İçeriğe geç

Uğursuz 13

Bölüm 3 · 2 dk okuma

Uğursuz 13

Bölüm 3

Açılış ve Un Kurabiyesi

Kulenin açılış günü geldi çattı. Halkımız heyecanlı, alanı hıncahınç doldurmuşlar. Dayıların gözü yaşlı, başka inşaat olacak mı diye çaresizce soruyorlar. Çoluk çocuk, genci yaşlısı… Ama nasıl curcuna… Kulenin etrafında koşturan, birbirine dönen tekme atmaya çalışan çocuklar mı dersin, tırmanmaya çalışan gençler mi dersin. Kimi uzaklara gitmiş, parmaklarının arasına almış gibi poz kesip arkadaşlarına şebeklik eder, kimi “Nemrud, Nemrud” diye goril gibi yerleri teper. Kulenin dayanacağı varsa da benim kalmadı yemin olsun. Bizim Nemrud o sırada alana geldi. Nasıl bir caka satıyor amaaan… Sorsan eline mala almamış adam “Vay şöyle yaptık, böyle de güzel oldu” diye şovunu yapıyor. “Bakın” dedi benden aldığı bilgileri satarak “Sevgili halkım, bu kulenin her katı varlığın bir basamadığıdır. En son katı da Tanrı katıdır. İşte biz bu eserle; ilerleyişimizi, hatta Tanrılara ulaştığımızı, onlarla aşık atacak duruma geldiğimizi anlatıyoruz.” Ben tabi artık kuleden hepten umudu kestim. Nemrud öyle bir konuşuyor ki Marduk’un gücüne gider. Fizik kurallarına göre yıkılmasa, teolojik olarak yıkılır. İçimden “Tövbe tövbe” desem de nafile… Adam coştukça coştu. “Hatta” dedi “Bunun aynısından bir tane daha yapacağız. Onu da 6 katlı yapacağız ve bunun üstüne ters şekilde koyacağız. Böylece de Tanrının üstüne de çıktığımızı göstereceğiz. Dünyanın altını üstüne getirmiş olacağız. 7.Katı arada kalacak. Toplamda 13 kat olacak” Sonra bana bakıp “Değil mi mimar efendi?” dedi. Dedim “Peynir de koyalım arasına”. Öyle deyince tabi askerler bir ters ters baktılar. Tam mevzu büyüyordu ki bizim kule büyük bir gürültüyle o haşmetiyle yıkılıverdi. Kral Nemrud’un Tanrı’yla kendini bir tuttuğu bu yapı, saniyeler içinde oldu mu size ağızda dağılan devasa bir un kurabiyesi.

Kulenin yıkılmasıyla birlikte etrafı inanılmaz bir toz duman kapladı. Hatta saatlerce göz gözü görmedi. Kalabalığın feryat figanları arasında, Kral Nemrud’un sesini duyabiliyordum: “13 dediğimiz anda yıkıldı. Tüm mevzu bundan çıktı. Lanet olsun 13’ü yasaklıyorum. Bunu her yere yazın, herkes bilsin.” diye bağırıyordu. Bu işin kabahatlisi 13 oldu sonunda.

Toz duman dağılmaya başladığında ve tüm o bağırış çağırışlar azaldığında artık tozdan dumandan milletin kafası mı güzel oldu, beyin travması mı geçirdiler bilemiyorum insanlarımız konuşmayı unuttu. Daha doğrusu anlamsız kelimeler söylüyorlardı. Kimse kimseyi anlamaz olmuştu. Birbirlerini anlamadıkça iyice sinire kestiler. İş yumruklu kavgalara kadar geldi. En nihayetinde bu saçma konuşmalar arasında bir şekilde birbirini anlayabilen insanlar bir araya gelip gruplaştılar. Diğer gruplara el kol hareketleri yaparak, alıp başlarını farklı yönlere gittiler.

Bölüm sonu

1 yorum