İçeriğe geç

Üniversitede başlayan bir aşk hikayesi

Bölüm 14 · 3 dk okuma

Üniversitede başlayan bir aşk hikayesi

Bölüm 14

Derinin ilk hatası

Sonbaharın hafif rüzgârı, kampüsün taş yollarında savruluyordu. Pembe çiçekli ağaçların yaprakları, ayaklarının altında hışırdıyor ve günün solgun ışığında parlıyordu. Derin ve Ege, öğle arası kütüphaneden çıkmış, taş yollar boyunca sessizce yürüyordu. Ancak içten içe Derin’in kalbinde kıskançlık, sabırsızlık ve öfke birbirine karışıyordu.Melis, aralarındaki mesafeyi fark etmiş, daha önceki yakınlaşmalarından aldığı cesaretle Ege’nin dikkatini çekmeye başlamıştı. Derin bunu görür görmez, içindeki kıskançlık bir öfkeye dönüştü. Normalde sakin ve mantıklı davranan Derin, o an kontrolünü kaybetti.Melis, Ege’ye yaklaşarak hafifçe gülümsedi: “Bugün seninle biraz konuşabilir miyim? Projeyi daha hızlı bitirmek istiyorum.” Ege kısa bir an duraksadı, sonra başını Derin’e çevirdi. Derin’in bakışları, içinde biriken öfkeyi ve kıskançlığı ele veriyordu.O an Derin, kendine yakışmayacak bir tepki verdi. Sessizce yürürken, Melis’in yanına doğru sert bir adım attı ve soğuk bir sesle: “Bence bu iş için fazla vakit harcamana gerek yok, Ege zaten her şeyi biliyor.”Melis, Derin’in tonundaki soğukluğu fark etti ve hafif bir gülümsemeyle geri adım attı: “Öyle mi? Hmm… belki ben de Ege’ye yardımcı olabilirim o zaman.”Ege, ikisinin arasındaki gerginliği fark etti. “Derin, sakin ol. Burada sadece proje konuşuyoruz…” dedi. Ama Derin o anda öfkesini kontrol edemiyordu. “Ben sadece senin yanında olmayı istiyorum!” dedi, sesi biraz titreyerek ama keskin bir tonda.Melis hafifçe yana eğildi, Ege’ye küçük bir bakış attı ve “Anladım…” dedi. Bu küçük karşılık, Derin’in yüzünü kızarttı. İçinden, “Neden böyle davranıyorum… kendime yakışmıyor,” diye geçirdi.Derin o an, kıskançlığın ve öfkenin getirdiği kontrolsüz bir davranışın farkına vardı. Kalbi hızla çarpıyor, Ege’nin bakışlarındaki şaşkınlığı ve hafif rahatsızlığı hissediyordu. Melis ise fırsatı değerlendirmiş, Ege’ye hafifçe yaklaşmış ve aralarındaki mesafeyi biraz daha daraltmıştı.Ege, Derin’in yanına hafifçe eğildi ve elini tuttu: “Sakin ol, Derin… sana söz veriyorum, sadece seninle ilgileniyorum. Bu küçük krizler bizi etkilemeyecek.”Derin derin nefes aldı, pişmanlık ve öfke bir arada çarpışıyordu. “Biliyorum… ama bazen kendimi tutamıyorum. Kıskançlık, düşüncelerimi ele geçiriyor,” dedi fısıldayarak.Melis, bu sessiz itirafı uzaktan duyuyor gibiydi; ama Derin’in stratejisinin bir hata yaptığını fark etmesi, onun için yeni bir fırsat demekti. Hafifçe gülümseyip geri çekildi; Ege’nin dikkatinin Derin’e dönmesini bekliyordu.Kampüsün taş yollarında yürürken, Derin hâlâ pişmanlık içindeydi. “Neden böyle davrandım… kendime yakışmayan bir şey yaptım,” diye düşündü. Ama Ege, ellerini sıkıca tutarak, onun yanında olduğunu hissettirdi.Banklardan birine oturup taş yollar ve pembe çiçekli ağaçların arasındaki sessizliği dinlediler. Rüzgâr yaprakları savuruyor, hafif yağmur damlaları günün yorgunluğunu yıkıyor gibiydi. Derin başını Ege’nin omzuna yasladı: “Bazen… hislerim kontrolden çıkıyor. Ama senin yanında olmayı bırakmak istemiyorum.”Ege hafifçe gülümsedi ve saçlarını nazikçe arkaya attı: “Biliyorum… ve yanındayken her şey daha kolay. Bu küçük krizler bile geçecek. Önemli olan birbirimize güvenmemiz.”Melis, uzak bir köşeden onları izledi; Derin’in kontrolünü kaybettiğini, Ege ile arasında bir bağ olduğunu ve bunu dengelemek için strateji geliştireceğini fark etti. Ama o an, Derin ve Ege’nin arasındaki güven ve samimiyet, Melis’in küçük oyunlarından daha güçlüydü.Akşam yaklaşırken, taş yollar ve çiçekli ağaçlar altında sessiz bir yürüyüş yaptılar. Derin, kendine yakışmayan davranışın verdiği pişmanlıkla Ege’nin elini daha sık tuttu. Ege de sessizce yürüyerek, Derin’in yanında olmanın güvenini verdi.Gökyüzü turuncu ve pembe tonlara bürünürken, hafif rüzgâr ve yaprakların melodisi eşliğinde, Derin ve Ege için o an, hatırlanacak bir sınav ve birlikte atlatılan bir zorluk olmuştu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.