• Her gece kırıp dökdüğün hayallerini her sabah taze umutlarla yeşertebilirsin.
Güneş doğduğu sürece kaybetmek yok pes etme!
~Saatler soruyor geçmişini hep dinlediğin şarkının sözleri sana.
Anlamsız geliyor boşluklar, açıklamalar,
küllerin tutuşmaya çalışması gibi,
Masallardaki mutlu sonu beklediğim gibi, romanlarda beklediğim o saf duygu gibi.
Ellerin yok biliyorum, kırık bir iskelet
geçmişin izleri çaresiz, soluk yok, satır sonu huzursuz... Seni soruyor
kalemin izleri,
Ay'ın güneşi terk etmemesi gibi,
Ay benim, gece bizim demesi gibi...
Bu galiplerin masalı ,bu bizim
masalımız olmalı.
Karanlıga ışık olan ay'ın, sabahları olmayan gecelerin,
tekrarı olmayacak nefesin, sebepsiz dökülen damlaların .Günümüzü aydınlatan güneşin, bizim güneşimizin olmalı...
Yağmur başlamıştı. O yağdıkça sanki temizliyorduk , eski benliğimize geri
dönüyorduk, arınıyorduk, en güzel haliyle birbirimize varıyorduk. Caddenin sonundan gelen söz bulutları tanıdıktı. çalan şarkının sözlerinde ;
"kimi küser hayatına
Kimi yakalar yıldızları" diyordu.
bu söz burnumdan gülmeme sebep olmuştu .
Düşüncelere daldım . İsmini hecelerken; seni görmesem
Sesini duymasam, soluğunu hissetmesem, o adımlarınla titrettiğin yerde olmasam,kalbimin odacıklarının camları kırılsa titrermiydi kalbin ?
Sesin hüznünde boğulurmuydu?
Başıma gelmişti.
Seni günbatımı izler gibi izlemiştim o hayranlıkla.
Mutlu biteceğini kazananın diğer yarım olacağını düşünüyordum.
Kuştun uçamıyordun, kafesteydin
çırpınıyordun.
Elime alıp özgürlügüne kavuşturamadım. Çünkü sen hiç uçmamıştınki , bilmiyordun ,ya sende bırakırsan kalırmıydı benliğim elimde...
Ve sende gittin.
Çaresizliğe, adım adım ilerledim
ama bu sefer tek başıma...
İçimde bir sokak var , daha seninle yürüyemedigim, aralayamadığım ,
açıklayamadığım şeyler ve
peşinden gelen ağlama hissi .
Unutmak istemezcesine içimde
tekrar eden sözcük kuyusu.
içine girdin mi çıkamayanından.
Geçmişin sığdığı pencere, ölümün şehri olan kabuslar, canı sıkkın gökyüzü; dolup taşan, yıkık dökük olan taneler...
Gözlerimi kapatsam düşüncelere dalsam.
Şarkılara saklasam düşlerimi.
İçimdeki çocuğu dinlesem, dakikalarca sarılsam ona,
O küçük bedene, olucaklardan habersiz olan minik ellere...
Acılar içinde kıvranan benliğimle
yine başbaşaydım.
En başa gelmek, hiç birşey yaşanmamış gibi en başa dönmek
ne acı verici...
Seni gördüm bugün,olmayan sesini,
gözlerin soluğunu hissettim.
Peşinden geldim sarıldım sana
Özlemimi gideriyormuşcasına,
ama sen yoktun soluksuz kaldım.
Tuvalette camda kendimi izledim dakikalarca ,belkide saatlerce ağladım. O an hiç mutlu olmamışcasına yine bir kez daha yıldım sensizliğe...
O gün yine bizim için yağdı yağmurlar...
Kulaklığımı aldım çantamdan şarkıyı dinlemeye koyuldum
Sözler
"Gitse bile ismi kalır gibi" diyordu
Bu söz beni çok etkilemişti.
O an dünya tersine döndü
Bunu sen çevirdin.
Kalbim sızladı, içim, ruhum, nefes alamadı.
Uzaklara gitmek uzaklaşmak istedim senden uzaklara herkesten uzağa
Uzaklaştım.
Bir an olsun unutmak istedim seni bugün, dünyadan uzak, bulutlara yakın , nefes alınacak yere gidecektim.
Bu ilk değildi, bu çaresizliğe ilk göz kırpışım degildi .sonda olmayacaktı.
"Bu gece benim olsun
Tüm yıldızlar senin"
Öpemedigim, sarılamadığım , kokusunu bilmediğim birini özledim.
Ben senden nefret edemedim.
Önce kendini gözünde un ufak edişinden, sana kötü dediklerinde tüm iyilere düşman oluşumdan
nefret ettim.
Uykuyu bırakışımdan , müzik dinleyip ağlamaktan , belki ararsın diye telefonumun sesini hep açık bırakmaktan , defterlere içimi dökmekten nefret ettim.
Seni çok sevmeme rağmen beni terk edişinden , bana bu şehirde bıraktığın anılardan , seni düşünmeden geçirdiğim bir saati olmayan ve öldüğümü görmene rağmen kılını kıpırdatmayışını görmüşken bile senden nefret edemeyişimden nefret ettim .
Özür dilerim, ben yine tutamadım kendimi.
Yine nefret etmedim edemedim senden.
Çaresizdim ! sen beni bırakıp gitsende sana sığınacak kadar çaresizdim.
Çaresizlikle gömülebilirim .
"Binlerce kez beter olsun gece
senin ışığın yoksa..."
Bulutların kalbinin sahibi...
O sonsuzluk yolunu tutup gitti.
İnsan bu gerçeği nasıl kabul eder?
Göz bu maceraya nasıl dayanır.
Bilmem, renkli sönük balonlar
nasıl şişer bilmem ama dışarıdan
mutlu göründüğüm aşikâr.
Şimdi gidip mutlu olacağım.
Buna inanıcam ve bunu yapmak zorundayım.
Kan ağlayan yaşları , feryad eden çığlıkları susturacağım .
Ben bunu başaracağım.
Önüme çıkan mevt kokulu yaşları
sileceğim.
Yeni şeyler olacak belkide yorgun
savaşçının evinden şen dolu sesler
yükselecek .
Huzura erecek belkide, muhtaç olan
İçi ...
Uzayda boşlukta kalmış yanan bir et parçasıyım.
Kurataracak kimsesi olmayan, beden içinde bilincini kaybeden, peşinden
nefesini kaybeden ruhtan ibaretim.
Herzaman ki gibi sıradan gün ; sahte yüzümle gülümsedim ruhunu kaybetmemiş
kalplere ...
Güneşimin söndüğü gece seni son görüşümdü
O gözlere son bakışımdı.
Hayalinle yaşayacaktım, bedenen
hissetmesemde ...
Hayal kırıklıkları , mutlu olma sözü , karmaşık duygular , kendinle çelişmeler , hayatın zorlukları , geçicek zannettiğin iyileşmeyen yaralar , hep açık mikrop kapan,
acılar...
Otobüse bindim bu gün bir yerlere varma hissi beni huzurlu kılıyor .
Yıpranmış koltuk örtüleri , eski tip
süsler vardı şöför koltuğunun yanında...
Bir kız vardı otobüste;Cama yaslanmış, kulaklıkla şarkı dinliyordu , gözleri buğuluydu
Mutsuzdu belliki uzaklara dalmıştı.
benliğine teslim ettim sorgulu ruhunu.
Onu uzaklarda bıraktım...
Bütün gün etrafa bakındım
Hislerim ağır geldi kendime anlamadım.
Epeydir canımı sıkan şeyler vardı
Cevap vermekten korktum kendime
soramadım.
Haykırmak istedim sessizliğe , geçen gecelere...
Ben artık eskisi gibi değilim
Sorsalar söyleyemem , arasam bulamam.
Eksildim sanırım insanlar yüzünden.
Sorsalar iyimisin diye
Ne dilim gidiyor iyiyim demeye
Dese ;
Kırılıp gidiyorum ertesinde...
Niye çekip koparamıyordum içimden
seni.
Sana sevgim göz kapaklarımda ne zaman kapasam dahada aşık oluyorum benim olmayan sana...
Biliyorum içinde bir yerde gizli , sadece tek fark yürüyen bir kalp
Kırıklığı , tamir olmayı bekleyen , pas tutmayan kırıklıklar.
Masalın, olmayan masalımızın sonunu bekleyen bir saat gibiyim
Son saniyelerine kadar bekleyecegim ,
soluk elbiseliyi bulmanı , saçları dağınık kızı sevindirmeni bekleyecegim ,renkli balonları getir
bana ...
Yağmurlara sarılmamalıyım yine.
O karanlık gecede , ay ve güneşin olduğu , kavuştuğu yerde olmalıyız sarılamalıyız.
O yağmurlu gecede
Ağlamalıyız birlikte
Gözlerine tutulmalıyım dolunaylı
gecede
İçime çekmeliyim tek nefeste
benim olmayan benliğini
Benliğime dolamalıyım o karanlık
yeryüzünde...
Ay benim gece senin olmalı
tutun bir yerlere varıcağız seninle
Beyaz saçlı geleceğe
Herşey seninle olması dileğiyle...
Göklerin kurucusu soruyorum sana
güzel olan her şey uzakta olmak zorundamıdır ?
Yıldızlar neden dibime hiç düşmez.
Ve artık sen deniz ben ise ankaraydım.
Ve İncir ağacı çicek açtığında kavuşuruz...
İçindeki ay ışığını takip et , deliliğini
gizleme.
Birden ürperiyor yüreğimdeki mavi,
Unutturmuyor bir türlü sevda ruhunu.
Pencere arkasında gözcü bir kuş var güvercin değil, serçe değil, papağan hiç değil dahada bilmem.
Gözleri parlak, tüyleri kar beyazı
albenisi var yani.
Devamlı ıslık çalar unutturmak sevdanın ruhunu , bana bakınca
aniden gözlerimi kaçırırım göz göze
gelirsek uçar gider. tanıdık geliyor
bu lahza.
Düşüncülerimizi okurduk küçük tebessümlerle beraber. Bazen gök
gürlerdi acımasızca bölerdi bu anı.
Yalnız kalınca yalnızlığıma sövmeyi de bilirim, papağanlardan öğrendim.
Sana gelmem imkansız ,bana ulaşman güç belki ama kuşlar gibi gökte buluşabilirdik seninle ...
Bak! burası hiç birlikte yürüyemediğimiz bir sokak .
Burası hiç birlikte içinden geçmedigimiz bir cadde, bu otobüs içine hiç birlikte binmediğimiz bir
otobüs.
Bu şehir hiç adım atmadığımız bir şehir.
Oysa ben o sokakta seninle yürüdüm aslında,o caddede .
O otobüse seninle bindim. Bu şehri seninle karış karış gezdim.
Benim kalbimde olduğun sürece gittiğim her yerlerde seninleyim.
mesafelerin önemi yoktu benim için...
Bu sözler , beni hiç tanımamış olan sana...