BÖLÜM 3
"Baban senin için doğruyu düşünüyor olsaydı, seni bir Avcı' ya, Av yapmazdı."
Avcı / İlahi Bakış Açısı
Gözlerini, kahverengilerden kaçırıp, ona dik dik bakan kehribarlara çevirdi. Abisi, ona anlam veremez şekilde bakarken, Gediz gülümsedi, Avcı' nın ise derinlerde bir yerlerde kafasını kurcalayan bir şey vardı. Anlam veremediği bir şey, düşüncelerini ve zihnini yakıp kavuruyordu.
"Hoş geldiniz." dedi Ömür ve Yeliz aynı anda. Avcı ise başı ile selam vermekle yetindi. Şuanlık konuşması için beynine ihtiyacı vardı fakat o başka işlerle meşgul olduğu için dilini ısırmak zorunda kaldı. "Küçük Kız, sende mi menajersin?"
"Hayır, ablamın yanında gel-" Ekin, söyleyeceklerini Avcı yüzünden yarıda kesmişti: "İstersen olabilirsin." dedi Avcı, Av' ını inine biraz daha yaklaştırmak istiyordu. "Ablan, kardeşimin menajeri olur, sende benim asistanım olursun. Daha önce asistanlık yaptığını duymuştum." Gözleri ne kadar görmese de, imza atabilecek kabiliyeti olduğu için bu bile yeterli olacaktı.
"Ama, ben görme en-" Avcı, söyleyeceklerini tekrardan kesti. "Kabul ediyor musun, etmiyor musun?"
Ekin, bir süre sessiz kaldı. Umay, bu duruma ne kadar sevinse de, Ekin' in peşinde ola seri katillerin farkındaydı. Ve yeni katilin de Avcı olduğunu en az adı kadar iyi biliyordu. Bir hafta önce babasının adamının ölüm haberi her yerde yayılmış, yapanın da Avcı olduğu tespit edilmişti. O gün babası, yani Şahin Alpay, ufak çaplı bir sinir krizinin ardından kendine gelebildiğinde Umay' a her şeyi anlatmıştı. Umay, kardeşinin ne kadar ölmesini istemese de kardeşinin her geçen gün artan acısını ve acı çekişini izlemek istemiyor, yine de korkuyordu. Avcı' nın kardeşinin canını nasıl alacak, onu bile bilmiyordu.
"Dışarı çıkması olanaksız, Gediz Bey." dedi Umay aralarına girerek. "Günün bir kısmını diyabet makinesinde geçiriyor, arada dışarı çıkarsak da, sizin asistanı olduğunda sürekli dışarı çıkmak zorunda kalacak. Bu durum, onu kötü anlamda etkileyebilir." Umay, üzerinde ki bir çift kehribar rengi gözlerden rahatsız olduğunda gözlerini Ömür' e çevirdi. Ömür' ün kehribar rengi gözleri kısık bir şekilde onu izliyordu, alt dudağını da dişlerinin arasına almış, öylece Umay' ı izliyordu.
"Başka bir şey olmadığından emin misiniz Umay Hanım? Şirketimizde diyabet makinesi ve daha bir çok hizmet bulunmakta." Ağızından laf alıyordu ve Umay' ın ağızında olan bir baklayı kolaylıkla ıslattığının ve çıkardığının da farkındaydı. "Sorun ne?"
"Aile meselesi, Gediz Bey." Umay' ın kestirip atışı, Avcı' nın ne kadar hoşuna gitmese de, Gediz gülümsemişti. Aralarında kısa bir bakışma geçtikten sonra, Umay ve Ekin yerlerine yerleşmiş, uzun bir konuşmanın içine girirşmişlerdi.
Bir ara Ömür' ün, "Eski iş arkadaşımızı yani menajerimizi işten çıkarıp, yalnızca benim menajerim yapma sebebimiz ise, en az dünyaya uzaylı inmesi kadar saçma." demişti. Ekin ise kendini fazla tutamayıp, "Bence uzaylılar gayet mantıklı yaratıklar. Demek ki, Gediz Bey' in eski menajeri işten çıkarma fikri saçma değil." demişti.
Onun bu söylediklerine Avcı, ufak bir kahkaha atmıştı. "Yani, beni taciz eden birini işten çıkarmak bana da mantıklı geliyor." dedi.
"Taciz mi?" Ekin' in sorusuyla Avcı başını aşağı yukarı salladı. "Hem de gözlerle."
İkindiye kadar süren konuşmalarının ardından Avcı, "Her şeyde tamamız, ama benim ayriyetten bir tane de asistana ihtiyacım var. Onu ne yapacağız?" diye sormuştu.
"Ben sizin asistanınız da, Yeliz Hanım' ın menajeri de olurum Gediz Bey." Umay' ın uzun ısrarlarına karşılık Avcı gülümsedi, Gediz ise düşünmeye başladı.
"Bence kardeşinize bir iş vermelisiniz ki, sabaha kadar sıkılıp, kendini yiyip bitirmesin." Avcı' nın söyledikleri ile birlikte Umay sadece gülümsedi. "Babama danışman gerekiyor." deyip, kısa bir açıklama daha yaptı.
"Peki, babanızın iznini almadan, kardeşinize neden sormuyorsunuz?" diye sordu Yeliz. "Sonuçta onunla ilgili bir konu."
Ekin, dudaklarına buruk bir gülümseme yerleştirdi. "Ben... Babamın kararına saygı duyacağım. O benim için her zaman en iyisini düşünüyor. Yine de, teklifiniz için teşekkür ederim Gediz Bey." Avcı gülümsedi, Gediz ise başını sallamakla yetindi.
Avcı içinden, baban senin için doğruyu düşünüyor olsaydı, seni bir Avcı' ya, Av yapmazdı, diye geçirdi. Hemen ardından ayağa kalkıp, "Tamam o zaman. Hayırlı olsun diyelim."
Umay ile el sıkıştıktan sonra, gözlerini Ekin' e çevirdi. Uzattığı eli ile Ekin' in elini tutup, "Hayırlı olsun." dedi gözlerini asla gözlerinden ayırmadan. Ekin ise direk, onun göğüsleri tarafına bakıyordu.
Gülümsedi. "Hayırlı olsun." dedi o da ve elini hafifçe sıkmış olan adamdan elini çekip, ablasının sesine doğru yanaştı.
"Kendinize iyi bakın, Umay Hanım." dedi Yeliz sevecen sesini doruklara çıkartarak. Ardından Ekin' e çevirdi bakışlarını. "Seni de aramızda görmekten gurur duyarız, eğer çok isterseniz, babanızla ben de konuşabilirim."
"Teşekkürler." dedi Ekin sadece.
Birlikte odadan çıkarlarken, Avcı' nın gözleri Barış' a kenetlendi. İkisinin arasında uzun bir bakışma geçtiğinde, Barış anlamıştı; yakın zamanda avlanmaya çıkacaklardı...
3. Bölüm Sonu
Kıymetli zamanınızdan ayırıp, bu bölümde benimle olduğunuz için teşekkür ederim pan>