İçeriğe geç

UNUTULMUŞ KEHANET VE GELECEĞİN MİRASI - KILIÇLAR, KANATLAR VE TAÇLAR SERİSİ # 1

Bölüm 2 · 2 dk okuma

UNUTULMUŞ KEHANET VE GELECEĞİN MİRASI - KILIÇLAR, KANATLAR VE TAÇLAR SERİSİ # 1

Bölüm 2

BÖLÜM 2

Kael ve ben Dağlar Geçidi’ne vardığımızda içimde heyecan ve korku karışımı bir his vardı. Ufak da gerginlik. Ejderhalar...

Vadinin üzerindeki bir kayaya tırmanarak aşağıyı izledik. Ejderhalar her zamanki gibi ihtişamlarıyla oradalardı ama bir şeyler... Farklıydı.

Abimin anlattıklarına göre normalde havada zarifçe süzülen, kayaların üzerine kıvrılarak dinlenen bu efsanevi yaratıklar, huzursuzdu. Bazıları hırçınca birbirlerine kanat çırpıyor, bazıları tedirgin bir şekilde başlarını kaldırıp çevreyi inceliyordu. Kael kaşlarını çattı.

- Bunlar iyiye işaret değil, diye mırıldandı.

Tam o sırada solumuzdaki çalılığın içinden hışırtılar duyuldu. Nefesimi tuttum, Kael hemen elini kılıcının kabzasına götürdü ve beni arkasına çekti. Aniden üzerimizde bir gölge belirdi. Kalbim deli gibi çarptı. O an, vadideki en büyük ejderhalardan biri, hareketliliği fark edip başını bizim olduğumuz tarafa doğru çevirdi ve...

Ani bir kükreyişle devasa ağzını açıp bulunduğumuz bölgeye doğru ateş püskürttü.

- Yere yat, diye bağırdı Kael, beni hızla yere çekerek üzerime kapandı.

Alevler üzerimizden geçerken sıcaklığı yüzümü yakacak kadar hissettim. Çalılıklar bir anda alev aldı, duman yükseldi. Ejderha birkaç saniye daha olduğu yerde durdu sonra kanatlarını açıp havalandı. Arkasından bir sessizlik çöktü. Kael üzerimden kalkıp derin bir nefes aldı.

- Tamam buradan hemen gidiyoruz, dedi.

Ben ise ilk kez bir ejderhanın gerçek yüzünü görmüştüm ve içimde, garip bir his vardı. Korku değil! ... Merak.

Kael beni hızla eve götürdü ama aklım vadide kalmıştı. Ejderhalar neden böyleydi? Onları korkutan, tedirgin eden şey neydi?

Annem eve döndüğümüzde endişeyle üzerime eğildi.

- Aveline, iyi misin?, diye sordu.

Başımla onayladım ama aslında iyiden çok uzak hissediyordum. Endişeliydim. Yemek boyunca Kael ejderhaların fevrileştiğini artık eskisi gibi olmadıklarını anlattı.

- Böyle giderse kral, vadideki ejderhalar için bir önlem almak zorunda kalacak, dedi ciddi bir sesle.

Önlem almak mı? Yani onlara zarar vermek mi? Bu düşünce beni korkutmuştu. Onlara bir şey olmamalıydı ama neden böyle davrandıklarını öğrenmeden bunu kimse engelleyemezdi...

*****

Ertesi gün Lyra, Orion ve Felix (En yakın arkadaşlarım) ile her zamanki gibi ormanda buluştum ama onları dinleyecek modda değildim.

- Ejderhalar bir garipti, diye anlatmaya başladım.

- Büyük olanlardan biri, çalıların arasındaki küçücük bir hareketlilik yüzünden ateş püskürttü.

Lyra merakla yaklaştı.

- Sence neden?

Orion kollarını kavuşturdu.

- Belki de bir şey onları korkutuyordur?

Felix heyecanla:

- Belki de birileri ejderhaları kızdırıyordur, dedi.

Derin bir nefes aldım, dün gece bunun üzerine çok düşünmüştüm. Onları tehlikeye atmayı hiç istemiyordum ama onlardan başka güvenebileceğim kimse yoktu. Sırayla onlara bakıp:

- Bir sonraki gözlem gününde onları takip edeceğiz, dedim. Üçü de aynı anda gözlerini kocaman açtı. Orion:

- Bunu yapamayız çok tehlikeli, dedi. Lyra:

- Ama eğer sebebini bulabilirsek belki de ejderhalara yardım edebiliriz, dedi. Felix:

- Ben varım!, diye bağırdı heyecanla. Orion iç çekti sonra başını kabul edercesine salladı ve şöyle dedi:

- Bende ama dikkatli olmalıyız.

Ve böylece, bir plan yaptık. Kael ve gözlemcilerin bir sonraki gözlem günü belliydi. O gün erkenden buluşacak, gözlemcileri takip edecek ve ejderhaların neden huzursuz olduğunu anlamaya çalışacaktık ama içimde bir his vardı. Bu sadece bir macera olmayacaktı. Bu ejderhaları kurtarmak için attığımız ilk adım olacaktı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.