Elimde ki çöreği ağzıma tıktıktan sonra çantamı alıp dışarı çıktım. Arabayı çalıştırdıktan sonra direkt gaza bastım. Doğruca okula gidiyordum. " Allah kahretmesin, geç kaldım Yüsra ağzıma sıçacak," diye mırıldandım. Okula vardım. Telaşla içeriye doğru yürüdüm. Kapıyı açtığım gibi çocuklarla resim yapan Yüsra'yı gördüm. Bana ters ters bakıyordu. "Yine geciktin Alin," diyerek sessizliği bozdu. Çocuklar sakin sakin resim yapıyordu. "Öyetmenim bakın şizi çizdim." diyerek Rosa yanıma geldi. Rosa'nın annesi İspanyol, babası ise Türk'tü. Çok tatlı bir kızdı. Ve bir o kadar da hiperaktif bir çocuktu. " Çok güzel. Bunu evime asıcağımdan emin olabilirsin Rosa," diyerek yavaşça resimi alıp katladıktan sonra çantama koydum. Rosa ise dans ederek yeni bir resime başlıyordu. Kapıyı çat diye açan Güneş Sınıfı'nın öğretmeni Sıla girdi. " Senin ki kapıda bekliyor Alin," dedi kıkırdayarak. Gözlerimi devirdim. Gelenin kim olduğunu biliyordum. Gelen Burak Altınsoy'du. Altınsoy Holding'in sahibi. Burak ile lisede tanışmıştık. Onu sevmiştim. Sevgili olmuştuk, 3 yıl boyunca da sevgili kaldık. Fakat beni aldatmıştı. En yakın arkadaşım Gizem ile yatmıştı. Ve ben bunu 1 yıl sonra öğrenmiştim. O olanlardan sonra bir daha kimseye aşık olmamıştım.
Yavaşça kapıya doğru yürüdüm. Dışarı çıktığımda sırtı bana dönük, elinde de sigara vardı. Ağzında ki dumanı üflüyordu. Beni görünce elinde ki sigarayı fırlatıp yanıma geldi. "Alin yine çok güzelsin,"

