İçeriğe geç

Üniversitede başlayan bir aşk hikayesi

Bölüm 10 · 2 dk okuma

Üniversitede başlayan bir aşk hikayesi

Bölüm 10

Beklenmedik etkinlik

Sonbaharın hafif serinliği, kampüsün taş yollarını kaplamıştı. Pembe çiçekli ağaçlar yapraklarını savuruyor, hafif rüzgâr ile düşen damlalar taş yolları ıslatıyordu. Derin ve Ege, taş yollar boyunca yürürken, bugün kampüste özel bir etkinlik olduğunu fark ettiler. Üniversitenin öğrenci kulübü, sonbahar festivali düzenliyordu; standlar kurulmuş, ışıklar ve rengarenk dekorlar etrafa yayılıyordu. Derin heyecanla Ege’ye döndü: “Buralar inanılmaz görünüyor! Gel biraz gezelim.” Ege hafifçe gülümsedi: “Tabii… seninle her şey daha eğlenceli.” El ele yürümeye devam ederken, festivalin enerjisi ikisinin de ruhunu sarmaladı. Etkinlik alanına geldiklerinde, yeni tanışacakları öğrencilerle karşılaştılar. Derin, enerjik ve sosyal bir öğrenci grubuyla tanıştı; Ege ise sessiz ama zeki birkaç arkadaşla sohbet etmeye başladı. Derin’in gözleri, arkadaşlarının neşesi ve etkinlikteki renkli detaylarla doluydu. Bir standın önünde durdular. Renkli yapraklar ve küçük süslemeler, festivalin ruhunu yansıtıyordu. Ege, Derin’e baktı: “Burada seninle olmak… sanki her şey tamamlanmış gibi.” Derin gülümsedi, saçları rüzgârla savrulurken, hafifçe başını Ege’ye yasladı. O sırada, yanlarına yeni bir öğrenci geldi; adı Melis’ti. Melis enerjik, konuşkan ve biraz da kıskanç biriydi. Derin’e “Seninle tanıştığıma sevindim! Etkinlik çok eğlenceli olacak, değil mi?” diye sordu. Derin nazikçe gülümsedi, Ege ise hafifçe arka planda durarak durumu izledi. Festival boyunca, Derin ve Ege küçük oyunlara katıldı, el sanatları standlarında vakit geçirdi ve birbirlerine destek oldular. Her adımda aralarındaki bağ güçleniyor, bakışmalarında sessiz bir anlaşma oluşuyordu. Hafif rüzgâr, yaprakları savuruyor ve pembe çiçeklerin arasında romantik bir atmosfer yaratıyordu. Melis ara sıra araya girerek Derin’in dikkatini çekmeye çalıştı, ama Ege’nin sessiz ve kararlı bakışları, onun varlığını fark ettirdi. Derin, Ege’nin gözlerindeki güveni hissederek rahatladı ve Melis’in sözlerini fazla önemsemedi. Günün ilerleyen saatlerinde, kampüsün taş yollarında yürüyerek bir kahve standına geldiler. Sıcak kahvelerini alıp bankta otururken, hafif yağmur damlaları düşmeye başladı. Ege, Derin’in elini tutarak “Seninle her an… her şey daha özel” dedi. Derin gülümsedi, içten bir huzur hissetti. Etkinlik boyunca, yanlarında farklı karakterler ve küçük sürprizler oldu; ama Derin ve Ege’nin bağı hiç sarsılmadı. Renkli ışıklar ve pembe çiçekli ağaçlar etraflarını sararken, iki genç için zaman neredeyse durmuş gibiydi. Akşam yaklaşırken, festival alanındaki ışıklar yanmaya başladı. Taş yolların ve çiçekli ağaçların altındaki yürüyüşleri romantik bir tabloya dönüştü. Ege hafifçe Derin’e döndü: “Bugün… seninle olmak, hayatımın en keyifli anlarından biri.” Derin başını Ege’ye yasladı: “Biliyorum… aynı şekilde hissediyorum. Her anı seninle paylaşmak istiyorum.” Hafif rüzgâr, yaprakları savuruyor ve taş yolların sessizliği, sadece ikisinin kalp atışlarına eşlik ediyordu. Günün sonunda, taş yollar boyunca yürürken, festivalin enerjisi yavaş yavaş azaldı. Ancak Derin ve Ege’nin ruhundaki heyecan, sessizlikten doğan bağ ve romantik yakınlaşma, günün bitmesiyle daha da derinleşmişti. Banklardan birinde oturup gökyüzüne baktılar. Pembe çiçekli ağaçların gölgesinde, sonbaharın renkleri arasında, sessizlik artık bir engel değil, paylaşılan bir huzur ve mutluluktu. Derin, Ege’ye bakarak fısıldadı: “Seninle her an… sanki hayatın tüm güzelliklerini yaşıyorum.” Ege, Derin’in ellerini nazikçe tutarak: “Ben de öyle… her şey seninle daha anlamlı.” Akşam karanlığı çökerken, kampüsün ışıkları ve festivalin renkleri arasında, ikisi taş yollar boyunca sessizce yürüdü. Pembe çiçekli ağaçların altındaki yapraklar, rüzgârla savruluyor ve onların hikayesini sessizce izliyordu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.