Umay'ın anlatımıyla
"Melike'nin ölümünden kendini suçlamıyorsun dimi"
O ismi duyduğum an bütün vücudum elektrik çarpmış gibi oldu.Aklıma gelen hatıralarla gözümü kapatıp derin bir nefes aldım.Bir süre gözüm kapalı bekledim hatıraların gömdüğüm yerden çıkmamaları için.Gözlerimi açtığımda albay beni dikkatli bir şekilde süzüyordu ve cevap bekliyordu.
"Suçlamıyorum komutanım." Albay inanmamış gözlerle bana baktı.
"Umay bana yalan söyleme lütfen." Derin bir nefes alıp
"Bu konu hakkında konuşmak istemiyorum.Lütfen zorlamayın komutanım.Çıkabilir miyim?"
"Tamam şimdi seni zorlamayacağım ama bu konu hakkında konuşucaz.Çıkabilirsin."
"Tamam,sağolun komutanım." Deyip başımla selam verip hızlıca odadan çıktım.Hedefim odamdı.Ben odamın katına geldiğim sırada bir asker…yanıma geldi.
"Komutanım."
"Efendim?"
"Komutanım size bir kargo geldi ." Gözlerim şüpheyle kısılırken
"Kimden gelmiş?"
"Bilmiyorum komutanım isim yazmıyor."
"Tamam sağol." Deyip kargoyu alıp odama doğru yürümeye başladım.Sakin adımlarla odamın önüne yürürken kapıma kamp kurmuş bir Kılıç Timi görmeyi beklemiyordum.Beni ilk gören Burçin oldu.
"Hayırdır." Dediğim an tüm tim bana döndü.
"Komutanım iyi misiniz?"
"İyiyim de siz niye buradasınız?"
"İyi olup olmadığınızı merak ettik komutanım."
"Neden?" O sırada kolumda bir sıcaklık hissetmeye başladım.Başımı omzuma eğdiğimde omzunda ufak bir leke gördüm.
"Yaşananlardan dolayı."
"Bir şey yok şimdi izninizle odama girip biraz uzanacağım.Çünkü operasyon beni çok yordu." Hiç biri dikkat etmemişti omzuma bakma tabii Turan yüzbaşı dışında
"Tabii yüzbaşım." Daha fazla bir şey anlamasına izin vermeyerek hızlıca odama girdim.
Hızlıca kıyafetlerimi alıp duşa girdim.Altıma askeri eşofman üstüme ise askeri atlet ve bir hırka aldım.Odamda bulunan ilk yardım çantasından yara temizleme jeli,pamuk,gazlı bez gibi ihtiyacım olan malzemeleri alıp yatağıma oturdum.Omzumdaki yarayı temizlemeye başladığım anda kapı çalınmadan açıldı.Kim bu hadsiz diye baktığımda Turan yüzbaşıyı görmem beni şaşırttı.İçeri girip kapıyı kapattı ve üstüne kapıyı kilitledi.
"Ne oluyor Turan yüzbaşım?"
"Konuşacağız Umay." Bunu dedikten sonra gözü omzuma kaydı
"Bu ne zaman oldu? Albayın haberi var mı?"
"Konuşmak istemiyorum.Odamdan çıkar mısınız yüzbaşım?" Çıkmaya hiç niyeti yoktu sanırım.Onun söylediği sözlerde düşüncelerimi destekleyen türdendi.
"Soruma cevap verecek misin Umay?" Ne istiyorsa konuşup gitsin diye cevap verdim
"Bir kaç gün oldu.Albayın haberi yok ve olmayacak." Son cümlemde bariz bir tehdit yatıyordu.
"Doktora gösterdin mı?"
"Hayır."
"Kendin mi temizledin yaranı?"
"Evet ve izin verirsen yaramı temizlemem lazım"diyerek kapıyı gösterdim.Ama dediğimi yapmadı hatta yanıma gelip pamuğu eline aldı.
"Neden albaydan sakladın?" Diyerek arkama geçti.
"Albaya söyleseydim operasyonu erteleyecekti.Ve biz bu şansı tekrar yaklayamayabilirdik."
"Sende kendi hayatını riske atmayı seçtin."
"Canımın tehlikeye girecek bir durum yok."
"İzin verirsen bir kontrol edip temizleyim." İzin veremesemde yapacaktı bundan emindim.O yüzden zorlamaya gerek yoktu.
"Tabii." Omzumdaki yaranın önce derin olup olmadığına baktı.
"Tabii hiç derin değil ya." Dedi.Ve ardından ekledi.
"Umay cidden sen bu yarayı kaç gündür kendin temizliyorum?"
"4 gündür." Sinirlenmişti bu cevabıma sinirini bastırmak için derin bir nefes aldı.Beş dakika boyunca ne o ne ben konuştum.Dikiş gerekli mi gerekmiyor mu? Diye bakıyordu.
"Dikiş gerekiyor.Ayrıca nasıl hala yara iyileşmeye başlamamış?" Bunları bana değilde kendine söylüyor gibiydi.
: "Operasyonda zorlamışımdır." Derin bir nefes aldı.Kalktı ve odamda her ihtimale karşı tuttuğum steril ipi ve onun yanındaki uyuşturucuyu aldı.Yanıma dönmeye başlayınca konuştu.
"En az iki gün yatacaksın." Dediğine gülerek
"Yok canım kim demiş onu?" İğneyi hazırlamaya başlayınca ekledim
"Ona gerek yok ya." Dediğim de bana anlamaz gözlerle bakınca açıkladım.
"Acıya alışığım."
"Acıya alışılmaz."dediğinde gülümsedim iğneyi vuracağını düşünsemde yanılmıştım.Çünkü iğneyi kenara koydu ve
"Canının çok yandığını hissedersem o iğneyi vururum."dediğinde gülümsedim o ise konuşmaya devam etti.
"Ayrıca dediğim gibi en az iki gün dinleneceksin."
"Peki buna kim karar veriyor?"pamuğu alıp üstüne jeli döküp yaramı temizlemeye başladı.
"Ben."
"Turan farkında mısın ama ikimizde aynı rütbedeyiz."
"Farkındayım.Ve zaten bunu komutan olarak değil dost olarak söylüyorum." Ardından ekledi.
"Albayın öğrenmesini istemezsin."
"Beni tehdit mi ediyorsunuz yüzbaşım?"
"Bu bir tehdit değil uyarı yüzbaşım."
"Öğrense de en fazla ceza alırım." Yüzünde öyle bir şok ifadesi oluştu ki neredeyse gülecektim.
"Ceza almayı yatmaya mı tercih ediyorsun?" Gülümsedim bu şaşkın sese
"Bence yatmak en büyük ceza." Güldü.Biz konuşurken o çoktan yaramı temizlemeyi bitirmişti.
"Umay dikmeye başlayacağım.Uyuşturma mı istemediğine emin misin?"
"Eminim.Artık şu yarayı dik ya."
"Tamam." Deyip dikmeye başladı.O sırada benim aklıma bir soru takıldı.
"Turan sen dikiş atmayı nereden biliyorsun?"
"Annem doktor ondan öğrendim." Anladığımı belli eden mırıltılar çıkardım.
"Ne zaman biter?"
"10 dakikaya biter." Sesinde merak var gibiydi.Ama sormamak için savaş veriyor gibiydi.
"Ne merak ediyorsan sorabilirsin Turan.Kendini sıkmana gerek yok."
"Akıl okuma gibi özelliğin mı var senin?" Bu soruya güldüm.
"Hayır tabi ki."
"Peki istediğim her şeyi sorabilir miyim?"
"Sor."
"Neden?" Anlamamıştım.
"Ne neden?"
"Neden sinirini içine atıyorsun?" Ama yeterdi herkes bozuk plak gibi aynı şeyi söylüyor ya.
"Sinirli değilim." Alay eder gibi güldü.
"Kusura bakma ama buna bebek bile kanmaz." Bunu dedikten sonra omzuma son dikişi attı.
"Neden?"
"Çünkü arada dişini sıkıyorsun ve sinirini bastırmak için derin nefesler alıyorsun." Gerçekten bunları yapıyor muydum?
"Bu dediklerini yaptığımın farkında bile değilim."
"Farkındayım."
"Neyin?"
"Bunları bilerek yapmadığını."
"Beni benden daha iyi tanıyormuşsun gibi konuşuyorsun."
"Seni tanımıyorum.Fakat bende bir askerim." Derin bir nefes alıp
"Bitti mi?"
"Bitti.Dediğim gibi iki gün yatıyorsun."
"Yok ya."
"Tamam yarın yatma ama bugün dinlen ve mümkünse hareket dahi ettirme."
"He he." Diye geçiştirmeme sinir olmuştu.
"Ben odandan çıktığım an spor yapacaksın demi."
"Saçmalama niye zorlayayım?"
"Aynen Umay inandım." Deyince güldüm.Yaramın üstüne birde gazlı bez sarmıştı.
"Dinlen Umay en azından bugün dinlen." Göz devirdim.Elime yastığı alıp kafasına vurdum.Vurmaya devam ederek
"Off.Valla bir daha bunu söylersen seni boğarım." Bu sefer o güldü.
"Tamam sakin ol." Derken kaçıyordu.Kapının oraya gelince durdu üstünü düzeltti.Ardından kapının kilidini açtı.Tam çıkacakken durup
"Dikkat et ve dediklerimi unutma."Yastığı tam kafasına attığım sırada dışarı çıkıp kapıyı kapattı.Yastık kapıya çarpınca derin bir nefes aldım.
Ardından gözüm masamda duran pakete deydi.Kaşlarım çatılmıştı.Masanın yanına gidip paketi açtığımda bir kutu çıkmıştı.Kutuyu açtığımda bir flash bellek çıktı.Bilgisayarımı açıp flash belleği taktım.İçinde tek bir dosya vardı.
Dosyayı açtığımda gördüklerimle kan beynime sıçradı.
İlahi bakış açısı
Hayri albay,Fatih albay ve Mustafa albay toplantı odasında toplanmıştılar.
H:"Kendini suçluyor."
M:"İyi de onu ne suçu var ki?"
F:"Çok saçma kendini suçlaması."
H:"Bence de öyle ama Umay kendisini suçlamadığını söylüyor."
M:"Sanki onu tanımıyoruz."
F:"Kendisinden daha iyi tanıyoruz hatta."
H:"Bende aynı şeyi söyledim."
M:"O ne dedi?"
H:"Bu konu hakkında konuşmak istemiyorum komutanım."
F:"Yine içine atıyor yani."
H:"Evet."
M:"Umay canını sıkan bir konu oldumu ortalığı yıkardı.Şimdi neden içine atıyor?"
F:"Katılıyorum eskiden olacak Umay o sorguya girmeyecek imkansız."
H:"Kendi içine atması bizim açımızdan hiç iyi değil.Her an patlama yaşayabilir.Ve bunu istemeyiz."
F:"Ya da geberene kadar spor yapar."
M:"Ki bu hepsinden çok daha kötü bir düşünce." Hayri albay sinirle ayağa kalktı.
H:"Konuşmuyor ya konuşmuyor,içine atıp duruyor."
Umay'ın anlatımıyla
İçimde öyle bir fırtına vardı ki nefes alamıyordum.O görüntü aklımdan çıkmıyordu.Video yu izler izlemez kendimi spor odasında bulmuştum.
İçimde ne kadar fırtınalar esiyorsa dışım da bir o kadar sakindi.Şu ana kadar 400 şınav,400 mekik çekmiştim.Ve şuanda boks çalışıyordum.Tabii spor odasında olan askerlerde benim duymadığımı düşünerek benim hakkımda konuşuyorlardı.
"Çok genç duruyor nasıl yüzbaşı oldu acaba"
"Boks torbasının içinden geçiyor kadın."
"Sanki düşmanına vuruyor."
"Hayır sinirli mi yoksa sakin mi onu çözebilsem."
"Hayır arkadaş yorulmuyorda."
"Kendi çapında ben kimse sayesinde değil kendi çabamla geldim imajı çizmeye çalışıyor."Ya sabır ya
Tam seslerini kesmeleri için konuşacakken tanıdık bir ses duydum.
"Utanmıyor musunuz lan siz komutanızın hakkında konuşmaya"Bu Turan yüzbaşıydı.
"Yok komutanım yani." Diye geveledi.O sırada ben de hızlıca askerlerin karşısına geçip
"Hanginizdi o?" Hepsi bana anlamsız gözlerle bakınca
"Hani ben başkasının sayesinde asker olmuşum ya onu diyen hanginiz?"
"Benim komutanım." Diye ortaya çıkan çocuğa baktım.Esmer tenli, siyah saçlı bir çocuktu.
"Ad soyad"
"Üsteğmen Koray Yıldız."
"Üsteğmen Yıldız senden üst rütbe olduğum için mi bana karşı kin besliyorsun?" Sesim keskin ve sakindi.Sözlerim sakindi fakat gözlerim de bir o kadar öfkeliydi.Üsteğmen cevap vermeden beklemeye devam edince
"Yüzbaşın sana bir soru sordu."
"Bir kadının benden üst rütbede olması çok saçma."
"Niye?"
"Çünkü bir kadın - " dediği an yüzüne yumruğumu geçirdim.Ardından Turan yüzbaşıya dönüp
"Bunun cezasını siz verin yüzbaşım."
"Tabii yüzbaşım."
Boks torbasının önüne geçip vurmaya başladım.
"Yüzbaşım bir konu var." Diyip dışarıya doğru yürüdü.Arkasından hemen bende çıktım.
"Yüzbaşım bir sıkıntı mı var?"
"Tam emin değilim."
"Anlatacak mısınız yoksa tahmin mi edeyim?"
"Alparslan yok."Söylediği şey ile kaşlarım çatıldı.
"Nasıl yok?"
"Ulaşamıyoruz."
"Dışarı çıkmıştır."
"Telefonu kapalı.Sabahta hal ve hareketleri de bir garipti."
"Garipti derken."
"Odaklanmıyordu.Saçmalıyordu.
Hatta Emre'ye ben berbat bir insanım bile demiş."
Son cümlesiyle başımdan aşağıya kaynar sular döküldü.
"Tamam." Deyip hızlıca Turan'ın yanından ayrıldım.
Turan'ın anlatımıyla
Hızla yanımdan ayrılmasını beklemiyordum.Arkasından bakarken aklıma gelen düşünceyle hızla arkasından yürüdüm.
"Umay bir dur." Tam yetiştiğim sırada odasına girip kapıyı kitledi.Sakince kapıyı tıklattım.
"Yüzbaşım bir konuşabilir miyiz?" İçeriden sadece dolap kapatma sesi geldi.
"Yüzbaşım - " dediğim esnada kapı öyle bir açıldı ki nefesim kesildi.Kapıyı kapatıp kitledi.Ve hiç durmadan yürümeye başladı.Dışarı çıkacağını anlayınca hızla odama yürüyüp üstümü değiştirdim.Odamızın aynı katta olması işime yaramıştı tam arabaya binerken yetişmiştim.Arabaya binip tam arabayı çalıştıracağı sırada yan koltuğa oturdum.
Umay ilk defa o kadar sert baktı ki yutkunmak zorunda kaldım.
"Hayırdır Turan?"
"Nereye gidiyorsan bende geliyorum."
Terslemesini ya da bağırmasını beklerken o
"Kemerini bağla." Hızla kemerimi bağladım.Ben kemerimi bağlayınca arabayı çalıştırdı.
Umay hızla askeriyeden çıkıp ilerlemeye başladı.Ama sıkıntı vardı Umay arabayı çok hızlı sürüyordu.Turan
"Umay yavaş." Demek zorunda kaldı.Umay yavaşlayınca derin bir nefes aldı.
Turan konuşursa Umay ağzına s... mı diye korkuyordu.Ama korkunun ecele faydası yoktu.Ama sıkıntı ne diyecekti.
Sakin ol diye bir öneri attı iç sesi.Bir an düşündü.Ama sonra bunun bir intahar olacağını düşününce vazgeçti.
"Nereye gidiyoruz?" Diye bir cümle düşünmeden çıkınca kendine sövdü.
"Alparslan'ın gidebileceği bir yere."
"Ora nere?" Dediğimde derin bir nefes alıp
"Sahilde eskiden gittiğimiz bir baraka var oraya gideceğiz." Anladığımı belli edercesine mırıldandım.Şansımı zorlamaya gerek yoktu sonuçta.
İlk geldiğimiz yer çok güzel bir yerdi ama uzun zamandır ziyaret edilmediği belliydi.
Umay'ın anlatımıyla
Alparslan neden 'Ben berbat bir insanım' demişti.Umarım düşündüğüm şey değildir diye içimden geçirerek sahilin dibin de olan eskiden çok gittiğimiz barakaya sürdüm.Barakaya geldiğim an arabayı durdurup hızla çıktım.
"ALPARSLAN."
Ses yoktu hızla barakanın içine girdim.Yoktu.Koluma bir el dokununca irkildim.
"Sakin ol bulacağız." Sesi kendinden emin çıkıyordu.
"Biliyorum." Sesim duygu yoksunu çıkmıştı.Arabaya doğru yürümeye başlayınca
"Umay sen tarif et ben sürüyüm.Senin bu halde sürmen doğru değil." Haklıydı.Cebimdeki anahtarı alıp Turan'a attım.Sonra yan koltuğa geçip kemerimi bağladım.O da arabaya binince telefonumu çıkarttım.
U:"Abi."
M:"Umay."
U:"Abi Alparslan İle konuştun mu?"
M:"Hayırda neden?"
U:"Arayacağım seni abi." Deyip kapattım.
"Nereye gidiyoruz?" Derin bir nefes aldım.Nereye gidebilirdi?Aklıma gelen ilk yeri söylemek dışında bir şey yapamadım.
"Kerpe."
"Tamam." Korkuyordum.
"Umay iyi misin?" Yalan söylemek gelmedi içimden
"Değilim."
"Neden korkuyorsun?"
"İntihar etmesinden." Bunu sesli dile getirmek çok canımı yaktı.
"Yapmaz."
"Yapar.Ne yaşıyor bilmiyorum ama onu tanıyorum."
"Yapmaz ama yapmaya kalktıysa da ona bir şey olmadan bulacağız."
"İnşallah."
Kerpe'de de yoktu.Kerpe’den sonra üç yere daha bakmıştık ama yoktu.
İlahi bakış açısı
"Yok ya yok.Nerede bu çocuk." Diye bağırdı Umay.Çok endişeliydi.
"Bilmiyorum." Bunu diyen Turan sesini sakin tutmaya çalışsada o da çok endişeliydi.
"Gidebileceği başka bir yer yok mu?"
"Yok." Dedi Umay ama sonra aklına gelen yerle hızla arabaya yürümeye başladı.
"Bir yer daha var." Demesi ile Turan da arabaya bindi.Umay arabayı hızla sürerken Turan'ın sorularını da cevapsız bırakıyordu. Umay geldikleri an arabadan inip hızla binaya doğru yürüdü.
"Umay yavaş." Diyen Turan'ı duymamazlıktan geliyordu.
Hızla binaya girip 3. Kata çıktı.Kapıyı açıp direk salona yürüdü.O sırada nolur ne olmaz diye silahını çıkarmıştı.Gördükleriyle dönüp kaldı.Çünkü Alparslan'ın elinde silah vardı ve kafasına dayalıydı.
"Alparslan."
"Abla." Umay yürürken
"Ne halt ediyorsun sen?" Diye sordu.
"Yaklaşma."
"Tamam yaklaşmıyorum.Sende o silahı indiriyorsun."
"Hayır."
"Alparslan beni deli etme indir o silahı."
"Hayır."
"Neden?"
"İzledim." Umay'ın kaşları sorgular biçimde çatıldı.
"Neyi izledin?"
"Ablamın ölümünü." Umay duyduklarını sindirmek için yutkundu.
"Nasıl?"
"Bir paket geldi.İçinde flash bellek vardı.Ben yapamam,yaşayamam."
"Tamam indir o silahı."
"Yapamam."
"Alparslan bende izledim.Bir buçuk sene önce fotoğrafını dünde videosunu izledim.Yapma.Nolur yapma."
"Özür dilerim abla."
Art arda duydukları silah sesleri ile yere eğildiler.
"Noluyor lan?" Diyen kişi Turan yüzbaşıydı.Umay
"Baskın."dedi kısaca.Ardında gözleri Alparslan'ın kanayan koluna değdi.
Telefonu Alparslan'a attı.
"Albayı ara.Adresi ver destek yollasınlar."Alparslan başıyla onayladı.
Camın kenarına pusu kurmuştu o sırada Umay.Kafasını çıkarıp bir teröristi indirdi.10 dk boyunca geleni indirmişlerdi.Polisler,ambulans ve tim gelince rahat bir nefes aldılar.
Tim ve sağlık çalışanları hızla eve girdiler.Sağlık çalışanları direk Alparslan'ın yanına gitti.Ambulans Alparslan bindirildikten sonra hızla hareket etti.
Umay kendini tutamayarak kahkaha atmaya başladı.Tim şaşkınlıkla Umay'a bakıyordu.
"Delirdi mi lan?"
"Sanırım."
Hayri albay derin bir nefes alıp
"Asker tekmil ver."
Umay hızla kendini toplayıp
"Yüzbaşı Umay Çelik/Trabzon. Emredin komutanım."
"Yüzbaşı Turan Ayaz Bozkurt/Bakü.Emredin komutanım."
"Ne oldu burada,siz neden buradasınız?"
Umay hızla Turan'a dirsek atıp kendi konuşmaya başladı.Albay bunu fark edince kaşını daha çok çattı.
"Komutanım saldırıya uğradık.Evin etrafını sarmışlar.Dikkat etmeden eve geldiğim için Alparslan vuruldu.Şimdi müsadenizle Alparslan'ın yanına gitmek istiyorum."
"Neden buraya geldiniz?"Bu sefer Turan konuştu.
"Komutanım Alparslan ameliyata alınacak kan filan gerek olur.Hastaneye gidelim sonra sorguya çekersiniz."
Albayın kaşları çatıldı ama Turan haklı olduğu için
"Tamam hastanede hesap sorarım." Arabaya binmeden önce
"Umay sen benimle gel."
"Emredersiniz komutanım." Dedi.Arabaya binmeden önce Turan'a dönüp
"O ağzını sıkı tut yüzbaşım." Deyip bindi.
(Hastane Alparslan uyandıktan sonra)
Tüm tim aynı anda konuşmaya başladı.
"Alparslan iyi misin?"
"Ağrın var mı?"
"Kardeşim nasılsın?"
"Doktoru çağrıyım mı?" Uğultu yükselmeye başlayınca albay
"ASKER!!"
Herkes hazırola geçerken Albay Alparslan'a döndü.
"İyi mısın? Ağrın var mı? Ve en önemli olan soru sizin o evde ne işiniz vardı?"
Bu sorular karşısında Alparslan yutkunmak zorunda kaldı.Ardından konuşmaya başladı
"İyiyim,ağrım yok." Albay kaşlarını çattı ardından sesini gürleştirerek
"O evde ne işiniz vardı sizin"
Alparslan tekrar yutkundu ama konuşamadı.O sırada Umay dudağında alay ve sinir dolu bir gülümseme ile konuştu.
"Niye oradaydık Alparslan."
Alparslan yine susunca Umay konuşmaya devam etti.
"Sen söyleyemiyorsun madem ben söylerim.İntihar edecekti kendileri Turan ve bende onu bulmaya uğraştık en sonda Melike'nin evinde buldum.O şerefsizlerden biri Alparslan'ı vurmasaydı kafasına sıkacaktı."
Tim ve albayın şok olmasını önemsemedi ve devam etti.
"Yani bu itler ilk defa işe yaradı."
İlk kendini toplayan albay oldu.
"Ne demek intihar edecekti Alparslan?"
"Bunu bende merak ediyorum." Alparslan ne diyeceğini kesinlikle bilmiyordu.O yüzden saçmalamaya başladı.
"Komutanım şimdi şöyle ki" yutkundu.
"Neyle ki Alparslan." Sesi çok sert çıkmıştı albayın.Alparslan konuşamadı.Turan Umay'ın sinirlendiğini fark edince albaya döndü
"Komutanım izninizle ben ve Umay yüzbaşım ile eve gidelim ardından sorgu için askeriyeye geçelim."
"Eve gidin ama askeriyeye geçeceğiniz zaman önce beni ara."
"Emredersiniz komutanım." İkiside topuk selamı verip çıktıktan sonra albay Alparslan'a döndü.
"Sen bi iyi ol ağzına ....."
"Emredersiniz komutanım."
Umay anlatımıyla
Hastaneden çıkınca kendi arabama doğru yürüdüm.
"Umay arabanın anahtarı bende." Turan'ın konuşmasıyla kendime geldim.
"Aç o zaman."
"Sakın"
"Sakinim ben."
"Tamam."
Yolculuk sakın geçmişti.Evin önüne gelince kimlikleri gösterdik.
"Durum ne."
"Ev ve etraf arandı komutanım size iki,Turan yüzbaşıma bir,time ise bir tane mektup yazılmış.Onun dışında kaçan biri olup olmadığına bakıyoruz."
T "Mektuplar nerede?"
"2 saat sonra elinize ulaşır komutanım."
"Tamam aslanım."
"Sağ teröristler nerede?"
"Askeriyeye yollandı komutanım."
"Tamam." Ardından da Turan'a döndüm.
"Askeriye ye geçelim."
"Tamam."
Turan'ın anlatımıyla.
Askeriye gelince Umay'a döndüm
"Önce yarana bakacağız."
"Hayır."
"Umay yarana bakmadan sorgu katına gidemeyeceksin."
"Turan yara kanamıyor yani gerek yok."
"Gerek var Umay yarana baktırıyor musun? Yoksa albaya söyleyeyim mi?"
"Tehdit etme beni"
"Tehdit değil ya yarana bakarım ya sorguya giremezsin." Umay pes ederekten
"Bak Allah'ın cezası bak." Deyip odasına doğru yürümeye başladı.Bende arkasından yürüdüm.
Odasına girince ilk yardım çantasının oraya yürüdüm.Umay üstündekini çıkarmıştı o arada.
Yanına gidip yarasına baktım.Gördüklerimle gözlerim kapatım derin nefes aldım.
"Umay bu ne?"
Yarasının neden kanamadığı belli oldu.Yarasının üstüne üç kat sargı bezi sarmıştı.
"Bir şey değil"
"Aynen baya değil." Diye derin bir nefes alıp sargıyı pardon sargıları açtım.Dikişler zorlanmıştı.Yenilemem lazımdı.
"Umay dikişinin yenilenmesi lazım."
"Yenile o zaman."
"Dikişlerin alınması lazım canın çok yanar."
"Turan dikişimi yeniliyon,pansuman mı yapıyorsun ne yapıyorsan yap.Yoksa kalkıp gidicem."
"Hiçbir yere gidemezsin."
"Kim diyo?"
"Ben."
"Turan kapı açık çıksam beni durduramazsın."
"Kapının açık olduğunu kim söyledi?"
"Ne?"
Hemen kalkıp kapıyı kontrol etti.Gerçekten kilitli olduğunu görünceki yüz ifadesi mükemmeldi.
"Sen ciddi misin?Ne ara kapıyı kilitleyip anahtarı aldın?"
"Kapıyı kapatırken.Şimdi otur şuraya."
Göz devirip yatağın üstüne oturdu.Ben o sırada uyuşturucu iğneyi ve diğer gerekli malzemeleri ayarlamıştım.Bu sefer uyuşturmama engel olamayacaktı.Uyuşturucuyu elime aldığım an
"Ona gerek yok." Dedi.
"Sormadım." Deyip yarayı uyuşturdum.Ardından dikişleri almaya başladım.
Dikişleri alırken tip tip bana bakıyordu.
"Ne oldu Umay?"
"Bir şey olduğu yok."
"O yüzden mi beni öldürüp gömecek gibi bakıyorsun?"
"Beni odaya kilitledi üstüne bir de soruyor musun?"
"Anlaşıldı."
"Ne zaman bitecek?"
"10 dakikaya"
"Offf."
"Oflama yaranın üstüne sargı sarmasaydın hastanede hemen hal ettirirdik."
"Ondan sonra albay öğrensin."
Derin bir nefes aldığımda güldü.Yarayı diktikten sonra
"Sorguda yaranı zorlamayacaksın."
"He he."
"Umay yaranı zorlarsan bu sefer albaya gider Komutanım Umay omzundan yara almış dinlenmesi lazım derim askeriyeye bile giremezsin."
"Tamam Turan tamam."
"Hadi sorgu katına inelim.Ha bu arada sorguda Fatih Yarbay da olacakmış."
"Niye?"
"Bilmem."
"Tamam hadi gidelim."
Nasıl albaydan izin aldı ne ara askeriyeden çıktı bilmiyordu Umay.Arkasından bağıran Turan'ı bile umursamadı.
Nefes alamadığını hissediyordu Umay.Arkasından koşan Turan ise nefes nefese kalmıştı.
"Umay dur."
"Uzak dur Turan."
"Umay hadi saçmalama bir konuşalım."
"Ne konuşacağız Turan ne konuşucaz.Ya benim yüzümden - "
"Hiçbir şey senin yüzünden değil."
"Nasıl değil söyledi ağzıyla söyledi."
1 saat önce
Sorgu odasına girdiklerinde Turan
"Naber lan it?"
"Konuşmıcam."
T "Görücez." Umay geçip sandalyeye otururken Turan Umay'ın arkasına geçmişti.
T "Evet beni yormadan konuş."
"Ben bir şey bilmiyorum."
T " İlla yoracan." Diyip ilk yumruğu attı.12 yumruk attıktan sonra Umay
"Yüzbaşım." Turan ayrıldı.
U "Alparslan Çakırbey'i neden öldürecektiniz?"
"O kim?"
T " Öldüreceğin kişinin ismini bilmiyon lan."
" Biz biz Umay Yüzbaşıyı öldürmek için geldik."
"Ne?"
"Başkan başkan yüzbaşının ölmesini istedi.Biz onu öldürmeye geldik."
"Yani beni mi öldürecektiniz?"
Terörist kekeleyerek
"Evet."
son
"Benim yüzümden şehit olacaktınız ya benim yüzümden"
"Senin yüzünden olmayacaktı Umay."
Turan Umay'ın elini silahına attığını görünce hızla hareket etti ve Umay'ı kilit pozisyonuna soktu.
"Şşş sakin sakin.
"Turan ben Alparslan'a anlatsaydım bugün intįhar etmeye kalmayacaktı.Benim yüzümden ölecekti.
"O zaman öğrendiğinde de aynı tepkiyi verecekti."
Umay daha fazla dayanamadı.Dizlerinin üstüne düşerken çığlık attı.Turan da Umay ile birlikte yere çöktü.Umay hıçkıra hıçkıra ağlarken Turan sadece saçını okşadı.
Umay sakinleştikten sonra ayağa kalkmaya çalıştı.Onu sıkı sıkı tutan Turan
"İyi mısın?"
"İyiyim."
Deyince bıraktı Umay ayağa kalktığında dönen başıyla Turan'a tutundu.
"Umay."
"Bir şey yok sadece başım -" Derken bayılan Umay ile Turan derin bir nefes aldı.Ardından hızla kucağına aldı.Askeriyeye geldiklerinde ilk Umay'ın odasına yöneldi.Kucağında bir melek gibi uyuyan kıza baktı.Yavaşça yatağına bıraktı kızı.
Turan'ın ağzından
Son kez Umay'a bakıp albayın odasına doğru yürüdüm.Odanın önüne gelince kendime çeki düzen verdim ve kapıyı çaldım.İçeriden gel sesi duyunca içeri girdim
"Yüzbaşı Turan Ayaz Bozkurt/Bakü.Emredin komutanım."
İçeride Hayri albay,Mustafa albay ve Fatih albay vardı.
H "Rahat yüzbaşım.Umay nerede?"
T "Odasında komutanım uyuyor."
F "Umay iyi mi? Ne oldu askeriyeden çıktıktan sonra?"
T "Umay iyi komutanım.Ufak bir sinir krizi geçirdi.Ağladığı ve sabahtan beri doğru dürüst bir şey yemediği için bayıldı."
M "Oğlum bayılması iyi bir şey mi?"
T "Komutanım durumu iyi sadece bugün fazla yoruldu."
H "Sinir krizi geçirdi dedin ne yaptı?"
Bu soru karşısında yutkundum.
T "Çığlık attı, hıçkıra hıçkıra ağladı."
H "Turan başka bir şey varsa söyle."
T "Yok komutanım."
H "Tamam git dinlen."
"Emredersiniz komutanım."
Deyip topuk selamı verdim ve odadan çıktım.