Arslan Ulubey'den;
Sinirle ayağa kalkıp mektubu elime aldım.
Mektubu katlayıp çalışma masasının üstüne bıraktım.
Odanın içinde tur atmaya başladım.
Ne yapacağımı bilmiyorum!
Nereden başlayacağımı!
Herşey daha çok karışıyor.
Odada kendi kendime dönmeyi bırakıp çalışma masasının üstüne oturdum.
Elerimi yüzümü sıvazlayıp saçlarıma atım.
Saçımı karıştırıp ayağa kalktım.
Sinirden yerimde duramıyorum!
Bu sinir kendimeydi!
Kendi yaptığım aptalıklara!
Keşke mektubu vermeseydim!
Mektubun içinde yazanların onu üzeceğini biliyordum...belkide benden şüphe bile edecekti...ama annesinden Kalan son şeyleri-bana yazılmış bir mektup bile olsa-okumaya hakı var.
O ağlayınca Sanki kalbime bıçak saplanmış gibi hisetim.
O çok masum...annesinin dediği gibi çok narin bir kız.
Herşey den çok onun için endişeleniyorum.
Bu yaşadıkları çok zor...ve pisikojik olarak onu çok kötü etkiliyor.
Şerefsizin kaç çeşit tabiri varsa hepsi bendim!
Daha ikinci günden kızımı ağlatmayı başardım!
Birşeyler yapmaya çalıştıkça herşey sarpa sarıyordu!
Kapının hızla açılmasıyla daldığım yerden ayrıldım.
Karan içeriye hızla girip kapıyı sertçe kapatıp bağırmaya başladı.
"Ne dedin kıza?! Niye ağlıyordu?!"dedi sesinden ve boynundaki belirginleşmiş damarlarından beli olan sinirle.
Kaşlarımı çatıp karan'a doğru yürüdüm.
Ne olursa olsun.
İnsanlara olan saygısını koruması gerekiyordu!
Evet yaptığım çok kötü birşey ama bu onun saygısızlık yapabileceği anlamına gelmiyor.
Karan'nın sinir sorunları vardı.
Öfkesini kontrol edemiyordu.
Ve O gün alisa'nın geldiği gün sinirinden ona karşı sert davranmıştı!...kolunu tutup bağırmıştı!
Bunun için her ne kadar pişman olsada işte pişman olmak bir işe yaramıyordu!
Kendimden biliyorum... yaptığım herşey için çok pişmanım ama sonuç?
Bu durumdayız darma dağın bir halde!
"Öncelikle sesinin tonuna dikkat et Karan!karşın da baban var senin!"dedim.
Karan hisetirek bir kahkaha atıp konuşmaya başladı.
"Baba mı?! Hangi baba?!annemi aldatan adamdan mı söz ediyorsun?!... üzgünüm Arslan Ulubey ama sen annemi aldatmadan önce düşünecektin bunları!"dedi sinirle bağırarak.
Yerinde duramıyordu olduğu yerde ileri geri yürüyüp duruyordu.
Hakkı!
Lanet olsun!... dediği herşeyde haklı!
"Ya hala inanmıyorum!sen nasıl yaptın böyle bir şey?! Baba sen herşeyi bitirdin!...sen bizi kaybettin...annemi! Hepimizi...!"diye bağırmaya devam ediyordu.
Ben tepkisizce içindeki biriken siniri kusmasını bekledim.
"En azından o kıza iyi davran! herşeyi mahvettin!...en azından o masum kızı Daha fazla üzme!"dedi az öncekinden daha yumuşak bir seste.
Bana son bir bakış atıp konuştu.
"Bunların tek sorumlusu sensin Arslan Ulubey...kendi hatalarının bedelini ödüyorsun...unutma herşeyi sen yaptın ve herşeyi yine sen bitirdin!"dedi ve odayı terk etti.
•••
Elimdeki suyu tek dikişte içip bardağı masaya sertçe bıraktım.
Nereden başlamalıyım?
Herşeyi kendim mahvettim!
Keşke o ihaleye hiç katılmasaydım!
Şimdi bu durumda olmazdık!
Ama işte keşkeler bir işe yaramıyor!
Karan'nın dediği doğru herşeyi ben bitirdim!...ve yine herkesi kendimden ben uzaklaştırdım!
Tek bir hata!
Bütün hayatıma bedel oldu... yaşama sebeplerimi benden aldı!...ama yine bir yaşama sebebi verdi... kızımı...
Ne olursa olsun asla pes etmeyecem!
Parçalara ayrılmış bu aynayı yeniden toplayacağım!
Belki eski gibi mükemmel Durmaz ama en azından parçaları, her bir köşede birbirinden uzakta da olmaz... bir arada olur.
Bu yaptıklarımı unuturamam ama en azından telafi etmeye çalışırım.
Düşünmeyi bırakıp ,Oturduğum yerden kalkıp kapıya ilerledim.
Karan'nın odayı terk etmesinden beri üç saat geçmişti.
Ve ben odadan hiç çıkmamıştım.
Kafamı toparlamaya çalışıyordum.
Kapıyı açıp dışarı çıktım.
Yüzüme vuran Güneş ışığıyla yüzümü buruşturdum.
Kendi odama gidiyordum.
Artık Esra ile konuşmanın zamanı gelmişti.
Boran'nın az önce atığı mesaj göre Alisa arka bahçede kuznenleriyle tanışıyordu.
Konak sesizdi.
Bundan daha iyi bir zaman olamazdı konuşmak için.
Sonunda kendi odamın önüne gelince derin Bir nefes aldım.
Esra içerideydi.
İçeride ne olacağını bilmiyorum ama hiç iyi şeyler olmayacağı kesindi.
Elimi kaldırıp kapıyı çaldım.
İçeriden Esra'nın çatalı sesini duyunca içimden bir şey koptu sandım.
"G-gel"
Elim kararsızca kapının koluna giti.
İçeride yaşanılacak olaylara hazırmıydım?
Belkide beni bitirecek sözleri duyacaktım birazdan.
Kafamı olumsuz anlamda sallayıp kapıyı yavaşça açıp içeri girdim.
Yatağın önünde ayakta bekleyen Esra beni görmeyi beklemiyor olacaki yüzündeki gülümseme soldu.
Gözleri kızarmış tı.
Benim yüzümden ağlamıştı... kendimden bu yüzden nefret ediyorum işte...
"Eserlerine bakmayamı geldin Arslan?!"dedi alay dolu bir sesle.
Gözlerimi kaçırıp konuştum.
"Esr-"
"Ne Esra?! Ne! Neden geldin?! beni düşürdüğün durumu görmek için mi?!ha cevap ver Allah'ın cezası herif niye yaptın bunu niye aldatın beni?!...niye hayatımızı mahvettin! Arslan cevap ver?!"diye bağırmaya başladı.
Gözlerinden yaşlar süzülürken yanıma geldi gömleğimin yakalarından tutup beni sarsarak konuşmaya başladı.
"Neden?! söyle?!niye yaptın Arslan?!...bana...bize bunu niye yaptın?!!"dedi beni iterek.
İkimizin de gözlerinden yaşlar akıyordu artık.
"Hayır Esra ba-"
"Sus! adımı ağzına alma! nefret ediyorum senden! Şuan burdayım diye senden boşanmayacağımı falan mı düşünüyorsun?!ha! Yanılıyorsun Arslan sadece bekliyorum...o masum kız ve kendi çocuklarım için bekliyorum...bu yaptığın ihanetin bedelini o çocuklar ödemesin diye bekliyorum!"dedi.
Kabimin üzerinde bir ağırlık vardı!
Neydi bu?
Canım çok yanıyordu!
Hayatında hiç ağlamayan ben şimdi ağlıyordum... çünkü korkuyordum.
Onları kaybetmekten.
"Biliyorum... o gün Alisa ve ben konuşurken bizi dinlediğini.
Sakın seni afedeceğimi falan sanma!o gün sadece o kızın ruh sağlığı için öyle konuştum.. çünkü senin yaptığın bu şerefsizlik yüzünden kendini suçluyordu!o Daha çok küçük...ve senin yüzünden burada! annesini Daha Yeni kaybetmiş...sadece o kız ve Kendi çocuklarım için buradayım Arslan onların iyiliği için!! psikoloji bir zehir gibidir insanı yavaş yavaş ele geçirir ve bunun sonu insanı intihara bile sürükler...sadece onların sağlığı için...ama zamanı geldiğinde hiç birimizin yüzünü görmeyeceksin!ne çocuklarını!ne de beni!...ama üzülme çünkü sen bizi çoktan kaybettin...!"dedi gözlerindeki yaşlar ve yüzündeki sinirden oluşan gülümseme ile.
Ona yalanmı söylemiş?...anne olurum demişti...aile oluruz...
Bu psikolojisini daha çok bozmazmıydı?
Onu umutlandırıp yalan söylemek?
Kalbim ve aklım bir savaş içerisine girerken düşündüm tek şey.
Benden boşanacak olması.
Hayır!
Olmaz!...ben onlarsız yaşayamam.
Esraya yaklaşıp ellerinden tutum.
"Hayır Esra yapma?hiç bir şeyi bilerek yapmadım!yemin ederim! çok pişmanım Esra çok... N'olur yapma?...bak çok pişman oldum o günden sonra...yapma lütfen bize bir şans daha ver lütfen...?"dedim gözlerindeki yaşlar ve kalbimdeki umutla ona yalvararak.
Esra kafasını hayır der gibi salayıp elerini elerimin arasında çekti.
"Hayır!olmaz senin yaptığının bir telafisi yok!sen beni aldatın! Sen bizi bitirdin! artık biz diye birşey yok bunuda aklına sok!"dedi.
Olmaz!
Ben onsuz yapamam!yaşayamam!
"Ama alisa'ya aile oluruz dedin...?"dedim kısık bir sesle.
"Hayır!"diye bağırdı birden hidetle.
Kafamı aşağı eğdim.
Sanırım sona yaklaşıyorduk...
"Ben yalan söylemedim!...ben alisa'ya yine anne olurum,onun yanında olurum...biz aile oluruz abileri, kardeşi,ben ve Alisa...ama sen olmazsın biz sen olmadan da aile oluruz!"
Ve işte son nokta.
Artık bitti.
Ben bitirdim.
Herşeyi ben başlatım!...ve herşeyi yine ben bitirdim!
Ve yine herşeyi ben başlatıcam.
Bugün saat 12 den sonra Benim geçmişim olarak kalacak.
Ve yine bugün 12 den sonra bembeyaz bir sayfa açıp kaybettiğim herkesi geri kazanacağım!
Bugünü unutmayın bugün herşeyin bitişi ve herşeyin başlangıcı.
Ben Arslan Ulubey hayatımda asla pes etmedim ve şimdi de pes etmeyeceğim.
Kaybettiklerimi... açtığım yaralarını sarıp yeniden kazanacağım!
"Şimdi odamdan çık git."dedi.
Kafamı kaldırıp ona baktım.
Gözlerine.
Eskiden aşkla bakan gözleri şimdi nefretle bakıyordu.
Yutkunmak istediğim ama olmadı.
Konuşmak istedim... olamadı!
Ne diyecektim?
Onu nasıl aldatığımımı anlatacaktım?
Eminim şu an nedersem diyeyim onu ikna edemem... çünkü onu tanıyorum.
Ve oda beni biliyor...ondan asla vazgeçmeyeceğimi!
Kendimi zar zor toplayıp konuştum.
"Bitmedi Esra...biz burada bitmedik... bitmeyecek...izin vermem...herkes ikinci bir şansı hak eder...bende...sana söz veriyorum herşeyi düzelteceğim...sen biti desende bu kalp atmayı bıkarakanadek ben seni bırakmayacağım...ve ne olursa olsun bizim için savaşmaya devam edeceğim."dedim elimi kalbime koyarak.
Esraya son kez umutla bakıp Arkamı döndüm.
Tam kapıdan çıkacaken onun fısıltı gibi çıkan sesini duydum.
"Umarım..."




