İçeriğe geç

Unutulanların Soyu

Bölüm 21 · 9 dk okuma

Unutulanların Soyu

Bölüm 21

Bölüm 21: ÜÇÜNCÜ MÜHRÜN GECESİ

Livia'nın "İçindeki şey uyandı." sözlerinden sonra şapelin içinde hiçbirimiz birkaç saniye boyunca hareket edemedik. Sanki zaman, duyduğumuz cümlenin ağırlığını anlamamız için kendine küçük bir ara vermişti. Mumların tamamı sönmüş, dışarıdaki yağmur taş duvarlara sertçe vurmaya başlamıştı. Karanlığın içinde yalnızca Bonnie'nin ellerinden yayılan soluk ışık ve Castiel'in açılmış kanatlarının kenarlarında beliren gümüşi parıltı görünüyordu. Annemin bana sarılan kollarını hissediyordum. O kadar uzun zamandır hayalini kurduğum bir şeydi ki, şimdi gerçekleşmiş olmasına rağmen rahatlayamıyordum. Çünkü annemin korktuğunu görüyordum. Livia Vesper, yıllarca peşine düşen şeylerden kaçmış, beni uzaktan izlemiş, benim hatırlamam gereken zamanı beklemişti ve şimdi karşısında durduğumda yüzünde bir annenin kavuşma sevincinden çok, yaklaşan bir felaketin bilgisi vardı. Bu, beni korkutan asıl şeydi. Annem korkuyorsa, benim henüz fark etmediğim bir şey gerçekten yaklaşmış demekti. Boynumdaki kolye yeniden ısındı. Taşın içinden yayılan ışık bu kez tenimin altında dolaşıyormuş gibi hissettirdi. Kalbim hızlandı. Gözlerimi kapattığım anda, şapelin taş zemininin altında çok uzaklardan gelen bir çan sesi duydum. Bir kez. Sonra ikinci kez. Üçüncüde ise sesin dışarıdan değil, doğrudan kafamın içinden geldiğini fark ettim.

Livia'nın sesi karanlığı böldü.

"Seraphine, bana bak."

Gözlerimi açtım.

Annemin yüzüne baktım.

"Korkma."

İstemeden güldüm.

"Bunu söylemen hiç yardımcı olmuyor."

Livia'nın dudaklarında kısa bir gülümseme belirdi.

"Biliyorum."

Dean yanıma geldi.

Elini elimde buldum.

Parmaklarımız birbirine geçti.

"Buradayım."

Bu iki kelime, o anda bütün dünyadaki en sağlam şeymiş gibi geldi.

Fakat şapelin arka duvarından gelen çatlama sesi hepimizi yeniden susturdu.

Taşların arasından ince siyah çizgiler yayıldı.

Livia'nın yüzü bir anda değişti.

"Başladı."

---

Şapelin duvarında oluşan çatlaklar yalnızca taşları parçalamıyordu. Çatlakların içinden, sanki duvarın arkasında başka bir dünya varmış gibi soluk kırmızı bir ışık sızıyordu. Bonnie hemen kitabını açtı ve sayfaları hızla çevirmeye başladı. Rowena, Livia'nın yanına giderek eski mühürlerden birinin üzerine eğildi. Sam ile Bobby kapının önünde pozisyon aldı. Damon ve Stefan ise birbirlerinden çok uzakta olmamalarına rağmen aynı anda farklı yönlere bakıyorlardı. Bu kez kimse şaka yapmıyordu. Hatta Damon'ın yüzündeki o alışılmış alaycı ifade bile yok olmuştu. Bunun yerine, yıllardır taşıdığı o eski yorgunluk yüzüne geri dönmüştü. Vesper Evi'nde yaşadığımız bütün olaylar boyunca ilk kez, hepimizin aynı şeyi anladığını hissettim. Artık geçmişi araştırmıyorduk. Geçmiş bizim peşimizden gelmişti. Şapelin taş zemini hafifçe titrediğinde dizlerimin altında titreşim hissettim. Elimi yere koydum. Taş sıcaktı. Sonra bir anda soğudu. İçimdeki mühür de aynı anda cevap verdi. Göğsümün ortasından yayılan bir ağrı bütün bedenimi sardı. Nefesim kesildi. Dean beni tuttu. Sesini uzaktan duyuyor gibiydim. Livia bir şeyler söylüyordu. Bonnie ellerimi tutmuştu. Castiel kanatlarını tamamen açmıştı. Fakat benim için bütün sesler birbirinden uzaklaşıyordu. Sonunda yalnızca bir kadın sesi kaldı.

Annemin sesi değildi.

"Hatırlıyorsun."

Gözlerimi kapattım.

Ve geçmiş yeniden açıldı.

---

FLASHBACK

2008

O gece Vesper Evi'nin altında hava soğuktu.

Küçük Seraphine taş zeminin üzerinde uyuyordu. Henüz dört yaşındaydı. Saçları alnına düşmüş, küçük elleri göğsünün üzerinde birleşmişti. Odanın etrafında üç farklı mühür çizilmişti. Birinci mühür siyah gül şeklindeydi. İkinci mühürde melek kanatları vardı. Üçüncü ise tamamlanmamıştı. Livia, odanın ortasında kızına bakarken yüzündeki korkuyu saklamaya çalışıyordu. Elias duvarın yanında durmuş, eski kitabın sayfalarını inceliyordu. Michael ise taş dairenin karşısında sessizce bekliyordu. O gece odada Lucifer da vardı. Fakat bu kez Lucifer'ın yüzündeki alışılmış gülümseme yoktu. Dördü de aynı çocuğa bakıyordu. Küçük Seraphine uykusunda hafifçe kıpırdadığında Livia hemen yanına gitti. Kızının elini tuttu. Tam o anda çocuğun avucunun içinde siyah bir gül şekli belirdi. Elias nefesini tuttu. Michael başını kaldırdı. Lucifer ise gözlerini kısarak çocuğu izledi. Çünkü ortaya çıkan sembol bir mühür değildi. Bir hatıraydı. Seraphine'in bedeninde değil, kanında taşıdığı eski bir hatıranın işaretiydi. Livia bunu fark ettiğinde ilk kez gerçekten ağladı. "Onu unutturmak yetmedi," dedi. Michael cevap vermedi. Lucifer ise sessizce yaklaştı. "Çünkü hatırlayan çocuk değil," dedi. "Kan." Livia ona baktı. "Ne demek istiyorsun?" Lucifer'in gözleri küçük Seraphine'e çevrildi. "Vesper kanı, yaşadıklarını hatırlamak zorunda değil. Soy hatırlıyor." Elias kitabı kapattı. "O zaman üçüncü mühür..." Lucifer başını kaldırdı. "Üçüncü mühür çocuğun hafızasını değil, soyun hafızasını kapatacak." Livia'nın yüzü bembeyaz oldu. "Bunu yaparsak ne olur?" Michael'ın cevabı odada uzun süre yankılandı. "Bir gün mühür kırıldığında, hatırlayan yalnızca Seraphine olmayacak."

---

Gözlerimi açtığımda dizlerimin üzerinde olduğumu fark ettim.

Dean beni tutuyordu.

Bonnie'nin yüzü önümdeydi.

"Seraphine, beni duyuyor musun?"

Başımı salladım.

"Hatırladım."

Livia bana baktı.

"Ne gördün?"

Derin bir nefes aldım.

"2008."

Annemin gözleri doldu.

"Üçüncü mühürden söz ediyorlardı."

Livia gözlerini kapattı.

"Demek sonunda onu da gördün."

Bu kez öfkelendim.

"Neden bana hiçbir şeyi kendin söylemedin?"

Livia bana doğru bir adım attı.

"Çünkü sana her şeyi anlatsaydım, seni bulmaları daha kolay olurdu."

"Kim bulacaktı beni?"

Annem cevap vermeden önce şapelin kapısına baktı.

"Ötekiler."

Damon kaşlarını çattı.

"Bu 'ötekiler' meselesi artık gerçekten sinir bozucu olmaya başladı."

Rowena ona baktı.

"Çünkü kim olduklarını bilmiyorsun."

Damon omuz silkti.

"Ben isimleri severim. İnsanların isimleri olunca öldürmek daha kişisel oluyor."

Stefan ona döndü.

"Bu cümleyi biraz daha kötü söylemenin bir yolunu bulamazdın."

Damon düşündü.

"Bulabilirdim."

Bobby derin bir nefes verdi.

"Tanrım."

İstemeden güldüm.

Bu kadar korkunç bir gecenin ortasında Damon'ın saçma konuşmalarının bana iyi gelmesi, hayatımın ne kadar garip bir yere geldiğinin kanıtıydı.

---

Şapelin arka tarafında küçük bir oda bulduk. Livia orada yıllarca sakladığı belgeleri çıkardı. Eski mektuplar, mühür çizimleri, bazı fotoğraflar ve benim çocukluğuma ait birkaç küçük eşya vardı. Bir tanesi özellikle dikkatimi çekti. Küçük, gümüş bir saç tokasıydı. Onu görünce içimde garip bir sıcaklık oluştu. Çocukluğumda kaybettiğimi sandığım tokaydı. Parmaklarımı üzerine koyduğum anda başka bir anı geldi. Kendimi küçük bir odada gördüm. Annem saçlarımı tarıyordu. Pencereden yağmur sesi geliyordu. Ben sürekli hareket ediyor, saçımı yaptırmak istemiyordum. Annem gülüyordu. O kadar sıradan, o kadar normal bir andı ki diğer bütün doğaüstü görüntülerden daha fazla canımı acıttı. Çünkü insan bazen büyük sırları değil, küçük mutlulukları özlüyordu. Annemin beni saçlarımdan şikâyet ederken güldüğünü, sonra tokayı taktığını, aynada kendime bakıp surat astığımı hatırladım. Fakat anının sonunda kapı açıldı. Elias içeri girdi. Annemin yüzündeki gülümseme kayboldu. Elias'ın elinde siyah bir zarf vardı. Annem tokayı saçlarımdan çıkardı ve cebine koydu. O zaman nedenini anlayamamıştım. Şimdi anlıyordum. O gece biri bizi bulmuştu. Ve annem, çocukluğumdan kalan küçücük bir hatırayı bile saklamak zorunda kalmıştı.

---

FLASHBACK

Livia küçük Seraphine'in saçlarını tarıyordu.

"Acıyor mu?"

Küçük kız başını salladı.

"Hayır."

Livia gülümsedi.

"Yalan söylüyorsun."

Çocuk güldü.

"Sen de."

Livia bir an durdu.

"Ben ne hakkında yalan söylüyorum?"

Küçük Seraphine annesine baktı.

"Gitmeyeceğini söylüyorsun."

Livia'nın yüzündeki gülümseme yavaşça kayboldu.

Çocuğun alnına bir öpücük bıraktı.

"Seni bırakmayacağım."

Kapı açıldı.

Elias içeri girdi.

Livia hemen ayağa kalktı.

"Ne oldu?"

Elias zarfı uzattı.

"Bizi buldular."

Livia'nın yüzü bembeyaz oldu.

Küçük Seraphine hiçbir şey anlamadan annesine baktı.

"Anne?"

Livia dizlerinin üzerine çöktü.

"Biraz oyun oynayacağız."

"Nasıl bir oyun?"

Livia'nın gözlerinden yaş süzülüyordu.

"Saklanma oyunu."

---

Anı kayboldu.

Elimde saç tokasıyla öylece kaldım.

Livia karşımdaki sandalyede oturuyordu.

Onun yüzüne baktığımda artık yalnızca annemi değil, yıllarca taşıdığı korkuyu da görüyordum.

Yanına oturdum.

"O gece beni sakladın."

Livia başını salladı.

"Evet."

**"Ve sonra beni unutturdun."

"Evet."

**"Beni korumak için."

"Evet."

Bir süre sessizlik oldu.

Sonra ona sarıldım.

Bu kez hiçbir şey söylemedik.

Çünkü bazı cevaplar konuşulduğunda küçülüyor, sessizlikte daha gerçek kalıyordu.

---

Gecenin ilerleyen saatlerinde şapelin arkasındaki küçük odada Dean'le yalnız kaldık. Günün ağırlığı üzerimizdeydi. Anneme kavuşmuş, çocukluğumdan parçalar hatırlamış ve içimde yıllardır uyuyan bir şeyin gerçekten uyandığını öğrenmiştim. Bütün bunların ardından Dean'in yanında olmak bana güven veriyordu. Ona yaklaştım. Bir süre hiçbir şey söylemeden birbirimize baktık. Sonra onu öptüm. O da beni kendine çekti. Öpüşmemiz yavaş başladı fakat kısa sürede daha yoğun bir hâl aldı. Parmaklarım saçlarının arasında dolaşırken onun eli belimdeydi. Birkaç dakika boyunca dışarıdaki bütün sesleri unuttuk. Dean alnını alnıma yasladığında gözlerimi kapattım. Beni tekrar öptü. Aramızdaki yakınlık giderek arttı ve o geceyi birbirimize sarılarak, geçmişin ağırlığından birkaç saatliğine uzaklaşarak geçirdik. Geri kalanını kapının ardında bıraktık. Sabah olduğunda ise ilk kez uzun zamandır içimde garip bir huzur vardı. Ta ki kapının dışından gelen ses bizi uyandırana kadar.

"Seraphine."

Dean gözlerini açtı.

"Bu sesi tanıyor musun?"

Başımı salladım.

"Hayır."

Kapı yeniden çalındı.

"Seraphine, aşağı gel."

Dean yataktan kalktı.

"Bu Bobby."

Giyinip aşağı indik.

Daha salona girmeden Damon'ın sesi duyuldu.

"Bence bunu açıklamak için uygun bir zaman değil."

Bobby'nin sesi geldi.

"Senin uygun zaman anlayışını hiç istemiyorum."

Salona girdiğimizde Damon'ın elinde Livia'nın eski kahve fincanlarından biri vardı.

Bobby ona baktı.

"Onu nereden buldun?"

Damon fincana baktı.

"Masadaydı."

"Ve neden içiyorsun?"

"Çünkü kahve."

Stefan araya girdi.

"Sen kahve içmezsin."

Damon bir an sustu.

"Bugün başladım."

Stefan başını iki yana salladı.

"Bu kadar hızlı değişmen beni korkutuyor."

Damon fincanı masaya bıraktı.

"Sen de kardeşim olarak biraz destekleyici olabilirsin."

Bobby gözlerini kapattı.

"Ben artık hiçbirinizi anlamıyorum."

Ben istemeden güldüm.

Fakat gülüşüm kısa sürdü.

Çünkü masanın üzerinde yeni bir harita vardı.

Ve haritanın üzerinde Vesper Evi'nin altında daha önce görmediğimiz bir bölüm işaretlenmişti.

ÜÇÜNCÜ MÜHÜR ODASI.

---

Livia haritanın başına geçtiğinde yüzündeki ifade değişti.

"Oraya gitmemeliyiz."

Dean hemen sordu.

"Neden?"

"Çünkü üçüncü mühür orada."

Sam haritaya eğildi.

"Ve açılırsa?"

Livia gözlerini bana çevirdi.

"Seraphine'in bütün hatıraları geri gelir."

Bonnie sessizce ekledi.

"Bu kadar mı?"

Livia başını iki yana salladı.

"Hayır."

Bir an sustu.

"Hatırladıkları onunla sınırlı kalmaz."

Bobby kaşlarını çattı.

"Ne demek bu?"

Livia'nın sesi çok düşük çıktı.

"Vesper soyunun bütün hatıraları onun zihnine akacak."

O anda içimdeki bütün sıcaklık kayboldu.

Binlerce insan.

Binlerce yıl.

Binlerce anı.

Hepsi benim zihnime.

Bu düşünce bile başımı döndürdü.

Dean elimi tuttu.

"Oraya gitmek zorunda değiliz."

Livia ona baktı.

"Artık zorundasınız."

"Niye?"

"Çünkü mühür zaten açılıyor."

Tam o sırada yer sarsıldı.

Şapelin taş duvarlarından toz döküldü.

Bonnie'nin önündeki mumların alevleri bir anda siyaha döndü.

Castiel başını kaldırdı.

"Geç kaldık."

Hepimiz ona baktık.

"Ne oldu?"

Castiel'in gözleri bana çevrildi.

"Üçüncü mühür kırıldı."

---

FLASHBACK

Seraphine'in doğduğu gece.

Livia, bebeğini kucağında tutuyordu. Elias kapının yanında bekliyordu. Michael taş dairenin içinde duruyordu. Lucifer karanlığın kenarında sessizce onları izliyordu. Mühür tamamlanmak üzereydi. Fakat son anda küçük Seraphine'in gözleri açıldı. Bebeğin gözlerinde kısa bir süreliğine altın rengi bir ışık belirdi. Michael bunu gördüğünde geri çekildi. Lucifer'in yüzündeki ifade ilk kez değişti. Elias nefesini tuttu. Livia ise bebeğine baktı ve onun gözlerinde kendi annesinin gözlerini gördü. Çocuğun dudakları hareket etti. Henüz konuşmayı bile bilmemesine rağmen tek bir kelime çıktı. "Hatırla." Livia ne duyduğunu anlayamadı. Fakat Michael duydu. Lucifer de duydu. O gece mühür kapandı. Ancak üçüncü mühür hiçbir zaman tamamen tamamlanmadı. Çünkü Seraphine'in içinde saklanan şey bir güç değildi. Bir varlık değildi. Bir lanet değildi. O, Vesper soyunun unutmayı reddeden hafızasıydı. Ve o hafıza, bir gün mutlaka geri dönecekti.

---

Gözlerimi açtığımda herkes bana bakıyordu.

Ben ise tek bir cümleyi düşünüyordum.

Hatırla.

Bunu ben söylememiştim.

Çocukken de söylememiştim.

Ama birileri söylemişti.

İçimde.

Benden önce.

Livia yanıma geldi.

"Artık kaçamayız."

Başımı kaldırdım.

"Kimden?"

Annem cevap vermedi.

Çünkü şapelin kapısı yavaşça açıldı.

Dışarıda kimse yoktu.

Yalnızca yere bırakılmış eski bir zarf vardı.

Bobby zarfı aldı.

Üzerinde tek bir isim yazıyordu.

SERAPHINE VESPER.

Zarfı açtım.

İçinden eski bir fotoğraf çıktı.

Fotoğrafta annem vardı.

Yanında Elias.

Diğer tarafta Michael.

Ve onların arkasında...

Lucifer.

Fakat fotoğrafın en korkutucu kısmı onlar değildi.

Fotoğrafın arka planında, taş duvarın üzerinde bir kadın daha vardı.

Yüzünü göremiyordum.

Ama boynunda benim kolyem vardı.

Fotoğrafın arkasında annemin el yazısıyla tek bir cümle bulunuyordu:

"Üçüncü mühür kırıldığında onu tanıyacaksın."

Başımı kaldırdım.

Livia bana bakıyordu.

"Anne..."

Sesi titredi.

"Artık seni saklayamam."

Tam o anda şapelin bütün mumları yeniden yandı.

Ve duvarın üzerinde siyah bir gül açtı.

Gülün ortasındaki göz yavaşça aralandı.

Bu kez göz bana baktı.

Ve içimdeki ses fısıldadı.

"Sonunda."

Ben ise ilk kez geri çekilmedim.

Çünkü artık korkunun peşinden gitmek yerine, korkunun benden neden kaçtığını öğrenmek istiyordum.

Ve Vesper soyunun bütün unutulmuş hatıraları zihnimin kapısında bekliyordu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.