banyodan çıktığımda giyinme odasın girmiştim.banyoda üzerime sardığım havluyu kenara bırakmış iç çamaşırlaımı giyindikte sonra siyah tişört ve siyah plazzo pantolon giymiştim beyaz spor ayakkabılarımı giyindikten sonra saçımı kurutmuş rastegele bir topuz yapmıştım telefonum çaldığında gelen aramaya bakmıştım bu numara fazlasıyla tanıdıktı hizlica aramayı onaylamıştım.
"alya."gökhandı bu "gökhan"boğazımda bir yumru oluşmuştu sanki."kardeşim benim"öyle samimi söylemişti ki ağlamaktan korkmuştum.ağlasam dahada üzülürlerdi benim için."iyimisiniz"demiştim."değiliz.sen iyi değilsin biz nasıl iyi olalım alyam"makyaj masasının sandalyesini kendime doğru çekmiş oturmuştum."iyi olun..."kendi sözlerim bile canımı acıtmaya yetiyordu."neredesiniz siz"demiştim.
"oteldeyiz şimdi.komutanım geldi onunla da konuştuk senin durumunu."sözleri üzgün ama umutlu çıkmıştı benden heyecanlı bir yanıt bekliyordu sanki."ne dedi."demiştim sakince.
"alya bunlar telefonda konuşulacak şeyler değil ama mecbur konuşucaz sen yanlızsın şimdi değil mi?"sorusu üzerine "evet"diyerek yanıtlamıştım.
"alyam kardeşim benim mahmut komutanımda diyor alya evet derse onu alır götürürüz dedi.zaten o demese ben diyecektim ama onun demesi bizim yararımıza olur.seni yarın götürelim komutanımızda yanımzda olduğunda kimse bizim önümüzde duramaz.kimse sana dokunamaz kardeşim"
işittiğim sözler benim sadece canımı sıkmıştı.hiçbir umut yoktu bu sözlerde."gökhan..ben kendim için mi kabul ettim bu evliliği.ben ailem için kabul ettim..hadi ben kaçtım sizinle birlikte bir şehirde yaşıcam sence ben rahat edermiyim.ben gittikten sonra abimi öldürürler.babam ne halde olur annem..ailemi dağıtmış olurum..."
gökhan"alya korumalar ile koruruz aileni polis görevlendiririz aileni her saniye korurlar."demişti.oluru varmışçasına söylediği sözler anlamsızdı işte.
"bunlar aşiret! törelerine düşkün insanlar.sence korumaydı polis ti hak hukuktu dinlerler mi bunlar."
"alya-"gökhanın sözünü kesmiş"ben içlerindeyim gökhan.ben bir aşiret kızı olarak doğdum bu topraklarda kendimi hiç ait hissetmesemde bu töre ortamını ben biliyorum ben!...senide anlıyorum ki bende olsam bende bir yol arardım sizler için kezâ sizde öyle yapıyorsunuz ama..yapmayın.oluru yok ki bu işin...ilk defa ben de dahil herkes pes etti. herkesin eli kolu bağlı kimse bir şey yapamıyor..size de zarar gelsin istemiyorum.."sözlerim kısılmış boğazımdaki yumruyla.beraber göz yaşlarım yanağıma doğru akıyordu.sessizce ağlıyordum...
arkadaşlarım içinde bu durum oldukça zordu fakat yapacak bir şey yoktu.o kadar çok istiyordum ki bir çare olsa ama yoktu töre buydu.abimin ölümüne dayanamazdım ama kendi ölümüme dayanabilirdim.
"alya korkma güzelim bize bir şey yapamazlar seni de alıcam sen iyice orada bunalıma girmişsin saçma sapan konuşuyorsun yok oluru yok bu işin.yok kimse yardım edemez yok çaremiz yok sizede zarar gelecek demeler.hayırdır kendine gel sen alya karasın karalığını bil onlara göster alya karanın kim olduğunu.sen hiçbir şeyde pes etmemiş kişisin gelmiş burada bana boş boş konuşuyorsun seni yarın alıcam ha öyle kaçırarakta değil ha düğün konvoyunu durdurup alıcam umarım engel olurlar olurlarsa sen şikayet ettiğinde hapsede sokarız en azindan1-2 yıl kafa dinleriz."
sona doğru gülen gökhan ile dudaklarımı ıslatmıştım"gökhan gerçekten bu gün ayrı bir yorgunum daha fazla konuşmak istemiyorum.lütfen benim için kendinize zarar getirtmeyin.siz birbirinize iyi bakın o bana yeter."yorgun sesim tüm olanlara karşı boyun eğimişliğimi gösteriyordu adeta.
"alya-"sözünü kesmiş dudaklarımı ıslatmıştı."gokhan sen benim yerimde olsan ne yapardın?..aileni riske atarmıydın.
atmazdın gökhan atmazdın.gerekirse ölürdün ama ailem tek varlığım derdin.."
sona dogru sesim kısılırken gökhan agladığımı duyuyordu ve bu onu beni daha dikkatle dinlemesine olanak sağlıyordu derin bir nefes aldım"gökhan ben istemesemde bu evlilik gerçeklesecek keşke böyle olmasaydı ama mecburum abim bana kıysada ben son kez ağabeyime aileme kıymayacağım..
gün,aydınlığını geceye bırakıyordu.alya gökhanla konuştuktan sonra aşşağı inmişti. şu an akşam yemeğinderdi.alyanın yüreğindeki ateş her adım attığı yeri de yakıyor kül ediyordu.etrafındaki insanlar kendisine alevlerce yanmış bir evin sonrasında kalan küllerine bakar gibi bakıyorlardı.
alya bunu umursamıyordu.fakat attığı her adımda yanan kişi sadece kendisi oluyordu.alya kendisinde olan fedâkarlık duygusunu sevmiyordu.şu zamâna kadar daha önce de fedakarlık yapmıştı fakat bu tüm yaşananların en ağırı olanıydı.
konakta bedir ağanın sesini duyduktan sonra herkes yemeğine başlamıştı"bismillahirrahmanirrahim"
sofrada meryem hanım kenan beyin yanına oturmuş.karşılarında ise ferhat ve eşi ceylan aslan.masanın bir baş köşesinde bedir ağa diğer baş köşede ise alparslan aslan ve alparslanın yan köşesinde oturan alya kırşan kara..
sofradaki tek yabancı alyaydı.zorda olsa eşlik etmek amacıyla alya bir kaç kaşık yemek yemiş ardından su işmişti daha fazla yemek yemek istemedigi için öylece masada oturmuş bakışları gökyüzünde süzülen kuşlar ve bulutlardaydı.birazdan yıldızlar da belirirdi.alya.... severdi yıldızları.kimi yüreğinde en sevdiği yapsa içinde hep yıldızım diye seslenirdi.bir gün abisinide o çok sevdiği yıldızlardan birisi yapmıştı en parlağı olan bir yıldız.nereden bile bilirdi ki kendisine ahlak dersi veren sert mizacıyla bir zamanlar kendisine örnek alacağı kişi diye nitelendirdiği alya en büyük darbesini yine ailesinden almış en sevdigi kereminden almıştı.alyanin dünyasında yıldızlar sönmezdi fakat bu alya için ilk olmuş abisi gökyüzünde en parlak yılıdı iken bir anda sönmüş kayıp yitmişti...
"yemek yememenin sebebi nedir.utandığından mı yoksa iştahsızlığından mıdır?"sofrada.meryem hanımın sözleri ile masada bulunan herkesin bakışları alyaya gitmişti.
alya kendisiyle dalga mı geçiyordu diye bakışlarıyla meryem hanını süzmüş yüzündeki ciddiyet alyayı sinirlendirirken"iştahım yok"demişti.
niye utanayım siz kimsiniz ki ben siz den utanayım.
alyanın söylemek istedikleri tam olarak buyken cahaleti 10 metre öteden görüldüğünü düşünen meryem hanıma kısa bir cevap vermek ile yetinmişti.cahille tartışmaya girilmezdi nede olsa.
bedir ağa ve alparslanın sert bakışları meryem hanımı bulurken meryem hanım duruşunu bozmamıştı.meryem hanım da en az alya kadar sinirliydi.kızı sevdiği için kaçıp gitmişti o kim bilir ne haldeydi nasıldı hiç bilmiyordu.kızı ona anne seni arayacağım beni merak etme desede çok merak ediyor hâla aramasıni bekliyordu kızının.
"gerçi normal değil mi!? senin ağabeyin yüzünden benim kızım kimbilir ne halde!."alya duyduğu cümleler ile sertçe meryem aslana bakmıştı."suç sadece keremde değil kızınız olacak leyla da da.kimse leylayı sürükleyerek götürmedi buradan.kendisi bile isteye gitti sanki bilmiyormuşsunuz gibi konuşmayın."alya sert duruşundan taviz vermiyor meryem hanım ise altta kalmaya niyeti yokmuşçasına yangına kömürle gitmeyi tercih ediyordu.
"kim bilir belki de zorla götürdü.sonucta kimse leylaya sormadı veya leyla söylemedi isteyerek gittim diye .suçlu olan ağabeyin ne gerek var koruyorsun onu buradan.sen de artık aslan olacaksın aslan gibi ol ve sakın bana karşı gelmeye kalkma. benamus (namussuz)olan abin yüzünden neler yaşıyoruz.sende ağabeyin yüzünden ne hallere düştün.niye savunup duruyorsun kerem kırşanı"meryem hanım son sözünü tükürürcesine söylediğinde alya masadan ayağa kalkmıştı.
"sizin kızınızı tanımasamda ağabeyimle olan ilişisini biliyordum senin kızın eğer istemeyerek gitmiş olsaydı senin oğlun gelip beni kaçırıp berdel yapalım demez kız kardeşini korumaya kurtarmaya giderdi.kerem ağabeyim benim ailemden birisi ve ailemle olan ilişkim,onları koruyup korumamak beni ilgilendirir.ben haklı nerede ise oradayımdır şu yaşımda aileme bile gerektiğinde karşı çıkmışım size mi karşı çıkmayacağım.ben namussuz dediğiniz kerem kırşanın kızkardeşiyim agabeyimi korumuyorum onun yaptığı hata en başta benim hayatımı mahvetti fakat eğer ağabeyime namussuz diyorsanız kızınızda namussuz..ben kimseyi savunmuyorum ama sözlerinizi seçin de konuşun benimle siz ailenizle,kızınızla nasıl konuşuyorsunuz beni ilgilendirmez ama benimle doğru bir uslupla konuşun lütfen.buraya güle oynaya gelmedim az da olsa saygı bekliyorum."
yorgunluk ve sinir alyanın damarlarına işlemiş onu bambaşka birisi yapmıştı.artık alya tek bir hataya bile göz yummuyor karşı çıkıyordu.bir zamanlar susmuş fakat karşılığında gördüğü tek şey koca bir nankörlük olmuştu.sözlerinin ardından"afiyet olsun size"demiş avludan uzaklaşarak merdivenlerden yukarı doğru çıkıyor odasına gidiyordu.
odaya girdiğinde derin bir nefes bırakmış gözlerinin dolmasına izin vermişti.çalan telefonuna kısa bir bakış atmış arayan kişinin numarasını gördüğünde alyanın gözlerindeki yaşlar yanaklarını ısltaıyordu.
abisi keremin numarasıydı 'olurda zor durumda kalırsan beni ararsın 'demişti.sırf bu sözler için bile ezberlemişti numarasını...
telefonu kapatım koltuğa bırakmıştı.adım sesleri geldiğinde alya ayağa kalkmış banyoya ilerlemişti yüzünü yıkamış ellerini soğuk suyla buluşturduktan sonra ensesini ve boynunu ıslatmış derin nefes alıyordu.karşısındaki aynaya baktığında bakışları gözlerindeydi.gözleri kızarmış kıırmızılaşmıştı.o sırada odanin kapı açılış sesini duydu alya gözlerine tekrar baktı geçmemişti hâla gözlerindeki kırmızılık birazdan geçerdi ama şimdi geçsin kimse onun ağladığını görmesin istiyordu.
banyoda oyalanmayı bırakmış odadan çıkmıştı."alya hanım alparslan beyim sizi misafir odasına çağırıyor."gözlerim istemsizce çatılmış"niye misafir olduğumumu söyleyecek yoksa"kurduğum cümle üzerine evin çalışanı olan çiğdem abla affalamış gibi bana tuhafca bakmıştı."önemli değilse gelmeyeceğim uyuyacağım."çiğdem abla dudaklarını ıslatmış"muhtemelen biraz alışın diye çağırıyordur beyim."
"paşamıza söyleyin gelmiyorum yorgunum uyuyacağım."bir çırpıda hızla konuşmuştum.ciğdem abla sözlerime karşi yabancı bakışlarla bana bakıyodu"tamam alya hanım"demiş odadan çıkmıştı.ellerim enseme gitmiş sinirden gülüyordum."dalgamı geçiyorlar bunlar" koltuğa yastık ve örtüyü yerleştirerek yatağımı düzenledigimde örtüyü üzerime örtmüş gözlerim günün yorgunluguyla kapanmıştı..
YAZARDAN.
alparslan odaya girdiğinde odadaki kadına bakmıştı.alışık olmadığı bir duyguydu alparslan aslanın sınırları vardı ve bu sınırlar ailesi için de geçerliydi fakat artık sınırlarını aşan odasına giren bir kadın vardı.artık benim degil bizim diyecekti garipsemişti bu duyduguyu.alparslan aslanin duvaraları fazlasıyla yüksek ve kalındı ne babası ne annesi hiç biri yıkamamıştı bu duvarları bir saygı gördüğü sözlerine onem verdiği dedesi bedir ağa vardı o kadar.
herkesin içinde kimsesizdi küçüklükten beri bu durum böyleyken aşılan bir sınır vardı ortada alparslanın odasına katına kimse giremezdi sadece temizlemesi için çiğdem ablası girerdi o da haftada bir kez.şimdi ise odasına kadar girmiş bir kadın vardı.karısıydı bir yabancı değil kadınıydı.
sıkıntılı bir nefes vermiş giynme odasına girip üzerini değiştirmiş şortunu giyerek odadan çıkmış yatağına uzanmıştı.yatağın sol tarafında kalan alyaya doğru sol omzunun üstune dogru yatmış koyu kahve rengi gözleri alyanın yüzünde geziniyordu.alya sıradan bir kız değildi yaşadıklarından ders çıkarmış fakat ailesine hâla bağlı olan sert.sevdiklerine samimi düşmanlarına karşi soğuk kanlıydı.bu olay bir kadını fazlasıyla sarsardı alyayıda sarsmıştı fakat alyada diger kadinlardan daha farklı bir durumu görmüştü...
alya fazlasıyla soğuk kanlıydı.onu kaçırmadan önce tabiki araştırmıştı alyayı ve alya her olumsuz durumda tarafını belli etmeden durmayan birisiydi.duyduklarına göre alya ailesiyle kavga edip abisinin evden kovmasıyla evi terk etmeden once ailesine abisine bağlı birisiydi sıcak kanlı sevecen birisiydi fakat işi için şu yaşına kadar abisine babasına karşı çıkmayan alya ilk defa karşı çıkmış kavgadan sonra istanbula gitmişti.
alaparslan biliyordu buralarda bi kızı ailesi bıraktıysa temelli bırakırdı evlatlıktan reddetmek bu olsa gektiki alya bir çatışmada vurulduğunda ne ailesinden nede akrabasından kimse yanına gitmemişti...bir yıl...insanı nasıl değiştirmişti biliyordu alparslan bu duydugaların yabancısı değildi.fakat bir kadın için ağırdı bunlar ki duyduğuna ve yaptıklarına gore alya duygularından çok gururuyla hareket eden birisiydi.
ve galib sarsılmaz otoriteri olan alyanın gururu ilk defa çiğnenmişti....
sabahın soğukluğu ile alya güne erken uyanmıştı gözleri aynanın karşısında kravatını duzeltiyor olan alparslan aslana gitmişti.durumu algılamayan alya yumulan gözlerini hızla açmıs alparslana bir daha bakmışti bu gün düğünü olacaktı.seslice yutkunan alya ile alparslan kahverengi gözlerini ela gözlere çevirmiş ardından odadan çıkmıştı.alyanın yüzünü tüm duygular taşıyorken alparslanın gidişine karşı anlatamadığı kötü bir duygu vardı bu gün alparslanın başarısı alyanın ise kaybediş günüydü.gözleri doluyorken yaptığı şey sadece susmaktı.kalbi öyle bir yanıyordu ki anlatamazdı bu durumu anlatamazdı bu duyguyu.
alyadan.
yataktan doğrulduğumda ayağa kalkmamı bekleyen göz yaşlarım gözlerimden akmıştı damla damla dökülen göz yaşlarımı görmem dahada acınası bir halde olduğumu bana tekrar hatırlatmıştı.banyoya girmiş suyun bedenimi ıslatmasına izin vermiştim.suyun yerdeki akışını izliyordum...hayatımı sorguluyordum..bir kez daha kalbim kırılmıştı agabeyime.neden?.niye? bu sorularım cevapsız kalacaktı.artık nedenini anlatsada ben dinlemez ve asla bu soruyu ona sormazdım.
duştan çıktığımda odadaki kadınlar ile göz göze gelmiştim."alya hanım hazırsanız buyrun şöyle geçin."gözlerimi etraftaki düzenli olan dağınıklıktan çekmiş kadının gösterdiği sandalyeye oturmuştum.tüm bunların hemen bitmesini istiyordum.
saçım enseden topuz yapılmış makyajımı ise sade yapmalarını söylemistim.çalışanlar gittiğinde ise yatakta duran gelinliğe bakmıştım.severek isteyerek evleniyor olsaydım bu gelinlik hayalimdeki gelinlik der mutlulukla giyerdim fakat şimdi herşey bambaşkaydı gelinlik bir yerden tanıdık gelmişti daha önceden sosyal medyada görmüştüm.
model olarak dar beli saran zarif olan gelinliği giyinmiştim fakat arkadaki fermuarı kapatmakta zorlanıyordum.kapı tıklatıldığında arkamı dönmüş "girin" demiştim.gözlerim az önceki takım elbisesi değişmiş olan alparslanda gezinmişti ardından yanında duran ceylan ve fırat çiftine bakmıştım."birazdan birlikte aşşağı inersiniz"ceylanin sözlerinin ardından fırat alparslana kısa bir bakış atmış alparslan kulağına bir şey söylediğinde fırat aslan başıyla onaylayıp ceylan ile birlikte gitmişti.
gözlerim giden çiftin ardından kahverengi gözler ile buluşmuştu"bir şeye ihtiyacın var mı?"sorduğu soru üzerine kararsız kalmıştım.adımlarını yakınlaştırıp onümde durduğunda duruşumu düzeltmiştim.bakışlarımı gözlerinden çekmiş istemeyerekte olsa"fermuarı kapatamıyorum."demiştim.
bakışlarını omuzlarımda hissetmiştim.gözleri omzumda az da olsa bolluk yapan gelinlige gitmişti."arkanı dönermisin"kurduğu cümle üzerine bakışlarım kahverengi gözlere gitmiş ardından arkamı dönmüştüm.gözlerim boy aynasının bizi gösteren yansımasına gitmişti.alparslan aslanin büyük damarli ellerini çıplak kalan soğuk tenimde hissettigimde rahatsızlikla bir an önce bitmesini istiyordum.yavaşça fermuarı kapattığınde kahverengi gözler sırtimdan aynadaki ela gözlerime çıkmıştı.ela gözlerimi kahverengi gözlerden ayırarak önüme dönmüştüm.
"hazırsan inelim"boğuk sesini duyduğumda ona bakmayarak başımı onaylarcasına sallamıştım.
odadan ve bulunduğumuz kattan çıktığımızda zılgıt sesleri duyulmuş davul sesleri konakta yankılanmaya başlamıştı.bu durum üzüntümü öfkeye çeviriyordu.ne gerek vardı böyle sahte mutluluk gösterisine.bu olanlar gözümde sadece bana ve aileme yapılan saygısızlık olarak beliriyordu.konaktan çıktığımızda açılan kapı ile arabaya binmiştik.araba ileriye doğru hareketlendiğinde akımda dolanan binlerce soru vardı binlerce düşünce.
doğup büyüdüğüm bu topraklara hiç ayak basmamayı istemiştim.urfanın çeşitli zor yaşanmışlıklarını biliyor ve duyuyordum fakat bir gün benimde başıma geleceğini düşünmemiştim.buradan kovulduktan sonra hiç buraya gelmemeyi ummuştum.keşke kerem.ve serhat ağabeyimin beni kovduğu o gecede kalsaydı urfadaki anılarım.ben adeta beniğimi unutuyordum.sussam gönlüm razı değil ama konuşsamda kime ne faydaydı.bu bir iki günde suskunluk beni ele geçirmişti olanlar öyle ağır geliyordu ki bu olanlar sadece bir rüyadan ibaret olsaydı ama değildi.adeta ölüm sarhoşluğundaydım.
kendime söz vermiştim dik duracaktım şu saatten sonra kimseye acımayacaktım canımı yakan insanlara olan merhametimin bu gün son günüydü.
suskunluğum ile beni ödürecek olan düşüncelerimle gökyüzüne ne kadar süredir bakıyordum bilmiyordum fakat duyulan bir ihtar nedeni ve yüzüme çarpan kırmızı-mavi ışık ile araba durmuştu.bakışlarım arabadaki insanlara gittiğinde herkes dışarı bakıyordu.kalbim ritmini arttırmıştı aklıma gelen tek bir düşünce vardı.arkadaşlarım...
"ağabey memur bey herkesin arabadan inmesini istiyor."şoför bey konuştuğunda alparslan kapıyı açmış çıkmıştı ardından arabada bulunan fırat ve ceylandan sonra bende inmiştim.düğün konvoyunu durduran arkadaşlarima ve arkalarında duran ekibe bakmış ardından ilerleyerek önlerinde durmuştum.orada bulunan tek bir kişinin bakışları yüreğume kor oluyordu.
murat..
sırlarımız birbirimizleydi.biz birbirimizi iyi anlardık.o bana öyle bir bakıyordu ki her duyguyu görüyordum.hırsı,öfkeyi,merhameti ve şefkati.
"alya kara...bu gün itibari ile şanlı urfa özel aile iznin ekibin ile beraber bitmiştir.kışlaya ekibin ile birlikte dönmekte zorunlusun ama bunun öncesinde kurul toplantısına katılman gerekiyor"murat,gokhan ve asaf duruşlarıyla adeta herkese meydan okuyorlardı.üçlünün sert keskin ve kendinden emin bakışları insanı ürküten tondaydı kardeşlerimi ilkdefa böylesine kardeşini korumak için herşeyi göze alabilecek kıvamda görmüştüm.
"belgeniz var mı"alparslan istivini bozmamış diyologda bulunan o resmiyeti dahada arttırarak sanki inat edercesine sormuştu.
asaf kağıdı alparslanın avuçlarına bıraktığında alparslan kağıdı ciddi ciddi uzun uzun okuyordu.
ben ise başımı iki yana sallamıştım."murat-"sözümü kesen muratın sesi olmuştu."sus alya.sen hiç konuşma"muratın sinirli çıkan sesi beni dahada geriyordu.
gökhana baktığımda alparslana öldürecekmiş gibi baktığını görebiliyordum keza asaf'ta fırata aynı şekilde bakıyordu.
"ufak bir telefon görüşmem olacak ardındanda sizin bir telefon görüşmeniz olacak"alparslan sözlerini bitirdiğinde telefonunu kulağına götürmüş bulunduğumuz alandan uzaklaşıyordu.
ben ise alparslanın gidişini fırsat bilip dudaklarımı ıslatmıştım."murat gökhan asaf gelin şuraya bir şey konuşacağım"sert tutmaya çalıştığım sesim ile gökhan cevap vermişti"murat sus dedi sana duymadın mı?!"gökhandan duyduğum sert sözler beni şaşırtırken içimdeki düşünceyi sesli dile getirerek"bu tavrınızın nedeni nedir"diye sormuştum.
"senin yine belliki tedaviye gitmen gerekiyor eski saçma salak fedakâr alya geri dönmüş"kaslarım çatılırken dudakladımı ıslatmıştım"her ne yapmaya çalışıyorsunuz aklınızda ne plan var bilmiyorum ama bu sözler senin sözlerin değil gökhan bunu iyi biliyorum"dediğim ile alparslanın yanıma gelişiyle susmuştum.
onun yanında dostlarımla kavga etmek istemiyordum.
"aksine bunlar benim gerçek sözlerim ayla.kusura bakma kardeşim ama daha öncesindede piskoloji ilaçları kullanmış ve sonrasında ise türlü sorunlarla karşılaşmış birisi olarak bu olanlara karşı duruşun ile sağlıklı düşünmediğini anladık"gökhan acımasızca konuştuğunda
kalbimde bir acı oluşmuştu.bunları böylesine gelişi güzel söylemesi kalbimi kırmışti.belki söyledikleri dogruydu fakat herkesin içinde söylemesi uygun degildi.
herkesin bakışlarını üzerimde hissettiğimde rahatsızca dudaklarımı ıslatmıştım."gokhan-"sözlerimi bölen telefon zil sesiydi.
gökhan cebinden çıkardığı telefona bir süre bakmış ardından gözleri alparslana gitmişti.isaret parmağı telefonun ekranina gittiğinde kulagına götürdüğü telefon ile dikkatim gokhandaydı sadece.
yanımda hissettiğim hareketlilikle sağıma dönmüstüm.alparslanın elini belimde hissettiğimde beni arabaya dogru yürütüyordu."neoluyor"diyerek yüzüne bakmıştım."sen arabaya geç bizde minimum bir dakika sonra geleceğiz"kurdugu cümle üzerine belimdeki elini çekmiştim."hayır ne oluyorsa gözümün önunde olsun biniceksek arabaya beraber bineriz"demiş gökhanın yanına doğru ilerlemiştim.
gökhanın bakışları sertleşirken çenesinin kasıldığını görmüştüm.şu an karşı taraf her ne söylüyorsa gökhanın canını fazlasıyla sıkmıştı
"komutanım böyle birşeyin mümkünatı yok nasıl sessiz kalabilirsiniz"gokhanın nihayetinde kurduğu cümle üzerine tedirgindim.
"emredersiniz"telefonun kapanmasıyla gökhanın bakışları alparslandaydı asaf ve murat ise gökhanın telefon gorüşmesinin sorunlu bittigini anlamışlardı.
gokhanın gözleri tekrar ela gozlerimi buldu."alya.."öyle içten ince sesiyle adımı söylemişti ki yürek dayanırmıydı bu acınası sese..
"bile bile kendini hiç istemediğin bir hayatamı sürükleyeceksin.pes mi ettin gerçekten.bizim tanıdığımız alya bu kadar güçsüz değildi ucunda ölüm dahi olsa savaşırdı yıkılmazdı"
sesli bir şekilde yutkunmuştum.gözleri gozlerimdeyken ben dolu gözlerimle tek tek baktım dostlarımın gözlerine. az da olsa tebessüm etmiştim."bu ne bir pes ediş,ne de bir direniş.ucunda ölümde vardı ama benim ölümüm değildi.ben başkası için ölmeyi göze alırdım hep değil mi?. şimdide öyle ben ağabeyim nefes alsın diye kendi ölümümü göze alıyorum."
"sen bunu ailen için yapıyorsun.peki ya kardelen? o seni ailesi olarak gördü.sen ailen için gidiyorsun peki o ne yapsın!."
akan göz yaşlarım umrumda değildi olanlar yaşananlar söylenenler öyle zordu ki anlatamazdım yaşanırdı sadece.
"özür dilerim...ben böyle olsun istemedim."bogazımdaki yumru canımı acıtacak cinsteyken kalbimdeki yara yana yana kanıyordu.dostlarımın gozlerinde bu defa suçluluk duygusunu gördüm.arkamı dönüp indiğim arabaya geri bindim.göz yaşlarımı makyajım bozulmadan silmiştim keza profesyonel yapılmış makyajım göz yaşına dahi dayanıklıydı bunu da buradan anlamış olduk
çok geçmeden alparslanın yanıma oturmasıyla ceylan ve fıratı karşımda görmüştüm.
yol boyu kimse bir şey dememişti.salonun önüne indigimizde alparslan inememe yardım etmişti.kolunu uzatmasıyla tutmuş halay seslerinin yoğunlaştığı salona giriş yapmıştık.zılgıtlar eşliginde bizim için ayrılan masaya geçmiştik.
aradan ne kadar zaman geçmişti bilmiyordum.soğukkanlılığımı korumaya çalışıyordum.
gözlerim gelen konuklarda tanıdık bir kac sima aradı fakat yoktu.yanımdaki hareketlilige baktığımda ceylan arslan gelmişti."hadi halaya kalkın"kahverengi gözler ela gözlerimse bir kaç saniyeligine gezinmiş ardından"böyle iyiyiz ceylan"sesini iştittim.
ceylanın memnuniyetsiz hali ile yanımızdan uzaklaşmıştı.
bu defa ise ileriden bize doğru gelen fırat aslan yanımıza gelmişti..müziğin şiddetli sesinden dolyı her ne dediyse duymamıştım keza zaten her ne diyecekse de benim duymami istemeyecek tonda kısık konuşmuştu.
alparslanın kahve rengi gözleri, ela gözlerimi buldu ardından kendinden emin bir şekilde fıratın kulağına konuşmuştu.
fıratın başını olumlu anlamda sallayı uzaklaştığında alparslan tekrar bana dönmüştü.
"alya halaya girecekmisin"işittiğim cümle ile dalgamı geçiyor diye yüzüne daha dikkatli baktım."dalga mı geçiyorsun"ciddi bir şekilde sorduğum soruya"hayır"tok sesi ile onun ses tonunu taklit eder gibi "hayır"demistim.ardından önüme döndüm.
yanımdaki alparslanin kalktığına şahit olduğumda şaşırarak alparslanı izliyordum.
ayağa kalkmış fıratın yanına geçip halayın ortasına geçmişti.alparslanin gelmesiyle dahda coşkulaşmıştı halay.
gözlerim inanamayarak halaydaki alparslandaydı.sanki isteyerek evleniyorduk sanki hiç kardeşi agabeyimle kacmamaış gibi halay cekiyordu.
sinirim altüst olurken gözlerim salonun her köşesini süzdü.gelen konukları,insanların yüzündeki gülümsemeleri..ardındansalonun girişindeki kapıya gitti bakışlarım.
tanıdığım kimse yoktu.kırşan'lardan sadece ben vardım ve aslan aşireti.
göz kapaklarım kapandı ve bir şeyi daha şaşırarak fark ettim.dışardaki bunca gürültüye karşı kafamdaki düşünceler daha sesliydi.
düşüncelerim bulunduğum ortamdaki sesi bastırıyor sadece kendi düşüncelerimi duymamı sağlıyordu.
açtım gözlerimi sanki inat eder gibi duruşum dik olacak şekilde herkesin yüzüne tek tek bakıyordum.bu insanlar genç bir kızın hayatının kotü bir yönle bitirilmesine nasıl bu kadar sessiz kalabiliyorlardı.
küçüklüğümden beri her bir olyada hep şu lafı duyuyordum 'cemaati toplayalım onlar karar verecek' bu ve buna benzer sözler.
ve ben aşiret kızı olarak sadece şunu diyordum.boş bomboş.bu cemaat diye adlandirılan güyya uzlaşmak için topanan bu topuluk sadece güçlüye hak veriyordu.
haklıya değil haksızda olsa güçlü olana boyun eğiyorlardı.oysaki uzlaşmak bu değildi.
ve sonunda çalınan şarkı susmuştu.düğünün başından beri canlı performans sergileyen sanatçı beyfendi konuştu tekrar"ki buke ki bu ke(kim gelin kim gelin).sadece kandınların yüksek sesi duyuldu salonda."alya buke (alya gelin)"
zılgıt sesleri duyuldu özelliklede yaşını almış kadınlardan duyuldu bu zılgıt sesleri.
"ki zawa ki zawa"sanatçı bu defa damadı sordu yuksek enerji dolu sesiyle.
salondaki adamların gür sesi kızlara gore daha yüksek çıkmıştı"Alparslan zawa"
zılgıt sesleri tekrar yükseldi.
müzik sesi tekrar duyuldu fakat bu defa dans müziğiydi.
alya yüzündeki ifadesi ile hiç istemediğini fazlasıyla belli ederken alparslanın adımları kendisine doğru yöneldi.
bana yakın son bir adımı daha attığında yanıma gelmisti.uzattığı eline bakıp ardından yüzüne bakmıştım.ifadesizdi.
benim soğuktenimin aksine sıcak olan uzattığı eline elimi koydum.ayağa kalkmış alkışlar eşliğinde pistin ortasına doğru ilerlemiştik.
bir eli belimi diger eli ise elimi kavradı.bende eşlik ederek boşlukta duran elimi omzuna yerleştirdim.
yavaş adımlar ile dans ediyorduk.
"nasıl hissediyorsun"
teninden daha soğuk olan sesini kulaklarım işittiğinde ürpermiştim.
"cevap vermemeyi tercih ediyorum"ifadesizce konuşmuştum.
gözlerim gözlerine uzandı ardından ben de sordum " merak ettim. sen nasıl hissediyorsun"kahve rengi gözleri gözlerimdeydi."nasıl hisettmem geriyorsa öyleyim"dediğinde başımı sallayım bakışlarımı salona çevirmiştim.
"belli oluyor ne hisettiğin"ister istemez sesli bir şekilde düşüncemi dile getirmiştim.alparslan hiç takmamayı tercih etmiş gibi başıyla onaylamıştı.
müziğin sona gemesi ile ayrılmıştık oturduğumuz masaya ilerlemiştik.
zaman olduğundan yavaş geçerken sonunda düğün hiç tanımadığım insanların beni tebrik edip salondan ayrılmaları üzerine bitmişti...
......hayat ne garipti.alya bu düğünün bir başkası için olmasını diledi.fakat değildi...
alya ağbeyi için kendini feda etmişti.daha genç bir kızken bu töre,aşiret işlerini bilmezken.o töreninde.aşiretinde tam içine düşmüştü.
bu süreçte neler yaşanacak vefasızlıklar kimlerden görülecekti.
BOLUM SONU
Y