İçeriğe geç

Ulu Büyücü

Bölüm 3 · 7 dk okuma

Ulu Büyücü

Bölüm 3

3. Bölüm: Mektup

_Krallık_

Yonca Ateş krallığının baş tacıydı. Çünkü her krallıktan bir tane büyücü çıkıyordu. Nerenin ulu büyücüsünün ölmesi çok önemliydi çünkü her krallığın ayrı bir gücü vardı. Yonca doğduğunda tutulan ay herşeye bedeldi (annesi öğlen gibi doğurdu).

Ateş krallığı güçlü olsa bile diğer krallıklar da büyüktü. Hava krallığı ile son olanlardan sonra toplantıda kendi ulu büyücüsüne oğlunu korumasını istedi. Evet oğlunun koruması olsa bile sükast gibi şeyleri durduramıyorlardı.

Olay: Ateş krallığı, savaşçı krallığına cephane yaparken hava krallığı cephaneleri suikast ederek almış. Ateş krallığı bunu duyunca birkaç kişiyi ajan gönderip hava krallığını izletiyor.

Hava krallığını büyücüsü Göktuğ ateş krallığını haklı buluyordu ama kendi ülkesini suçlamıyordu. O yüzden tarafsız kısımdaydı ama Yonca hava krallığını yaptığıyla çok sinirlenmişti. O yüzden gerçekleri öğrenince krala mektup yazdı;

Mektup:Sevgili Kıralımız;

Oğlunuz 3. Prens Atilla'yı koruma görevini almak istiyorum. Kendisini ne olursa olsun koruyacağına yemin ederim. Oğlunuzu korumam için neler yapacağımı yazmanızı rica ederrim. Yazan:Gizemli Ulu büyücü

Bukalemununu eline aldı;

-Renkli hizmetçim, geri dönüş ve bu mektubu krala ulaştır.

Bukalemun insana dönüşür. Beyaz tenli yeşil saçlı ve siyah gözlü bir adam çıktı. Hizmetçiler etendilerinin zıd cinsiyetinde olurdu,

-Peki efendi Yonca. Mektubunuz hemen ulaştıracağız dedi ve kaybuldu.

Yonca teyzesinin yanına gitti. Teyzesi;

-Eminmisin? Seni buna yapmaya zorlayan kimse yok balım dedi.

-Hayır, yaptığm işin arkasındayım teyze dedi.

Renkli kralın yakınına ışınlanmıştı. Kral onu görünce gizemli ulu büyücünün mektup gönderdiğini anladı;

-Gel bukalemun, efendininin mektubunu ver dedi.

Mektebu uzatan bukalemun geri çekildi kral mektubu ciddiyetle okuduktan sonra hemen hizmetçilerden birine seslendi;

-Bana kalem ve kağıt getiriniz ama çabuk olun! dedi.

Kalem ve kağıdı alan kral cevap mektubunu yazdı ve bukalemuna verdi;

-Kolay gelsin bukalemun dedi.

-Sağolun kral hizmetleri dedi ve kayboldu.

Kral onun arkasından baktı ve derin bir nefes verdi.

_Yonca Kaymaz'ın Anlatımıyla_

Renkli yanıma geldi ve mektubu bana verdi;

-Kralın cevap mektubu efendi Yonca- yatağıma uzandı- çok sessizdi krallık ve bu sinir buzucuydu.

Mektubu açıp okumaya başladım.

Sevgili gizemli ulu büyücümüz;

Görevi kabul ettiğin için çok minnet oldum. 3. Prens Atilla kendi okulumuzun öğrencilerin başkanıdır. Onu korumak için o okula gidip yanında olmanız lazım. Bunları sizin yapıcağınızs eminim. Size güzenim tam. Yazan: Ateş Kralı Yavuz

Mektubu okududuktan sonra teyzemin yanına gittim ve mektubu gösterdim. Teyzem okuduktan sonra bana baktı;

-Yonca okul şehrin diğer yakasında ben senin uzaklara tek başına gitmene izin veremem dah reşit bile değilsin çok tehlikeli biliyorsun baban bile bu yüzden öldürüldü dedi.

-Biliyorum ama kendimi koruyabilirim senin verdiğin bıçakları yanımdan ayırmam hem hizmetçimede ayrı olarak onuda kuşatırız. Kralın emri hem yerine getirmeliyim yoksa saygısızlık olur dedim.

-Tamam ama kulağıma birşey ulaşırsa gelmekten asla çekinmem ve normal bir şekilde gelmeyeceğini de bil Yonca tam mı? Yazdığım mektuplara hemen geri dönüş yapmayı unutma dedi

-Tamam teyze ben gelene kadar kendine iyi bak ve kendine yakışıklı birisi bul tamam mı? Dedim gülerek.

Teyzem Rüya annemden on yaş küçüktü ve şuan annemin öldüğü yaşı olan 40'larına gelmişti eniştem beni istemediği için 25 yaşında boşanmıştı. Beni küçücükken eğitmişti onun sayesinde bütün savaş ve dövüş konularında uzmandım. Annem büyücü ve babamın vampir olmasıyla bende melz bir kızdım. Hatta aile adında bile adım Yonca olarak değil melez kız denilirdi.

Okul konusunda ise korkum yoktu ve 2 hafta sonra kayıtlar başlıyacaktı yollar uzun olduğu için yola çıkmak için sadece 3 günüm vardı diğer günler yolda geçecekti.

_3 gün Sonra_

Okul yolu için hazırlıkların bitmişti şimdi teyzemle son defa vedalaştım ve atına bindim. Arkasınada eşşek bağladım. Atlar yük hayvanı olmadığı için eşyalarımı eşşek taşıyordu. At'a bindim ve yola çıktım normal bir hızda gidiyordum. Eşşek biraz yavaş bir hayvan olduğu için onu bekliyordum. Akşam hava kararınca ormanda durdum atı bağladım ve yemlerini yanlarına koydum. Ateşimi yaktıktan sonra tuluma girip yattım. Sabah olunca hemen kalkıp etrafı toparladım ateşi söndürdüm, yemekleriden birtanesini yedim. Hayvanları başladığım yerden söktüm ve yola hızla devam ettik eşşekte hızla atı takip ediyordu. Gün batımına doğru başka köy görünce orada konaklamak için bir han aradım. En ideal fiyatlıyından bir günlük oda kiraladım ve kayvanlarımı ahırına koydum.

Sonraki gün oda paramı ödedim ve yola hızla devam ettim varmama daha 1 hafta vardı. Eğer bir aksilik çıkmazsa son 5 gün kala oraya varıyordum. Yola devam ederken birşey hissetim ve atımı durdurdum hemen biryere bağlayıp etrafı kolaçan ettim. Canavar çıkmasına karşın hizmetkarıma seslendim;

-Renkli insana dönüş belki canavar olabilir yardım gerekli dedim.

Renkli hemen dönüşüm geçirdi ve etrafa bakındı bende onu takip ediyordum;

-Efendi Yonca birisi yok rahatlayın. Belkide bir hayvandır dedi.

-Hayır biraz bekle dedim.

Bir anda atılan okla hemen ağaçların arkasına geçtik. Renkli iyimiyim diye baktı bende iyi olduğum için başımı salladım sonra bir ses geldi;

-Korkak! Hadi kolaysa çık bakalım dedi. Sinirle güldüm;

-Asıl sensin korkak! Kendini göstermiyorsun bile dedim.

-Çünkü rakibinin bir ulu büyücü olduğunu biliyorum dedi ben şok geçirdim nasıl bilebilirdi ki?

-Çünkü ben senin ebenin (doğuma yardım eden kadınlara ebe denir) kızıyım dedi. İçimimi okuyor bu kız?

-O zaman benden ne istiyorsun? Dedim.

-Yok olmanı dedi.

-Nee?! Dememle kafamın sert birşeyle vurulmasıyla bayıldım.

Gözümü açtığımda ellerim bir duvara zincirlenmişti. Kız karşıdan bana bakıyordu. Uyandığımı görünce güldü;

-Sakın kaçmaya çalışma ulu büyücü çünkü ben bir vampirim bir ısırığımla kaybeden sen olursun.

Vampirler büyücülerin korkulu rüyası olma sebebi, eğer bizi ıstırırlarsa tüm manamızı alabilirlerdi. Hemen ellerimi koparmak için büyü yaptım ve belindeki bıçaklardan birini elime aldın hemen görünmezlik büyüsü kullanıp ayağının tabanını bıçakladım sonra görünmezlikten çıktım bana şokla baktı;

-Bu imkansız! Sende savaşçı bıçakları nasıl bulunur? Bunlar sadece onlara özel ve tek zayıf noktalarımızı onlar bilir! dedi.

-Benim Teyzemin kendisi savaşçıdır ve ben onun elinde büyüdüm yani düşmanım hakkında bilgilerin tabiki olucak yoksa senin durumuna düşerdim dedim ve oradan çıktım kendimi başka biyerde bulduğum için çok şaşırmasanda yerimi yadırgadım.

Hemen bir esnaf tezgahına gittim umarım çok uzaklaşmamışızdır. Adamı göz kontrolünden geçirdim;

-Merhaba efendim acaba bu köyün adı nedir biryere ulaşmam lazım ama kayboldum... Dedim

-Buranın adı Şenlik köy sen nereye gidiceksin ki dedi.

-Benim kente gidicektim ama uzakmış biraz, yardımınız için teşekkürler dedim ve tezgahtan uzaklaştım. Şimdi ne yapıcaktım? Hayvanlarım eşyalarım ve en önemlisi hizmetçim Renkli yoktu. Gidiceğim sırada omzuna konulan el ile arkamı döndüm;

-Renkli nasıl buldun ben? Berna herşeyi anlat! Dedim hızlıca.

-Efendim sakin olun isterseniz daha müsait bir yerde konuşalım mı dedi ve etrafa baktım çoğu kişi bize garip bir şekilde bakıyordu. Kafamı salladım sonra elimi tuutu ve bizi bir tarlaya götürdü.

-Ne oldu ben gttikten sonra dedim merakla gözlerim Renklideydi oda gökyüzü izliyordu;

-Sizi takip ediyorum sonra biran kalabalığ karıştılar bende hayvanları buraya getirdim. Merak etmeyin herşey yerli yerinde dedi.

Bu güzel haberle Renkliye sarıldım;

-Ne kadar teşekkür etsem az renkli sağol dedim.

-Ne demek efendimsiniz görevim tabiki de sizi koruyacağım dedi sonra ayağı kalktı;

-Haydi efendim kalkın, yolculağa devam etmeliyiz dedi ve elini uzattı elimi tuttum;

-Teşekkür ederim Renkli haydi hayvanları alıp gidelim.

Hayvanları ahırdan alıp yola hızla devam ettik renkli hala insan formundaygı eğer birşey olursa yardım edicekti. Yolda sağsağlim devam ederken gün batıyordu hemen ateş yakıp hayvanları başladım. Renkli;

-Efendim siz uyuyun yine ben size gözetlerim dedi.

-Teşekkürler renkil keyfine bak tamam mı? Dedim ve tuluma girip yattım.

Sabah olunca ateşi söndürüp yemek yedim ve hayvanları çözüp hızla yola devam ettim birtane köy gözükünce oraya gittik ama insanlar endişeli davranıyordu sonra bunun nedenini öğrenmek için yoldan geçen birisine nedenini sordum;

-Merhaba ben kente gitderken buraya uğrayan bir yabancıyım acaba burada neler oluyor dedim.

-Merhaba size doğrusunu söylemek istersem buraya birazdan canavarların saldırısı olucak ve bizi koruyacak kişiler az olduğu için endişeleniyorum herkes bu yüzden mutsuz ve endişeli dedi.

-Teşekkür ederim açıklamanız için dedim ve yanından ayrıldım. Renkli yanıma geldi;

-Bir planınız mı var yoksa efendim? Dedi

-Evet, efendini iyi tanıyorsun aferim Renkli. Plan basit savaşçılara büyüyle yardım ediceğim. Sen ne zaman gideceklerini öğren ve yanıma gel bende hayvanları bir ahır bulayım dedim. İkimiz ayrılınca güzel ve ideal fiyatlı ahıra hayvanlarımı bıraktım sonra bir handa 1 kişilik yer ayırttım. Renkliyle buluşma yerime gittiğimde Renklinin beni beklediğini gördüm. Yanına oturdum; -Anlat bakalım ne zaman ve kaç kişi gidiyor? -Öğrendiğim bilgiye göre 90 asker ve 10 tane büyücü gidecekmiş karşı taraf ise 300 canavar var çoğunluğu orman canavarıymış. Savaşma nedeni köyü istiyorlarmış. İlkindiye doğru yola çıkacaklarmış dedi. -O zaman az kalmış birazdan ilkindi olucak dedim endişeyle hemen Renkliye döndüm; -Hemen kuşan ve askerlerin içine karış ben kendimi gizleyip uzaktan saldırı yapıcan köyünde koruma büyüsüyle barındırıcağım dedim. Hemen hana gidip ikimizde kuşandık ben asamı elime aldım ve büyücü üstümü giyinip kapşanunu çektim. Renkli ise hemen zırhını giyinip teyzemin kılıçlarını taktı. Renkli hemen gidip askerlere katıldı bende o gittikten sonra çıktım. Ormanı gören bir saat kulesine çıktım ve sessiz bir şekilde ateşli ok büyüsü yaptım ardından canayarları ağaçların dallarıyla yakaladım ve onları orada imha ettim. Canavarların başkanını bulup onu hedef alıp anişok büyüsüyle yok ettim bütün hepti tarumar olurken bizim savaşçılar bunu farkedince hemen hızlanıp geri kananını öldürdüler. Ölen yoktu ama yaralılar vardı, kazandikten sonra köye geldiler yaralılar tedavi oldu diğerleri olanlara inanmakta zorluk çekti. _Bölüm Sonu_ Bu bölümde bitti canlarım bol bol öpüyorum.

En aşağıda Yoncanın fotoğrafı var ve görünüşüde öyle...

1460 kelimee

Kendinize iyi bakınn...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.