İçeriğe geç

Üç Kalp Arasında

Bölüm 8 · 2 dk okuma

Üç Kalp Arasında

Bölüm 8

8. Bölüm: Kül (Final)

Maya’nın gidişinin üzerinden tam iki hafta geçmişti. İki hafta, iki yüz yıl gibi geçmişti. Okulda yüzümüze bile bakmıyor, koridorda karşılaştığımızda bizi birer hayaletmişiz gibi teğet geçiyordu. Haklıydı. En çok canını yakan şey Oliver’ın gidişi değil, benim ona attığım o sessiz kazıktı.

Oliver ise sürekli kapıma geliyor, Maya ile tamamen bittiğini, artık saklanacak bir şey kalmadığını söyleyip duruyordu. Ama bilmiyordu ki, o gittikten sonra geriye yaşanacak bir aşk kalmamıştı.

Yağmurlu bir salı akşamı, Oliver’ın ısrarlarına dayanamayıp okul çıkışındaki o parka son bir kez gittim. Hava buz gibiydi, çiseleyen yağmur tenimi ürpertiyordu. Oliver bankta oturmuş beni bekliyordu. Beni görünce hemen ayağa kalktı, gözlerinde her şeyi düzeltmek isteyen o umutlu ışık vardı.

"Geleceğini biliyordum," dedi, ceketini omuzlarıma atmaya çalışarak.

Geri çekildim. Ceketini kabul etmedim. "Konuşmak için geldim Oliver. Son kez."

Yüzündeki gülümseme yavaşça soldu. "Ne demek son kez Chloe? Maya her şeyi biliyor artık. Birbirimizden kaçmamıza gerek kalmadı."

Gözlerinin içine baktım. O yeşil gözler hâlâ çok güzeldi ama artık bana suçluluktan başka hiçbir şey hissettirmiydi.

"Anlamıyorsun değil mi?" dedim, sesim esen rüzgara karışırken. "Bizim bir 'biz' olma ihtimalimiz o gece Maya’nın gözyaşlarıyla birlikte o çakıl taşlarına gömüldü. Ben seni sevdiysem, Maya’yı canımdan çok sevdiğim için o aşkı hep gizli tuttum. **Sırf en yakın arkadaşın üşümesin diye, kendi yangınında sessizce kül olmayı seçersin bazen...** Ben o yangında kül olmayı çoktan kabul etmiştim Oliver. Ama sen o külü üfledin, bizi tamamen yok ettin."

"Chloe, ben seni seviyorum," diye fısıldadı, çaresizce elimi tutmaya çalışarak. "Bu bir hata değildi."

"Bu bir ihanetti," dedim, elimi ondan uzaklaştırarak. "Ve bir başkasının enkazı üzerine hiçbir mutluluk inşa edilmez. Eğer seninle olursam, sana her baktığımda Maya’nın o gecaki yüzünü göreceğim. Bunu kendime de, sana da yapamam."

Arkama döndüm. Parkın çıkışına doğru yürürken içimde garip bir hafiflik vardı. Ağlamıyordum. Kalbimdeki o ağır yükü, o imkansız aşkı ve onun getirdiği tüm suçluluk duygusunu o eski bankta, Oliver’ın yanında bırakmıştım.

Oliver arkamdan adımı seslendi ama durmadım. Yağmur şiddetini artırırken, o karanlık yolda yapayalnız yürüdüm. Bu hikayede hiç kimse kazanmamıştı belki; Maya arkadaşını kaybetmişti, Oliver aşkını... Bense her ikisini de.

Ama yürümeye devam ettim. Çünkü bazen küllerinden yeniden doğmak için, her şeyin tamamen yanıp bitmesi gerekirdi.

**S O N**

Kendi karakterimden nefret etmem normal mi?

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.