Yatağımda kırk takla atarak çalan telefonuma kalkmıştım. Belki olmasa çalan zil sesi olmasa akşama kadar yatabilirdim.
Arayan erendi.
Erennn; nerdesin oğlum sen? Kaç saattir arıyoruz ulaşamıyoruz.
Küçük;Uyuyordum ne oldu hızlı söyle yatıcam.
Erenn;Başlatma yatmana 10 dk içinde bizim evin yakınındaki kafeye gel.
Küçük; oogfff tamam kapat hadi.
Telefonu kapattıktan sonra kalktım ve elimi yüzümü yıkadım. Altıma bol bir mavi şort, üstüme de bol bir açık mavi t-shirt giyip saçlarımı düzelttim, yapabildiğim kadar. Parfümümü sıktım ve evden çıktım. Annem ve babam işe gidiyordu sadece hafta sonları evdeydiler. Onları görememek zor olsada bir yandan da evde tek kalmanın mutluluğunu yaşıyordum. Biraz yürüdükten sonra kafeye geldim. Yolda birkaç kedi gördüğüm için oyalanmıştım tabi erenden de azar işitmiştim. Eren her zaman grubun abisi gibidir. Kimsede sözünden çıkmaz. Ara sıra ikiletip lafına laf katınca şaplağı yiyordum ama olsun iyi biridir. Diğer tarafa baktığımda ise neşe telefonundan flörtleştiğini düşündüğüm birisiyle mesajlaşıyordu. Ecem ise sessizce oturuyordu. Klasikti her şey. Elimi şıklattım hepsi bana dönünce hadi birşeyler içelim boşuna mı getirttiniz beni buraya dedim. Herkes istediğini söyledi bende çikolatalı smoothie istemiştim. Biraz bekledikten sonra geldi içeceklerimiz. İçerek eren birşeyler anlatıyordu. Ve birden neşenin kolumu çimdiklemesiyle kısık bir şekilde bağırdım. Sinirli bir şekilde ona bakarken o başka bir tarafa bakıyordu. Tam onun bakacağı yöne doğru bakmıştım ki ne göreyim. 5 aydır hoşlandığım ela bize doğru geliyordu. Tıpkı isminin ela olduğu gibi gözleri de elaydı.Ne yapacağımı bilmeden öylece donmuştüm. Ne yapacaktım şimdi?. Utanarak susmayı mı tercih etmeliyim ? Yoksa konuşup tüm duvarları yıkmayı mı??