İçeriğe geç
Kami

ÜŞÜŞENLER III

RomanDevam ediyorDram

Gözlerinin sulanmasıyla daldığı bira şişesinden kafasını kaldırdı. Aynı noktaya ne kadar süredir baktığını kendisi de kestiremiyordu. Göz kapaklarına alkolden mi yoksa bir süredir işlevini görmemenin etkisi yüzünden mi ağırlık çökmüştü? Tek başına olmasına rağmen saatlerdir konuşuyormuşçasına başı ağrıyordu. Kalabalığın uğultusu sanki onunla saatlerdir konuşuyor gibiydi. O cevap vermese de bir şeyler anlatıyor gibi. Bazen olur, size konuşma fırsatı sunulmaz bazı konuşmalarda karşı tarafın çok büyük dertleri çok önemli konuları olur. Çevreniz tarafından iyi bir dinleyici olarak göründüğünüz için size konuşma fırsatı sunulmaz. Halbuki konuşmak ne büyük erdemdir. İnsan kendi benliğini en güzel böyle belli eder. İnsan kendi varlığını en güzel bu yolla ortaya koyar. Bazen ise sizin konuşmaya mecaliniz olmaz, artık konuşulacak nokta çoktan geçilmiştir ya da bazı konular için kendinizi yormak istemezsiniz. Hayatınızın belirli dönemlerinde edindiğiniz tecrübeler size olası sonları hatırlatır. Değiştirmeye uğraşmanın hamallık olacağını bildiğiniz için bazı şeyleri savunmaya veya tartışmaya mecaliniz olmaz. Garsonla göz göze gelip pratik el işaretleriyle hesabını istedi. Artık bu gürültünün gazabına dayanamayacağını o da en az kulaklarında kirli sesin edindiği yer kadar iyi biliyordu. Elindeki bira şişesiyle sahilin yolunu tuttu. Saatin ilerlemesi ve henüz daha kış aylarında olması sebebi ile kimseciklerin olmayacağını çok iyi biliyordu. Bu sahil onun kaçış noktasıydı. İnsanlardan, kavgadan, gürültüden, işten-güçten kısacası değer verdiği her şeyden. İnsan bazen en çok değer verdiği şeylerden bile kaçmak ister. Kendine sığınmak, kendi kendine yetinmek ister. Çoğu pek başaramaz bunu eline yüzüne bulaştırır. İnsanlardan uzaklaşmak için bir çatışma olması gerektiğini düşünür. Bu yüzden çevresindeki insanlardan kırarak uzaklaşır. Bir tabutu taşıyacak 4 kişinin olması insanı zengin yapar derler. Bazen insanlar o 4 kişiden bile kaçmak ister. Islak bankı eliyle sildi, bira şişesini yanına oturtup bi sigara yaktı. Hep aynı banka otururdu. Burası hem sahili en iyi gören konum olması hem de insanlardan en uzak nokta olması sebebiyle en sevdiği banktı. Sessizlik içinde sigarasından bir duman daha aldı. Düşünmeye başladı. Sigarasının sonuna geldiğinde neyi düşüneceğini bilmediğini biliyordu. Zihni bir ara bu düşünceye bile kaymıştı. Şubat ayında elinde bir bira, cebinde bir paketin 4 dalı denizi izleyerek düşünüyordu. Bir insan için bundan muhteşem bir an olabilir mi? Zihnin ne düşündüğünü hatırlayamayacak kadar dolu. Tabiri caizse; tıka basa dolu. Bir insanı hayatta kılan tek özelliği budur. Düşünmek. Hep bir şeyleri düşünürüz. Düşünmek isteriz. Kendimizce konular üzerinde planlar yapar, bazen kafamızın içinde kendimizle satranç oynarız. Bazen o kadar doluyuzdur ki ne düşüneceğimizi şaşırır, neyi düşündüğümüzü unuturuz. Düşünmek aslında yarına uyanmak için insanın elinde olan yegane şey gibi. Umutlarımızı bile bazen sadece düşünmez miyiz? Sigarasını bitirip söndürdü. Birasından bir yudum daha almıştı ki gözleri bir anda fal taşı gibi açıldı. Ona adeta can suyu olan bu yudumun bu kadar büyük farkındalık yaratacağını bilemezdi. Oturduğu yeri silmişti.

Bölüm
0
okunma
0
Beğeni
0
Puan
—
Puan ver

Benzer eserler

Mustafa Öztürk imzalı diğer eserler