İçeriğe geç

Uçurum

Bölüm 13 · 7 dk okuma

Uçurum

Bölüm 13

En Uygun Ceza

~Michael~

Kızıl'a daha sıkı sarılıp doktorların evine doğru daha hızlı koşmaya başladım. Kafamı indirip Kızıl'ın yüzüne bakmaya cesaretim yoktu, onun öldüğünü gözlerimle görmek ve kesinleştirmek bana acı verecekti.

Yol boyunca karşıma çıkan herkesi itekleyip doktorların evine ulaştım. Kapıdan girdiğimde doktorlar bıkmış bir ifadeyle bana bakıyorlardı. "Uyumaması lazımdı. Ama ben göz kulak olamadım ve o uyudu."

Doktorlardan erkek olan Jackson kendini tutamayıp gülmeye başladı. O an içimdeki korkunun yerini öfkeye bıraktığını hissedebiliyorum. Dişlerimi geri çekmeye uğraşmadan Kızıl'ı boştaki yataklardan birine yatırıp Jackson'ın üzerine yürümeye başladım. O sırada Lydia aramıza girip beni uzaklaştırdı, Jackson'a da onaylamadığını gösteren bir bakış attı.

"Sevgilin gayet iyi. Sabah uçurumun orada sizi bulduk ve kontrollerini yaptık. Sağlık durumu iyiydi bu yüzden uyuyabileceğini söyledik."

Jackson hemen söze atıldı. "Küçük sevgilin için nasıl da endişelendin öyle. Büyüdün de sevgili mi yaptın?" Ardından yine kahkahalara boğuldu.

Çok küçük yaşlardan beridir bu kampta onlarla büyümemiş olsam onu burada parçalayabilirdim. Lydia bana Kızıl'ı alıp eve dönmemi ve biraz dinlenmemiz gerektiğini söyledi. Kızıl'ı kucağıma alıp evlerinden çıktım. Yol boyu ikimize garip bakışlar atan birçok kişi oldu. Bazıları sinirli bazıları onaylamaz bazıları ise şaşkındı. Evin önüne geldiğimde yorgunluktan bitkin düşmüş Brad ile karşılaştım. Hep birlikte eve geçtiğimizde Kızıl'ı yatak odasına geçirip Brad'le mutfakta oturdum.

"İsyancılar için ne yapacağınıza karar verdiniz mi?"

Brad üzüntülü ve mahcup bakışlarını benden kaçırdı. "Sam bu konu hakkında herhangi bir ceza olmayacağını söyledi."

İnanamayarak istemsiz bir kahkaha kaçtı ağzımdan. "Ne demek herhangi bir ceza olmayacak. Onların benim sevgilime saldırmalarını bir kenara bıraktım, kampta insanlar birbirine saldırıyor ve o hiçbir şey yapamam mı diyor." Bir kez daha keyifsizce güldüm. "Acaba bunlar Elizabeth'in başına gelse aynı şekilde sakin kalıp ceza vermeden geçiştirebilir miydi?"

Uzunca bir süre sessiz kaldık ikimizde bu yapılanın ne kadar saçma olduğunu düşünüyor olmalıydık. Sam ne demiş olursa olsun bu yaşananları öylece geride bırakıp hiçbir şey olmamış gibi davranamazdım. Eğer Sam onlara bir ceza vermiyorsa o zaman kendi imkanlarımla onlara ben ceza verirdim. İyice düşünmem lazımdı. Her ne kadar hepsinin kafalarını vücutlarında koparmak istesem de sürünün Alfasıydım ve aşırıya kaçtığım düşünülürse sürüdeki diğerleri ayrılırdı. Ve kimsenin olmadığı bir sürüde Alfa da olmazdı. Bu ayrıcalığımı kaybettiğim anda Kızıl'ı da uzun süre koruyamazdım.

Sam akşam toplu bir yemek düzenlediğinin duyurusunu yaptı. Kamptaki herkes gelmek zorundaydı ve hiç bir istisnayı kabul etmiyordu. Akşamki yemek saatine kadar Brad ile kafa kafaya verip ne yapabileceğimizi konuştuk. Yemeğe bir saat kala planımızı netleştirdik ve Brad yapması gereken işler olduğunu söyleyip ayrıldı. Brad gittiğinde bende Kızıl'ı uyandırdım. Ona sadece Sam'in herkesi yemekte toplayacağını söyleyip hazırlanması gerektiğini söyledim. Başını yorgunca salladı ve yataktan kalktı.

O yüzünü yıkarken bende oturma odasına geçmiştim ki arkamdan geldi. "Benim duş almam lazım ama burada hiç kıyafetim yok benimle eve gelebilir misin?"

"Benim kıyafetlerimden giyebilirsin akşamda o eve uğrayıp kıyafetlerini bana taşırız."

Olumsuzca başını salladı. "Sam bu yemeği dün yaşananlar yüzünden düzenlemiş olmalı. Oraya kimsenin bana acımasına izin vermeyeceğim bu yüzden de kendi kıyafetlerime ihtiyacım var. Lütfen!"

Ona hak verip elinden tuttum ve eski evine doğru yola çıktık. Eski evi diyordum çünkü artık o evde hain erkek kardeşiyle yaşamasına izin vermeyecektim. Eve geldiğimizde Kızıl direk duşa girdi bende odasının kapısında nöbet tutmaya başladım. Bekleyişim sırasında siyah saçlı arkadaşı eve geldi. Adını hatırlayamamıştım.

"Merhaba. Michael'dı değil mi? Ben Andrea." gülümseyerek elini uzattı. Başımı sallayarak elini sıktım. "Sanırım Evân için buradasın."

"Evet!" kısa ve mesafeli cevabım onu şaşırtsa da hemen toparlandı ve yardım edeceğini söyleyerek odaya girmeye çalıştı. Ona engel olmak için kapının tam önüne geçmiştim ki arkamdaki kapı açıldı ve Kızıl'ın sesini duydum.

"Andrea tam zamanında geldin. Bana yardım etmen lazım."

Bunun üzerine kapıdan çekilip arkadaşına yol verdim. Onlar odaya geçip kapıyı kapatmadan seslendim. "Eşyalarını da topla bir daha bu eve dönmeyeceğiz." Bıkkınca nefes verse de itiraz etmedi. Yarım saate yakın içeride kaldılar ve yemeğe geç kalmak üzereydik. Kadınların hazırlanması neden bu kadar uzun sürer ki?

Yemek saatine 5 dakika kala kapı açıldı. İçerden ilk siyah saçlı arkadaşı çıktı. Siyah bir kazak ve lacivert kot giymişti, bunun için mi yarım saattir uğraşıyorlardı. Ardından Kızıl çıktı. Mavi, parlak kumaşı olan bir gömlek ve siyah bir etek giymişti. Gözlerimi ondan alamıyordum. Bu halime ikisi de güldü ardından Kızıl elimi tutup arkasından sürüklediği valizle evden çıktık. Beni dinleyip valizi hazırlamasına sevindim ama sonra aklıma onunda bu evden kaçmak istemese böyle bir şeyi yapmayacağı geldi. Yol üzerinde valizi benim evime bırakıp hep birlikte yemeğin yapılacağı alana gittik.

Canım hiç istemese de Kızıldan ayrılıp masanın başında Sam ve Elizabeth'in yanındaki yerimi aldım. Gücü elinde bulunduranlar olarak masanın başında oturmamız önemliydi. Önemli olmasa bile herkes oturduğu yeri benimsemişti. Herkesin geldiğinden emin olduğunda Sam ayağa kalkıp konuşmasına başladı. Kızıl masada benim hizamda en sonda oturuyordu bu yüzden istesem de onu göremiyordum. Bende kendimce hain ilan ettiğim insanlara bakmaktansa bakışlarımı masaya kitleyip Sam'i dinledim.

"Son birkaç haftadır normal düzenimizin dışında olaylar yaşandı. Bu yüzden herkesin sinirlerinin bozulduğunun ve kafasının karıştığını biliyorum. Dün yaşanan olay ise beni gerçekten üzdü, buradaki tek kuralımız kendi içimizde kavga etmemekti. Evângeline'in güçlerinden korktuğunuz için böyle bir eylemde bulunduğunuzu bana anlatsanız da bu tolere edilemez. Bu olaya karışan hepinizin ondan özür dilemesini istiyorum ve bir daha böyle bir şey olmasını istemiyorum."

İçimden ne saçmalıyor diye düşünürken duyduğum sesle başımı masanın sonuna çevirdim. Kızıl ayağa kalkmıştı.

"Özür dilerim ama yaşananların mağduru olduğuma göre benim de kendi adıma konuşma hakkım olduğunu düşünüyorum. 8 gün öncesine kadar kurt adamlar veya cadılar hakkında hiç bir şey bilmiyordum ve bunu ilk kez canlı canlı yaşayıp öğrendiğim de bende korkmuştum. Ben de o korkuyla aranızdan bazılarını kışkırtıp toplayıp sizlerden birine saldırsaydım aynı şekilde mi tepi verecektiniz. Korktu yaptı özür diler bir daha yapmaz mı diyeceksiniz? Sanmam. O gün o depoda beni koruyan bir kaç kişi olmasaydı bir iki hırpalayıp bırakacak mıydınız? Hiç sanmıyorum. Öldüğümden emin olana kadar durmazdınız. O yüzden aranızdan hiç biri cüret edipte özür dilemek için karşıma çıkmasın. O zaman o çok korktuğunuz güçlerimin ne olduğunu size ilk elden gösteririm."

Tüm masadakilere tiksintiyle bakıp bakışları bana döndüğünde bakışları yumuşadı ardından yerine oturdu. İşte benim kadınım diyerek gülümsedim. Onu savunmama ihtiyacı yoktu. Bu yüzden bende üzerime düşeni yapmalıydım. Yavaşça ayağa kalkıp tüm bakışların üzerime dönüp, masada oluşan fısıltıların durmasını bekledim. Sam bana onu desteklemem için beklentiyle bakıyordu.

"Sam söylediklerin gerçekten çok hoşgörülüsün." Desteklendiğini hissederek gülümsedi. "Ama ben bu isyanı çıkaranların senin düşündüğün kadar iyi niyetle bu olaya yaklaştıklarını düşünmüyorum. Ya da basit bir uyarı ile geçiştirilecek bir şey yaptıklarını." Söyleyip söylememek arasında gidip gelsem de kendimi tutamadım sonunda "aynı şeyler Elizabeth'in başına gelseydi aynı hoşgörüyü göstereceğinden de şüpheliyim. O yüzden izninle sürüdeki Alfa olarak sürümdekilerin alması gereken cezalara da ben karar vereceğim." masadaki herkese tek tek baktım neredeyse hepsi benden korkup bakışlarını kaçırsa da Herakles ve Coraline korkusuzca bana bakıyordu. "Bu olaya karışanları bende siz de çok net biliyorsunuz o yüzden tek tek isim saymayacağım. Benim ekibimde olup olaya karışan herkes ekipten atıldınız sürüde kendinize uygun yeni işler bulma da hepinize bol şans. Bir daha hiç birinizi dahil olduğum bir görevde yakınımda görmek istemiyorum." itiraz sesleri yükselse de umursamadım. "Coraline bir çok görevde ekibin yanında olup onları korudun teşekkür ederim. Ama bu isyanı başlatanın sen olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Kendi sürümde en güvendiğim insanlardan birinin böyle bir ihanetini kabul edemem, üzülerek artık bu sürünün bir parçası olmadığını söylemem gerek." bu kez şaşkınlık ve itiraz bağırışları yükseldi. Coraline de inanamayan gözlerle bana bakıyordu. "Andrea ve Elsa, Coraline'den boşalan yeri siz ikiniz dolduracaksınız bu yüzden bu günden itibaren eğitimlerinize odaklanıp dövüş eğitimlerinize başlamanızı öneririm."

Sözlerimi bitirmem ile Coraline ayağa kalktı. "Bunu yapamazsın. Daha kim olduğunu bilmediğin güçlerini bile kontrol edemeyen bu cadılara güvendiğin için çok pişman olacaksın. Hele de o kızıl vampire güvendiğin için." Ardından hışımla masadan kalkıp gitti. Bir kaç kişi de onunla ayağa kalkmıştı ki "Coraline'in arkasından gidip onu destekleyen kim olursa artık benim sürümün bir parçası olamaz." bu sözlerimle Herakles hariç hepsi yerine oturmayı seçtiler.

Herakles ise gitmeden ortalığı karıştıracak son sözlerini söyledi. "Sevdiği herkesin ölümüne yol açan bu lanetli ateş cadısıyla bol şanslar."

Yine dehşet barındıran fısıltılar yükselince sandalyemi itip sesimi yükselttim. "Bu müthiş akşam yemeğinde herkese afiyet olsun. Ama ben doydum."

Masadan ayrılıp Kızıl'ın da elinden tutup götürdüm. Birkaç adım atmıştım ki arkamdaki ayak seslerini duydum. Ne olursa olsun onlara güvenebileceğim ve onca kişinin arasında gerçek sürüm olarak gördüğüm yegane insanlar beni takip ediyordu.

Brad, Theo, Elsa ve şimdi aralarına Andrea da eklenmişti. Yarın ne olacağını bilemesem de doğru olanı yaptığımı biliyordum...

Bölüm sonu

Sonraki bölüm kilitli

14. bölümü 5 jetonla uygulamada açabilir, kaldığın yerden devam edebilirsin.

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.