İnsanları mutlu etmek kolay değildi. Hele ki benim ailemi. Ne yaparsam yapayım bir türlü memnun edemiyordum onları en sonunda değmediklerini gördüm. Ailemi kötü göstermek değil niyetim size tüm çıplaklığıyla anlatmak istedim sadece. Yoksa yeni düşüncelere açıktılar. Bazen şaşırtıcı bir şekilde anlayışlı olabiliyordular iyi insanlar fakat hiçbir şekilde kafa yapımız uymuyordu. Çocukken bana kendi doğrularını dayatmış ve itaat etmeleri beklediklerini o küçük kız şimdi aksi bir şey söyledikleri için ister istemez aramızda ayrılıklar oluşturuyordu. Kötü bir niyetleri olmadıklarının farkındaydım ama bana zarar gelmesin diye neredeyse çoğu şeyden mahrum bırakarak beni koruyabileceklerini zannediyorlardı. Neden benim tek başıma karar vermemi engelliyordular ki? Büyüdüm artık iyinin ve kötünün ne olduğunu ayırt edebilecek bir yaştayım fakat yanlış yapmamdan korkuyorlar ama bilmiyorlar ki yanlışta olsa benim kararım olacaktı. İlla bir müdahale edecekler her şeye! "Kendi ailemin ruhsal problemleri varken gidipte dışardakilere neden yardım ediyorsun önce ailene yardım et!" dediğinizi duyar gibiyim. Elimden gelse onlar için de bir çözüm bulurdum ama boşuna ne çenemi ne de kendimi yormak istemedim. Kaç yaşıma gelirsem geleyim onlar için tek doğru BÜYÜKLERİNİN SÖYLEDİKLERİYDİ. Ama hayır bazen insan kendinden çok daha küçüklerden de bir şeyler öğreniyordu. Bunlar onu anlamıyordu! Bu yüzden bir şey daha öğrendim bu sayede.
"Anlamayana laf anlatmayacaksın!"
Ailemden habersiz bu işe kalkıştığım zaman onlara karşı içimde biriken öfkeyi tutarak burayı açtım. Fikirlerimi beğenen bir arkadaşım vardı. Adı Kübra. Çok samimi ve içten bir kızdı. Bana asalak olduğumu hissettirmeyen nadir insanlardandı. Bu yüzden bu dernekte en çokta onunda payı vardı. O bana destek vermeseydi bugün böyle bir isimde bir şey olmayacaktı.
Akıl vermeye bayılanların, sosyal medyada ilgi görmek için türlü numaralara başvuranların... Sorunlara çare ararken buluşturduğumuzda
gerçekten de güzel fikirlerinden ötürü faydasını gördüğümüz bir yer olmuştu. Buraya gelen mutsuzları tek başıma halletmek yerine bir grup insanları bir araya getirip dertlerini anlattırıyordum. Onlara konuşma fırsatı veriyor ve düşünmelerini sağlıyordum. Odadakiler birbirini motive ederek ne yapmaları gerektiğini söylüyordu. Bende bu düşüncelerden kendime bir pay biçiyordum. Böyle bir sosyal ortam oluşturduğum için çoğu zaman olumlu sonuç alıyorduk ama bazen bizim bile halledemeyeceğimiz vakalar geliyordu. Çok saçma sebeplerden gelenler vardı. Kimisi boyunu beğenmiyor kimisi takipçi sayısından muzdaripti. Kimisinin de gerçekten derdi vardı. Umutsuzluk cemiyetiyken bir anda dert babasına döndük. Herkes bir şeylerden şikayet ederek derneğe geliyordu esas amacı umutken bu mutsuzlukla da başa çıkmaya çalışıyorduk.
Belki umutsuzlukluk mutsuzluktu...