İçeriğe geç

Üç Kalp Arasında

Bölüm 4 · 2 dk okuma

Üç Kalp Arasında

Bölüm 4

4. Bölüm: İhanetin Kıyısı

Oliver’ın parmakları parmaklarımın arasındayken, zaman sanki gölün üzerindeki sis gibi donup kaldı. Söylediği kelimeler zihnimde yankılanıyordu: *"Sürekli seni düşünmekten yoruldum."*

Bu cümleyi rüyalarımda kaç kez duyduğumu ben bile unutmuştum. Ama şu an rüyada değildim. Esen sert rüzgar tenimi ürpertiyor, içeriden gelen bas sesleri göğsümde patlıyordu. Gerçekti. Oliver bana bakıyordu ve gözlerinde daha önce hiç görmediğim bir çaresizlik vardı.

"Oliver..." Sesim bir fısıltıdan farksızdı. Elimi yavaşça geri çekmeye çalıştım ama parmaklarını daha da sıktı. Canımı acıtmıyordu ama gitmeme de izin vermiyordu.

"Biliyorum," dedi, kafasını iki yana sallayarak. Sesindeki o suçluluk duygusunu görebiliyordum. "Ne düşündüğünü biliyorum Chloe. Berbat bir durum. Ben berbat biriyim. Maya bunu asla hak etmiyor ama... içimde bir şeyleri bastırmaktan gerçekten yoruldum. Sana yaklaştığımda benden neden kaçtığını biliyorum."

"Hiçbir şey bildiğin yok," dedim aniden. İçimdeki suçluluk duygusu bir anda öfkeye dönüştü. Elimi bu sefer hızla ondan kurtardım ve ayağa kalktım. İskelenin ucunda, ona tepeden bakarken bacaklarım titriyordu. "Sen Maya ile sevgilisin Oliver. Dört aydır onun elini tutuyorsun. Şimdi gelmiş bana ne anlatıyorsun?"

Oliver da ayağa kalktı. Aramızdaki o bir adımlık mesafe, sanki ucu bucağı olmayan bir uçurum gibiydi.

"Haklısın," dedi, sesini yükseltmeden. "Her kelimende haklısın. Ama Maya ile sevgili olmadan önce de sen vardın Chloe. Yazın, o sahilde sabaha kadar konuştuğumuzda, sana gitar çalmayı öğretirken... Ben o zaman da sana böyle bakıyordum. Sadece... senin beni sadece bir arkadaş olarak gördüğünü sandım. Maya bana açıldığında ise..."

"Maya sana açıldığında, sen de ona 'evet' dedin!" diye kestim lafını. Gözlerim dolmuştu, hıçkırmamak için dişlerimi birbirine bastırdım. "Çünkü en kolayı buydu. Şimdi ise beni suç ortağın yapmaya çalışıyorsun."

"Ben sadece dürüst olmaya çalışıyorum," dedi, bana doğru bir adım atarak. "Sana karşı dürüst olmak istedim."

"Bu dürüstlük değil, bencillik," dedim, bir adım geri kaçarak. İskelenin sonuna gelmiştim, bir adım daha atarsam göle düşecektim. "Maya içeride bizim için planlar yapıyor. Oliver ve Chloe, hayatımdaki en değerli iki insan diyor. Sen burada onun arkasından iş çeviriyorsun. Ben... ben bunu yapamam."

Arkama bile bakmadan iskeleden koşarak uzaklaştım. Ayaklarım beni nereye götürüyorsa oraya kaçıyordum. Bahçedeki kalabalığı, evin içindeki o boğucu ışıkları geçtim. Koridorda birine çarptım ama durup özür bile dilemedim. Tek istediğim buradan, ondan, bu durumdan uzaklaşmaktı.

Evin çıkış kapısına ulaştığımda, tam kapıyı açacakken bir el omzuma dokundu. Korkuyla arkama döndüm.

Karşımda Maya duruyordu. Gözleri hafifçe kısılmış, yüzündeki o neşeli ifadeden eser kalmamıştı. Doğrudan gözlerimin içine bakıyordu.

"Chloe?" dedi, sesi şüphe doluydu. "Nereden geliyorsun sen? Ve... gözlerin neden kıpkırmızı? Ağladın mı?"

Nefesim boğazımda düğümlendi. Arkamdan gelen ayak seslerini duyabiliyordum. Oliver’ın buraya doğru geldiğini biliyordum. Eğer birkaç saniye içinde mantıklı bir yalan uyduramazsam, her şey tam şu an, bu kapının önünde havaya uçacaktı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.