Lisa ve David, Kevin’a duydukları minnetle emniyet binasından ayrıldıklarında hava kararmaya başlamıştı. Şehrin üzerine çöken yoğun sis, liman bölgesindeki devasa vinçleri birer canavar silüetine dönüştürüyordu. Kevin, kaseti teknik birime götürmek üzere elinde tutarken arkalarından onlara şans dilemişti. David, "Kevin gibi birinin yanımızda olması büyük şans," diye mırıldandı arabayı sürerken. "George’un neden ona bu kadar güvendiğini şimdi daha iyi anlıyorum."
Lisa başıyla onayladı ama bakışları camdan dışarıdaki gri boşluğa dalmıştı. "Kaseti kurtarabilirlerse her şey aydınlanacak David. Sadece birkaç saat daha sabretmemiz gerekiyor."
Limanın paslı kapılarına vardıklarında, Şef’in bahsettiği hareketlilikten eser yoktu. Etraf ölüm sessizliğine gömülmüştü. 4 numaralı antreponun devasa metal kapısı, rüzgarın etkisiyle hafifçe aralanmış, her vuruşta rahatsız edici bir gıcırtı çıkarıyordu.
"Şef ekiplerin burada olduğunu söylemişti," dedi David fenerini yakarken. "Nerede bu insanlar?"
İçeri girdiklerinde ağır bir rutubet ve çürümüş ahşap kokusu genizlerini yaktı. Fenerin ışığı, yüksek tavanlı deponun karanlığında kayboluyordu. Lisa, yerdeki tozların üzerinde taze ayak izleri fark etti. "David, buraya bak. Biri yakın zamanda buradan geçmiş."
İzleri takip ederek antreponun en karanlık köşesine, küçük bir ofis bölmesine ulaştılar. Masanın üzerinde eski bir lamba ve yanık duran bir mum vardı. Sanki birileri az önce burayı terk etmiş gibiydi. Lisa masanın çekmecesini zorlayarak açtı. İçinden yırtılmış bir fotoğraf çıktı. Fotoğrafta George Rush, Aris Carter ve yüzü tamamen karalanmış üçüncü bir kişi yan yana duruyordu.
"Bu da ne?" diye fısıldadı David.
Tam o sırada antreponun diğer ucundan metalik bir ses yankılandı. Bir konteyner kapısının hızla kapanma sesiydi bu. İkisi de silahlarına sarılıp sesin geldiği yöne döndüler. Karanlığın içinden hiçbir cevap gelmedi.
Lisa’nın cebindeki telsiz aniden cızırtıyla parazit yapmaya başladı. Kevin’ın sesi, kesik kesik de olsa duyuldu: "Lisa... David... teknik birime ulaştım... şerif orada mı? Kaset... kaset hakkında bir şeyler..."
Cızırtı sesi arttı ve bağlantı koptu. Lisa telsize vurdu ama hat tamamen ölmüştü. "Kevin bir şey buldu," dedi Lisa nefes nefese. "Hemen buradan çıkıp emniyete dönmeliyiz."
Ancak arkalarını döndüklerinde, az önce açık bıraktıkları devasa antrepo kapısının tamamen kapandığını ve dışarıdan zincirlendiğini fark ettiler. Artık sadece fenerlerinin ışığına ve karanlıkta onları izleyen gizli bir çift göze mahkumdular.
