Lisa ve David, sileceklerin yetişemediği şiddetli yağmurun altında tekrar o ıssız kulübeye doğru yola çıktılar. Lisa’nın elinde, emniyetin tozlu arşivinden çıkardığı Rose Judd davasına ait eski bir fotoğraf duruyordu.
"Rose Judd bir sivil kuryeydi, David," dedi Lisa, fotoğrafı ortağına uzatarak. "Öldürülmeden bir gün önce, şehrin en yüksek güvenlikli liman bölgesinden çıkarken görülmüş. Ama elinde ne bir paket ne de bir teslimat fişi varmış. Sadece oradaymış. Yanlış zamanda, yanlış yerde."
David kaşlarını çattı. "Ve ertesi gün kalbinde bir okla, gözleri oyulmuş halde bulundu. Eğer Rose limanda görmemesi gereken bir 'gölge' gördüyse, George Rush da bu gölgenin sesini duymuş olmalı."
Kulübeye vardıklarında Teresa kapıyı daha bitkin bir halde açtı. Lisa içeri girer girmez, George Rush’ın vesikalık fotoğrafını Teresa’ya uzattı.
"Bayan Todd, dün size sevgilinizin kim olduğunu sorduğumda sadece 'evet' deyip geçmiştiniz. Bu fotoğraftaki adam, George Rush. Doğru mu?"
Teresa fotoğrafa bakarken gözleri doldu. "Evet, o George. Ama neden onu soruyorsunuz? Onun ölümü bir kazaydı... Öyle söylediler. Kapımın önündeki o zavallı adamla (Aris Carter) ne ilgisi olabilir ki?"
David araya girdi, ses tonunu yumuşatarak Teresa'nın ne kadarını bildiğini tartmaya çalıştı. "Dün gece kapınızın önünde ölen adam, Dedektif Aris Carter’dı. Carter buraya neden gelmişti? Size George hakkında sorular sordu mu?"
Teresa şaşkınlıkla başını salladı. "Hayır, bana George’dan hiç bahsetmedi. Sadece buralarda yabancı birini görüp görmediğimi, eski dosyalarda adı geçen 'liman bölgesi' hakkında bir şeyler bilip bilmediğimi sordu. George'u tanıdığını bile bilmiyordum. Sadece görevini yapan bir polisti benim için."
Teresa sustu, bakışları odadaki eski saate kaydı. "Aris buraya gelmeden önce, George'un eşyaları arasında bir şeyi aradığını söylemişti. George'un tavan arasındaki metal kutusunu..."
Lisa ve David birbirlerine baktılar. David hemen ayağa kalktı. "Bayan Todd, o kutuya bakmamıza izin verir misiniz?"
Teresa'nın onayıyla tavan arasına çıktılar. Tozlu rafların arasında George’un geçmişine ait izler duruyordu. Lisa köşedeki paslı metal kutuyu çekip açtı. İçinden üzerinde hiçbir etiket olmayan eski bir kaset çıktı. Lisa kaseti cebine attı. "Burada işimiz bitti David, bunu emniyette dinlemeliyiz. Burada güvende değiliz."
Teresa ile vedalaşıp hızla kulübeden ayrıldılar. Yol boyunca ikisi de konuşmadı. Aris’in neden öldüğünü, Rose’un ne gördüğünü ve George’un ne duyduğunu birbirine bağlayan o ince çizgi, şimdi Lisa’nın cebindeki kasette saklıydı.
Emniyet merkezine vardıklarında ortalık her zamankinden daha sakindi. Masalarına geçtikleri anda yanlarına genç, enerjik ve güven verici bir gülümsemesi olan biri yaklaştı. Bu, George Rush hayattayken onun sağ kolu olan Memur Kevin Miller’dı.
"Selam millet," dedi Kevin, her zamanki sakin ve güven veren ses tonuyla. "Şerif içeride Aris Carter dosyası yüzünden barut gibi. Bir şeyler bulabildiniz mi?"
Lisa, Kevin'ın samimi tavrına karşılık hafifçe gülümsedi. Kevin, teşkilatta herkesin sevdiği, George’un en sadık adamı olarak bilinirdi.
"Teresa Todd ile konuştuk Kevin," dedi Lisa sesi yorgun gelerek. "Aris oraya George'un bazı özel kayıtlarını aramaya gitmiş. Bir kaset bulduk."
Kevin’ın gözleri bir anlığına kasete kaydı. "George her şeyi kaydederdi. Eğer bir yardıma ihtiyacınız olursa buradayım. George’un davasını çözmek benim için bir onur olur."
Lisa ve David, Kevin’ın desteğine teşekkür edip kaseti dinlemek için Aris’in masasındaki eski teybe yöneldiler. Ancak Lisa kaseti yerleştirip "Play" tuşuna bastığında sadece kulak tırmalayan bir cızırtı duyuldu. Şerit dönüyor ama ses gelmiyordu.
"Lanet olsun," dedi David dişlerinin arasından. "Bant hasar görmüş."
Lisa kaseti teypten çıkardı. "Bunu teknik birime götürmeliyiz. Ses temizleme cihazlarıyla içindeki konuşmaları çekip alabilirler. Eğer George bu kaseti sakladıysa, içinde mutlaka..."
Sözü, koridorda yankılanan sert ayak sesleriyle kesildi. Şef, her zamanki otoriter tavrıyla yanlarına geldi. "Jones! Brown! Hala burada ne yapıyorsunuz? Adli tıp limandan yeni numuneler aldı ama çevre güvenliği ve antrepoların detaylı incelenmesi gerekiyor. Derhal limana gidin ve 4 numaralı antrepo çevresinde Carter'ın ayak izlerini sürün. Bu dava bekleyemez!"
Lisa ve David birbirlerine baktılar. Şef’e itiraz etmek imkansızdı. Tam o sırada masanın yanında, George’un eski yardımcısı Kevin belirdi. Kevin, her zamanki sakin ve yardımsever ifadesiyle onlara bakıyordu.
"Şef haklı, siz limana geçin," dedi Kevin dostça bir tavırla. "Eğer isterseniz kaseti ben teknik birime teslim edebilirim. George’un hatırası için ne gerekiyorsa yapmaya hazırım. Teknikteki çocuklarla aram iyidir, süreci hızlandırırım."
Lisa bir an tereddüt etti ama Kevin’ın George’a olan sadakatinden hiç şüphe duymamıştı. Kaseti Kevin’a uzattı. "Sağ ol Kevin. Bu kaset şu an elimizdeki tek somut şey olabilir. Lütfen dikkatli ol."
Kevin kaseti alıp cebine koyarken hafifçe gülümsedi. "Merak etme Lisa. George’un duymamızı istediği her şeyi en kısa sürede masanızda bulacaksınız. Siz limandaki işe odaklanın."
