştum. Benim koştuğumu gören Gürkan komutan ayağa kalktı. Elimle dur yapıp onun boynuna atladım birden. Tam o sırada bir silah sesi duyuldu. Ve tam o sırada sağ omzumda bir sızı hissettim.

Vurulmuştum.

Gürkan komutana gelecek olan kurşunun önüne atlayıp vurulmuştum.

.....................................................

Geçiş bölümüdür. Atmak için attım.

Yeni bölüm ne zaman gelecek demeyin çünkü bende bilmiyorum ne zaman yazarsam direk atıyorum zaten. Büyük ihtimalle hafta sonu gelebilir. Fakat pazartesi günü sınavım başladığı için gecikebilirde.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.