İçeriğe geç

Unutulan Dilekler

Bölüm 3 · 2 dk okuma

Unutulan Dilekler

Bölüm 3

Hayat sürprizlerle dolu

Neva, Aras'ın bileğindeki 2 rakamına baktı. Kendi bileğindeki 1 sayısı hâlâ gözlerinin önündeydi.

"Demek başka sayılar da var..." diye mırıldandı.

Tam o sırada zil çaldı. Koridorlar öğrencilerle dolmaya başladı. Herkes sınıflarına giderken Neva, Aras'ın kolundan tutup onu boş bir köşeye çekti.

Aralarındaki mesafe oldukça azalmıştı.

"Bazı şeyleri öğrenmemiz gerekiyor," dedi Neva hızlıca. "Şu anda gidip derste oturacak durumda değilim. Benimle kaçar mısın?"

Aras bir an donup kaldı. Yüzü hafifçe kızarmıştı. Başını yere eğdi ve sessizce onaylar gibi salladı.

Birkaç dakika sonra ikisi de okulun arka kapısından çıkmıştı.

Fakat bilmedikleri bir şey vardı.

Okul yönetimi çoktan ailelerine haber vermişti.

---

Sessiz bir parkta, eski bir bankın üzerinde yan yana oturuyorlardı. Ağaçların yaprakları rüzgârla hafifçe sallanıyor, uzaktan çocuk sesleri geliyordu.

Ama ikisi de konuşmuyordu.

Neva sonunda dayanamadı.

"Hiç konuşmayacak mıyız?" dedi. "Bir şeyler bulmaya çalışmamız gerekmiyor mu?"

Aras ona döndü.

"Adın ne?"

"Neva."

"Benimki Aras."

Birkaç saniye sessizlik oldu.

"Eğer gerçekten aynı nedenle buradaysak..." dedi Aras, "sence ne yapmalıyız?"

Neva omuz silkti.

"Bilmiyorum. Ama burada oturarak yaşlanmak istemiyorum. Hadi biraz yürüyelim."

Birlikte parkın içinde dolaşmaya başladılar.

Aras derin bir nefes verdi.

"Bence kader bizi bir araya getirdi. Okulda bizim gibi başka insanlar da olmalı. Onları bulmalıyız."

Tam o sırada arkalarından havlama sesi duyuldu.

Bir köpek hızla onlara doğru koşuyordu.

Neva'nın yüzü bir anda bembeyaz kesildi.

"Ben köpeklerden korkarım!"

İkisi de koşmaya başladı. Dar sokaklardan geçtiler, nefes nefese kaldılar ve sonunda iki bina arasındaki sıkışık bir geçide girdiler.

Aras aniden Neva'yı kendine doğru çekti.

Köpek birkaç saniye daha havladıktan sonra uzaklaşıp gitti.

İkisi de nefes nefeseydi.

Aralarındaki mesafe neredeyse yok olmuştu.

Neva, Aras'ın gözlerine baktı. Kalbi hızla atıyordu. Fakat nedenini kendisi de bilmiyordu.

Birkaç saniye sonra hızla geri çekildi.

"Neyse..." dedi utangaç bir sesle. "Yarın konuşuruz. En iyisi eve gideyim."

Cevap beklemeden hızlı adımlarla uzaklaştı.

---

Eve vardığında kapıyı çaldı.

Kapı açıldı.

Karşısında annesi vardı. Yüzü öfkeden gerilmişti.

"Nerede sürtüyordun yine?"

Neva kaşlarını çattı.

"Ne sürtmesinden bahsediyorsun? Okuldaydım."

Kadın alaycı bir şekilde güldü.

"Hmm... Demek okuldaydın. Öğretmenin öyle demiyor ama."

Bir anda elini kaldırdı.

Şak!

Tokadın etkisiyle Neva bir adım geri savruldu.

Gözleri dolmuştu ama ağlamadı.

Hiçbir şey söylemeden odasına çıktı.

Kapıyı kapattığı sırada annesinin sesi tüm evde yankılandı:

"Sana üç gün yemek yok! Yalnız kal da aklın başına gelsin!"

Neva yatağın kenarına oturdu.

Bu bedenin sahibi kimdi?

Bu aile neden böyleydi?

Ve en önemlisi...

Bileklerinde farklı sayılar taşıyan diğer insanlar neredeydi?

Pencerenin dışına bakarken, aynı anda şehrin başka bir yerinde dört kişinin daha bileklerindeki rakamlara şaşkınlıkla baktığından habersizdi. Çünkü kader henüz oyununa yeni başlıyordu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.