Umay'ın anlatımıyla
Bir yıla yakındır bir teröristin peşindeydim.Kendisini Cevher diye tanıtan it örgütün başıydı.
Şerefsiz yüzünden onlarca ülke ve şehir gezmiştim.Onlarca bilgi edinmiştim.En son ise İstanbul'da bir balo yapacağını ve oraya onlarca teröristin geleceğini öğrenmiştim.Bu baloya bende katılacaktım.Komutanın çağırmasıyla Askeriyeye gelmiştim.Askeriyeye girişinde kimliğimi gösterip içeri girdim.
Toplantı odasının yerini öğrenip toplantı odasının önüne geldim.Kapıyı tıklattım.İçeriden gir sesini duyunca içeri girip tekmil verdim.
" Yüzbaşı Umay Çelik.Emredin komutanım."
"Rahat yüzbaşım."
İçeride albay dışında iki kişi daha vardı.Birini tanıyordum o da beni tanıyordu.Diğeri ise bana merakla bakıyordu.Albay konuşmaya başladı.
"Tanıştırıyım sizi yüzbaşım.Bu yüzbaşı Turan Ayaz Bozkurt."gösterdiği kişi siyah saçlı ve ela gözlü biriydi.Albay konuşmaya devam etti
"Bunu da zaten tanıyorsun."
"Alparslan Çakırbey."diye devam ettirdim.O sırada Alparslan konuştu.
"Unutmamışsınız komutanım."gülümsemekle yetindim.O sırada albay konuştu.
"Otur yüzbaşım."tabi saygıdan dolayı oturmadım.Bunu gören albay "Bu bir emirdir yüzbaşım."dediğinde oturdum.Albay konuşmaya başladı.
"Yüzbaşım bir yıla yakındır bu görevdesin.Sayende onlarca askerin ve sivilin hayatını kurtardık.Ayrıca sayende kırmızı bülten ile aranan altı teröristi ele geçirdik.Sana olan güvenimizi boşa çıkarmadığın için teşekkür ederim.Son operasyonun altından da tek başına altından kalkabileceğine eminim.Fakat bu görevde seni korumak için Kılıç Timi yani senin yeni timin sana eşlik edecek." Üçümüzde çok şaşırmıştık.İlk konuşan Alparslan oldu.
" Ne yani Umay yüzbaşım Kılıç Timinin yeni komutanı mı?"
"Evet,öyle.Turan ve Umay Kılıç Timinin başında olacaklar."ve devam etti.
"Bir sıkıntı var mı yüzbaşım?"
"Hayır komutanım."
"Kılıç Timinin operasyonda olması"
"Bu sefer ihtiyacım olacağını düşünüyorum komutanım."Albay şaşırsada bunu dışarı göstermedi.
"Peki yüzbaşım.Odanıza gidip dinlenin."
"Emredersiniz komutanım."deyip çıktım.
İlahi bakış açısı
"İlk defa emrime karşı çıkmadı."diye sesli düşündü albay.Sesli düşündüğünü fark edince kendini toparladı.Albay Turan yüzbaşıya dönüp
"Yarın timin ile birlikte saat altıda hangarın orada olun."
"Emredersiniz komutanım."
"Hadi çıkın şimdi."
"Emredersiniz komutanım."deyip çıktılar.Albay hızlıca Umay'ı arayıp
"Yarın Kılıç Timine saat sabah altıda ilk içtimalarını yaptıracaksın.
"Emredersiniz komutanım."Albay şaşırsada şaşırdığını belli etmemek için telefonu kapattı.Sonrada Kılıç Timinin basına açtığı belayı düşününce güldü.Kılıç Timini zorlu bir gün bekliyordu.
Kılıç timi ve Umay albaydan gelecek emri bekliyorlardı.
" Kılıç timi bugün emir komuta Umay yüzbaşıda.Sorusu olan."Kimsenin sorusu olmadığını görünce
"Peki o zaman size iyi şanslar Kılıç timi" dediğinde sadece iki kişi anlamıştı.Biri Umay yüzbaşı diğeri ise onun eğitimlerine ve cezalarına maruz kalan Alparslan'dı.Alparslan ağzının içinde homurdandı.Çünkü yapacakları içtimayı biliyordu.Albay arkasını dönüp uzaklaştı.
Umay'ın anlatımıyla
Albay gidince time dönüp
"Önce tanışalım sonrada eğitim sahasına geçelim.Ben yüzbaşı Umay Çelik."dediğimde hepsi kendini tanıtmaya başladı.
"Yüzbaşı Turan Ayaz Bozkurt/ Bakü"
"Üsteğmen Emre Bozok/Mardin"
"Üsteğmen Melik Yüksel/ Edirne"
"Astsubay Burçin Ateş / Ankara"
"Teğmen Alparslan Çakırbey / Rize"
"Güzel hadi eğitim sahasına" dediğimde hepsi beni takip etti.
Alparslan Melik'e dönüp dediklerini duyunca gülümsedim.
"Şimdi bizim anamızdan emdiğimiz sütü burnumuzdan getirecek."Arkama dönmeden
"Demek eğitimimi unutmadın ha Alparslan."
"Sizin eğitimlerinizi unutmak ne mümkün komutanım."deyince gülümsedim.O sırada içtima alanına gelmiştik.Time dönüp
"İkili sıra halinde 70 tür koşu.Başla."
Hepsi şaşırmıştı ama kendilerini çabuk topladılar.İlk 30 turda hiç konuşmamışlardı.
"Sizi hep böyle sessiz misiniz?Ben bu timi hiç böyle duymamıştım.Beni Turan yüzbaşı cevapladı.
"Normalde bu kadar sessiz değillerdir ama siz rahatsız olmayın diye konuşmuyorlar."time dönmeden konuşmaya başladım.
"İstediğiniz gibi konuşabilirsiniz.Bende artık timden biriyim.Birlikte göreve çıkacağız."
Hepsi biraz da olsun rahatlamıştılar.İlk konuşan tabikide Alparslan olmuştu.
"Komutanım en son ne zaman görüşmüştük?"
"Bir buçuk yıl oluyor."dediğimde Melik
"Yani siz Alparslan ile önceden tanışıyor muydunuz komutanım?"
"Evet Melik.Bir ara Alparslan ve bir kaç teğmene daha eğitim vermiştim."
"Keşke benimde siz eğitseydiniz komutanım."Bunu diyen ise Burçin'di.
"Keşkeleri bırakalım iyikilere odaklanalım.Hem bundan sonra birlikteyiz."Hepsi beni onaylayan mırıltılar çıkardılar.70 tür koşu bitince 200 şınava başladık.Melik
"Evli misiniz komutanım?"diye sordu.
"Hayırdır kendine mi alıcan?"bunu söyleyen ise yüzbaşı Turan'dı.Melik gerilmişti.
"Yok, komutanım.Ben sadece merak etmiştim."Yüzbaşı tam konuşacakken
"Yok Melik evli değilim."
"Peki sevgiliniz var mı komutanım?"
"Sizene arkadaşlar"dediğinde tüm tim gerildi.Ben ise
"Yok Burçin.Öyle şeylere ayıracak vaktim yok benim.
Ayrıca Turan komutanım arkadaşlar beni tanımaya çalışıyor ve ben bunda yanlış birşey görmüyorum."dediğimde tim birazda olsa rahatlamıştı.200 şınav bittikten sonra 200 mekik,200 barfiks ile eğitimi bitirdim.
"İlk günden sizi çok yormayalım.Bu kadar yeterli."deyince Alparslan dışında hepsi şoka uğradı.Şoku ilk üstünden atan Emre oldu ve konuştu.
"İlk gün derken komutanım.Normal de ne yapacağız?"Ben gayet rahat bir şekilde
"Yüz tur koşu,üç yüz elli şınav,üç yüz elli barfiks,üç yüz elli mekik."dediğimde hepsi şaşkınlıkla bana bakıyorlardı.
"Hadi boşverin şimdi diğer eğitimleri.Gidin önce bir duş alın sonrada yemek yeriz."
"Emredersiniz komutanım." Tüm tim giderken bir tek yüzbaşı Turan kalmıştı.Ona dönüp
"Bir sıkıntı mı var yüzbaşım?"
"Operasyon hakkında ne zaman bilgi vereceksiniz?"
"Akşam benim evimde buluşacağız yüzbaşım dinlenme olasılığını azaltmak için"
"Peki bunu time ne zaman söylemeyi planlıyorsunuz?"
"Dinlenme odasında yüzbaşım.Başka bir sorunuz var mı?"
"Yok"deyip arkasını dönüp uzaklaştı.Arkasından "ya sabır" çektim.Bu adamın benimle ne alıp veremediği vardı bilmiyordum.Hızlıca odama geçip duş aldım.Üniformamı giyip tam yemekhaneye giderken albayın postası geldi.
"Komutanım albay sizi toplantı odasında bekliyor."
"Tamam."deyip yönümü toplantı odasına doğru döndüm.Koridorda yürürken beni gören bütün askerler hazır ola geçip selam veriyorlardı.Toplantı odasının önüne gelince kapıyı tıklattım.İçeriden "gel"emrini duyunca içeri girip tekmil verdim.
"Yüzbaşı Umay Çelik.Emredin komutanım."
"Otu yüzbaşım bu bir emirdir" dediği an bana ayrılan yere oturdum.General konuşmaya başladı.
"Umay öncelikle seni tebrik etmek istiyorum.Sayende kırmızı bülten ile aranan altı teröristi ele geçirdik.Bu operasyonu tek başına yüklenmen de ayrı bir cesaret Ben senden bu operasyona başladığından beri yaşadığın olayları,öğrendiğin bilgileri bize anlatmanı istiyorum."
"Baştan mı komutanım?"
"Evet yüzbaşım."
"Emredersiniz komutanım."deyip anlatmaya başladım.
İlahi bakış açısı
Albay Kılıç Timini çağırmıştı.Ama Umay yüzbaşının haberi olmamasını vurgulamıştı.Eğitim bittiğinde Kılıç timi hemen albayın yanına çıkarken Turan'a ise Umay'ı oyalamak kalmıştı.
Kılıç timi albayın odasına gelince kapıyı tıklattılar.Albay gir emrini verince kapıyı açıp tekmil verdiler
"Üsteğmen Emre Bozok / Mardin.Emredin komutanım."
"Üsteğmen Melik Yüksel / Edirne.Emredin komutanım."
"Astsubay Burçin Ateş / Ankara.Emredin komutanım."
"Teğmen Alparslan Çakırbey / Rize.Emredin komutanım."
"Rahat çocuklar.Oturun."albay hiçbirinin oturmadığını görünce
"Bu bir emirdir."deyince hepsi oturdu.
"Evet çocuklar direk konuyu açıklayayım." Tim merakla albayı dinliyordu.
"Bugün Umay yüzbaşının doğum günü."hepsi şaşkınca mırıldandılar.Albay devam etti.
"Büyük ihtimalle kendisi yine doğum gününü unuttu.Arkadaşları ona bir doğum günü kutlaması yapacaklar.Size düşen görev ise onlara yardım etmeniz.Ve Umay'ı oyalamanız.Yemekhaneden uzak tutmak."Albay konuşmasını bitirince Emre aklına takılan soruyu sordu.
"Komutanım Umay yüzbaşım duş alıp yemeğe ineceğini söyledi.Biz onu nasıl oyalayacağız?"albay kısa bir an düşündü.Sonra
"Tamam siz oyalama işini bana bırakın siz gidin yemekhane dekilere yardım edin."tim aynı anda
"Emredersiniz komutanım."deyip çıktılar.
"Hadi gidip önce hediye alalım.Sonrada yemekhaneyi organize edelim" dedi Alparslan ona karşı çıkan Melik ise
"Önce Turan yüzbaşıya haber verelim."Emre onu onayladığı esnada
"Albay neden çağırmış."diye bir sese geldi.Tabikide bu Turan yüzbaşıydı.Tüm tim kendine çeki düzen verdi.Emre
"Bugün Umay yüzbaşının doğum günüymüş komutanım.Yemekhanede kutlama olacakmış askerlere yardım etmemizi istiyor albay."
"Umay'ın doğum günü mü?İyide o hiç doğum günü gibi davranmıyordu."
"Albay o yine doğum gününü unutmuştur gibi bir cümle kurdu."
"Anladım.Hadi gidin yüzbaşıya hediye alın.Sonrada askerlere yardım edin."
"Emredersiniz komutanım."Turan tam arkasını dönüp gidecekken arkasına dönmeden Alparslan'a
"Yüzbaşının sevmediği bir şey var mı?"
"Pembe renginden nefret eder komutanım.Ha birde mor gülleri çok sever.”
"Tamam.Hadi oyalanmayın."
"Emredersiniz komutanım." Tim hızlıca odalarına gidip üstlerini değiştirdiler.Turanında ilk işi odasına gidip üstünü değiştirmek oldu.Askeriyeden çıkmadan önce yemekhaneye uğradı.Pembe balonları görünce bir an 'Böyle bırakıp kızdırsam mı?'diye düşündü.Ama sonrasında vazgeçti.Ne de olsa doğum günüydü.Hemen bir askeri çağırıp
"Pembe balonları Umay yüzbaşı görmeden kaldırın."dedi.
"Emredersiniz komutanım."deyip hemen bir arkadaşını çağırıp pembe balonları kaldırmaya başladılar.Turan biraz daha inceleyip bir sıkıntı olmadığından emin olup askeriyeden çıktı.
Umay'ın anlatımıyla
Komutanlarıma yaşadığım olayları,öğrendiğim bilgileri,baloya katılacak olan önemli! kişileri anlattım.Hepsini dikkatli bir şekilde dinlediler.Kafalarına takılan noktaları sordular.Bende elimden geldiğince cevapladım.Anlatmayı bitirdiğimde albayın yüzündeki gurur ifadesini görünce içimdeki çocuk kahkaha attı.General yanıma gelip alnımdan öptü.Ve sonrada
"Tebrik ederim seni güzel kızım.Seninle gurur duyuyorum."dedi ve çıkışa doğru yürüdü.Albay dışında herkes beni tebrik edip dışarı çıktı.Ardından albay yanıma gelip
"Senin ile gurur duyuyorum deli kız.Güvenimi boşa çıkarmadığın için çok teşekkür ederim."
"Asıl ben size teşekkür ederim komutanım.Bana kimse güvenmezken siz güvendiniz.Siz olmasaydınız bana bu görevi asla vermezdiler.Siz bana güvence oldunuz."
"O ne demek kızım.Sen benim askerimden çok kızımsın."ve devam etti.
"Umay bugün günlerden ne?"anlam veremesemde cevap verdim.
"Perşembe komutanım."
"Anlamı ne?" Bu soruyla şaşırdım.Biraz düşündükten sonra bulamayınca
"Bilmiyorum komutanım."albay manidar bir gülümsemeyle bana baktı.Ve daha sonra arkasını dönüp
"Askerinin nerede,ne zaman doğduğunu hatta doktorun adına kadar hatırla kendin hakkında hiçbirşey hatırlama"gibi bir şey söylemişti.Ben tam ne demek istediğini anlamak için düşünecekken albay
"Beni takip et yüzbaşım." Dediğini duyunca düşüncelerimden uzaklaşıp
"Emredersiniz komutanım."deyip albayı takip ettim.Bir kat aşağıya inince albay durdu.Albay durunca mecburi olarak bende durdum.Albay cebinden bandanaya benzeyen bir şey çıkardı.Ve arkama geçip gözümü bağladı.
"Birazdan sorularının cevabını alacaksın." Bu istersen sor cevap vermeyeceğim demekti.6 dakika yürüdük.Tahminimce yemekhanenin önüne gelmiştik.Albayın arkama geçtiğini hissettim.Gözlerim açıldığında karanlıktan aydınlığa geçtiğim için garip oldum.Yemekhanenin içine bakınca gördüğüm şeyle çok şaşırdım.Çünkü yemekhane çok güzel bir şekilde süslenmişti.Ve kılıç timinin oturacağı masanın üzerine "İyi ki doğdun Umay" diye bir yazı yazıyordu.Albay
"Geçsene deli kız."dediğinde kendime gelip içeri girdim.Önce önüme General gelip
"Yeni yaşın sana uğurlar getirsin güzel kızım."
ve cebinden çok zarif bir kolye çıkardı.Siyahlı beyazlı bir inci kolye idi.Boynuma takıp benim alnımı öpünce gururlandım.
"Çok teşekkür ederim komutanım."
General yerine oturunca albay karşıma geldi.
"İyi ki doğmuşsun deli kız." Deyip cebinden bir bileklik çıkardı.Bilekliğin üstünde sonsuzluk işareti vardı.
"Teşekkür ederim komutanım."
Albay elini tekrar cebine attı ve askeri bir künye çıkardı.
"Bu şehit Melike Şahin'in künyesi.Şehit olmadan önce bana gelip 'Komutanım eğer şehit olursam künyemi doğum gününde Umay'a verin' demişti."kısık bir ses ile devam etti."Bu artık sana emanet Melek.Bu sana Melikeden emanet."
Gözlerimin dolduğuna emindim.Melike benim kardeşimdi.Ve geçen sene sevdiği adam tarafından şehit edilmişti
"Çok sağolun komutanım." deyip kılıç timin için ayrılan yere geçtim.General konuşmaya başladı.
"Burada Umay'ın hem doğum gününü hemde karargaha gelişini kutluyoruz.Hoşgeldin Umay hem dünyaya hem karargaha."
"Sağolun komutanım."dediğimde general oturunca bizde oturduk.Kısa bir süre sonra yemekler dağıtılmaya başlandı.Tim sohbeti iyice koyulaştırmıştılar.Sohbete iyice odaklanınca olayın yemek olduğunu anladım.Bizim timin asla vazgeçemeyeceği üç şey vardı.Bayrak,vatan ve yemek.Ve şuan tartıştıkları konu ise hangi yemek daha iyi sohbetiydi.
"Oğlum en iyi yemek musakka’dır." Yüzümü buruşturmuştum musakka ismini duyunca.Çünkü ben patlıcan yiyemiyordum.Sohbete bende katıldım.
"Ne musakkası oğlum hiç bir yemek sarmanın önüne geçemez."dediğimde Burçinde bana katıldığını söyledi.
"Komutanıma katılıyorum hiçbir yemeğin tadı sarmanın tadını tutmaz."Turan ise tabi ki katılmadan edemedi.
"Bence en güzel yemek mantı"dediğinde bütün timden ters bir bakış yedi.Çünkü buradaki herkes sarmanın mantıya bin basacağını biliyordu ki bence Turan sırf bana karşı çıkmak için mantı demişti.Biraz daha sohbet ettikten sonra beni ortaya çağırdılar.Albay pastayı üflemeden önce bir konuşma yapmamı önermişti.
"Hepinize teşekkür ederim.Dışıma ne kadar belli etmesemde çok mutluyum."yalan söylemiyordum.İçimdeki o küçük kız kahkaha atarak gülüyordu.Ben konuşmamı bitirince mumlar yakıldı ve ben bir dilek dileyip mumları üfledim.İlk diliminde bana kestirdiler.
Yerime geçip oturunca Alparslan'ın bana bir şey söylemek istiyormuşta tırsıyormuş gibi baktığını gördüm
"Hayırdır Alparslan bir sıkıntı mı var?"
"Yalnız kalınca söyleyeyim mi komutanım."
"Tamam.Konuşuruz sonra" biraz daha oturduktan sonra benim evime geçip operasyon hakkında konuştuk.
Onlarda bana 'iyi ki doğdun' deyip gittiklerinde gülümsedim.
Hiç doğmamış olmayı dileyen bir insana bu kadar iyi ki doğdun fazlaydı.
Umay'ın anlatımıyla
Dünden beri toplantı odasındaydım.Operasyon hakkında bilgileri tekrar göz attıyordum.Olacağım kişiyi inceliyordum.Gece bir ara yanıma tim ve albay da gelmişti.Hatta albay bana gidip dinlenmemi söylemişti.Gerek olmadığını söyleyince üstüme gelmemişti.
Açıkçası son bir yılda o kadar yorulmuştum ki askerliğe başladığımdan beri bu kadar yorulmamıştım.Albayda bunu fark etmiş olacak ki operasyondan sonra 1 hafta izin vereceğini ve itiraz hakkımın olmadığını belirtmişti.
Operasyon yarındı.Ben ve Alparslan 4 saat sonra otele geçecektik.Evet benimle Alparslan gelecekti.O baloya herkes korumasıyla geliyordu ve benim korumalığımı Alparslan yapacaktı.
Şu anda toplantı odasında operasyon hakkında konuşuyorduk.Ben ve Alparslan içerideyken diğer timler dışarıda olacaktı.Ben işareti verdiğim an içeri gireceklerdi.Bir de extra altı tane keskin nişancı olacaktı.
"Hata istemiyorum arkadaşlar." Dedi albay.Bende hata istemiyordum.Kimse o kadar emeğin çöpe gitmesini istemezdi.Tüm tim ile aynı anda
"Emredersiniz komutanım."dedik.Bir saate yakın kimin nereye yerleşeceğini konuştuk.Ardından albay time dinlenmelerini söyledi ve toplantı odasından çıktı.Tüm timde dinlenmeye giderken ben spor odasına geçtim.
Spor odasında kimse yoktu.Buna sevinmiştim.Hızlıca üstümdeki üniformayı çıkardım.Yeşil askeri tişört ile ağırlık kaldırmaya başladım.İlk yarım saat ağırlık kaldırdım.Ardındanda ağırlık ile boks çalışmaya başladım.Bir saate yakın boks çalıştıktan sonra şınav pozisyonu aldım.250 şınav daha çekip sporumu bitirdim.Hızlıca odama geçtim.Odamın kapısını açınca gördüklerimle çok şaşırdım.Odam tamamen hediyeyle doluydu.Ama onları açacak zamanım yoktu.Hızla duşa girdim.Çıkıp beyaz tişört,deri ceket ve siyah bir pantolon giydim.Odamdan çıktığımda kapıda beni bekleyen Alparslan'ı gördüm.
"Beklettim mi?"diye sordum.Kimseyi bekletmeyi sevmezdim.Birinin de beni bekletmesinden nefret ederim.
"Hayır komutanım.Daha yeni geldim."
"Tamam.Hadi çıkalım." Arabaya doğru yürümeye başladık.
"Komutanım biraz gergin misiniz?"
"Yo nerden çıkardın onu"
"Komutanım siz gergin veya sinirli olduğunuzda saatlerce spor yapıyorsunuz.Sinirleneceğiniz bir olay olduğunu düşünmediğim için"deyince gülümsedim.
"Sende gerginsin."
"Gerginim valla komutanım.Sanırım operasyondan dolayı"
"Büyük ihtimalle bende ondan dolayı gerginim." Anladığını belli eden mırıltılar çıkardı.Arabanın önüne gelince sağ koltuğa geçmeden önce anahtarı Alparslan'a attım o da havada yakaladı.
"Sen kullan arabayı."
"Tamam komutanım."
"Ha birde burdan çıktığımız an bana komutanım demeyi bırakıyorsun."
"Biliyorum."deyip arabaya bindi.Bende binip emniyet kemerimi taktım.
Aslında içeri tek başıma girecektim fakat ne tim ne de albay izin vermemişti.Turan benimle gelmek istediğini söylediğinde çok şaşırmıştım.Ama Turan Fransızca bilmiyordu.O yüzden benimle Alparslan geliyordu.Kalacağımız otele gelince Alparslan arabayı park etti.Ardımdan içeri geçtik.Ayrı odalarda kalacaktık.Albay yarın giyeceğimiz giysilerin ve silahların hepsini önceden benim odama yollamıştı.Alparslan önce benim odama gelip giysilerini aldı ve çıkarken
"Valerie Hanım şüphelendiğiniz bir olayda hemen beni çağırıyorsunuz."
"Tabiki Charles." Bana gülümseyip kendi odasına geçti.Yerine geçtiğim kişinin ismi Valerie Alparslan'ın yerine geçtiği kişi ise Valerienin koruması olan Charlestı.Hızlıca yarın giyeceğim ve kullanacağım eşyaları inceledim.Son kez operasyonun üstünden geçip yatağa uzandım.Uzun zaman sonra ilk defa telefonumu açtım.Onlarca mesaj düştü.Bende hepsine cevap yazdım.Mesaj işi bitince kalkıp spor yapmaya başladım.
Operasyon için hazırlanıyordum.O sırada kapı çaldı.Yavaş hareketlerle kapıyı açtım.
"Bonjour Charles."
"Bonjour Madame."ardından da
"Çok güzel olmuşsunuz." Küçük bir tebessüm gönderip makyaj masasının önüne geçip kırmızı rujumu sürdüm.Ardından Alparslan'a dönüp
"Sizde çok yakışıklısınız."dediğimde güldü.Ve ekledi.
"Araba hazır isterseniz inelim."
"Önce maskeleri takalım." Evet yapacakları balo maskeli bir baloydu ki bu bizim işimize yarıyordu.Alparslan homurdandı.
"Komutanım bu maskeyi takmak zorunda mıyım?"derken masanın üzerindeki maskeleri gösteriyordu.
"Evet Charles hadi tak şunu"diye siyah olan maskeyi verdim.Bense beyaz olanı aldım.Alparslan sorhana sorhana taktı maskeyi.Bende beyaz maskeyi takınca hazırdım.Benim üstümde kırmızı bir elbise, Alparslan da ise siyah bir takım vardı.Çıkmaya Alparslan'a bir kulaklık verdim.Hemen taktı.
"Hadi gidip orayı onların başına yıkalım." Bu dediklerime gülümsedi.Odadan önce o çıktı ve bana yolu açtı.Asansöre binip aşağı indik.Arabanın önüne geldiğimizde Alparslan bana kapıyı açtı ve ben binince kapattı.Yol boyunca operasyon hakkında konuşmadık.Arabada dinleme cihazı olma riski vardı.Balonun yapılacağı mekana gelince araba yavaşladı.Çantamda olan davetiyeyi Alparslan'a verdim.O da camı açıp gösterdi.İçeri girmeden önce Alparslan'ın kulağına
"Ne cédez pas á votre ambition(Sakın hırsına yenilme)."o da benim gibi fransızca konuştu.
"Ok Meme Volerie(Tamam Volerie hanım)."İçeri girip bir masaya yerleştim.Bir süre sonra yanıma Cevher yaklaştı.Yüzünde maske olsa bile bu şerefsizi on kilometre öteden tanırdım.
"Merhaba tanışalım mı?"
"Désulé,je ne comprends pas ce que tu dis(Üzgünüm,ne dediğinizi anlamıyorum)."
"Don't you know Turkısh?Do you know English?(Türkçe bilmiyor musun? İngilizce biliyor musun?)"
"I don't know Turkısh.But my English good.(Türkçe bilmiyorum.Ama İngilizcem iyidir.)"
"Then let's talk in English.(O zaman ingilizce konuşalım.)"
"Okey(Tamam)"
"Bana isminizi bahşeder misiniz hanımefendi."
"Gelip ismimizi soran herkese ismimizi söyleyeceksek maskeli balonun ne anlamı kalır."güldü.Gülsündü.Ne de olsa birazdan gülebileceği bir ağzı kalmayacaktı.
"En azından bana bir dans sözü verebilirsiniz diye düşünüyorum."
"Elbette" nede olsa bu onun son isteği olacaktı.Cevher yanımdan uzaklaşınca Alparslan'a dönmeden
"Ya-t-il un probléme(sorun var mı)?"
"Non,il ny a pas de probléme(Hayır hiçbir sıkıntı yok)."Sohbet edilirken Cevher ortaya çıkıp konuştu.Ardından şarkı çalmaya başladı.Herkesin birini kaldırırken Cevher yanıma gelip beni dansa kaldırdı.Yaklaşık 10 dakika boyunca dans ettik ve ben Cevhere lavaboya gitmem gerektiğini söyledim.Lavaboya girer girmez çantamda olan kulaklığı taktım.
"Gölge göründü mü."
"Gölge görünebilir."
Deyip kapattı.Bende hızlıca içeri geçtim.Cevher benim ile tanıştırmak istediği kişiler olduğunu söyleyip beni bir masaya götürdü.Masada gördüğüm kişiyle sinirim tavan yaptı.Çünkü kardeşimin katili karşımdaydı.Cevher konuşmaya başlayınca
"Tanıştırıyım -"dediğinde sözünü kesip
"ECELİNİZ"dedim.Ben Cevhere tabancanın arkasıyla vurup bayılttım.O sırada hain kaçmaya başladı.Ben hızla onun arkasından giderken Alparslan Cevheri kenara alıyordu.
"Dur lan.Dur dedim eğer ben durdurursam ölmek için yalvartırım seni." Tabi ki durmadı.Hatta kendini bir duvarın arkasına saklanıp bana ateş etmeye başladı.Ve onda fark ettim.Bu şerefsiz beni adamlarının olduğu yere çekmişti.Bende hızlıca bir duvarın arkasına sığınarak ateş etmeye başladım.Ama çok kalabalıktılar ve ben üstümdeki elbise yüzünden rahat hareket edemiyordum.Tam o sırada kolumu sıyırıp geçen bir kurşunla küfrettim.Ben nasıl kurtulacağımı düşünürken yardımıma Turan yetişti.
"İyi misiniz yüzbaşım?"koluma bakıyordu.
"İyiyim bir sıkıntı yok yüzbaşım.Şunlarıda gebertirsek daha iyi olucam."güldü bu dediğime.Hızlıca hepsini indirdik.Çünkü karşımızdaki kişilerin iki bordo bereliye karşı alma şansları yoktu.Mehmetinde yani haininde bana karşı alma şansı yoktu.
"Gel gel senide o or..pu arkadaşın gibi öldüreyim."bu bardağı taşıran son damlaydı.
"Or..pu ha"bir yumruk"seni geberticem."bir yumruk"O kız seni seviyordu lan,seviyordu.Senin dokunmalarına izin verdiğin kız seni seviyordu."onlarca yumruk atmıştım ama rahatlayamamıştım.Turan beni çekene kadar vurmaya devam ettim.
"Dilsiz,Kara alın şu şerefsizi"onlar alıp götürken benim ağzımdan şu şiir döküldü
"Oysa herkes öldürür sevdiğini
Kulak verin bu dediklerime
Kimi bir bakış ile yapar bunu
Kimi dalkavukça sözler ile...
Korkaklar öpücük ile öldürür...
Yürekliler kılıç darbeleriyle
Kimi gençken öldürür sevdiğini
Kimi yaşlıyken
Şevhetli ellerle boğar kimi
Kimi altında ellerle
Merhametli kişi bıçak kullanır
Çünkü bıçakla ölen çabuk soğur
Kimi yeterince sevmez kimi yeterince sever
Kimi satar;kimi satın alır
Kimi gözyaşı söker öldürürken
Kimi kılı kıpırdamadan
Çünkü herkes öldürür sevdiğini
Ama herkes öldürdü diye ölmez"
"Huzurla uyu kardeşim.Huzurla uyu"
Umay'ın anlatımıyla
Operasyondan sonra ilk işim üstümü çıkarmak ve buz gibi bir suyla duş almak oldu.Ardından üniformamı giyip sorgu katına indim.Mehmet'in olduğu odanın önüne gelince şaşırmıştım.Çünkü Turan ve Alparslan kapıdakilere dert anlatmaya çalışıyorlardı.Alparslan beni göstererek bir şeyler söyledi.Hızlı adımlarla Turan yüzbaşının yanına geçtim.Kaşlarım sorgular bir şekilde yukarı kalktı.Odanın önünde duran askerler normal asker değil özel harekatçıydı.O sırada timin geri kalanıda gelmişti.
"Ne oluyor burda"beni cevaplayan Alparslan oldu.
"Komutanım bizi içeri almıyorlar."
"Bu ne demek oluyor."
"Albayın emri"
"Albay?"
"Hayri Albayın emri" diye açıkladı.Ne kadar sinirli de olsam bunu dışarı vurmadım.
"Peki iyi nöbetler gençler."ardından arkamda olan time dönüp
"Zorluk çıkarmayın."deyip dışarıdan bakıldığında çok sakin görünen ama içerden sinir patlaması olan bir ifade ve yürüyüşle albayın odasına doğru yürümeye başladım.
ilahi bakış açısı
Fatih Albayın odasında ise kaos vardı. 3 Albayda buradaydı.
"Ne halt yiyeceğimizi biri söyleyebilir mi?"bunu diyen Fatih albaydı.
"Hiçbir şey bilmiyorum.Tek bildiğim şey Umay'ın burayı her an basabilecek olması." Bunu diyen ise Albay Mustafaydı.
"Mustafa'ya katılıyorum.Umay geçerli bir açıklama isteyecektir."
"Amma velakin bizim geçerli bir nedenimiz yok."
"Ve Umay en fazla 5 dk sonra burada olacaktır."
"Eee ne diyeceğiz." Diye sordu Fatih albay
"Bizi mi sorguluyorsun yüzbaşı." Diye ortaya bir fikir attı Hayri albay
"Güzel fikir" Mustafa albay tam karşı çıkacakken kapı tıklatıldı.Hepsi şaşırsada belli etmedi.
"Gel."
"Yüzbaşı Umay Çelik.Emredin komutanım."
"Rahat kızım.Oturabilirsin." kızım demeleri istediğin kadar bağır çağır demekti.Ama Umay
"Ben bir şey sormak istiyorum komutanım." Bu albayları şaşırmıştı çünkü Umay'ın burda 'sorguya neden giremiyorum.' diye olay çıkarması lazımdı.
"Sor kızım."
"Mehmet'in kapısında neden özel harekat timi bekliyor."
"Kaçmasını imkansız hale getirmek için." Dedi Hayri albay ardından Mustafa albay konuştu.
"Aklına takılanın bu olduğuna emin misin kızım."
"Eminim komutanım.İzninizle çıkabilir miyim?"
"Tabiki çıkabilirsin." Umay tekrar selam verip çıktı.
Odada uzun bir sessizlik oluştu.İlk konuşan Fatih albay oldu.
"Umay niye bu kadar sakindi?"
"Bilmiyorum ama bu sakinlik hiç hayra alamet değil."Bunu diyen Mustafa albaydı.Hayri Albayda ona katıldı ve ardından
"Ben gidip bakıyım."
"Kız zaten sinirli lütfen onu dahada delirtecek bir şey yapma."
"Yapmam merak etme."
Umay'ın anlatımıyla
Odadan çıktığım gibi eğitim sahasına doğru yol aldım.Çok fazla sinirliydim ama bunu kimseye belli etmemeye çalışıyordum.Eğitim alanına gelir gelmez üstümdeki askeri üniformayı çıkarttım.Askeri t-shirt ile ısınma hareketleri yapmaya başladım.Tam ısınma hareketlerini bitirmiş şınav çekmeye başlayacakken Hayri Albayın
"Umay" hemen arkamı döndüm ve hazır ola geçip tekmil verdim.
"Yüzbaşı Umay Çelik.Emredin komutanım."
"Napıyorsun sen burada?"
"Spor yapacaktım komutanım."
"Bu soğukta dışarda spor yapacaksın.Niye?"
"Uzun zamandır spor yapmıyordum bende zaman bulmuşken yapıyım dedim komutanım."
"İçerde yapsaydın."
"Yok komutanım.Ben biraz koşucam."
"Umay neden konuşurken dişini sıkıyorsun."Dişimi mi sıkıyordum?
"Dişimi sıktığımın farkında bile değilim komutanım."
"Umay canın neye sıkkın?"
"Bir şeye canımın sıkıldığını nereden çıkardınız komutanım?"
"Seni tanıyorum Umay."
"Canım sıkkın değil komutanım. İzninizle sporuma geri dönebilir miyim?"
"Tabii." Ben arkamı döneceğim sırada albay tekrar konuştu.
"Umay canını sıkan bir konu varsa acısını kendinden değil suçludan çıkar."
"Emredersiniz komutanım." Albayın ne demek istediği açıktı 'sporu abartma,kendini yorma' demekti.Bir süre bekledim.Albayın gitmeyeceğini anlayınca şınav pozisyonu alıp sporuma başladım.
...
Hayri Albayın anlatımıyla
250 şınav çekmişti.Kendisi bitirir diye beklerken o 250 şınav çekti.Artık dayanamayarak sert bir sesle
"Yüzbaşım bu kadar yetmez mi?"diye sordum.Aslında bu bir soru değil emirdi.Oda bunu anlamış olmalı ki
"Emredersiniz komutanım."diye cevap verdi.Onu tanıyorsam bu eğitim bunla bırakmazdı.Tabii bende buna izin vermezdim.O tam koşmak için hazırlanırken
"Yarım saat içinde toplantı odasında bekliyorum yüzbaşım."
Umay'ın anlatımıyla
"Emredersiniz komutanım."
Yarım saat sonra toplantı odasının önündeydim.Üstümü tekrar düzeltip kapıyı tıklattım.İçerden söylenen'gel' emri ile kapıyı açtım ve tekmil verdim.
"Yüzbaşı Umay Çelik.Emredin komutanım." İçeri girdiğimde Hayri albay
"Gel kızım,otur şöyle.Konuşalım biraz."Bu burda komutan ilişkisi değil baba kız ilişkisi var demekti.Ama ben yine o komutan ilişkisini sürdürerek oturmadım.Hayri albay gözünü kapatıp derin bir nefes aldı.Ve emir verdiği o tonda konuşarak
"Umay otur güzel kızım." Dedi.
"Emredersiniz komutanım."
İlahi bakış açısı
Umay'ın komutanım demesi albayı bir tık bozulsada belli etmedi.
"Umay niye bu kadar sakinsin?"
"Sinirlenmem mi gerekiyordu komutanım?" Albay komutan kelimesini duyunca derin bir nefes aldı.
"Güzel kızım burada sana soruları komutanın olarak değil baban olarak soruyorum.Komutanım demene gerek yok."
"Peki baba." Gülümsedi bu kelimeye albay.
"Umay şimdi soruma cevap verir misin?
"Sinirli olmam gerektiğini düşünüyorum komutanım." Korkuyordu albay Umay bu kadar sakinse kesin bir şey planı olurdu.
"Senin senden daha iyi tanıyorum Umay.Mehmetin sorgusuna giremediğini öğrendiğinde o odaya zorla girmeli veya gelip bizim canımıza okuman gerekiyordu." Umay'ın dedikleri onu daha da korkutmuştu.
"Sizin bir emir veriyorsanız bir bildiğiniz var demektir komutanım."
"Yapma Umay yapma.Bağır çağır ama susma ya.Zarar verme kendine."
"Komutanım bağırmama gerek yok.O itin sorgusuna ha ben girmişim ha başkası girmiş ne fark edecek.O it her şekilde konuşacak.Ben girince zaman geriye mı akacak?" Bu sözleri duyan albayın gözleri şüpheyle kısıldı.Umay kendini suçluyordu.
"Umay kendini mi suçluyorsun?"
"Hangi konuda?" Umay albayın hangi konudan bahsettiğini gayet iyi biliyordu ama salağa yatıyordu.Albayda Umay'ın salağa yattığını hemen anlamıştı.
"Umay neden bahsettiğimi biliyorsun."
"Cidden anlamadım komutanım." Neden bahsettiğini bal gibide anlamıştı.
"Melike'nin ölümünden."