Kapımızdaki Umutlar ve Dilekler
Odama son bir defa baktım. Ev havanın yakıcı
sıcaklığına rağmen o kadar soğuk geliyordu ki şimdi.
Yatağımın üstündeki beyaz çarşaflar , her daim karmakarışık olan ama şimdi bomboş duran çalışma masam , eskiden kitaplarımın süslediği boş kitaplığım ve fotoğraflarla posterlerimin süslediği duvarımda şimdi sadece birkaç bant izi vardı. Aşağıda annem , anneannem , teyzem ve kuzenlerim bağrışıp duruyorlardı gitme vaktinin geldiğini söylüyorlardı. Gözlerimi kapatıp ciğerlerimde yer kalmayıncaya kadar derin bir nefes aldım. Kalbim şimdi acıyla sızlıyor, nabzım kontrolünü kaybetmiş gibi atıp duruyordu. Kendime bir dakika daha izin verip nabzımın düşmesini bekledim ve gözlerimi açıp bunun anlamsız bir şey olduğunu söyledim kendime. Kapıyı kapatıp çocukluğumu , on yedi yaşıma kadar yaşadığım odayı arkamda bıraktım. Aşağı indiğimde anneannem , Aslı teyzem , kuzenlerim hepsi annemi aralarına katmış cıvıl cıvıl hep bir ağızdan konuşuyorlardı. Evden çıkıp kapıları da tamamen kilitleyince burası ile olan işimiz tamamen bitmiş oldu. Geriye kalan sadece uçağa binip gitmekti. Teyzem annemin koluna girmiş her zamanki gibi ona öğütler verip önümüzden yürüyordu. Teyzemi öyle görünce akşamki konuşmamız aklıma geldi. Herkes bahçede oturmuş sohbet ederken ben yukarı kattaki balkonda otumuş serin havanın tadını çıkarıyordum. Teyzem yanıma gelip oturdu. Biraz dalgın ve düşünceliydi. Her zaman böyleydi ciddi ve ketum ama bu sefer sanırım biraz da duygusaldı. Hiçbir şey demeden biraz daha oturduktan sonra karanlıktan gözünü ayırmadan konuşmaya başladı.
“Annen neden sana Temmuz ismini koydu biliyor musun?
Soru çok beklenmedik geldi bana . Tıpkı anneannemin bana yaptığı gibi bilmem kaç saat öğütler vermesini , orada dikkatli olmamı ve sadece kendimi değil annemi de korumam gerektiğini söyleyecek sanmıştım. Aklımı biraz dağıtacaksa konuşmaya değerdi .
“ Temmuzda doğduğum için mi ?”
“Hayır , sen daha doğmadan , annen sana hamile kalmadan bile önce olur da o adamla yani babanla bir kızları olursa adını temmuz koyacağını söylemişti. “
“ Kız olacağımı nereden biliyormuş ?”
“Bilmiyordu sadece fikir yürütmüştü, ama bence hissetmişti. ”
“Neden peki , neden Temmuz ?”
“Babanla annen Temmuz ayında tanıştı çünkü ve o günü miladı olarak görmeye başlamıştı annen. “
Bunu yüzüme bakarak söylemişti. Yüzünde acıyla buruşmuş bir ifade vardı. Sanki hatırlamak istemediği şeyler onu rahatsız ediyormuş gibi. Tekrar önündeki karanlığa döndü. Konuştuklarımızı oraya saklamak ister gibi.
“Temmuz ayı mı ? Annemin onunla yani babamla olan ilişkilerini uzun süre sizden sakladığını duymuştum. Sen de çok geç öğrenmişsin. Nereden öğrendin? ”
“Öğrenmedim, başından beri biliyordum ve evet sakladı ama benden değil. Benden saklama gibi bir derdi de yoktu zaten. Ama keşke saklasaydı diyorum bazen, keşke ben de her şeyden bihaber olsaydım diyorum . Belki şimdi böyle, böyle kötü hissetmezdim."
Yüzü o kadar değişik bir hal aldı ki acı, pişmanlık, keder ve kardeşine beslediği merhamet hepsi acıyla birbirine karışmıştı. O an gördüm işte, teyzemi , ona dair tüm her şeyi. Onun olmayan seçimleri nasıl da kendine yükleyip suçluluk duyduğunu, cezasını kendine kestiğini. Şimdi başını önüne eğmiş parmakları ile oynuyordu. Onu hiç böyle görmemiştim.
“ O zamanları hayatımın en büyük hatası olarak görüyorum . Annen her eve geldiğinde ağzı kulaklarında ve çok mutluydu, her zaman öyleydi hayatın sadece iyi yönlerini görürdü ama bu çok farklıydı ve beni de çok mutlu ediyordu. Bu yüzden ilişkisini saklamasına izin verdim . Kardeşimi çok mutlu ettiğini düşünüyordum ve alt tarafı bir yaz aşkıydı ne olabilirdi ki en fazla. Ama her şey değişti . Evlenmeye karar verdiler. Büyüklere alelacele evlenmek istediklerini söyleyip ikna ettiler. Onlar evlendiklerinde henüz babanı tanımıyordum bile . Onun hakkında tek bildiğim kardeşimi mutlu edebildiğiydi. Halbuki o kolayca mutlu olabilenlerdendi. Evlendikten sonra pek bir zaman geçmemişti ki asıl mutluluğu oluşturanın annen olduğunu gördüm. Onu durdurmak için çok geçti, annen çok gençti ve tüm bunlar benim suçumdu. Kardeşimi tanıdığımı zannediyordum ama değil, tanımıyormuşum babanı kendisinden daha fazla sevmişti, tüm hatalarını görmezden geliyordu ve tüm ilgisizliğini tuhaf bir şekilde aşk varsayıyordu. Babanın onu tamamen kendine bağladığını görüyordum. Onun dünyada sadece kendisi varmış gibi davranmasını istiyordu, sadece onun istekleri , onun duyguları tüm her şeyi ona versin istiyordu. Kardeşim kendini bile unutmuştu biliyor musun? Ve o kadar inatçıydı ki hiçbir şey görmek istemiyordu, gözlerini kulaklarını sımsıkı kapatmıştı. Ahh...”
Gözlerini sımsıkı kapatıp açtı.
“Tüm bu saçmalıkları tekrar edip canını sıkmak istemiyorum ama söylemek istediğim....”
Bu sefer tamamen bana dönüp ellerimi avuçlarının arasına aldı, gözleri bilmek istemeyeceğim şeyleri fısıldıyorlardı bana.
“Söylemek istediğim bazen annene o kadar benziyorsun ki gözlerindeki o özveri beni korkutuyor.”
Nefesimin kesildiğini zannettim bir an. Çok büyük bir suçlamaya kurban gitmiş gibi hissettim kendimi ve tüm bunların gerçek olma ihtimali midemi bulandırdı. Duyduğum kelimeleri hazmetmeye çalışırmış gibi beynim zonkluyor gözlerim gelmek isteyen yaşlar yüzünden o kadar yanıyordu ki kendimi koca bir yumruk yemişim gibi hissettim . O kadar korkutucuydu ki bu duyduğum bir an ellerimle kulaklarımı kapatıp oradan çekip gitmek istedim . Yüzümdeki acı ifadeyi bir türlü değiştiremiyordum.
“Kendine iyi bak olur mu? Kalbinin seni ele geçirmesine izin verme. “
Cevap vermek istemiyordum. Çünkü asla olmayacaktım , anneme benzemeyecektim. En azından o yönden. Ve cevap vermek varlığını kabul etmek demekti. Bunu yapmak istemediğim halde içimdeki bir şey bana bunu yapmamı söyledi. Tüm evren bunu öğrenmeliydi.
“ÖYLE YAPACAĞIM.”
Akşamki konuşmayı hatırlayınca anneanneme sarılma isteği uyandı içimde . Teselli bulmak istiyordum. Tüm bu düşünceleri bir kenara bırakıp saklamak istedim. Anneannemin kolunu sıkıca tutup kuzenlerim ile yürümeye devam ettim. Onları tekrar ziyarete geleceğimi bilmeme rağmen şimdi bile ailemden o kadar uzak hissediyor ve özlüyordum ki karnımın için de bir boşluk açılmış gibi hissediyordum. Anneannem gerginliğimi hissetmiş olmalı ki elimi yumuşakça tutup beni rahatlatmaya çalışıyordu. Ne kadar başımı omzuna yaslamak istesem de yorulacağını bildiğim için bunu yapmadım. Arabaya ulaşmadan hemen önce anneannem beni yavaşça durdurdu. Gözleri kızarmıştı şimdi.
“Annene iyi bak olur mu ?”
Yanağından öpüp sıkıca sarıldım ona.
“Tamam anneanne . Söz. ”
Herkesle vedalaşıp arabaya bindik yanımızda valizlerimiz yepyeni bir hayata doğru son sürat gidiyorduk. Köşeyi dönmeden hemen önce arkama dönüp geride kalmış aileme son defa baktım . Orada sadece bizim için dilenen dilekler vardı . Önüme bakıp camdan içeri giren güneşin tenimde ışıldamasına izin verdim. ÖNUMDE KOSKOCAMAN BİR UMUTLAR VARDI. ÖYLE OLMASINI UMUT ETTİM.