İçimde oluşan o derin boşluk hissi ile beraber yanarak kül olmuştum sanki. Ama bu sefer bedenim değil, kalbim kül olmuştu. O kadar boştu ki içim. Bir tarafım bana doğru yoldasın diyor, bir tarafım bunlara inanma diyor. Kurtulamadım...
Şuan abime, yengeme ve en çok da kendime nasıl hesap vereceğimi bilemiyorum. İçten içe üşüyorum galiba. Ama soğuktan değil, dertlerden üşüyorum.
Rüzgar boşa esiyor, beni üşütmüyor. Beni üşüten şeyi rüzgar bile çok iyi biliyor. Hâlâ yaşanan bazı şeyleri aklım almadığını rüzgar, arkamdaki deniz belki benden daha iyi biliyor. Duygularımı, hislerimi ve herşeyimi...
Ve içeri girdim. Derin bir nefes aldım ve zor da olsa o adımı attım. Annem ve babam, abimin küçük kızı Umay'ı kucaklarına almış gülüşüyorlardı.
Tam odama çıkıyordum ki Abim ve yengem yakaladı beni. Abim sırıtmaya başladı.
"Nereye küçük hanım? Daha yeni geldin. Buyur yukarıya."
Dedi ve kolumdan tutup beni odama götürdü. Yengemde peşimden geldi. Yengem ile yatağıma oturduk. Abim ayakta beni sorguya çekiyordu.
"Evet Gizem hanım, sizi dinliyoruz. Ne zamandır bu çocukla arkadaşsın ve sevgili olmaya karar verdin. Çabuk söyle Deniz her an odayı basabilir. Annemlere yetiştirme ihtimali var."
Bu sefer yengem atıldı.
"Canımın içi kendini rahat hissediyorsan söyle. Giray, rahat bırak kızı."
"Şey yani... liseden bir arkadaşımdı da. Öyle oldu." Dedim ve konuyu kapattım. Abim biraz ısrar etsede yengem izin vermedi. Allahım, çok utanıyorum!
Onlar odadan çıkalı bir iki saat olmuştu. Gece 2'yi bulunca evde bir sessizlik oluştu. Ben ise niye bu saate kadar uyanık kalabildiğimi merak ediyordum.
O sırada telefonum çaldı. BU SAATTE?! Gözlerimi açmaya çalışarak ekrana baktım. Batuhan arıyordu. Açtığımda sesi acıklı geliyordu.
"Gizem, kanka sana yarın aşırı önemli birşey anlatmam lazım. Beni senden başka kimse anlayamaz. İçimde tuta tuta yoruldum artık."
"Ne oldu Batuhan?!"
"Yarın hepsini detaylıca anlatacağım." Onayladım ve kapattık. Merak etmiştim şuan. Acaba Batuhan bana ne anlatacaktı?! Uyumak en iyisi...
Sabah saat 8'de uyandığımda hava karanlıktı. Güneş öğlen açacak gibi görünüyordu. Hızlıca üstümü giyinip aşağı indim.
Abim ve yengem ortalarda yoktu. Dünkü yolculuklarından yorgun çöktüklerini anlamam uzun sürmedi. Ama annem kucağında Abim'in kızı Umay ile yanıma geldi.
"Baksana halası ne kadar tatlış." Gülümsedim ve kucağıma alıp yanaklarından öptüm.
"Benim canım yeğenim." Derken annem dışarıya bakıyordu. Ve bana seslendi.
"Gizem, şu kapının önündeki araba ne? Seni biri mi alacak?" Yutkundum. Ve anneme döndüm.
"Ah, araba nerede ki?!"
"Görmüyor musun kızım? Şu siyah renkli büyük arabadan bahsediyorum. Kime gelmiş acaba?"
"Her neyse. Mahalleden birine gelmiştir. Burada tek biz oturmuyoruz sonuçta." Dedim lafı döndürerek. Başını salladı. Ya bu şapşal hergün beni böyle kapımdan alacak mı?
Sessizce aşağı inip arabanın yanına gittim. Camı açtı. Ben ise ona sinirli sinirli baktım.
"Beni hergün alamazsınız Ayaz Dinçer. Arabaya binmiyorum." Sırıttı.
"Size bir joker hakkınız olduğunu söylemedim hanımefendi. Buyrun ultra lüks arabamıza." Ben inat edip binmeyince bu sefer bana yaklaştı.
"Ya arabaya binmeyi tercih edersiniz, ya da bende bütün mahallenin önünde sizi kucağımda arabaya bindiririm. Karar sizin."
Oflayarak arabaya bindim. Emniyet kemerimi bile o takmıştı. Allahım, bu bana gerçekten bir duygular besliyor olmasın?! Yok canım, beslemiyordur. Yani inşallah.
Okulun önüne geldiğimiz an bana kapımı açıp elimi tuttu ve tüm okulun karşısında gözlüğünü takıp havalı havalı yürümeye başladı. Küçük bir topluluk bizi ölesiye yakıştırsa da eminim ki tüm okulun dilinde dedikodu konusu olmuştuk.
Bu beni bazen ciddi anlamda rahatsız ediyordu. Ama Ayaz'a göre hava hoş'tu. Çünkü yine sadece tamamen suçlu benmişim gibi bütün oklar bana çevrilecekti.
Sınıfa ulaştığımızda hâlâ elimi bırakmamıştı. Elimi ondan zorla kurtardığımda sıraya geçmiştik. Çağla iki sıra ötemden, İclal ile bana göz kırparken ben burada isyan ediyordum.
Bir iki ders geçti. Tenefüs çaldığında Batuhan bana döndü.
"Gizem, daha içimde tutamayacağım artık. Sana herşeyi Söyleyeceğim. Ama burada olmaz. Benimle gel."
Allahtan Ayaz yanımda yoktu. Başka çocuklarla biryere gitmişti. Batuhan elimden tutup beni sürüklerken ona durmasını söyledim. Beni dinlemedi. Çok telaşlı görünüyordu. En son beni büyük terasa getirmişti.
Orada bulunan ahşap yerlere oturduk. Ve ona tekrar sordum.
"Batuhan, bir sorun mu var?!" Kafasını birkaç saniye kaşıdı. Ve bana döndü. Gözlerindeki utançlık ateşi bana her baktığında daha da körüklenirken o söze girdi.
"Var... Var Gizem. Kendime göre bir kız bulacaktım ya hani. Ben galiba aşık oldum Gizem. Her hareketleri, tavırları, biçimli yüzü beni benden alıyor. Ve sana bu özel ve güzel kızı söylemekte bir sakınca göremiyorum." Merakla kaşlarımı çatıp ona baktım. .
"İ-İclal." Diye bir söz çıktı dudaklarımın arasından. Şoka uğramıştım o an. Batuhan ve İclal'mi?! Yeni bir aşk'mı doğuyor?
"Ciddi mi söylüyorsun Batuhan? Bu çok güzel." Dedim etkilenerek.
"Evet, bunlar gerçek. Aynı sen ve Ayaz gibi. ÇBirbirimizden kopmayan ikili olacağız..."