İçeriğe geç

Ütüsüzler Takımı: Macera Başlıyor

Bölüm 7 · 2 dk okuma

Ütüsüzler Takımı: Macera Başlıyor

Bölüm 7

MÜDÜR YARDIMCISI'NIN SANDIĞI

Ertesi gün Ütüsüzler Takımı tabloyu nasıl tamamlayacaklarını tartışırken, atölyenin kapısı birdenbire açıldı.

Ve içeri Müdür Yardımcısı Ahmet Bey girdi.

Üçü dondu.

Ahmet Bey durdu.

Tablo gözüne ilişti.

Bir anda yüz ifadesi değişti. Öfkeden şaşkınlığa, oradan da başka bir şeye. Damla bu ifadeyi daha önce hiç görmemişti.

Ahmet Bey yavaşça tabloya yaklaştı. Gözleri kırmızı uçurtmada kaldı.

Uzun bir sessizlik oldu.

"Bu... Bu nasıl burada?" dedi kısık bir sesle.

Damla dikkatle sordu:

"Siz bu tabloyu tanıyor musunuz?"

Ahmet Bey yavaşça tabloya dokundu.

"Bu uçurtmayı babamla yapmıştık," dedi. "Okulun ilk 'Renk Festivali' düzenlenmişti. Babam eski bir defter kapağını kesip çerçeve yapmıştı. Uçurtmanın ortasında minik bir yıldız vardı. Güneşte ışıldardı. Sonra..."

Derin bir nefes aldı.

"Rüzgâr onu kaptı ve götürdü. Bir daha bulamadım. Babam da sordu, 'Bulabildin mi?' diye. Ben hep 'Hayır' dedim."

Damla yutkundu.

Bu adamın da bir çocukluğu olabileceğini ilk kez fark ediyordu. Her düzen insanı, çocukken bir hayalperestti, değil mi?

Küçük Kırışık hafifçe havalandı.

"Hatıralar tozlanır ama kaybolmaz."

Ahmet Bey şaşırmış gibi mendile baktı. Bir mendil konuşuyordu. Ama bu defa şaşırmadı bile.

Belki bu kadar renk arasında artık hiçbir şey imkânsız görünmüyordu.

Ahmet Bey sonunda çocuklara döndü.

"Siz bu tabloyu buldunuz."

"Evet," dedi Damla. "Ama bir köşesi boş. Oraya ne çizileceğini bilmiyoruz."

Ahmet Bey uzun süre tabloya baktı. Sonra cebinden eski bir anahtarlık çıkardı. Üzerinde solmuş bir okul arması vardı.

"Benimle gelin," dedi. "Göstermek istediğim bir şey var."

Odası her zamanki gibi muntazamdı ama masanın üzerinde tek bir şey vardı:

Eski bir ahşap sandık.

Üzerine kazınmış küçük bir yazı: "Zamana Karışmış Hatıralar."

Ahmet Bey Damla'ya anahtarı uzattı.

"Sen aç lütfen."

Damla anahtarı yerleştirdi ve sandığı açtı.

İçinden çıkan şeyler odayı bir anda doldurdu:

Rengi solmuş bir kurdele, sayfaları sararmış bir günlük, kırık bir gözlük çerçevesi, bir düğme koleksiyonu, bir çift eski pamuk eldiven. Üzerinde büyük bir S harfi vardı.

Küçük Kırışık birden çığlık gibi bir ses çıkardı.

"Pamuk Eldiven! S harfi. Serap!"

Damla şaşkınlıkla mendile baktı.

"Onu tanıyor musun?"

"Tabii tanıyorum! O benim pamuklu arkadaşım! Yıllardır nerede olduğunu bilmiyordum."

Pamuk Eldiven hafifçe kıpırdadı.

"Ben... birisini hissediyorum. Tanıdık bir pamuk kokusu bu."

Şeyma sevinçle kaşığını havaya kaldırdı.

"Eşyaların yeniden birleşme töreni başlasın!"

Seda sandıktaki eski günlüğü eline aldı.

"Tozlu ama çok güzel. Sanki içi şiir dolu gibi."

Ahmet Bey hafifçe gülümsedi.

"Bu günlük okulun kurucusunun öğrencilik zamanlarına ait. Bu sandık yıllardır kapalıydı. Ama siz açılmasını sağladınız."

Berna sormak istediği şeyi sonunda sordu:

"Peki tablodaki boş köşeye ne çizileceğini artık biliyor musunuz?"

Ahmet Bey bir an baktı. Sonra:

"Sizin yaratıcılığınıza güveniyorum. Yılsonu şenliğinde büyük bir sergi yapalım. 'Kayıp Renkler ve Anılar Sergisi.' Siz hazırlayın."

Damla, Berna, Şeyma aynı anda:

"Biz mi?"

"Evet," dedi Ahmet Bey. "Bu artık sizin göreviniz."

Sonra ekledi, sesinde küçük bir gülümseme vardı:

"Ama Seda'yı da çağırın. Birinin düzen tarafını tutması lazım."

Bölüm sonu

Sonraki bölüm kilitli

8. bölümü 5 jetonla uygulamada açabilir, kaldığın yerden devam edebilirsin.

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.