İçeriğe geç

Uçan Terliğin Laneti

Bölüm 1 · 9 dk okuma

Uçan Terliğin Laneti

Bölüm 1

Giriş

Giriş

İnsanlar üç beş kişiliğe ayrılır. Fakat ben türünün ilk örneği olmayı başaran yerli Fırlama Hazoyum.

Tamam, Türkçe çeviri istiyorsunuz ki haklısınız.

İsmim Hazan. Hazan Dağdelen

Mahalleli ise bana Fırlama der. Ya da Hazo…

“Hazo ne Allah'ın cezası!” dediniz içinizden değil mi?

Bu lakap oldukça saçma ama merak etme çok kullanılmıyor..

“HAZİOOĞ!!!” gelen ses apartmanı inletirken son ses müzik dinleyen ben bile korkudan kafamı dolap köşesine çarpmıştım. Şey… az önceki yalan için özür dilerim.

Şaşkınlıkla başımı tutmuş etrafa bakınırken kafamı çarptığım dolaba da yersiz bir tokat atmıştım. Ayağa kalkıp cama koşmak yerine oturduğum yerden sesin sahibini bulmaya çalışıyordum çünkü aşırı zekiydim. Yani bu zeka bana fazlaydı.

Hazan. Yavrum kafanı bir kere daha vur da ana geri dön nolur. Kızın ses telleri saz oldu.

Bu lakabı kullanan kişiler listesine bakacak olursak bu kişi kesinlikle kör Fatmaydı.

Beynimin yerine yerleşme süreci çok şükür bitince ayağa kalkıp cama koştum ve açık camdan kafamı aşağıya sarkıttım. “Ne var be?! Bağırmasana milletin içinde!” Dedim tabiri caizse götümü yırtarak. Ancak Fatma'nın yüzündeki endişeyi görünce korkuyla daha da sarktım. Bunu neden yaptım bilmiyorum… “O sıfatın niye kaymış?” Aklıma gelen şeyle korkuyla gözlerimi irice açtım. “Yoksa Muhittin amca konuştuğu kadının biz olduğunu mu öğrendi?!” Affedersin Muhittin Beyciğim. Facebook'a iki gündür girmeyi unuttum da…

“Lan kızım Hanım abla doğum yapıyor!”

“Ne?!” Dedim anlamsızca ona bakarken “Hangi hanım abla doğum yapıyor?!” kafayı yiyecekmiş gibi başını tuttu. Ben ise hâlâ hayatı sorguluyordum. İyi de bizim mahallede bir sürü hanım vardı. Bu kız ne diyordu?

“İsim olan Hanım abla doğum yapıyor!” Dediğinde gözlerimi irice açarak küfür eşliğinde içeriye topukladım. Hanım abla mahallede sevdiğim biriydi. Ayrıca Suna’nın annesiydi.

Size Suna’yı da tanıtmadım değil mi? Kafa yeni yeni oturuyor anlayışınız için teşekkürler..

Suna mahallenin cici kızıydı. Ta ki ayak boyumla onu türlü şeytanlıklara bulaştırdığım günlere kadar… Nasıl oldu bilmiyorum ama kız ona rağmen cici bir kız olarak kalmayı becerdi. Ama hâlâ o da benim gibi çok şerefsiz.

E çünkü biz şerefsiz insanlarız.

Bu benim yerli sözüm, bana aynı zamanda yerli malı derler.

Neyse işte Suna da benim çocukluk arkadaşım ve bacımdır kendileri, Fatma mahallenin dedikodu kaynağı ve bir diğer bacım.

Üç kişiyiz işte, bir de mahalle teyzeleri, dayıları ve abileri var. *Göz kaydırma emojisi*

Mahalle abilerini hiç sevmem. Ki bu abiler de sözde delikanlı olan garip çocuklar. Ya işte benim yaşlarımda bişeyler onlar da

Hazan sen 24 yaşındasın. Adamlar 27

Aaaa üç yaş yaş sayılmaz bile

Hem o zaman bana şebek demek yerine neden hanımefendi demiyorlar?

Hanımefendi demişken… Hanım ablayı unuttuk!

Yarım saattir dolabı izlerken son anda Hanım ablanın aklıma gelmesiyle sadece bir gömlek kaparak kulaklığımı yatağa fırlattım ve telefonu şortumun cebine koyarak koştum. Kafamın içinde milleti sorgulayıp mal oluşuma kanaat getirmekle uğraşırken Hanım ablayı unutmuş olmam büyük mallıktı ki ben zaten maldım.

Beyaz gömleği giyerken saçlarımı düzeltme zahmetine girmeden babamın terliklerini giyerek dışarıya koşmuştum. Fatma öve söve bana olan aşkını dile getirirken beni görünce aceleyle koluma girip koşuşturmaya başlamıştı. Bütün mahalle Fatma'nın bağırması sebebiyle camlardan sarkmış, çoğu dışarıda bakıyordu bize, fakat ikimizin de umrunda değildi. Babamın terlikleri bana çok büyük olduğu için sürüne sürüne yürüyordum. Bu da ayrı sıkıntıydı çünkü eğer düşersem ileride top oynayan minik veletler yine benimle dalga geçerdi. Terlikler şak şak sesler çıkararak topuğuma çarparken aceleyle Suna'nın evinin bulunduğu açık pembe apartmana girdik. Dış kapıyı açmamız ile apartmanda yükselen çığlık sesleri ile korkuyla dudaklarımı birbirine bastırdım. Olayı hâlâ kavrayamadığım için doğum mu yoksa sancı mı bilmiyordum ama umarım doğum başlamamıştır… Fatma ile göz göze geldiğimiz ikinci saniye merdiven basamaklarını ikişer ikişer tırmanarak aceleyle koştuk. Zili art arda çalarken kapı Suna tarafından açılınca endişeyle terlikleri çıkarıp içeriye fırladık. Suna dolu gözlerle hıçkırırken bizi görmesiyle ikimize de aynı anda sarıldı. Gözleri kızarmış, açık kumral saçları dağılmıştı. Çok duygusal biri olduğu için bu durumlarda hemen ağlardı ki şu durumda benim bile gözlerim dolmuştu hemen

“Ambulans çağırdınız değil mi?” Dedim aceleyle bir taraftan da göz ucuyla içerideki topluluğa baktım. Suna’nın babası Kerem abi yan odada bir o yana bir bu yana hızlıca yürüyor, karısının her sesinde sanki kendi canı yanıyormuş gibi kapıya yaklaşıp, sonra vazgeçip geri dönüyordu. Onun bu çaresiz hali karşısında içim burkulmuştu.

“Ambulans şimdi gelir ama ben çok korkuyorum Hazan.” Dedi hıçkırırken elinin tersiyle gözyaşlarını sildi. “Esin ve Buray korkuyor, ben onları mı sakinleştireyim annemin yanında mı olayım? Babam öbür yandan kafayı yedi. ‘İlk defa bu kadar çok kötü oldu’ falan dedi.” saçlarını düzeltirken anlayışla onu dinledim. “Ya kötü birşey olursa?”

“Olmayacak.” Dedim net bir sesle ve içten içe dua ettim. “Buray ve Esin’e biz bakarız. Babanı da sen sakinleştir.” Ambulans sesiyle rahat bir nefes vererek gülümsedim. “Minik Asya geliyor. Sadece dua et” Suna’yı Fatma’ya devrederek hızlıca içeriye girdim ve kapıyı tıklattım. “Abla ambulans geliyor. Hazırlanın hadi” Hanım ablanın acılı sesleri ile korkuyla iç çektim. Böyle şeylerden çabuk etkilenirdim. Neyse ki bilincimi kaybetmeyerek müdahale edebiliyordum. İçeriden onay alınca içeriye girdim ve yardımcı olabileceğim birkaç şeyi hallettim. İçeriye giren sağlık personelleri ile Buray ve Esin daha fazla korkmasın diye ikisinin kaldığı odaya girdim. Kendi odalarında sessizce oturmuş ağladıklarını görünce şaşkınlıkla dudaklarım aralandı. Normalde kolay kolay ağlamayan iki yaramaz sanırım etkilenmişti.

“Minik afacanlarım” dedim nazikçe seslenerek, ürkmemeleri için daha yavaş hareket ettim. “Bugün çok güzel bir gün çünkü kardeşiniz-”

“Yalan söyleme Fırıldak. Annemin canı çok yanıyor.” Dedi Buray, ikizini sıkıca sararak. “Biz yaramazlık yaptığımız için böyle oldu annemiz” dedi sessizce. Yavaş adımlarla yanlarına ilerledim ve yatağın önünde diz çöktüm. Evet, yaramazlardı ama annelerinin bu hale gelme sebebi onlar değildi. Henüz 8 yaşında oldukları için bunu tam olarak kavrayamamışlardı.

“Hayır, sadece minik Asya’mızın canı sıkılmış ve dayanamamış.” Uzanıp dağınık saçlarını düzelttim. “Onun gelmesi için annenin canının birazcık acıması lazım ama sonra çok rahat ve mutlu olacak.” Esin’in kenara bıraktığı sarı saçlı bebeğini alarak ona uzattım. “Şimdi de Fatma, ablan ve ben sizi bir yere götüreceğiz.” Yavaşça ayağa kalktım ve iki elimi ikisine uzattım. Bu teklifi asla ama asla reddemezlerdi çünkü genel olarak bizim peşimize takılmaya bayılırlardı.

Yüzlerinde ufak bir tebessüm oluşunca bende gülümseyerek ellerini tuttum ve onları kaldırdım. Üstlerini düzelterek Esin’in saçlarını yaptım. Hanım abla ambulansa binmiş ve götürülmüştü. Annemin de onun yanında olacağını bildiğimden haber almam zor olmayacaktı. Zaten en ufak haber mahalleye ulaştığı için her şekilde durumunu öğrenirdim. Çocukların ellerini tutarak odadan çıktığımda içeride tek tük insan kalmıştı. Suna gözlerini silmiş ve elleriyle kendine yelpaze yaparak sakinleşmeye çalışıyordu. Bizi görünce gülümsedi.

“Gezmeye gidiyoruz abla, sende geleceksin değil mi?” dedi Esin merakla ablasına bakarken

“Fırıldak bize çok önceden söz vermişti. Dondurma alacaktı ama yine almadı. Bu sefer alacak mı acaba?” Dedi Buray’da kaşlarını hafifçe çatarak bana bakarken

“Alacağım tabiki afacan” dedim göz kırparak. Ara sıra onları başımızdan kovmak için bahane uyduruyordum ve bu da onlardan biri olmalıydı. Aman canım ben hatırlamıyorum bu minik kafa nasıl hatırlıyor ya?

“Hadi gidelim o zaman” dedi Suna gülümseyerek. Telefonunu elinde sıkıca tutuyordu. Her an birinin arama ihtimaliyle hazırlıklıydı.

Hep beraber evden çıkmış ve her zaman gittiğimiz parka doğru ilerlemiştik. Çocuklar sürekli aynı yere gitmenin bıkkınlığı ile içten içe bize sövüyor olmalıydılar. Park yeterince büyük ve güzeldi. Hava çok sıcak olduğu için attığımız iki adımda yorulmuş ve terlemiştik. Sonunda bi Çınar ağacının altında durduk ve çocuklar yere kurulurken ben hızlıca Suna'nın koluna girdim. O şaşkınlıkla bana bakarken hafifçe sırıttım. Amacım onun kafasını dağıtmaktı ve aynı zamanda da şebekliklerime devam edecektim. Babamın terlikleri hâlâ ayağımdaydı ve bu nedenle hâlâ sürüne sürüne geziyordum. Fakat herhangi bir çekingem de yoktu.

“Biz ablanla size dondurma alıp geliyoruz.” Dedim çocuklara, bakkal hemen ileride olduğu için göz önündeydik. Fatma telefonu ile uğraştığı için sadece başını saklamakla yetinmişti. O çocukların yanında dururken ben bu sefer de Suna’nın koluna girdim ve gülümseyerek pıtı pıtı adımlarla ilerledik. Pıtı pıtı adımlarımızın sebebi de giymiş olduğum terliklerdi. Eve gidip değiştirmeye dahi üşenen ben, şimdi düşmemek için sürünerek ilerliyordum. Bakkalın önüne geldiğimizde Suna'nın huysuzca homurdanarak beni dürtmesiyle gösterdiği yere baktım. Bir grup erkek tartışıyordu. Az daha bıraksalar öpüşecek raddede burunları yapışmış, birbirlerine sinirle bakıyorlardı.

“Ne yaşıyor bunlar?” Dedim anlamsızca onlara bakarken

Suna gözlerini kaydırarak başımı tamamen onlara doğru çevirdi. “Tartışma içindekilerden birkaçı bizim mahallenin beyleri mal.” diyerek nazikçe beynimi yeniden kurdu. Yeniden odaklanabildiğimde gördüğüm yüzlerle şaşkınlıkla gözlerim açıldı.

Canan ablanın oğlu, Fethiye ablanın oğlu, Narin ablanın oğlu…

“Aha!” Diyerek aniden yükseldiğimde Suna irkilerek kolumdan ayrıldı ve elini göğsüne yasladı. Ben ise zerre çekinmeden işaret parmağımı tartışan topluluğa doğrulttum. “Soldaki uyuz Nermin'in oğlu!” Biraz sesli konuşunca Suna aniden elini ağzıma kapatıp arkamı dönmemi sağladı.

“Ya kızım sen harbiden malsın! Elinle gösterdiğin yetmedi bi de yüksek sesle söylüyorsun!”

“Hayır! O uyuz Nermin'den intikamımı bir şekilde almalıyım. Saygı çerçevesinde intikam almam gerekiyor!”

“İyi de oğlu ne alaka kızım, manyak mısın sen?” Diyerek beni sarstı. Önüme dökülen iki kahve tutamı üfleyerek ona baktım. Bana hâlâ evlenmediğim için ima yapan o cadının oğlunu bekar bırakmak için yırtılırdım.

Allah'ım inşallah oğlu evde kalır da kimse sevmez onu

Bakkala doğru adımlarken aynı zamanda onlara doğru da ilerliyorduk. Erkek topluluğuna yaklaştıkça yüz buruşturarak onlardan tiksindiğimi belli ediyordum. Bunu neden yapıyorum bilmiyorum ama sırf uyuz olsunlar diye yapmıştım. Çünkü ben maldım.

Bakkalın kapısını açmak için onlara olan bok bakışlarımı çekecektim ki aniden kapının açılması ile yanlışlıkla kapıyı öptüm.

First kist elveda

Hayır ondan önce de asfalt ve yanlışlıkla yaşlı kadınlar beni öpmüştü. Hatırladıkça ağlamak istiyorum..

Suna kahkahalar ile gülerken onun karga sesi ile herkes bize dönmüştü. Onu kovalamak için paçaları sıvamazsam benimde adım Hazan değildi. Onun yüzünden yakışıklı ya da yakışıksız hepsine rezil olmuştum!

Ve bunu yapan da oydu!

“Bunu neden yaptın?!” Dedim dudağımı tutarak ona döndüm sinirle. O da sürekli bu gibi olaylarda onu kovaladığımı bildiğinden kahkaha atarak kaçmaya başladı. Onun kaçtığı yere bakmadan koşmak gibi bir rezilliği daha kaldıramadığımdan terliğimi çıkararak gelişi güzel hayvan gücümle koştuğu yere fırlattım. Aynı zamanda yüzüm görünmesin diye de başımı eğdiğim için terliğin hedefini bilmiyordum. Ta ki hedef tutmuş mu diye başımı kaldırıp bakana kadar…

Terlik, Nermin ablanın oğlunun direkt yüzüne çarpmış ve eliyle yakalamış olmalı ki sıkıca tutuyordu.

Yok, ayağıyla yakaladı Hazan.

Ve yüzündeki ifade… Nermin ablanın anlattığı kadarıyla beyefendi kibarlığı taşımıyordu.

Kafama 45 numara terlik yesem bende bütün nezaketimi kaybederdim.

Tam o anda sanki bu anı bekliyormuş gibi Fatma da bağırdı. “Asya doğmuş!!” Harika… ölmeden önce çocuğu görseydim keşke çünkü bu yaratık hiç iç açıcı bakmıyordu.

Ve evet… Suna'ya atmayı umduğum terliğin mahalle efendisi olan Emir'e çarpmasını bende beklemiyordum…

💞

Eveeet giriş bölümüyle sizlerleyiz

Çıtır çerezlik minnoş bı kurguyu yerle bir olan psikolojim ile yaptım ama umarım beğenirsiniz yaaa

Giriş bölümü olduğu için biraz kısa oldu. İlk bölümde görüşmek üzere aşklarım꒰⁠⑅⁠ᵕ⁠༚⁠ᵕ⁠꒱⁠˖⁠♡꒰⁠⑅⁠ᵕ⁠༚⁠ᵕ⁠꒱⁠˖⁠♡

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.