Hayatta olmaz öyle birşey..
Tekrar gözlerini kaçırarak denize baktı. Ve derin bir nefes aldı.
"Bu hediyeyi sana verme sebebimi sorma. Hiçbirşey sorma. Sadece kabul et."
"S-Sağol ama," Dedim ama devamı gelmedi. Ayağa kalktı ve üstündeki ceketini sırtıma koydu. Elini uzattı.
"Hadi. Geç oldu, seni eve bırakayım." Onun peşinden yürüdüm. O içindeki duyguyu merak ediyordum şuan. Niye beni bu kadar önemsiyordu ki? Beni gerçekten seviyor muydu yoksa?! Yok canım, daha neler.
Eve geldiğimizde saatin çok geç olduğunu gördüm. Abimler İsviçre'de oturdukları için buraya gelmeleri çokta mümkün olmuyordu. Ve yılda bir kere geldikleri için bir ay burada kalacaklardı.
Allahım inşallah abim beni görmez. Görürse biterim. Yavaş ve korkak adımlarla arabadan indim. O da inip bana baktı. Anlamayarak kaşlarını çattı.
"Ne oluyor? Titriyorsun baya."
"Şey... Abimler geldi de. İnşallah beni görmez diyordum. Bu saatte dışarıda olduğumu bilse biterim ben." Dedim endişeyle. Bir kahkaha attı.
"Oh, küçük hanım endişeye mi kapılmış? Kıyamam ben sana." Gözlerimi devirdim.
"Ya sussana! Duyacaklar şimdi."
Derken korktuğum şey olmuştu. Arkamdan gelen ses. Tanrım, Abimin sesi. Şimdi işim bitti. Kafamı robot gibi çevirdim. Abim tek kaşını kaldırmış, ikimize bakıyordu. Kahretsin! Onun ceketi hâlâ üstümde. Gülerek yüzüme baktı.
"Konuşmanızı bölmeseydim abicim. Baya iyi sohbet ediyordunuz da." Yutkundum.
"Abi açıklayabilirim." Ayaz sırıtarak yere bakıyordu. Ah, bu çocuğu döveceğim! Abim de sırıtınca şaşkın şaşkın ona baktım.
"Niye orada duruyorsunuz? İçeriye buyrun. Tanıyalım seni delikanlı."
Ben sinir bozukluğu ile gülerek Ayaz'a baktım. O ise kendinden emin bir şekilde abime doğru yürüyordu. Ceketi omzumdan alıp ona fırlattım. Gülümseyerek tuttu. Ve sonuç...
Arka bahçeye oturduk. Yengemde peşimizden gelmişti. O arada ona ve abimle olan küçük kızlarına sarıldım. Abim Ayaz'ı baya bir süzdü. Ve konuşmaya başladı.
"Adın ne senin?" Gülümsedi.
"Ayaz. Gizem belki bahsetmiştir." Abim kaşlarını havaya kaldırarak bana baktı.
"Valla 18 yıllık kardeşim oluyor, ama hakkında doğru düzgün hiçbirşey öğrenemiyorum. Gizem sevgili yaptığın zaman bana da fırsat buldukça haber et tamam'mı abicim?!"
Ben tam sevgili olmadığımızı söyleyecekken Ayaz araya girdi.
"Evet. Unutmuş olabilir. Biz bir ara sadece tanışıyorduk. Ve şimdi sevgiliyiz."
"Ne güzelmiş. Bu arada baya bir yakışıyorsunuz. Leyla, ne yapsak?! Biz bu kızı bu oğlana versek mi?" Gözlerimi büyüterek abime baktı. Abim bir kahkaha attı. Yengemde aradan sırıtıyordu.
"Şaka kız şaka. Seni bu yaşta kime veriyormuşum ben. Ama onun dışında sorun yok. Biz yengenle sizi idare ederiz ama o eninde sonunda babamın kulağına gider. Haberiniz olsun."
Ben yine tam birşey söylüyordum ki o atıldı.
"Siz hiç merak etmeyin. İyi bakacağım kardeşinize." Abim gülümsedi. Ayaz'ı sevmişe benziyordu. Tanrım, benim bu duyduklarım gerçek miydi?!
Abim doğru mu söylüyordu. Normalde kızması gerekirken... Bilemiyorum. Belki bir bildiği vardır. Çünkü çabucak kabul edip kesip atmaz böyle şeyleri.
Bir anda Ayaz'a bakmış bulundum. Göz göze geldik o an. Hemen gözlerimi kaçırdım. Yengem bize bakıp gülüyordu. Susması için ona gözümü büyüttüm.
Abim kalktığı an bize baktı.
"Azcık konuşun ama çok sürmesin. Gizem, sen sonra gelirsin. Konuşacaklarımız var daha. Hadi Leyla, gidelim." Dedi sırıtarak. Allahım bittim ben!
Hemen ayağa kalktım. Ve ona kitlendim.
"Ne yapmaya çalışıyorsun?! Beni soktuğun durumun farkında mısın?"
O da ayağa kalktı. Ve bana yaklaştı. Burnu yine ve yine burnuma değince sanki ağzım düğümlenmişti. Zor olsa da yutkundum.
"Küçük tatlı yalanımızı devam ettiriyorum. Ve bakıyorumda baya hoşunuza gitti bu." Dedi üstüne basarak. Koluna vurdum.
"Çok kötüsün." Dedim yavru kedi gibi çıkan sesimle. Sırıttı.
"Ta kendisi. Abine bu tam bir öküz diye de ekle olur mu?! İnan çok mutlu olurum. Görüşürüz GÜZELİM."
İnadına yapıyordu. Ve beni daha çok zor duruma sokuyordu. Derin bir nefes aldım onun gidişini izlerken. BEN ŞİMDİ SENİNLE...
