İçeriğe geç

ÜÇ PARÇA

Bölüm 1 · 4 dk okuma

ÜÇ PARÇA

Bölüm 1

KARANLIĞIN BAŞLANGICI

Karanlık hüküm sürmeye geliyordu Bargasuvadi'ye. Yıldızları batırıp kendi hizmetlilerini ortaya çıkaracaktı . Belki de ormanın yeni hakimlerinin gelmesindendir ,kuşlar sessizleşti. Cırcır böcekleri son bir kez ormanı müzikleriyle doldurdular . Korku sardı etrafı. Öyle ki Ebedler bile engel olamazdı gecenin etrafta yayılmasına. Bu artık Tanrı'nın isteğiydi.

Yaratılanlar karşı koyabilirler miydi Tanrı'nın yaptıklarına? Esregün ve Sayina'nın yaptığı gibi sadece dua edebilirlerdi kendilerini koruması için. Ormanın derinliklerinde iki Altaçı yere kapanmış dua ediyorlardı, Tanrı'nın ırklara öğrettiği şekilde:

Karanlıklara gömüldü yarattığın yeryüzü.

Unutmadı varlıklar sana verdikleri sözü.

Ataları gibi bozmazlar düzeni onlar.

Ancak senin öğrettiğin dualarla yaşarlar.

Dedik ki sana

Biz boşluğu yönetme kudretinde değiliz.

Bir gezenegeni taşıyamayacağı kadar aciziz.

Senin yarattıklarını sen korursun ancak.

Erialarımızı da koru bizlere acıyarak.

Yeminimizdir

Merak duygumuz ,sadakatimizi geçmeyecek.

Aklımız sadece senin öğrettiklerine yetecek.

Lütfünla büyük erialar ver Ebedlere.

Tekrar doğur Kuyas ve Tarem'i gökyüzüne.

Sonunda gökyüzünün bütün ışıkları kayboldu. Bu Bargasuvadi'de pek nadir yaşanılan bir olaydı . İki yıldızın da -Kuyas ve Tarem- batması. Bu yüzden buradaki halk karanlığa pek alışkın değildi. Devlet bu zamana gelmeden önce önlemlerini almıştı tabi. Uruç ve Altay dağlarına - bunlar Suvadi 'deki en yüksek dağlardır- büyük ışık kaynakları ile bir ışıklandırma yaptırmıştı. En azından halkın yoğunlukta olduğu yerleri aydınlatıyorlardı. Yıldızların yerini doldurmasalar da önlerini görebilecekleri kadar bir aydınlık sağlıyorlardı.

Esregün duasını bitirip ayağa kalktı. Bu uzun sürecek gecenin ilk karanlığına selam verircesine eğildi. Sağ elini alnından kalbine götürdü. Etrafın karanlığı kalbine de bulaşmış olsa gerek, korku sardı bedenini. Yüzünü Uruç Dağı'na çevirdi . Oradan yükselen ışık, korkusunu bastıramadı . Sessizliği bozarak:

- Irklar tarafından yaratıldığında ne kadar farklı oluyor değil mi? Yapay ve düzensiz... Ne kadar içimizde Erialar olsa da kötü taklitlerinden başka bir şey yapamıyoruz.

Sayina da duasını bitirip eline bir avuç toprak alarak bir şeyler fısıldadı. Sonra elini havaya kaldırdı. " Tanrı bizi korusun." diye bağırarak Esregün'ün üzerine attı toprağı. Elinde kalan tozları da yüzüne sürerek Esregün'ün yanına geldi:

Sadece küçük bir parça var içimizde.

Sonsuzluğun içinden küçük bir parça...

Yeter mi sanıyorsun mükemmel varlıklar yaratmaya?

Sayina Son Kitap'tan alıntılar yapmayı severdi. Öyle ki oradaki sözlerin yarısından fazlasını ,belki de hepsini ezberlemişti . Her kelimesinin onlarca farklı anlamını, içinden çıkarılabilecek dersleri, sessel mucizeleri yani kitap hakkında her şeyi bilirdi. O bölgedeki Altaçıların en bilgesiydi. Ve de en yaşlısı. Fakat kızıl saçları sanki yaşlılığına karşı gelir gibi hiç ağarmamıştı. Kamburlaşmış beline karşın hızlı ve çevikti. En önemlisi de bir savaş gazisiydi o.Sağ elinin baş parmağı yoktu. Göstermemek için sürekli eli cebinde gezerdi. Bu sakatlığının arkasında savaşın kanlı taraflarından biri yatardı.

Orta Boşluk'taki* Arklig gezegeninde görev yaparken bir Zendiyat tarafından kaçırılmıştı. O zamanlarda savaş yeni yeni alevleniyordu. Onun ajan olduğunu zannedip konuşturmaya çalışmışlardı. Ya bilmediğinden ya da gerçekten açıklamaması gerektiğinden devlet sırlarını onlara söylememişti. Ve Bargasuvadi'ye bir parmağı eksik geldi. Tabi o sıralar genç bir kız olduğu için bu duruma çok içerlemişti fakat yaşlandıkça aslında pek de önemi olmadığını fark etti. Ve hayatına Saray Altaçı'sı olarak devam etti.

Yine elini cebine sokarak yürümeye başladı.

-Gitsek iyi olucak. Yarın erken kalkman gerek. Sonuçta okul başlıyor.

Esregün yerdeki örtüyü toplayıp koşar adımlarla Sayina'ya yetişti. Karanlıkta yalnız kalmak istemiyordu. Onlar Selesler gibi değillerdi. Gece hakkında bilgileri çok çok azdı. Ve bilmedikleri şeylerden korkarlardı ırklar aynı ataları insanlar gibi. Atalarından tek farkları biraz daha fazla Boşluk'ta yayılmış olmalarıydı. Esregün bunları düşünürken birden aklına Son Kitap'taki "Yeniden Yaratılış" bölümü geldi. Sayina'ya dönerek:

- Şu ilk bölümü anlatır mısınız?

Sayina şaşkın bir gülümsemeyle "Nereden çıktı şimdi bu? " dedi. Esregün tam konuşacağı sırada pek de uzaktan gelmeyen kurt ulumaları duyuldu. Seslerini duyacaklarından korkup bir süre sessiz kaldı. Cesaretini toplayıp fısıldayan cevap verdi:

-Hem yürürken oyalanmış oluruz hem de içimizdeki korkuyu susturuz.

Sayina "Peki sen bilirsin." dedi.Kendinden emin bir şekilde şunları ekledi:

-Ama korkmana gerek yok. Onlar karanlığı efendileri. Doğadaki efendiler, bizlerden daha adaletlidir.

Birkaç defa öksürdükten sonra söze başladı:

-Yıllar yıllar önce, atalarımız insanlar yalnızca iki üç galaksi öteye gidebildikleri zamanlarda kendi yaşadıkları gezegenlerine zarar vermişlerdi. Hastalıklar, savaşlar, kötülükler sarmıştı etrafı. Ve atalarımız başına gelen bütün bunları tek bir şeye bağlamışlardı: Tanrı' nın yarattığı düzensizlik. Ve Boşluk'u değiştirmeye karar vermişlerdi. Gezegenleri yok etmişler, yıldızları söndürmek istemişlerdi.

Ama bunlar durumu düzelteceğine daha çok kötüleştirmişti.

Onlar düzensizlik diyerek Tanrı'nın yarattığı düzeni bozmuşlardı. Ve bu onları kıyamete götürdü. Sinirlenen Tanrı ,insanlardan üç ulu kişi hariç hepsini yok etti. Bu üç kişiyi yanına çekti. Üçü de Tanrı'ya onları affetmeleri için yalvardılar bildikleri dualarla.

Tanrı çok merhametlidir. Cezalandırmak için yanına çağırdığı üç kişiyi mukafatlarla yolladı boşluğa. Onlara ırklar verdi. Yüce ırklar... Ve ırklarına uygun yaşayacakları bölgelere yerleştirdi onları. Onlara okuyup dua edebilmek için Son Kitap'ı hediye etti. Ve en önemlisi her bir ırka üç farklı eria verdi. Irklara ne özellik kattığını kimse bilmez ama herkes tanrıya verdikleri şu iki söze uyar:

Asla boşluğu değiştirmeyin ve Eriaları ruhunuz pahasına koruyun.

Altaçıların asıl görevleri bu kuralların uygulanmasını sağlamaktır. Ama savaşlar başlayınca ne Ebedleri ne Zendiyatları ne de Selesleri kontrol edebilir olduk. Bundan sonra yalnızca Tanrı korusun bizleri."

Sayina sözlerini bitirdiğinde evi görebilecek mesafeye gelmişlerdi. Esregün "Teşekkürler efendim."diyip bir öpücük kondurdu Sayina'nın yanağına. Ve koşarak eve girip evdeki kandilleri yaktı. Esregün'ün dudaklarından şu kelimeler döküldü.

" İşte bu kandilin zayıf ışığı, bizi koruyacaktır karanlıktan."

Orta Boşluk: Evrenin Ana Yıldız'a yakın olan kısmıdır.

Bölüm sonu

3 yorum

  • Çok güzel hikayeymis başlangıcı çok etkili tebrikler

    1Yanıt
  • Beni takip edermisiniz edenleri ve hikayelerime yorum yazanlerin kilitli bir bolumunu acacagim sadece bu haftalik kacirmayin♡