İçeriğe geç

Ukte

Bölüm 1 · 1 dk okuma

Ukte

Bölüm 1

1. Bölüm

Hornet’i telefonuma yeni indirmiştim. İlk günlerde mesaj kutumun dolup taşmasıyla uğraşıyordum; uygulama tam bir karmaşaydı. Bir gece, mesajlarımı temizlerken ya da eskileri kurcalarken gözüme takılan bir profil oldu. Kullanıcı adı yoktu, sadece “Hornet Kullanıcısı” yazıyordu.

Profil fotoğrafına tıkladım. Fotoğrafta lacivertimsi bir ışık altında, bir sokak lambasının cılız aydınlığında yürüyen bir adamın silüeti vardı. Siyah bir gölge gibi görünüyordu. Nedense o an fotoğrafın atmosferi dikkatimi çekti. Önceden de birbirimize 1-2 kez mesaj atmışlığımız vardı ama o zamanlar o kadar önemsememiştim. Bu sefer profilin kendisi beni bir şekilde içine çekti.

“Selam” yazdım. Kısa, basit bir giriş.

Cevabı gecikmedi. Selamlaştık, biraz havadan sudan konuştuk. Konuşma başladığında, uygulama üzerindeki o sıradan muhabbetlerden biri olmayacağını hissettim. İçimdeki o netliği bozmamak için niyetimi en başından belli etmeye karar verdim.

Ona, “Bak, ben açıkça söyleyeyim; ciddi bir ilişki istiyorum. Hani öyle vurdum-kaçtı olsun istemiyorum,” dedim.

Cevabı beklerken ekranın başında bekledim. O da ciddiyetimi bozmadı, aramızda bir frekans tuttu. O gece, sadece Hornet üzerinden mesajlaşarak neredeyse sabahladık. Zamanın nasıl geçtiğini anlamadım; sanki saatler dakikaya dönüştü. Ertesi günün gecesi tekrar konuşmaya başladık. Artık birbirimize dair fikirlerimiz oluşmuştu. Saint—o zamanlar sadece profilindeki gölgeydi—o noktada bir hamle yaptı ve “Buluşalım” dedi.

“Olur,” dedim.

Kabul ettim etmesine ama o an içimi garip bir huzursuzluk kapladı. Daha önce hiç kimseyle ilişkiye girmemiştim. Bunu düşündükçe karnıma kramplar giriyordu, aşırı derecede gergindim. Birbirimize fotoğraflarımızı attık. O 27 yaşındaydı, ben daha gençtim. Fotoğrafları beğendik, beklentilerimiz birbirine uygundu. Artık her şey hazırdı.

Buluşma gününü kararlaştırdık. Bayram arefesiydi sanırım, vakti de dardı, Kars’a gidecekti. Koçtaş’ın önünü adres olarak belirledik. Saat 15:00 civarıydı, Koçtaş’ın orada onu beklemeye başladım. Beklerken ölüyordum gerginlikten; ellerim titriyor, sanki üzerimde bir ton yük varmış gibi hissediyordum. Uzaktan gri bir Fiat Egea’nın yaklaştığını gördüm. Biraz ilerimde yavaşlayıp durdu. O olduğunu anladım.

Derin bir nefes aldım, arabanın kapısına doğru yürüdüm.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.