İlkbaharın ilk günleriydi,'3 Mart 2022' yarın çok önemli birgün olacaktı benim için. Sevgilimin, Tolga'nın, doğum günüydü yarın. Pencereden odama yansıyan güneş ışınlarının gözlerime çarpmasıyla araladım gözlerimi. Yatağımda biraz oyalandıktan sonra telefonuma bir bildirim geldi. Telefonumu, yatağın yanındaki komodinin aldım ve bildirime baktım. Tolga, arkadaş grubumuza bir mesaj atmıştı, mesaja baktım.
Sevgilim: Millet, bugün dışarıya çıkalım mı? Her zamanki kafeye gelin.
Asyammm: Tamamdır.
Danloşş: Tamam hazırlanıyorum.
Emre: Geliyorum.
Siz: Tamam, çıkıyorum bende.
Mesajı yazıp telefonumu kapattım ve komodine koydum. Yatağımdan kalkıp dolabımın önüne geçtim,çıkıyorum yazdım ama en az yarım saat hazırlanacaktım ve bunu biliyorlardı.
Dolabımın kulplarını tutarak yavaşça açtım, hangi elbisemi giyeceğim konusunda kararsızdım. "Of" dedim çaresizce. Ellerimi, özenle askıya astığım elbiselerinde gezdirdim. Beyaz, askılı ve boyu dizlerimin biraz üstüne gelen bir elbisede durdum,elbiseyi dolaptan çıkarttım. Günün hayat kurtaran parçası bu elbiseydi,elbisemi yatağın üzerine bıraktım ve makyaj masama oturdum. Bu elbiseye ağır bir makyaj olmayacağından sade bir makyaj yaptım. Göz altı torbalarımı kapattıktan sonra rimel ile kirpiklerimi hacimlendirdim. Biraz pudra, allık ve renklendirici ile makyajımı tamamladım. Masamın üstündeki tarağı alıp kızıla yakın, turuncu saçlarımı taradım.
Masamın bir çekmecesini açtım ve cüzdanımı çıkarttım. Makyaj masamdan kalktım, yatağımın yanına gelip komodinin üstünden telefonumu aldım. Telefonumun ve cüzdanımın sığabileceği,beyaz bir çanta çıkarttım dolaptan. Eşyalarımı çantaya koydue ve son olarak lavanta kokulu bir parfüm sıktım. Boy aynamın karşısına geçtim ve nasıl göründüğüme baktım. Güzel görünüyordum, şimdi tam anlamıyla hazırdım.
Odamdan çıktım,hızlı adımlarla koridorda ilerledikten sonra evden çıktım. Arabama doğru ilerledim, arabamın anahtarı almak üzere çantamı açtım. Anahtarı almayı unutmuştum...
Eve geri döndüm odamdaki komodinin çekmecesinden arabamın anahtarını aldım ve tekrar evden çıkıp arabamın yanına geldim. Kapıyı açarak sürücü koltuğuna oturdum,kapıyı kapattım ve şarkı açtım. Arabayı çalıştırdım, direksiyonu iki elimle kavradım, yanımdaki park edilen arabalara çarpmadan park ettiğim yerden çıkarttım arabayı. Kafeye doğru yol alırken şarkıya eşlik ediyordum.
Cuma, cuma, cuma, cuma, cuma.
Seni görünce benim hep güler yüzüm.
İnanma bebeğim ona buna,
Sen takıl bana hep güzel hava...
Kafe evime yakın bir mesafedeydi, yaklaşık on dakikalık bir mesafe vardı arabayla. Kafeye varmıştım,arabayı durdurup arabadan indim ve anahtarı valeye verdim. Kafenin içerisine girdikten sonra arka masalarda telefonu ile ilgilenen Emre'yi görünce yanına gittim ve karşısına oturdum. O da, beni görünce telefonunu kapatıp masanın üstüne koydu.
"Selam, nasılsın Emre?" dedim Emre'ye, konu açması için söylüyordum bunları, sıkılıyordum çünkü.
"Selam, iyiyim ışık sen nasılsın?" Emre bana hep ışık der, ismimle alay ederdi.
"İyiyim, iyiyim. Neler yapıyorsun bakalım Esra?" deyince gülmeye başladı, o bana Işıl yerine ışık derse bende ona Emre değil, Esra derim.
"Hiç bir şey. Matematik sınavı açıklanmış, kaç aldın?" dedi, bu tür sorularda kendimi öldürülüyormuş gibi hissediyordum, tabi o tüm derslerde iyi olduğu için böyle düşünmüyordu.
"Altmış yedi, hayır yani hocaya söyledim, yuvarlayın da yetmiş alayım dedim ama beni dinlemedi." dedim, söylediğim her kelimeye karşı gülümsüyordu.
"İstersen ben seni çalıştırırım, ben doksan altı aldım." deyince bu sefer ben gülümsedim.
"Olur tabi, çok sevinirim Esra." dedim, aramızda gülüşürken Tolga'nın sesini duyduk ve sustuk.
"Işıl, Emre, ben geldim." dedi oldukça sert bir ses tonuyla. Bir şeye sinirliydi fakat ne olduğunu bende bilmiyordum. Siyaha çalan, koyu kahverengi gözlerini bir bana bir Emre'ye dikiyordu.
"Hoşgeldin." dedim gülümseyerek. Gözlerini üstümden çekmeden "Hoşbuldum." dedi, ne olmuştu Tolga'ya?
Tolga, yanımda olan sandalyeye oturdu, Tolga'dan hemen sonra Danla ve Asya geldi. İkisi birlikte yaşıyorlardı. Tolga garsonu çağırdı, garson elindeki not defteri ile yanımıza geldi ve siparişlerimizi aldı. Ben, Asya ve Danla salata, Emre ve Tolga ise makarna sipariş etti. Garson yanımızdan ayrıldı, gözlerimi yavaşca tüm arkadaşlarımda gezdirdim. Hepsi telefonlarıyla ilgileniyordu, ben hariç...
"Gelmeseydik keşke, evde de bakardınız telefonlarınıza." dedim, sitem ediyordum onlara. Hep böyle oluyordu, buluşuyorduk, ben etrafı izliyordum, onlar telefonlarını iziliyordu.
Asya telefonunu kenara koyup bana döndü gülümseyerek. "Ne konuşalım ki? Matematik sınavından kaç aldınız?" dedi, başlıyordu korkulu rüyam, neden herkes bu soruyu soruyordu ki?
"Altmış yedi" diye mırıldandım, bu tür konuları konuşmak istemiyordum ama onlara konuşmak istemediğimi söyleyemezdim.
"Yetmiş dokuz" dedi Tolga.
"Doksan altı" dedi Emre.
"Elli beş" dedi Danla.
"Seksen yedi" dedi Asya, Asya'da Emre kadar olmasa da derslerinde epey başarılı bir kızdı.
Biraz daha sohbet ettikten sonra yorulduğumu hissettim, "Ben eve gidiyorum." dedim.
"Neden?" dedi Asya.
"Yoruldum balım, hadi görüşürüz."dedim ve oturduğum sandalyeden kalktım. Kafenin çıkışına doğru ilerlerlemeye başladım, dışarıda duran valeye yaklaştım ve arabamın anahtarını aldım. Kafeye özel olan otoparkta arabamı aramaya başladım, yaklaşık beş dakika sonra amacıma ulaşmış, arabamı bulmuştum.
Arabamın kapısını açtım, sürücü koltuğuna oturdum ve tekrar kapıyı kapattım. Şarkı açtım ve arabayı çalıştırdım, eve doğru yol almaya başladım. Sitenin içine girdim, otoparkta boş yer aramaya başladım. Uzun uğraşlar sonucunda boş yer bulmuştum, hemen arabamı park ettim ve arabadan indim.
Binanın içine girdim, sekizinci katta oturduğum için asansör ile sekizinci kata geldim ve evime girdim. Bir bardak su içip odama doğru ilerledim. Odama girince dolabımın karşısına geçtim.
Dolabımın kulplarını kavrayarak dolabı açtım. Kırmızı, ayıcıklı pijamamı giydim ve saçlarımı lotus toka ile topladım. Nasıl olduysa eve gelene kadar yorgunluğum geçmişti.
Yemek hazırlamak üzere mutfağa giderken evin dağınıklığını gördüm. Kısa bir temizlikten sonra mutfağa girdim. Canım salata yemek istediği için salata yaptım. Domates, maydonoz, fresh soğanı... Resmen görsel şölen oluşmuştu salata tabağında. Üzerine limon sıktıktan sonra salatanın tamamlandığını düşündüm. Çatalımı masaya koyarken telefonuma bir bildirim geldi. Telefonumu elime aldım.
'Sevgilim kişisinden bir yeni mesaj!'
Sevgilim: Sabah ki hâlin neydi Işıl?
Siz: Anlamadım.
Sevgilim: Diyorum ki, sanki Emre ile fazla yakınsın, gülüşmeler falan. Tabi, sen yine 'sadece arkadaşız' diyeceksin ama...
Siz: Ne dememi bekliyorsun? Arkadaşım olmasaydı arkadaşım demezdim. Ayrıca sadece Emre gelmiş diye farklı masaya mı otursaydım, ya da somurtsa mıydım tüm gün? Lütfen biraz mantıklı konuş.
Sevgilim: Sadece konuşmanızı istemiyorum, ya da bu kadar yakın olmayın, selam ver geç. Tamam?
Siz: Hayır, tamam değil. Sen benim sevgilim olabilirsin fakat bu benim hayatıma karışacağın anlamına gelmez.
Sevgilim: Bak, lütfen Emre ile arana mesafe koy. Hem, Emre için beni kıracak mısın?
Cevap vermeyecektir, Tolga'ya oldukça sinirliydim, ilk kez böyle davranıyordu. Yemeğimi yerken neden böyle davrandığını düşünmeye devam ediyordum. Yemeğim bitince çatalımı ve salata tabağını bulaşık makinasına koydum. Mutfaktan çıkıp odama doğru ilerledim, odama girince yatağıma uzandım. Biraz Instagram'da gezindim,Asya ile mesajlaşmaya başladım.
TheAsya: Işıl, bugün çok güzeldi değil mi?
TheAsya: Hem, sadece bugün güzel değildi, sen de en az bugün kadar güzeldin.
Siz: Yaa, ne demezsin.
TheAsya: Ne oldu kızım ya? Moralin bozuk senin, belli.
Siz: Emre ile yakın olduğum için Emre ile tartıştık.
TheAsya: Nasıl yani? Hemen ss at.
Siz: *Fotoğraf
TheAsya: Oha, Tolga'dan bunu beklemezdim, bayağı ileri gitmiş. Neyse ya, barışırsınız üzülme güzelim.
Siz: Ben barışmak istemiyorum ki, o özür dilerse barışırım. Neyse Tolga yazıyor, görüşmek üzere.
TheAsya:Görüşürüz.
WhatsApp'a girdim, Tolga'dan mesaj vardı. Ne diyecekti bunların üstüne?
Sevgilim: Özür dilerim, sinirliydim sevgilim. Küs değiliz değil mi? Emre ile ufak bir tartışma yaşadık ve sana patladım. Biliyorum yaptığım şey yanlıştı.
Siz: Önemli değil, ayrıca küs değiliz. İlk kavgada küsüp ayrılmayacağız herhalde. Seni o kadar az sevmiyorum Tolga Yılmaz, seni seviyorum.
Sevgilim: Bende güzelim.
Siz: Neyse uyuyacağım. Sabah ders var, görüşürüz.
Sevgilim: İyi geceler, tatlı rüyalar.
Tolga ile konuşmamız bitince banyoya girip maske yaptım. Sonra tekrar odama girip yatağıma uzandım. Kısa sürede uykuya dalmıştım.
